Yazar arşivleri: Av. Halil İbrahim ÇELİK

istimlak ( Kamulaştırma) Davaları Av. Halil İbrahim ÇELİK

İstimlak ve Kamulaştırma

İstimlak sözcüğü Arapça kökenli bir kelime olup bir kişiye ait taşınmazın devlet tarafından kamu yararına satın alınması diğer bir ismiyle kamulaştırma olarak nitelendirilir. Devlet imar politikaları doğrultusunda bir taşınmaz sahibinden satın alınarak kamulaştırma işlemi gerçekleştirilebilir.

İstimlak Nedir? Kamulaştırma Nasıl Yapılır?

Bir taşınmaza ilişkin yapılacak olan kamulaştırma işlemi Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri, Belediyeler gibi devlet kurum ve kuruluşlarınca yapılabilmektedir. İstimlak ( kamulaştırma) yapılmasının temel amacı kamu yararı olup, otoyol, köprü, kavşak, gölet, kentsel dönüşüm, parklar, bahçeler, metro, tramvay, alt ve üst geçit gibi farklı imar planlarıyla istimlakı (kamulaştırma) yapılabilmektedir.

İstimlak Bedeli (Kamulaştırma Bedeli) Nasıl Hesaplanır?

Kamulaştırma yapılacak bölgede yer alan taşınmazın bedeli hesaplanırken, taşınmazın cinsi, taşınmazın niteliği, taşınmazın yüzölçümü, taşınmazın değerini belirleyen tüm diğer unsurlar göz önüne alınarak istimlak bedeli, kamulaştırmanın yapılacağı tarihteki resmi kurumlar tarafından yapılan kıymet takdiri, kamulaştırma öncesi özel amacı olmadan yapılan emsal satışların değerleri, resmi birim fiyatları, yapı maliyet hesaplamaları, yıpranma payları ve objektif ölçüler esas alınarak oluşturulan raporlar gibi bir çok husus belirleyici olmaktadır.

Kamulaştırma İşlemine İtiraz Davası

Kamulaştırma işlemi yapılacak taşınmazın sahibi tarafından tebligat gününden ayrıca kendilerine tebligat yapılmayan kişilere tebligat yerine sayılan mahkemece gazetede yapılmış ilan tarihinden başlayarak 30 gün içerisinde kamulaştırma işlemine itiraz ve kamulaştırmanın iptali davası açabilmektedir. İdari yargıda açılacak hukuki itilaflara ilişkin davalar öncelikli olarak görülmektedir. İtşirak halinde ya da müşterek mülkiyette, pay sahibi kişilerin de dava açma hakları bulunur.

Kamulaştırma işlemine karşı dava açılabilmesi için, işlemin bir bütün halinde tekemmül etmesi gerekmektedir. İşlemin tekemmül etmesi, yasada belirtilmiş aşamaların hepsinin tamamlanmış olması ve idarece açılan istimlak bedeli tespiti ve tescil davası dilekçesinin kayıt malikine tebliğ edilmesi ile mümkündür. Bu süreçlerin yerine getirilmediği durumlarda kamulaştırma işleminin iptali davası dinlenmez.

İstimlak Bedeline İtiraz Nasıl Yapılır?

Devlet ya da kamu tüzel kişileri, imar politikaları doğrultusunda istimlak (kamulaştırma) işlemini, bedeli karşılığında gerçekleştirebilmektedir. Fakat kimi zaman istimlak bedeli ( kamulaştırma bedeli) ile ilgili hukuki itilaflar söz konusu olmaktadır. Bu gibi durumlarda taşınmazı kamulaştırılan kişiler bedeline itiraz hakkına sahip olabilmektedir. Kamulaştırma bedeline itiraz etmek isteyen kişiler 30 gün içerisinde asliye hukuk mahkemesine başvuru yapmalıdırlar.

Kamulaştırma Avukatı İstanbul

Hukuk büromuz kamulaştırma sürecinde yaşanılan hukuki itilafların çözümü ve yaşanabilecek hak kayıplarının  önlenmesi adına hizmet vermekte olup, müvekkillerinin kamulaştırma iptali, kamulaştırma bedeline itiraz edilmesi, acele kamulaştırmasız el atma, acele kamulaştırma gibi konularda maddi ve manevi anlamda zarar görmelerini engellemek amacıyla hareket etmektedir.

Çiftlik Bank Mağdurları Ne Yapmalı?

Çiftlik Bank Mağdurları Ne Yapmalı?

Bilindiği gibi çiftlik bank yatırımcılarından topladığı sermaye ile reel hayvancılık sektöründe yüksek kazançlar vaat ederek binlerce kişinin mağdur olmasına sebep olan bir iş modeli olarak son iki yıldır faaliyet göstermektedir. Fakat son dönemde şirketin zarar ettiği ve şirket sahibinin mağdurlarının paralarıyla birlikte yurt dışına kaçtığı medyada sık sık gündeme gelmeye başladı. Peki Çiftlik Bank Mağdurları yatırdıkları paraları geri alabilmek için ne yapmalıdır?

Çiftlik Bank Mağdurları Ne Yapmalı?

Öncelikle yüksek kazançlar vaat eden çiftlik bank şirketinin Türk Ceza Kanunu Kapsamında Nitelikli Dolandırıcılık Suçu işlediği ve cezai yaptırım uygulanması adına mağdurların suç duyurusunda bulunmaları gereklidir.

Çiftlik bank mağdurları için şirket yetkililerinin ceza almasının yanı sıra, yatırdıkları paraları geri almaları da önemli bir husustur. Bu noktada bireyler alacakların tahsiline ilişkin icra yoluna başvurmalıdır.

Her ne kadar çiftlik banktan ödeme alan kişiler olsa da sonuç itibariyle binlerce kişi, şirket tarafından dolandırılmış olup dolandırılan kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi ve yatırılan paraların geri alınması için doğru adımların atılması önemlidir. Medyada yer alan haberlere göre onbinlerce kişi çiftlik bank dolandırıcılığı sebebiyle maddi ve manevi olarak mağduriyet yaşamaktadır.

Çiftlik bank şirketinin ofisini kapatmış olması nedeniyle mağdurlar alacakların tahsili konusunda sıkıntılar yaşamaktadır ve kendilerine muhatap bulamamaktadır. Burada yapılması gereken ceza hukuku ve icra hukuku alanlarında çalışan bir avukattan destek alınmalıdır.

Çiftlik Bank Mağdurları Paralarını Geri Alabilecekler Mi?

Her ne kadar şirket sahibinin bir miktar para ile yurt dışına kaçtığı iddiası ortaya atılmış olsa bile, şirketin varlıkları ve somut yatırımları (büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, tesisler, şirket malları…) bulunduğundan dolayı, icra yoluyla bunların satışı gerçekleştirildikten sonra mağdurların paralarını geri alma olasılıkları vardır.  Öyle ki çok fazla sayıda potansiyel mağdurun olması nedeniyle, icra işlemlerinin hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması, mağduriyetin giderilmesi ihtimalini de yükseltir.

Çiftlik Bank mağdurları Avukatı

Binlerce kişinin dolandırıldığı çiftlik bank olayıyla ilgili bireyler hukuki süreci en kısa sürede başlatarak mağduriyetlerinin giderilmesi adına adım atmalıdırlar. Çiftlik bank mağdurları avukat tutarak sürecin hem hukuki itilafların çözümünü hem de işlemlerin hızlı bir şekilde sonuçlandırılması sağlayabilirler.

E-Spor Hukuku Av. Halil İbrahim ÇELİK

E-Spor Hukuku Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Birçok insan için hobi olan bilgisayar oyunları son birkaç yılda elektronik spor olarak tanımlanan bir sektör doğurmuş ve artık standart spor müsabakaları gibi turnuvalar düzenlenir hale gelmiştir.  Halihazırda bilgisayar ve konsol oyunlarının ekonomik hacmi  1 milyar doların üzerindeyken bu oyunların profesyonel manada oynandığı e-spor turnuvaları ise neredeyse 1 milyar dolarlık ekonomik hacme ulaşmıştır. Bu turnuvalarda verilen para ödülleri ise artık milyon dolarlarla telaffuz edilmeye başlanmıştır. Görüleceği üzere başlangıçta neredeyse ebeveynlerin tamamı tarafından “çocukların gelişimine zarar veriyor(!)” denilen oyunlar standart bir meslekten çok daha ciddi ekonomik imkanlar sağlayan bir sektör haline gelmiştir.

Bu kadar ciddi ekonomik güce ulaşan bir sektörün kendine has hukuk kurallarının olmaması düşünülemez. Henüz oldukça yeni olan e-spor endüstrisinin hukuki zemini için yeni yeni hazırlıklar yapılmaktadır. E-sporu hukuki mevzuatına sokan ilk ülke Fransa’dır. Fransa 2016 tarihinde yaptığı meclis düzenlemesi ile e-spora yasal zemin veren ilk ülke olmuştur.

Fransa’da kabul edilen yasa e-spor karşılaşmalarını 2 oyuncu veya takımın skor ve galibiyet için çekişmesi olarak tanımlamıştır. Bu tanım geniş çerçevede bireysel veya takım odaklı bütün spor dallarının ortak tanımı olarak gösterilebilir. Bu tanım ile e-spor kendisini futbol, basketbol ve tenis gibi takım sporları ile aynı klasmana sokmuştur. Bu tanımın diğer bir önemi ise e-sporun artık kumar yahut bahis organizasyonu sayılmasının önüne geçilmiştir.

E-spor yarışmacıları ise bir şirket veya takımla ücret kazanma amaçlı resmi bir sözleşme imzalayan profesyonel maaşlı yarışmacı olarak tanımlanmıştır. Fransa’da profesyonel oyuncuların minimum 1 yıl maksimum ise 5 yıllık sözleşme imzalayacakları kabul edilmiştir. Ayrıca hangi şekilde yapılacağı da hüküm altına alınmıştır. Bu sözleşmelerin haksız gerekçeleri tek taraflı feshedilmeleri de geçersiz sayılmıştır. Burada asıl büyük husus ise e-sporculara işsizlik maaşı ve emeklilik gibi sigorta güvencelerinin sağlanmış olmasıdır. Sırf bu madde ile e-sporun artık tam anlamıyla bir spor dalı sayıldığının kabulü gerekmektedir. Bu yasa ile yavaş yavaş sözleşmelerin çerçevesi de çizilmeye başlanmıştır. Ayrıca bu yasa ile e-sporcuların kazandığı bu statü ile vize almalarının önündeki engeller de kaldırılmıştır.

Burada bir de Güney Kore örneğinden bahsetmekte fayda var. Her ne kadar Fransa gibi resmi bir kanun çıkarılmamış olsa da e-spora hukuki altyapıyı henüz daha 2000 yılında hazırlayan Güney Kore’yi bu işin öncüsü sayabiliriz. Güney Kore’de e-spora ilişkin hukuki altyapı bir dernek tarafından hazırlanmıştır. Bu dernek resmi kurumlar tarafından da kabul edilmiş bir dernektir. Bu dernek doğrudan turnuva düzenlememekte ancak turnuva düzenleyen kişilere lisans vererek oyunları denetlemekte ve hakem görevlendirmektedir. E-sporcuların lisanslarını da bu dernek vermektedir.

Ülkemizde ise oldukça erken sayılabilecek bir tarih olan 2011 yılında Türkiye Dijital Oyunlar Federasyonu kurulmuş ancak 2013 yılında lağvedilerek Gelişmekte Olan Sporlar Federasyonu’na bağlanmıştır. Bu federasyonda asbaşkanlık olarak temsil edilmektedir. Bu nedenle yasal manada henüz bir altyapı olduğundan bahsetmemiz pek mümkün değil.

Türkiye’de herhangi bir mevzuat olmamasına rağmen e-sporcuların herhangi bir hukuki korumalarının olmadığını iddia etmek pek mümkün değil. Türkiye’de e-sporcular Borçlar Kanunu ve İş Kanunu uyarınca işçi statüsündedirler ve işçilerin bütün hukuki korumalarına sahiptirler. Bu uygulamanın Dünya’da e-spor sektörünü yöneten Riot Games’in kurallarından önemli manada farkı bulunmaktadır. Şöyleki Riot Games sadece en üst ligde oynayan e-sporcuları profesyonel saymışken Türk Hukuku’na göre bir e-sporcunun ücret alması profesyonel sayılması için yeterlidir. Zira ücret aldığı anda kanunun sağladığı hukuki korumalardan yararlanacaktır.

E-Spor Hukuku Av. Halil İbrahim ÇELİK

E-spor Hukuku, Fikri Mülkiyet Hakkı, Sponsorlar ve Teknoloji Partnerliği

E-Spor müsabakaları, organizasyonlar, turnuvalar ile birlikte bir çok hukuki ilişki de kurulmuş olmaktadır. Oynanan oyunların fikri mülkiyet hakları açısından oyun şirketleri ve dağıtıcı şirketler ile yapılması gereken hukuki sözleşmeler, yayıncı kuruluşlar ile yapılacak sözleşmeler, e-spor oyuncuları ve takımlar arasında yapılacak olan sözleşmeler, takımlar ile sponsorlar veya teknoloji partnerliği olarak adlandırabileceğimiz destekleyici şirketler ile oyuncular ya da takımlar arasındaki sözleşmeler E-Spor Hukuku kapsamında değerlendirilmektedir. Burada tüm hukuki ilişkilerin doğru bir şekilde kurulması bu tür organizasyonlarda hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından önemlidir. Zira e-spor her geçen gün büyüyen bir spor dalı olmakla birlikte bu organizasyonlar için harcanan bütçeler de oldukça yüksek olmaktadır.

E-Spor Hukuku ve E-spor Hukuku Avukatı Neler Yapar?

E spor oyuncularının sponsorluk veya takım sözleşmelerinin düzenlenmesi ve ilişkilerin düzenlenmesine dair hukuki altyapının kurulması.

E-spor alanında karşılaşılabilecek doping ya da disiplin yaptırımları gibi cezalara karşı e-sporcuların haklarının korunması.

E-spor oyuncularının iş ve sosyal güvenlik hakları ile fikri mülkiyet ve vergi hukuku kapsamındaki haklarının korunması ve bu hakların savunulması.

E-Spor Takımları ve Oyuncuları ile E-Spor Destekleyicileri arasındaki Sponsorluk Sözleşmelerinin hazırlanması, sponsorluk ve destek kapsamının belirlenmesi, dijital ortaklıkların hukuki altyapısının düzenlenmesi

E-spor organizasyonlarının hukuki çerçevesinin belirlenmesi, organizasyonu yapanlar ile yayıncı kuruluşlar, takımlar ve e-spor oyuncuları arasındaki sözleşmelerin düzenlenmesi

Tüm digital oyunlar ve e-spor organizasyonlarının ulusal ya da uluslar arası düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar açısından bütünlük doğru yönetim ve etkinliği amaçlayan kurallar dahilinde yönetilmesine hukuki açıdan katkı sağlamak.

E-spor organizasyonlarının şeffaflığını ve doğruluğunu tehlikeye atabilecek her türlü hile, doping, şike… gibi cezai yaptırıma neden olacak eylemlere karşı hukuki zeminin doğru bir şekilde kurulmasının sağlanması.

Gayrimenkul Avukatı

Gayrimenkul Avukatı

Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku, son yıllarda kentsel dönüşümün süreçlerinde yaşanılan artışa bağlı olarak gerek gayrimenkul sahiplerinin gerekse de inşaat ve müteahhitlik şirketlerinin yaşadıkları anlaşmazlıklara çözüm üreten hukuk dalıdır. Gayrimenkul avukatı olarak hizmet veren kişiler, bu alanda gayrimenkul alım ve satım sözleşmelerinin ya da satış vaadi sözleşmelerinin sürecini yürütmenin yanı sıra, kira sözleşmeleri, inşaat ruhsatı ve iskan izinleri, ipotek sözleşmeleri, kat irtifakı sözleşmeleri, tapu işlemleri, inşaat sözleşmeleri, bina yönetimi ve site yönetimi sözleşmeleri, proje yönetimi sözleşmeleri, AVM yönetimi sözleşmeleri, lisans sözleşmeleri, aracılık, yabancıların mülk edinmesi, Gayrimenkul yatırım ortaklıklarına ilişkin işlemler ve sözleşmeler … gibi bir çok hukuki işlemi yerine getirebilmektedir.

Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku Avukatı

Gayrimenkul Avukatı İstanbul

Hukuk Büromuz, Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku alanında uzmanlaşmış kadromuz ile söz konusu hususlarda yaşanabilecek hak kayıplarının telafisi noktasında ya da önleyici hukuk hizmeti vermektedir. Taşınmazların konu olduğu davalarda hukuki bilgi ve tecrübe hak kaybı yaşanmasının önüne geçebilmektedir. Bu sebeple gayrimenkul ve inşaat hukuku alanında yaşanabilecek itilafların çözümü noktasında uzman biri gayrimenkul avukatı tarafından destek alınması ve sürecin profesyonel olarak çözümünü ifade edecektir.

Gayrimenkul ve inşaat hukukuna konu olan uzlaşmazlıklar sonucu mağdur kişiler büyük meblağlarda maddi kayba uğrayabilmektedir. Bu nedenle taşınmazlara ilişkin dava süreçlerinde, uzman bir gayrimenkul avukatı tarafından hukuki danışmanlık alınması hatta sürecin gayrimenkul avukatları ile yürütülmesi mutlak fayda sağlamaktadır.

Gayrimenkul Avukatı Ne Yapar?

Konut, İşyeri, Arsa… gibi taşınmazlar ile ilgili olarak ortaya çıkacak davalarda davanın konusunu oluşturan hukuki itilafların çözümü görevini üstlenen gayrimenkul avukatı aynı zamanda olası hak kayıplarının önlenmesi adına önleyici hukuk hizmeti de sağlamaktadır. Uzman bir gayrimenkul avukatı, satış vaadi sözleşmesi, alım ve satım sözleşmeleri, kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan sorunların çözümü, kira sözleşmesinin hazırlanması, kentsel dönüşüm hukuku, ipotek ve rehin tesisi, yabancıların gayrimenkul edinmesi, tapu işlemleri gibi taşınmazların konu olduğu bir çok uzlaşmazlıkta hukuki destek sağlamaktadır.
Bu noktada gayrimenkul avukatı müvekkillerinin yalnızca dava sürecinde yaşadıkları hak kayıplarının telafisini sağlamakla kalmaz, diğer yandan ileriki dönemde yaşanması muhtemel hukuki sorunların engellenmesi adına da önleyici hukuk hizmeti vermektedir. İlerde gerçekleşebilecek sorunlara ilişkin sözleşme hazırlanması, bu sözleşmelerin denetlenmesi ve uygulanması adına da gerek bireylere gerekse de şirketlere hukuk hizmeti vermektedir.

  • Kira Sözleşmelerinin Hazırlanması ve Kiracıların Tahliyesi (Tahliye Davası)
  • Gayrimenkullere ilişkin tapu iptal ve tescil davası
  • Gayrimenkul Ortaklığının Giderilmesi (izale-i şuyu)
  • Yabancıların Gayrimenkul Edinmesi
Kredi Kartı Kopyalama Suçu ve cezası

Kredi Kartı Kopyalama Suçu

Kredi kartı kopyalama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Dolandırıcılığın nitelikli hali olarak karşımıza çıkan bu suç, Türk Ceza Kanunu 158. Maddenin F bendinde açıkça ifade edilmiş olup, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının kullanılması suretiyle işlenmektedir.

Kredi Kartı Kopyalama Suçu ve cezası

Kredi Kartı Kopyalama Suçu Nedir?

Günümüzde gelişen teknolojiler ile birlikte kredi kartları ve banka kartları giderek nakit para kullanımının yerini almaktadır. Banka ve kredi kartları hem daha kolay kullanım hem güvenli olmaları nedeniyle tercih edilebilmektedir. Fakat gelişen teknolojiyle birlikte kolaylık sağlaması gereken bu tür yenilikler kimi zaman olumsuz sonuçlar da doğurabilmektedir. Kredi kartı kopyalama suçu  bu tür olumsuzluklardan birisi olup kişiler kredi kartının kopyalamasından dolayı maddi ve manevi zarara uğrayabilmektedir.

Kredi kartı kopyalanması, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olup banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçuyla ilişkili olsa da TCK 157. Maddesine göre dolandırıcılık suçudur. Suçun işleniş biçimi itibariyle nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilen söz konusu davranışın cezası da basit dolandırıcılık olmayıp nitelikli dolandırıcılık cezası kapsamında yer almaktadır.

 

Kredi Kartı Kopyalamanın Cezası Ne Kadar?

Kredi kartı kopyalayan kişi, kendisine veya bir başkasına yarar sağlama amacıyla bu suçu işlemektedir. Suçun oluştuğundan bahsedebilmek için yararın sağlanmış olması bir başka değişle kredi kartı kopyalama işleminden sonra kartı kopyalanan kişi veya kişilerin bu eylemden zarar görmüş olması gerekir. Yani kredi kartı kopyalayan kişi için bu eylemin sadece kopyalama aşamasında olması durumunda suçun tamamlanmamış olması sebebiyle kredi kartı dolandırıcılığına teşebbüs söz konusudur ve suç henüz işlenmediği için suça teşebbüs cezası uygulanır.

Kredi kartı kopyalama suçu işleyen kişiler için söz konusu eylemde birden fazla suç unsuru bulunabilmektedir. Örneğin kredi kartının kopyalanması nitelikli dolandırıcılık iken, kopyalama işlemi de sahtecilik suçu kapsamındadır. Bu gibi durumlarda Türk Ceza Kanunu 48. Maddesi uyarınca kişi, işlediği bir fiilin birden fazla suç oluşturduğu durumlarda en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmaktadır.

Türk Ceza Kanunu 158. Maddede belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçu işleyen “kredi kartı kopyalama” fiilini gerçekleştiren kişi için söz konusu suçun alt ve üst sınırları dahilinde alınacak ceza hakim takdirinde olup, yargılama aşamasının doğru bir şekilde yürütülmesi cezanın boyutunu belirlemektedir. Bu suçu işleyen kişilerin Ceza Hukuku alanında uzman bir ceza avukatı ile süreci yürütmesi önerilir.

sigorta avukatı -sigorta hukuku avukatı

Sigorta Avukatı

Sigorta şirketleriyle yapılan sözleşmelerden kaynaklanan hukuki itilaflar ve sigorta uyuşmazlıkları gibi hususlarda bireyler sıklıkla hak kaybı yaşamaktadırlar.  Bu noktada sigorta avukatı olarak hizmet veren hukuk büromuz, sigorta alacağından doğan mağduriyetlerin giderilmesi adına, trafik kazası sigortası, sağlık ve emeklilik sigortası, hayat sigortası gibi sigorta sözleşmelerine bağlı uyuşmazlıkların çözümü açısından hizmet vermektedir.

sigorta avukatı -sigorta hukuku avukatı

Sigorta Avukatı ve Sigorta Hukuku

Sigorta sözleşmeleri kapsamında, sözleşmeden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin şirketler tarafından yerine getirilmediği durumlarda hukuki itilafların çözülmesi “sigorta hukuku”  dalı içerisinde yer almaktadır. Sigorta sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükler sigorta şirketleri ve sigorta yaptıran kişiler açısından bağlayıcı olup, her iki taraf da bu hak ve yükümlülüklere uymak durumundadır. Nasıl ki sigorta yaptıran kişi sigorta bedelini ve sigorta primlerini ödemiş ise aynı şekilde sigorta şirketinin de bu sözleşmeden doğan ekonomik sonuçları karşılaması hukuki açıdan gerekliliktir. Sigorta avukatı bu gibi itilafların çözümü noktasında müvekkillerinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesini amaç edinir. Hukuk büromuz olarak bizler, Sigorta Hukuku kapsamında meydana gelen anlaşmazlıkların ve itilafların çözümü için müvekkil odaklı hizmet vermekteyiz.

Sigorta avukatı olarak bizler, sigorta sözleşmelerinin hazırlanması, sigorta sözleşmelerinin feshi ya da sigorta sözleşmesinden cayma gibi işlemleri yürütmenin yanı sıra, sigorta şirketinin mağdur kişiye yönelik ödeyeceği bedelin tahsili, zarara neden olan kişilerden bu zararın tahsilinin yapılması, kaza, emeklilik,hayat ya da sağlık sigortası gibi poliçelerden doğan uyuşmazlıkların çözümü, sigorta şirketlerinden alacağın tahsil edilmesi işlemlerini yürütmekteyiz.

Sigorta firmalarının sözleşmeyle belirlenmiş zararları karşılamadığı durumlarda sigorta avukatı olarak hukuk büromuz bu alacağın ispatını ve tahsilini profesyonel bir şekilde yürütmektedir. Sigorta alacaklarının tahsili sancılı bir süreç olmakla birlikte, hukuki deneyim ve bilgi gerektirdiğinden sigorta alacağı olan bireyler sıklıkla hak kaybı yaşamaktadır. O nedenle hukuki sürecin doğru bir şekilde yürütülmesi sigorta mağdurlarına hem zaman hem de maddi anlamda avantaj sağlamaktadır.

Sigorta Avukatı Olarak Hangi Konularda Hizmet Vermekteyiz?

  • Hayat Sigortası ve Maluliyet Sigortası Davaları
  • Kasko ve Trafik Sigortası Tazminat Davaları
  • Sigorta Şirketlerinden Alacakların Tahsili ve Sigorta Şirketlerine Açılacak Tazminat Davaları
  • Yangın Sigortası Davaları
  • Hırsızlık Sigortası Davaları
  • Sağlık Sigortası Davaları
  • Ferdi Kaza Sigortası Davaları
  • Mallara ilişkin Sigorta Davaları
Ölen Kişinin Mal varlığı Nasıl Araştırılır?

Ölen Kişinin Mal Varlığı Nasıl Araştırılır?

Miras ile ilgili yaşanılan sorunlardan birisi de vefat eden kişinin mal varlığının öğrenilmesi konusunda Olmaktadır. Bu yazımızda ölen kişinin mal varlığı nasıl araştırılır, vefat edenin mal varlığını araştırma ve miras bırakan kişinin tüm mal varlıkları hakkında bilgi edinme konularına değineceğiz.

Ölen Kişinin Mal Varlığı Nasıl Araştırılır?

Vefat eden kişinin ne kadar mal varlığı olduğuna dair bilinmezliğin çözümü noktasında maalesef ortak bir bilgi havuzu olmadığından, mal varlığına ilişkin derin bir araştırma yapılması gerekmektedir. Taşınır veya taşınmaz mal varlıkları olduğu düşünülen tapu,banka şubesi vb yerlere tek tek başvuru yapılarak ancak çözüm bulunabilir. Ölen kişinin mal varlığı nasıl araştırılır diye merak eden kişilerin süreci doğru yürütmesi önemlidir. Zira mal varlığının tümüyle ortaya çıkarılamaması maddi anlamda kayıp yaşanmasına neden olabilmektedir.

Öncelikle vefat eden kişinin, ölüm belgesinin alınması gereklidir. Ölüm belgesinin alınmasından sonra ise mirasçılar mirasın olabileceğini düşündükleri kurumlara başvuru yaparak  vefat eden kişinin mal varlığı hakkında bilgi edinebilirler.

Bu noktada araştırma ve başvurular yazılı olarak yapılacaktır. Örneğin ölen kişinin mal varlığı olduğunu düşündüğünüz banka şubesine yazılı başvuru yapmanız ve cevabı yazılı olarak almanız gerekir. Mal varlığının nerede ve ne kadar olduğunun bilinmediği durumlarda tek tek farklı bankalara ve banka şubelerine başvuru yapılmalıdır.

Ölen kişinin mal varlığı nasıl araştırılır diye merak eden kişiler için bu süreç hem karmaşık hem de zorlu olabilmektedir. Zira birçok bürokratik işlemin doğru bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekecektir. Mal varlığının öğrenilmesi hakkında yapılacak en doğru hareket bu konuda uzman bir miras avukatı ile iletişime geçmeniz olacaktır.

Miras bırakan kişinin ne kadar mal varlığı olduğu kimi zaman net olmamaktadır. Bir çok bankada veya farklı bir çok tapu dairesinde mal varlığı olmasına rağmen  bu mal varlıklarının ne kadar olduğuna dair net bir bilgi sahibi olunmadığı durumlarda “ölen kişinin mal varlığının öğrenilmesi” durumu ortaya çıkmaktadır.

Ölen Kişinin Mal Varlığının Araştırılması” hakkında ayrıntılı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Vefat Eden Kişinin Mal Varlığının Öğrenilmesi Neden Önemlidir?

Mirasçılar açısından miras bırakan kişinin mal varlığının öğrenilmesi hem ne kadarlık bir mirasın olduğuna, hem de olası bir “mirasın borca batık olması” durumunun söz konusu olup olmadığına işaret eder. Miras kalan kişilerin ölen kişinin mal varlığının öğrenilmesi aşamasında kendisine bir değer mi yoksa bir borç mu bıraktığının bilinmesi gerekir. Olası bir borç bırakma durumunda bireylerin yasal sürelerde reddi miras davası açmaları açısından vefat eden kişinin mal varlığının öğrenilmesi elzemdir.

Kıdem Tazminatı Avukatı Halil İbrahim ÇELİK

Kıdem Tazminatı Avukatı

Kıdem tazminatı, ülkemizde iş güvencesinin temel unsurlarından birisi olup, kimler kıdem tazminatı alabilir diye merak edenler için “kıdem tazminatı şartları” yazımızda hangi durumlarda kıdem tazminatı alınabileceğine daha önce değinmiştik. Kıdem tazminatı alma şartlarını yerine getiren bireyler açısından bu süreçte herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına sürecin doğru bir şekilde yürütülmesi önemlidir. Zira kıdem tazminatının eksik alınması veya hiç alınmaması durumlarına oldukça sık rastlanmaktadır. Kimi zaman kıdem tazminatının yanlış hesaplanmasından kaynaklanan kimi zamanda işverenin kıdem tazminatını ödemekten imtina ettiği durumlarda bireyler hak kaybı yaşamaktadır. Kıdem tazminatı avukatı olarak hukuk büromuz, yaşanılan hak kayıplarının telafisi ya da hak kaybı yaşanmaması adına hizmet vermekteyiz.

Kıdem Tazminatı Avukatı Ne Yapar?

İş hukukunun tanımış olduğu kıdem tazminatı hakkının korunabilmesi için iş akdinin feshi sürecinde bireylerin olası hataları kıdem tazminatının yanmasına neden olabileceği gibi, kıdem tazminatı almaya hak kazanan kişiler açısından, kıdem tazminatı miktarının eksik veya hatalı hesaplanması bireylerin maddi kaybına neden olabilmektedir.
Kıdem tazminatı avukatı olarak hukuk büromuz işçinin yasal hakkı olan kıdem tazminatı hakkının korunması ve eksiksiz bir şekilde tahsil edilmesi adına müvekkillerine hizmet vermektedir. Kıdem tazminatı alma şartları ve kimlerin kıdem tazminatı alabileceğine daha önceki yazılarımızda değinmiştik. Bu noktada iş akdi sonlandırılan veya haklı gerekçeyle iş sözleşmesini feshetmek isteyen kişiler için kıdem tazminatından mahrum kalmamak için hukuki sürecin doğru bir şekilde yürütülmesi önemlidir.

Kıdem Tazminatımı Nasıl Alabilirim?

Hukuk büromuz, kıdem tazminatından yararlanmak isteyen bireylerin, bu haklarının korunması adına avukatlık hizmeti vermektedir. Kıdem tazminatımı nasıl alabilirim diyen bir kişi için öncelikle iş hukukunda belirtilen kıdem tazminatı alma şartlarını yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu şartların neler olduğunu “kıdem tazminatı alma şartları” yazımızdan okuyabilirsiniz. Kıdem tazminatı avukatı sizin yasal haklarınızın korunması ve olası hak kayıplarınızın önüne geçilmesi adına süreci doğru bir şekilde yürüterek, kıdem tazminatınızı almanıza yardımcı olmaktadır. İletişim sayfasından e-posta ile veya belirtilen telefon numarasından bize ulaşarak kıdem tazminatı hususunda avukatlık ya da danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.
Kıdem tazminatı ile ilgili diğer yazılarımız;

Kıdem Tazminatı Alma Şartları?

Taşeron İşçi Kıdem Tazminatı

İstifaya Zorlanan Kişi Kıdem Tazminatı Alabilir Mi?

İstifa Eden Kıdem Tazminatı Alabilir Mi?

Sigortası Düşük Gösterilen Kişi Kıdem Tazminatı Alabilir Mi?

Çekişmeli Boşanma

Çekişmeli Boşanma

Boşanma davaları usul açısından iki farklı şekilde görülmektedir. Bu dava türleri anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma davası olarak ayrılır. Çekişmeli boşanma davalarında eşlerden birisi boşanmayı istemeyeceği gibi, her iki taraf da boşanma arzusunda fakat boşanmanın maddi ve manevi sonuçlarında hem fikir olamayabilmektedir. Bu tür boşanma davaları çekişmeli boşanma davası ya da tek taraflı boşanma davası olarak ifade edilebilir.

Çekişmeli Boşanma Nedir

Çekişmeli Boşanma Nedir?

Çekişmeli boşanma, anlaşmalı boşanma davasından farklı yargılama usullerini gerektiren, davacının öne sürdüğü boşanma nedeninin ispatı ile boşanmanın gerçekleşeceği ve neticesinde, ortaya konulacak argümanlar ile nafaka velayet tazminat gibi hususların netleştirileceği boşanma davası türüdür.

Eşlerden Birisi Boşanmak istemezse Ne Olur?

Eşlerden birisinin boşanmak istememesi durumunda boşanmak isteyen çekişmeli olarak boşanma davası açarak öne süreceği hukuki sebebi ispat edip yasal olarak evliliğini sonlandırabilir. Burada yine anlaşmalı boşanmalardan farklı olarak, taraflardan birisinin boşanmak istemesi diğer eşin boşanmak istememesi söz konusu olacağından ortaya boşanmayı gerektiren bir neden sürülmesi gerekir. Medeni Kanun evlilik içerisinde hangi tutum ve davranışların boşanmaya sebep olarak gösterilebileceğini özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri şeklinde belirtmiştir. Eşlerden birisi boşanmak istemezse ne olur diye merak eden kişiler, söz konusu boşanma nedenlerinden birisine veya daha fazlasına sahip olması durumunda çekişmeli boşanma davası açarak evliliğini noktalayabilir.

tek taraflı boşanma davası

Tek Taraflı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanmak için mahkemeye başvuru yapılması ve bu hususta dava açılması gerekir. O yüzden boşanmak isteyen kişiler gerek anlaşmalı gerekse de çekişmeli boşanma olsun mutlaka süreci dava yolu ile sonuçlandırmak durumundadırlar. Çekişmeli boşanmalarda tek taraflı boşanma davası açılır. Yani davacı öne süreceği boşanma sebebi veya sebeplerini içeren bir dilekçeyle yetkili Aile Mahkemesine başvuru yapmalıdır. Hazırlanacak olan boşanma dilekçesi içerisinde davacı evlilik içerisinde boşanmaya neden olay veya olaylar dizisini hukuki çerçevede ele almalı ve boşanma sonrası taleplerini açıkça ifade etmelidir.

Tek taraflı boşanma davası nasıl açılır diye merak eden bireyler için yukarıda yetkili Aile Mahkemesinde davanın açılacağı konusunu belirttik. Burada görevli mahkeme ve yetkili mahkeme ayırdının doğru yapılması gerekir. Boşanma davalarında görevli mahkemeler Aile Mahkemesi olup Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.  Davalarda yetki ise, eşlerin son 6 aydır birlikte yaşadıkları, resmi ikamet adreslerinin bulunduğu yerin bağlı olduğu Aile Mahkemesidir. O yüzden davanın yetkili yerde açılması hususuna dikkat edilmesi gerekir.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer, Kaç Celse Sürer

Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? ( Kaç Celse Sürer)

Boşanma davalarında süreyi belirleyen temel hususlar vardır. Davanın açıldığı mahkemenin iş yoğunluğu, bu dava için öne sürülecek boşanma sebebi, boşanma sebebinin ispatı… gibi hususlar davanın seyrini belirleyen ana etmenlerdir. Burada tek taraflı boşanma davası açan kişi, bu süreci uzman bir boşanma avukatı ile yürüterek gerek en kısa sürede boşanmanın sonuçlanmasını sağlarken diğer yandan boşanma sonucu çocuğun velayeti, mal paylaşımı, nafaka ve tazminat konularında da hak kaybı yaşamanın önüne geçebilecektir.

Boşanma davaları yıllarca sürebilen bir dava türüdür. Davanın ne zaman sonuçlanacağı, davacının öne süreceği sebepleri ispatı ile mümkün olmaktadır. Aksi durumda davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirememesi boşanma davasının reddine sebep olacaktır. Boşanma davasının reddi gibi bir durumda ise, davacı aynı nedenle 3 yıl boşanma davası açamamaktadır.

Çekişmeli boşanma davaları ortalama 4 celse ile 6 celse arasında sürmekte olup, süre olarak mahkemenin iş yüküne göre dava süresi 8 ay ile 5 yıl arasında olabilmektedir. Burada tekrar belirtmek gerekir ki davanın en kısa sürede sonuçlandırılması tutulacak boşanma avukatından bağımsız olmayacaktır.

Çekişmeli Boşanma İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?

Çekişmeli boşanmalarda davanın açılması adına boşanma dilekçeli hazırlanması gerekmekle birlikte, dava içerisinde boşanma sebebinin ispatına ilişkin delil ve tanık listeleri, karşı dava dilekçesi, cevap dilekçesi… gibi bir çok hukuki belgenin hazırlanması gerekir. Mahkemeye sunulacak her belge davanın seyri açısından önemlidir o yüzden belgelerin hukuka uygun olarak hazırlanması ve gerekli sürelerde mahkemeye sunulması icap eder.

Çekişmeli Boşanmada Çocuğun Velayeti

Çekişmeli Boşanmada Çocuğun Velayeti

Boşanmalarda velayet, eşlerin en fazla çekişmeye düştükleri ve üzerinde mutabakat sağlayamadıkları hukuki sonuçlardan birisidir. İster anlaşmalı isterse de çekişmeli olsun boşanmalarda çocuğun velayetinin kime verileceğini belirleyen temel konu, çocuğun menfaatleridir. Burada hakim çocuğa annenin mi yoksa babanın mı daha iyi bir yaşam sunacağı, hangi ebeveynin çocuğa daha iyi bir gelecek hazırlayacağı… gibi hususları belirleyerek çocuğun velayetine karar verir.  Çekişmeli boşanma davalarında çocuğun velayetinin alınması için etkili bir dava süreci yürütülmesi önemlidir.

Çocuğun velayeti kararı verilirken hakim, çocuğun yaşına göre çocuğa sorular yöneltebileceği gibi, pedagog beyanlarıyla da velayetin belirlenmesini sağlayabilir.

Çekişmeli Boşanmada Nafaka

Çekişmeli Boşanmada Nafaka

Nafaka boşanma davası sürerken veya dava neticesinde eşlerden birisinin diğer eşe düzenli olarak ödeyeceği maddi yardımı ifade eder. Boşanmalarda 3 farklı nafaka türü olup bunlardan birisi dava sürerken ödenen tedbir nafakası olup diğer iki nafaka türü yoksulluk nafakası ve iştirak (çocuğun bakımı için ödenecek nafaka) nafaksı boşanmanın gerçekleşmesinden sonra ödenmektedir.

Çekişmeli Boşanmada Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası, davanın devam ettiği süre içerisinde  eşlerden maddi yoksunluğa düşecek olana ödenecek nafaka türü tedbir nafakasıdır ve bu nafaka davanın sonuçlanmasına kadar ödenir.

Çekişmeli Boşanmada Yoksulluk Nafakası

Tek taraflı boşanma davalarının sonucunda yoksulluk nafakası alınabilmesi için nafaka talep eden kişinin boşanmayı getiren olaylarda eşinden daha az kusura sahip olması ya da kusursuz olması gerekir. Diğer yandan boşanma sonrası maddi yoksunluğa düşecek veya yaşam standardında düşüş olacak kişi yoksulluk nafakası talep edebilmektedir.

Çekişmeli Boşanmada İştirak Nafakası

İştirak nafakası diğer bir adıyla çocuk bakım nafakası alabilmek için tek şart çocuğun velayetinin alınmış olmasıdır. Yani boşanmada velayeti alan ebeveyn çocuğun bakımı için karşı taraftan iştirak nafakası talep edebilir.

Çekişmeli Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat

Çekişmeli boşanmalarda tazminat talep edecek kişiler açısından maddi tazminat talep edebilmek için boşanmaya neden olan olaylarda tazminatı talep edecek kişinin eşinden daha az kusura sahip olması (veya kusursuz olması) ve boşanma nedeniyle maddi kayba uğraması gerekir. Manevi tazminatlarda ise boşanmayı getiren olaylarda kişilik hakları saldırıya uğrayan kişi boşanmada eşinden tazminat talep edebilmektedir.

Çekişmeli Boşanmalarda İspat Yükümlülüğü

Davacı boşanmak için bir takım hukuki sebepler öne sürmek durumundadır. Boşanma sebepleri kanunda özel ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Davacı öne süreci boşanma sebebini ispatla yükümlüdür. Eğer boşanma için belirtilen boşanma nedeni ispat edilemezse boşanma davası reddedilir.

Çekişmeli Boşanma Davasının Reddi

Boşanma davalarında öne sürülecek olan hukuki sebep, davacı tarafından ispat edilemez ise, hakim davayı reddetmektedir. Medeni Kanun, boşanma davasının reddi durumunda aynı nedenle 3 yıl tekrar boşanma davası açılamayacağına hükmeder. Örneğin aldatma nedeniyle boşanma davası açıldığını varsayarsak davacı, eşinin aldattığını ispat edemezse boşanma gerçekleşmez. Bu durumda tekrardan aldatma nedeniyle boşanma davası açabilmek için 3 yıl beklemesi gerekecektir.

Çekişmeli Boşanma Avukatı

Çekişmeli boşanma sürecinde avukat tutulması, eşlerin hali hazırda uzlaşmazlık içerisinde oldukları nafaka, tazminat, çocuğun velayeti, mal paylaşımı gibi konularda hak kaybı yaşanmasını engelleyecek hususların başında gelir. Burada boşanma avukatı müvekkilinin haklarının korunmasını sağlamanın yanı sıra, boşanma sürecinin zorluğunu göz önüne alarak davanın en kısa sürede sonuçlanmasını ve müvekkilinin hayatına kaldığı yerden devam edebilmesini sağlayacaktır.