BOŞANMA DAVASI AÇILMADAN NAFAKA TALEBİ 6


BOŞANMA DAVASI AÇILMADAN NAFAKA TALEBİ
1 vote, 5.00 avg. rating (94% score)

Türk toplumunun temeli ailedir. Medeni Kanun aile hükümleri evlilik birliğinin ayakta tutulması üzerinedir. Sağlıklı bir toplumun temel taşı olan huzurlu bir aile yaşamının devam edebilmesi için eşlere belirli yükümlülükler yüklenmiştir. Ev işlerinin yapılması gibi ‘emek’ kavramının ön plana çıktığı görevler ile ekonomik görevler eşdeğerdedir. Eşler evlilik birliğinin yükümlülüklerine ve giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla birlikte katılır. Ancak bu dengenin bozulduğu eşlerden birinin diğerine kıyasla hakkaniyetin kabul edemeyeceği ölçüde fazla sorumluluk altına girdiği hallerde, eşler aynı evde yaşıyor olsalar bile, hâkim sorumluluklarını yerine getirmeyen –örneğin maddi destek sağlamayan- eş hakkında boşanma davası açılmadan nafaka tedbiri alabilir. Nafaka hukuki anlamda mağdur olan eşin geçimini sağlamak amacıyla maddi yardım almasını zorunlu kılan hallerdir Görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise taraflardan birinin ikametgâhı mahkemesidir.  Eşlerin yerleşim yeri birbirinden farklı ve her ikisi de tedbir alınması talebinde bulunduysa, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir. MK 195 uyarınca evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir. Açıkça anlaşıldığı üzere bunun için resmi bir evliliğin olması gerekir. İmam nikâhı yahut evlilik dışı birlikte yaşama sözkonusu ise eşler bu hükümden yararlanıp tedbir nafakası talebinde bulunamayacaktır. Ancak bu kişiler kendileri lehine olmasa da müşterek çocukları adına belli başlıklar altında yardım talebinde bulunabileceklerdir. MK 196 uyarınca da eşlerden birinin istemi üzerine hâkim ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler. Eşin diğerinin yanında karşılıksız çalışması, çocuklara bakması katkı miktarının belirlenmesinde değerlendirilir. Bu katkılar geçmiş 1 yıl ve gelecek yıllar için istenebilir. Bu hükme dayanılarak görevlerini yerine getirmeyen eş için geçmişe dönük bir yıllık katkının da istenebilmesi önemlidir.

Boşanma davası açılmadan nafaka talep edilmesinin dışında boşanma davası açılmadan evlilik birliği devam ederken ‘birlikte yaşama’ ara verilmesi halinde de tedbir nafakasına hükmedilebilir. Ancak bu ayrı yaşama durumunun haklı bir sebebe dayanması gerekir. Örneğin ortak yaşam nedeniyle eşlerden birinin kişiliği, ekonomik hayatı, ailenin huzuru ciddi tehlikeye düştüyse, eş diğerine şiddet uyguluyor, aldatıyor, eve bakmıyor gibi, haklı sebebin olduğu kabul edilir. Bu hallerde boşanma davası açılmadan nafaka talebi mümkündür. Haklı sebebin ciddiliğinin tespitinde hakkaniyet ilkesi yol gösterici olmalıdır. (kocası tarafından evden kovulan kadının da haklı sebebi bulunmaktadır.) Eşin yanında reşit olmayan küçük çocuklar varsa onlar adına da nafaka istenmesi mümkündür. Yani boşnma davası açılmadan nafaka talebi sadece eş için değil müşterek çocuklar için de mümkündür. Eş ayrı yaşamada haklı olduğunu ispatlayamazsa hâkim nafaka talebini reddeder. Ancak ayrı yaşamada haksız olunması çocuğa verilecek nafakayı etkilemez. Çocuk erginse tedbir nafakası isteyemez. Eş evlilik birliğini devam ettirmek için aile konutuna usulüne uygun davet edilmiş ancak gelmemişse sonraki tarihler için tedbir nafakası isteyemeyecektir. Evlilik birliği devam ederken evlilik dışı ilişki kuran eş lehine de nafakaya hükmedilmez. Boşanma davası açılmadan nafaka kararına hükmedilebilmesi için evlilik birliğinin dağılmasında eşlerin kusuru aranmaz. Eşlerden birinin diğerine boşanma davası açılmadan nafaka ödeyebilmesi için nafaka ödeyecek durumda olması gerekir. Doğrudan gelirleri ve malvarlığı değerlerine bakılır, ekonomik gücü göz önünde bulundurulur. Bedelli askerlik yapacak kadar mali gücü yerinde olan biri nafaka vermekle yükümlüdür. Koca askerse mal ve geliri bulunmuyorsa askerlik süresince nafaka yükümü bulunmaz. Akıl hastası olup çalışmayan koca da yükümlü değildir. Nafaka miktarını hâkim tespit eder. Bu nafaka miktarı evlilik birliği devam ederken eşlerin birlikte sürdürdükleri hayata uygun bir yaşam sürmelerine yeterli olmasıdır. Eşlerin ihtiyacına bakılır. Bu aşamada cinsiyet önemli değildir. Hâkimce Türk lirası olarak hesaplanır. Ancak tarafları yabancı parada anlaşabilir. Kural olarak her ay başında peşin olarak ödenir. Dava tarihinden itibaren geçerli olur ve ayrı yaşamada haklılık devam ettiği sürece devam eder. Nafakaya dava tarihinden faiz yürütülemez. Nafaka davaları adli tatilde de görülür, süreler işlemeye devam eder. Nafakaya ilişkin kararı yükümlü eş yerine getirmezse onun aleyhine icra takibi başlatılıp maaş haczi istenebilir, maaşı yoksa malvarlığı, gayrimenkul kayıtları varsa 3. kişilerdeki alacakları üzerine gidilebilir. Bu nafakanın başlangıcı dava tarihidir. Sonradan hükmedildiğinde nafaka geriye yürür ve dava tarihinden itibaren icraya konu olur. Ayrıca nafaka borcunu yerine getirmeyen borçlu eş hakkında alacaklının şikâyeti üzerine 3 aylık tazyik hapsine karar verilebilir.

BOŞANMA DAVASI AÇILMADAN DİĞER EŞİN MALVARLIĞINA TEDBİR KONULABİLİR Mİ?

Evlilik birliği içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen eşe uygulanabilecek diğer yaptırım ‘kısıtlama’dır.  MK 406 da aileyi yoksulluğa düşürme tehlikesi olan kişinin kısıtlanması düzenlenmiştir. Buna göre savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı veya mal varlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır. Mahkeme böyle bir durumu sabit görürse kişiyi kısıtlar ve bir vasi atar. Vasi diğer eş yada farklı bir üçüncü kişi olabilir. Her somut olay bakımından dar değerlendirilmelidir. Kısıtlanan kişinin mutlaka para getiren olması gerekmez. Kocanın getirdiği parayı da sürekli alkole harcayan kadın eşin bu durumunun ispatlanmasıyla kadın eş de kısıtlanabilecektir.

Boşanma ve ayrılık davaları açıldığında da nafakaya hükmedilebilir. MK 169 uyarınca boşanma ve ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır. Hükme göre mutlaka eşlerin talebi gerekmeyecektir. Ancak taraflar diğer talepleriyle birlikte yahut ayrı bir dava olarak nafaka talebini ileri sürebilir.Hâkim kendiliğinden, davayı kimin açtığına bakmaksızın eş ve çocuklar için gerekli önlemleri alacaktır. Hâkim ergin olmayan çocukların kimin yanında olduğunu tespit edip dava tarihinden itibaren onlar adına da ayrı nafakaya hükmeder. Dava devamı sırasında eşlerden bir çocuk doğarsa ayrı bir davayla nafaka talep edilmelidir. Tedbir nafakası boşanma davası kesinleşinceye kadar devam eder. Kesinleşince tedbir nafakası şartları varsa yoksulluk nafakasına dönüşecektir. Çünkü boşanma davasında boşanmaya karar verildiyse bu kararın kesinleşmesiyle tedbir nafakası sona erer. Boşanmaya karar verilmediyse hâkimin takdir edeceği süreye kadar tedbir nafakası devam eder. Tedbir nafakasının uygulanması yargılamanın her aşamasında istenebilir. Boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde, talep eden kişinin yerleşim yerinde nafaka isteminde bulunulabilir.

Boşanma veya ayrılık davasının açılmasıyla eşlere ayrı yaşama hakkı doğar. Dolayısıyla hâkim artık ayrı yaşamanın haklılığını araştırmaz. Dava reddedilir veya ret kararı kesinleşirse nafaka sona erer. Ret kararına rağmen eş ayrı yaşıyor ve tedbir nafakası talep ediyorsa ayrı yaşamadaki haklılığını ispat etmelidir. Ret kararı karine olarak davacının kusurlu olduğunu ortaya koyar. Kusurlu eşinde diğer eşi birlikte yaşamaya davet etmesi gerekir. Etmiyorsa diğer eşin ayrı yaşamada haklı olduğu kabul edilir. Boşanma davası sürerken verilecek tedbir nafakasında kusurun önemi yoktur. Davalı eş kusurlu olsa da lehine nafaka kararı verilebilir. Nafaka isteyen eşin çalışarak diğer eşten fazla kazanması durumunda nafakaya hükmedilip hükmedilmeyeceği konusunda Yargıtay’ın kesin bir kararı bulunmamaktadır.

Dava görülmekteyken eşlerden biri nafaka istemekten feragat ederse o eş lehine feragat kararı verilemeyecektir.  Tedbir nafakası istemediğini açıkça beyan eden eş lehine de nafaka kararı verilemeyecektir.

Ayrıca Ailenin Korunmasına Dair Kanun’da farklı tedbir nedenleri de düzenlenmiştir. Buna göre eşlerden birinin veya çocuklarının veya aynı çatı altında yaşadığı diğer aile bireylerinden birinin veya mahkemece ayrılık kararı verilen, yasal olarak ayrı yaşama hakkı bulunan, evli olsa da fiilen ayrı yaşayan aile bireylerden biri aile içi şiddete maruz kalıyorsa bir takım tedbirler alınır. Şiddete maruz kalan kişi kendisinin veya cumhuriyet başsavcılığının bildirmesi üzerine hâkim bu tedbirleri resen alır. Bu tedbirlerin süreleri 6 ayı geçmez. Buna göre eğer şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireyi aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişiyse hâkim mağdurun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak tedbir nafakasına hükmedebilir. Ancak bunun için önceden TMK hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması gerekir. Nafaka talebinde bulunulmasının da bir etkisi olmayacaktır. Bu hükme göre verilen tedbir nafakası koruma süresi ile başlar ve sürenin sonunda sona erer.

Av. Halil İbrahim ÇELİK – Merve ARABACI


Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


5 − = bir

6 thoughts on “BOŞANMA DAVASI AÇILMADAN NAFAKA TALEBİ

  • Abdullah oktay

    Merhabalar
    bir akrabam Yeni evlendi ve henüz iki günlük bir boşanma yaşadı
    Karşı taraf yani kız tarafi dava açtı acaba bilgi alabirmiyiz

      • eda kaya

        merhabalar ben zor durumdayım nişanlımla ağustos ayında nikah kıydık bir gün geçmeden ayrıldık aramızda nişanlılık sürecinde bir çok anlaşmazlıklarımız olmuştu lakin nikah kıyılınca her türlü hakimiyetin ona geçtiği bir zihniyetle hal ve hareketleri değişti ufak bir tartışmanın ardından bana davayı başlatmamı söyledi bana ve davayı açtım hiçbir şekilde fiili evlilik birlikte olma söz konusu bile olmadı lakin kendisi açtığım davaya herhagi bir dilekçe falan göndermedi görevinden dolayıda mahkemeye katılamıyo hakimle konuştuğumda boşanmayı kabul ediyorsa ve mahkemeye katılmıyorsa dilekçe ile bildirmesi lazım dedi şahışla bir çok kez konuştum her defasında geçiştirdi ve en sonunda benim notere giderek hiçbirşekilde nafaka tazminat talep etmeyeceğimi ve boşanma konusunda ailemin önemli faktör olduğunu(ki hiçbir alakası yok) belirttiğim bir dilekçe yazıp notere onaylatıp ona teslim edeceğimi buna dayanarakta kendısının mahkemeye katılamayacağına dair dilekçe yazacağını dile getirdi ama hiçbirşekilde yanlış bir dilekçe yazıp notere imzalatmayacağımı belirttim karşı taraf istediğini yapmadığım takdirde dilekçeyi vermeyeceğini söyledi ben bu durumda ne yapmalıyım çünkü dayanamıyorum artık :( karşı taraf yüzünden artık psikolojim bozuldu hertürlü zorbalıkla bu güne kadar istediğini yaptırdı kendisinden hiçbirşekilde bir hak talep etmiycem bunuda anlattım ama kendisi beni süründürme taraftarı ait olmadığım soyisimle yaşıyorum artık kurtulmak istiyorum lütfen bana yardım edin :(

  • canan

    merhabalr.. ben eşimden bosanmadan tedbır nafakası acabılıyormuyum bunun ıcın neyapmam gerekıyor esımle suan 1 aydr ayrı yasıyoruz ben aılemın yanına geldım ve aılemın durumu olmadıgı ıcın esımden tedbır nafası muracatı bulunucam …esımle bosanma kararı aldık ve esım bana butun esyalarını topla gt eger sen esyaları topalamzsan ben cope atarım copten alrsın dedı ve sadece sahsı esyalarımı alıp aılemın yanına geldım ve 2 gun sonra esım bana aıt olan butun esyaları gonderdı… suan için ne yapmam gerekıyr