BOŞANMA DAVASI VE VELAYET


BOŞANMA DAVASI VE VELAYET
2 votes, 5.00 avg. rating (96% score)

Boşanan çiftler açısından en çekişmeli konularda biri varsa çocuğun velayetinin kimde kalacağıdır. Çocuk için velayet doğum ve 18 yaş arasındaki dönemde önemlidir. Çocuk bu süreçte çeşitli gelişim evrelerinden geçmektedir. Gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlayıp topluma ideal bir birey olarak katılabilmesi ideal bir aile birliğinde yetişmiş olmasına bağlıdır. Ancak eşler çeşitli nedenlerle boşanmakta, boşanmanın sarsıcı etkileri en çok çocuklar üzerinde meydana gelmektedir. Bu etkiler her evrede farklı boyutta ve şekillerde görülebilir. İçe kapanma, karakter bozuklukları, ortada kalmışlık, güven problemleri, boşanma öncesi gergin ortamın getirdiği stres çocuklar üzerinde ciddi sinirsel ve ruhsal bozukluklara neden olabilmektedir.  Boşanmanın en az hasarla atlatılmasını sağlayan etkenlerden biri boşanmadan sonra çocuğun velayet sorunun dostane bir şekilde çözülmesidir. Velayet ana yada babanın çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ile menfaat, hak ve yükümlülüklerini kapsar. Ana baba evli olduğunda velayet birlikte kullanılır. Boşanma halinde ise velayet hâkimce çocuğun bırakıldığı tarafa aittir. Velayetin çocuğun bakımını üstlendirmesi gereği çocuğun bırakıldığı tarafa verilmesi hayatın olağan akışına uygundur. Velayet kendisine bırakılmayan tarafsa çocuktan tamamen uzaklaştırılmaz. Bu tarafın çocukla iletişim kurma hakkı saklı kalır. Boşanma anlaşmalı olsa da hâkim velayet konusunu ayrıca inceleyip hükme bağlar. Hâkim çocuğun yüksek yararını gözetir. Anlaşmalı boşanmada velayet konusundaki hüküm çocuğun menfaatine değilse hâkim farklı yönde karar verebilir. Genellikle velayet konusu taraflar arasında ihtilafa neden olmaktadır. Bu ihtilaflı süreç de çocuğun boşanmaya uyum sürecini zorlaştırmaktadır. Taraflar velayeti alabilmek için çocuğun yararını gözetmeden hareket edebilmektedir. Ancak çocuk sonradan şartlar sağlandığında velayetin değiştirilmesini dava edebilecektir.

Velayetin verilmesinde çocuğun yüksek yararı göz önünde bulundurulur. Salt maddi durumu iyi olana, kız çocuğun anneye, erkek çocuğun babaya, çocuğunun söz hakkı olmayacağı gibi ifadeler gerçekten uzaktır. Yüksek yararın belirlenmesi konusunda taraflar mahkeme uzman görüşü sunabileceği gibi mahkeme de kendi bünyesindeki uzmanlardan görüş alabilir. Psikiyatrist pedagog adli tıp uzmanları gibi farklı uzmanlardan görüş alınması gerebilir. Uzmanlar da bazı kıstaslara göre değerlendirmeleri yapar. Buna göre;

BOŞANMA DAVALARINDA VELAYET NASIL BELİRLENİR?

1) Çocuğun yaşı; 0 3 yaş arası yaş grubu anne bakımına muhtaçtır. Anne şefkati, anne sütü, anne ilgisi nedeniyle bu çocukların velayeti ancak biyolojik açıdan velayetlerinin annede bırakılmasının sakıncalı olduğu durumlarda babaya verilir. Annenin bulaşıcı ve iyileşmesi mümkün olmayan bir hasta olması velayetin anneye verilmesine biyolojik bir engeldir. İlerleyen yaşlarda ise çocuğun anneye bağlılığı azalmaktadır. Velayetin verilmesinde çocuğun yaşı erken dönemde olduğu kadar ağır basmamakta, diğer unsurlarla birlikte ele alınmaktadır.

2) Tarafların çocuğun bakımı için gerekli özelliklere sahip olup olmadığı; tarafların çocuğun bakımını üstlenebilecek kapasitede olmalarını ifade eder. Alkol bağımlılığı, kronik hastalıklar, psikolojik rahatsızlıklar çocuk üzerinde olumsuz etki yaratıyorsa velayetin belirlenmesinde önem taşır. Bununla birlikte tarafların yaşları, meslekleri, sosyal ekonomik çevreleri de göz önünde bulundurulur. Adli geçmişleri, sabıka kayıtları, velayet konusundaki istekleri ve çocuğa yapabilecekleri maddi katkılar da göz önünde bulundurulur.

3) Tarafların çocuğa yönelik geçmişteki davranışları; çocuğun sağlıklı bir birey olarak yaşamına devam edebilmesi velayetin kendisi için en uygun ebeveynde kalmasına bağlıdır. Çünkü velayetinin olduğu ebeveynin yanında yaşamını sürdürecektir. Velayet önceden şiddet gördüğü, istismar edildiği,  ilgisizlik gördüğü yahut terk edildiği tarafa verilirse çocuk için psikolojik ve sosyal açıdan problemler doğacaktır.

4) Çocuğun alıştığı ortamın değişmesi; çocuk boşanmanın etkilerini psikolojik olarak taşır. Buna ek olarak birden sosyal çevrenin değişmesi, arkadaşlarından koparılması, oyun alanının farklılaşması, okul değişikleri, yeni düzen çocuğun alışma sürecini daha da zorlaştıracaktır. Çocuğun hayatının düzenli ve istikrarlı sürmesi zihinsel ve psikolojik gelişiminde çok önemlidir. Ayrıca bulunduğu yerden ayrı bir düzene geçen çocuklarda uyku bozuklukları, konuşmama, içe kapanma, yemek yememe sürekli ağlama gibi sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

5) Kardeşler varsa ayrılmamaları ikisi adına da önemlidir. Bu iki kardeşin iletişiminin güçlü kalması, terk edilmişlik ya da unutulmuşluk hissinin ortaya çıkmaması ruh sağlıkları açısından olumlu katkılar sağlar. Boşanmayla ortadan kalkan aile birliği kardeşlerin ayrılmasıyla tamamen parçalanacaktır.

6) Çocukla tarafın ikili ilişkileri; çocuğun iletişiminin hangi tarafla güçlü olduğunun belirlenmesi de önemlidir. Çocuğun iletişimde bulunmadı ya da istemediği tarafta bırakılması çocuk açısından travma tik sonuçlar doğurabilecektir.

7) Çocuğun görüşü; Çocuğun yaşı uygunsa uzmanlar çocukla bizzat görüşebilir. Olaylara bakış açısını, psikolojik durumunu, ana babayla arasındaki ilişkisini, sosyal durumunu inceler. Çocuğun henüz kendini tam ifade edemiyor olması uzmanlara başvurulmasına engel değildir. Ancak bu durumda çocuğu anlayabilecek gerektiğinde oyun metotlarına başvurabilecek bir uzman olmalıdır. Kendini tam ifade eden çocukların özgür iradeleriyle mi korku tehdit hile altında mı açıklama yaptıklarının tespiti önem arz eder. Uzmanlar beden diline, konuşma tarzına, heyecanına, yalan söylediğine dair ipuçlarına dikkat etmelidir. Uzmanlar sadece çocuklarla değil ana baba dâhil somut olayla ilgili herkesle konuşabilir.

Etkenler bir bütün halinde incelenir. Bazen bir madde daha fazla öne çıksa da tüm unsurlar göz önünde bulundurulur.  Her ihtimalde yapılan inceleme sonunda çocuğun yüksek yararına göre karar verilecektir.

 Av. Halil İbrahim ÇELİK & Merve ARABACI

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


dokuz + = 16