ANLAŞMALI BOŞANMA 7


ANLAŞMALI BOŞANMA
3 votes, 5.00 avg. rating (97% score)

Aile bir toplumun en küçük yapı taşıdır. Sağlıklı bir toplum huzurlu bir aile ortamıyla kurulur. Ailenin kurulması ise evlilikle mümkündür. Evlilik ise iki kişinin aile kurmak üzere belirli şartlarda bir araya gelmesidir. Ailenin Türk toplumundaki sosyolojik öneminin farkında olan kanun koyucu, evlenmenin şartlarını titizlikle hazırlamış ve taraflara evlilik birliğinde sorumluluklar ve ödevler yüklemiştir. Ancak zaman zaman eşler kanundan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davranmakta ve aile birliğini temelinden sarsmaktadır. Temelinden sarsılan aile birliğinin ise yasal olarak sona ermesine boşanma denir. Boşanma çekişmeli olup duruşmalarla nispeten daha uzun sürelerle görülebileceği gibi tarafların anlaşması ile de gerçekleşebilir. Ancak anlaşmalı boşanma bir takım şartlara bağlanmıştır. Şöyle ki;

ANLAŞMALI BOŞANMA ŞARTLARI

1) Anlaşmalı boşanma davasının gerçekleşebilmesi için öncelikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması gerekmektedir. Yargıtay HGK E:1992/2-199 K:1992/311 ve 6.5.1992 tarihli kararında ‘evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı’ olgusunun kanıtlanamamasını da anlaşmalı boşanma isteğinin reddinde gerekçe olarak göstermiştir.

2) Anlaşmalı boşanma için tarafların evlilikleri en az 1 yıl devam etmiş olmalıdır. 1 yıllık süre dolmadıysa anlaşmalı boşanma gerçekleşmez ancak dava reddedilmemektedir. Hâkim tarafların iddia ve savunmalarıyla boşanma sebeplerinin varlığını inceleyip, sebebin varlığı halinde ona dayanarak karar verir. 1 yıllık açısından bu sürenin birlikte geçirilmesi veya ayrı geçirilmesi hatta tarafların aynı evde hiç bulunmamaları fark yaratmayacaktır.

3) Anlaşmalı boşanma için tarafların evlilik birliğini sona erdirmek üzere her konuda anlaşmış olması gerekir. Yargıtay 2. HD E: 2012/25321 K: 2013/10648 ve 15.04.2013 tarihli kararında taraflardan birinin uzlaşma olmadığını beyan etmesi üzerine davanın çekişmeli hale geldiğini belirtmiştir.

4) Taraflar duruşma günü mahkemede hazır bulunmaları anlaşmalı boşanma davasının en önemli şartlarındandır. Hâkim tarafları bizzat dinler ve iradelerinin hiçbir etki altında kalmadığına kanaat getirir. Yargıtay 2. Hukuk dairesi E:2012/23500 K:2012/27564 ve 19.11.2012 tarihli kararında davalının davacı tarafından tehdit ve baskı altında olması nedeniyle serbest iradesiyle anlaşma yapmış olmadığından anlaşmalı boşanma talebini kabul etmemiştir. Ayrıca 2.HD E:1989/10658 K:1190/2000 ve 19.02.1990 tarihli kararında tarafların mahkemede hazır bulunmadıkları ve kendilerini vekille temsil ettirdikleri dolayısıyla anlaşmalı boşanma isteğinin tarafların serbest iradelerinin eseri olduğundan söz etmenin mümkün olmadığına karar vermiştir. Önceden anlaşmalı boşanma protokolünü imzalayan taraf hâkim önünde boşanmak istemediğini beyan ederse anlaşmalı boşanma gerçekleşmeyecektir.

5) Hâkimin taraflarda anlaşılan hususları uygun bulması şarttır. Çocuk(lar)ınve tarafların menfaatleri gerekiyorsa gerekli değişiklikleri yapabilir. Yargıtay 2. HD E:1995/1064 K:1995/11879 ve0 9.11. 1995 tarihli kararında anlaşmalı boşanma taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıkları halledecek nitelikte olmasını ve hükmü buna göre kurulmasını açıkça belirtmiştir. Taraflar hâkimin uygun bulduğu değişiklikleri kabul etmezse dava çekişmeli boşanma olarak devam eder.

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ

Anlaşmalı boşanma davasında delil göstermeye gerek yoktur. Hâkim süreleri ve boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumunu inceleyecektir. Boşanmanın şartlarının gerçekleştiğine kanaat getirirse boşanma gerçekleşir. Boşanmanın ne kadar süreceği anlaşmanın içeriğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Genellikle bir – iki duruşma sonunda karar verilmektedir.  Anlaşmalı boşanma dilekçesi Aile Mahkemesine verilmelidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde ise genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılmalıdır. Kesin yetki hali söz konusu olmadığından her yerde açılabilir. Boşanma kararı kesinleşince karar mahkemenin bulunduğu yer nüfus müdürlüğüne gönderilir ve tarafların nüfus kütüğüne işlenir. Bu işlemden sonra taraflar nüfus müdürlüklerinden güncel nüfus cüzdanlarını alabilir.

ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ 

1) Anlaşmalı boşanma isteyen tarafların hazırlayacakları protokolde isim, TC kimlik numarası gibi kimlik bilgilerinin açıkça bulunması gerekir. 1 yıllık şartın sağlandığının hesaplanması açısından evlilik tarihleri de protokolde yer almalıdır. Anlaşmalı boşanma iradesi açıkça ortaya konmalıdır. Taraflar bu protokolü üzerinde münazara ederek birlikte oluşturabilecekleri gibi taraflardan birinin açtığı boşanma davasını diğer tarafın kabulü ve anlaşmalı boşanma saikiyla hareket etmesiyle de mümkündür. Her halde tarafların anlaşmalı boşanma konusunda mutabık kaldıkları aksi anlaşılamaz şekilde belirtilmelidir.

2) Tarafların bu evlilikten müşterek çocukları varsa bu çocukların doğum tarihi ve ismi belirtilerek protokole yazılması gerekir. Zira ele alınan en önemli konulardan biri çocukların velayetidir. Müşterek çocuğun velayetinin kimde kalacağı açıkça düzenlenmelidir. Yargıtay 2. HD E:2014/13795 K:2014/24743 ve 4.12.2014 tarihli kararında mahkemece, sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlanan raporda çocuğun yaşı itibarıyla anneye verilmesi yönündeki görüşü tarafların kabul ettiği gerekçesiyle velayet anneye verilmişse de duruşma tutanağında davacı ve davalının velayeti istediği dolayısıyla bir anlaşmanın olmadığı görülmüştür. Bu durumda velayet konusunda tarafların delilleri toplanıp sonuca göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

3) Müşterek çocuğun velayeti kendisinde olmayan tarafın çocukla ne zaman, nerede, nasıl görüşeceği açıkça belirlenmelidir. Hafta sonları, dini bayramlar, milli bayramlar, yılbaşı, kış sömestr tatili, yaz tatilleri veya taraflarca belirlenen diğer zamanlarda hangi saatler arasında ve nerede görüşmenin yapılacağı açıkça belirtilmelidir. Bu belirlemede çocuğun üstün yararı gözetilecektir. Çocuğun eğitimini aksatmayan, kendi hayatını ikiye bölmesine gerek bırakmayan ve psikolojisini olumsuz etkilemeyecek zaman dilimleri belirlenmelidir. Yargıtay 2HD E:2013/21567 K: 2014/3915 ve 26.2.2014 tarihli kararında tarafların çocuğun velayetinin anneye verilmesini kabul etmelerine rağmen küçükle baba arasında düzenleme yapmayıp konuyu hâkimin takdirine bırakmaları bozma kararına neden olmuştur. Hâkimin bu hususta taraflardan kabul ettikleri bir düzenleme istemesi, kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması veya gerekli gördüğü değişikliklerin taraflarca kabulü halinde buna uygun kişisel ilişki düzenlemesine gitmesin gerekir. Hâkim kişisel ilişkiye dair düzenleme konusunda taraflardan beyan almaksızın hüküm kuramaz.

4) Çocuğun velayeti kendisinde olmayan tarafın iştirak nafakası ödeyip ödemeyeceği, ödeyecekse ne kadar miktar ödeyeceği, gelir düzeyi ve çocuğun ihtiyaçları gözetilip belirtilmelidir. Bu nafakaya artış miktarı eklenebilir. Örneğin ‘Ödenecek iştirak nafakası bedeli her yılın 1 Ocak tarihinde geçen yılın TÜFE oranında arttırılacaktır.’  Ödeme şekli de belirlenmelidir. Bankada açılacak hesaba yatırılması veya farklı ödeme şekilleri tarafların iradesine göre gündeme gelebilir. İştirak nafakasında gelecekte meydana gelebilecek durumlar ve çocuğun menfaatleri göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuğun özel sağlık poliçeleri, eğitim masrafları, tekstil giderleri gibi ihtiyaçları bu nafakanın belirlenmesinde rol oynar.  Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka talep etmemelerine rağmen velayeti kendisine verilen taraf iştirak nafakası talep edebilmelidir. Davacının anlaşmalı boşanmada çocuk için iştirak nafakası istememesi çocuğun hakkı olan eğitim ve öğretimi sağlayacak yardımın istenmesine engel değildir. ( Gerekçe: Y 2.HD E:1998/10493 K:1998/10861 ve 14.10.1998 tarihli kararı)

5) Protokolde tarafların birbirinden yoksulluk nafakası talep edip etmediği, ettiyse bu nafakanın miktarı belirtilmelidir. Ödeme şekli ve artış oranları da yer almalıdır. Tarafların maddi durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim istem üzerine nafaka miktarını yenden belirler. Anlaşmalı boşanma protokolünde belirtilen artış oranı böyle hakkaniyetin gerektirdiği şekilde durumun değişmesi söz konusu olmadan ihlal edilemez, farklı oran kabul edilemez. (Gerekçe: Y2HD E:2014/12403 K:2014/19006 ve 1.10.2014 tarihli karar) Ayrıca protokolde yoksulluk nafakasından feragat eden taraf sonradan nafakayı talep edemez. (Y3HD E:2015/1220 K:2015/3087 ve 26.2.2015 tarihli karar)

6) Tarafların maddi-manevi tazminat talepleri açıkça düzenlenmelidir. Böyle bir talepte bulunmayacaklarsa, maddi manevi tazminat taleplerinin bulunmadığı belirtilir. Talep varsa, miktar ve ödeme şekli de belirtilecektir. Tazminat hakkı saklı tutularak anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Çünkü tazminatın saklı tutulması bu konuda ihtilafın olduğu, çözümünün ileriye bırakıldığını gösterir. Anlaşmalı boşanma davasında boşanmanın mali sonuçlarıyla ilgili olarak taraf anlaşması dışında mahkemenin herhangi bir takdir hakkı yoktur. Bu konuya ait anlaşma mahkemece uygun bulunmuyorsa hâkim taraflardan gerekli gördüğü değişiklikleri yapmalarını ister ve onların kabulüyle boşanmaya karar verebilir. Mahkeme kendisini taraf yerine koyarak kendi takdirine göre maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedemez. (Gerekçe: Y 2.HD E:1991/10499 K:1991/14491 ve 21.11.1991 tarihli kararı)

7) Taraflar anlaşmalı boşanma protokolü yaparken aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan mallar bakımından anlaşabilirler. Doktrindeki baskın görüş gereği mal rejimiyle ilgili davalar boşanmanın eki niteliğinde değil, onlardan bağımsızdır. Dolayısıyla protokolde bu husus hakkında anlaşma olmaması anlaşmalı boşanmaya etki etmez. Bununla birlikte tarafların anlaşmalı boşanma protokolü yaparken aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan mallar bakımından anlaşmalarına engel bir hüküm bulunmamaktadır. Örneğin ev eşyalarından, beyaz eşyalardan, taşınır-taşınmaz mallardan bir isteğim yoktur şeklinde ifadelerle protokol yapabilirler. Katkı, katılma ve değer artış payı istediklerine ilişkin ifadenin protokolde mutlaka bulunması gerekir. Taraflar protokolde birbirinden mal talebinde bulunmayacağı hususunu belirleseler de ‘mal’ teriminin tüm taşınır ve taşınmazları kapsadığını kabul etmek mal rejimi davalarının ruhuna aykırıdır. Ayrıca bu husus mal talebinden feragat anlamına gelmemektedir. ( Gerekçe: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E:2013/9389 K: 2014/4769 ve 20.3.2014 tarihli kararı) Tarafların protokolde belirttikleri hususlarda tam bir anlaşmaya varmaları gerekir. Paylaşılacak mal gayrimenkulse tapu bilgileri, otomobil ise araç ruhsatı sunulmalı, menkul mallarınsa nasıl paylaşılacağı açıkça belirtilmelidir.

8) Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ödenip ödenmeyeceği de protokolde belirtilmelidir. Vekâlet ücreti dava vekil aracılığıyla yürütülüyorsa talep edilebilir.

9) Boşanma kararı verilmesi halinde, her iki tarafın veya vekilleri mahkemeye temyizden vazgeçtiklerine dair dilekçe vererek, boşanma kararını kesinleştirebileceklerdir.

10) Yapılan protokolde belirtilen taleplerden başka tarafların birbirinden başka bir talebinin olmadığı açıkça belirtilmelidir. Protokolün madde sayısı, tarihi de belirtilip taraflarca imzalanmalıdır.

Av. Halil İbrahim ÇELİK – Merve ARABACI


Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


4 + = beş

7 thoughts on “ANLAŞMALI BOŞANMA