BOŞANMA DAVASI SEBEPLERİ VE BOŞANMA NEDENLERİ 5


BOŞANMA DAVASI SEBEPLERİ VE BOŞANMA NEDENLERİ
1 vote, 5.00 avg. rating (95% score)

Boşanma, eşlerin birtakım sebeplerden ötürü ortak hayatı bir arada sürdürememeleri ve bunun sonucunda hukukî zeminde evliliğin sona erdirilmesidir. Türk Medeni Kanunu(TMK) 161-166. maddeler boşanma nedenleri olarak mevzuatta düzenlenmiştir ve boşanacak çiftler de hâlihazırda düzenlenmiş olan boşanma nedenlerinden en az birine dayanarak boşanma talebinde bulunabileceklerdir.  Bu yazıda genel ve özel boşanma nedenleri ile ilgili ağır hukukî bir dille bilgi vermekten ziyade Yargıtay kararları ve Türk Medeni Kanunu ışığında gerçek hayatta karşılaşılan en ilginç ve bir o kadar da trajikomik boşanma nedenleri hakkında bilgi vermek istiyoruz;

Boşanma Nedenleri ve Haklı Boşanma Sebepleri Nelerdir?

1- Tükürmek

Gerçek hayatta bir kişinin bir başkasına tükürmesi aşağılayıcı, rencide edici, hakaretamiz bir fiildir. Bu fiil, evlilik birliği içerisinde eşlerden birine yöneltilmesi durumunda da hakaret niteliğini sürdürmeye devam edecek, evlilik içerisindeki sevgi ve saygı ortamını ağır derecede zedeleyecektir. Bu fiilin sadece eşe yöneltilmesi bir kenara, eşin ailesinden herhangi bir kişiye yöneltilmesi de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olacaktır. Tükürmenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

2-Eş Hakkında Dedikodu Çıkarmak

Eşlerden biri hakkında asılsız ve mesnetsizce onun itibarını zedelemek, arkadaş çevresi ile ailesine karşı küçük düşürmek kaydıyla öne sürülen iddialar evlilik birliğini ve eşler arasındaki güven ilişkisini büyük oranda zedelemektedir. Nihayetinde evlilik karşılıklı bir güven ilişkisi çerçevesinde sadakat ve bağlılıkla yürütülmesi gereken bir süreçtir. Eş hakkında dedikodu çıkarmak bir boşanma nedenleri olarak telakki edilebildiği gibi kişilik haklarına yönelik bir saldırıda bulunulduğu da aşikârdır. Eş hakkında dedikodu çıkarmanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

3- Eşin Fiziksel Görünümü İle Alay Etmek ve Onu Beğenmediğini Söylemek

Evlilik kurumunun ruhuna aykırı bir başka durum ise fiziksel görünüşle alay etmektir. Eşler birbirlerine evlilik bağı ile bağlanmış ve evlenme ile birlikte artık birer ‘hayat arkadaşı’ olmuşlardır. Eşin fiziksel görünümü ile alay etmek, onu beğenmediğini her fırsatta dile getirmek hem rencide edici hem de ikili ilişkileri zedeleyecek nitelikte bir davranıştır. İnsanlar doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler. Eşler, bu süreçte mutlaka hayatın binbir türlü zorluklarına göğüs germek durumunda kalmış olabilirler, fiziksel olarak yıpranabilirler. Bu durumun evliliği sonlandıracak kadar büyük boyutlara taşınmasından ziyade; eşler arasında anlayışla çözülebileceği, tıbbî yöntemlerle yahut bir psikolojik danışman vasıtasıyla da sona erdirilebileceği kanaatindeyim. Eşi beğenmediğini söylemenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

4- Çocuğun Kendisinden Olmadığına Dair Suçlamalar ve İftiralar

Eşi töhmet ve zan altında bırakan bu suçlamalarla ne yazık ki sıklıkla karşılaşabilmekteyiz. Bu tür iddialar evlilik birliğinin temelini oluşturan güven ve sadakat bağını ağır derecede zedelemektedir. Çocuğun kendisine benzemediği ve dolayısıyla çocuğun bir başkasından olduğu iddialarını her fırsatta gerek eşine gerek eşin çevresine karşı dile getirmek, eşi aşağılayıp küçük düşürmek onarılması güç zararların doğmasına sebep olabilmektedir. Nihayetinde yeni doğum yapmış bir anne, eşinin kendisine destek olması gerekirken bu tür iddiaları öne sürmesi sonucunda büyük psikolojik travmalara maruz kalabilir.  Eğer ki eşin bu tür ithamlarında haklı bir dayanağı var ise çocuk ile anne babadan alınan kan örneklerinin karşılaştırılması (DNA testi) ile gerçek sonuca ulaşılabilir. Çocuğun kendisinden olmadığı yönünde iftira atmanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

5- Cinsel Problemler

Eşlerin aile konutu adı verilen ortak yaşam alanında hayatlarını sadakat ve bağlılıkla idame etmeleri evlilik birliğinin temel gereklerindendir. Gerek kadınlarda gerekse erkeklerde cinsel rahatsızlıklarla, problemlerle karşılaşılabilir. Cinsel rahatsızlıklar nihayetinde birer sağlık problemidir. Evlilikte toplumsal yaşamda sıklıkla dile getirilen ‘hastalıkta ve sağlıkta, bir ömür aynı yastığa baş koymak’ anlayışı cinsel hastalıklar meydana geldiğinde de korunmalıdır. Ancak cinsel hayat evlilik birliğinin doğasında mevcuttur. Biraz daha tıbbî terimlerle açıklamak gerekirse erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda ise vajinismus şeklinde tabir edilen cinsel problemler nedeniyle cinsel hayat sekteye uğrayabilir hatta tedavisi mümkün değil ise son bulabilir. Yargıtay’ın da bu doğrultuda verdiği kararlarda eşler arasında cinsel hayatın idame ettirilememesi halinin resmî bir sağlık raporuna binaen boşanma nedenleri olarak teşekkül ettiğini açıkça görmekteyiz. Eşlerden birinin cinsel problemlerinin olmasının boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

6- Cinsel Şiddet

Cinsel ilişkiye iştirak eden eşlerden herhangi birinin buna rıza göstermemesi ve özgür iradenin cebir, şiddet, zorlama ile devre dışı bırakılması halinde cinsel ilişkiye girmek cinsel şiddeti ifade etmektedir. Bu durum, Türk Ceza Kanununda da kişilerin cinsel dokunulmazlıklarının ihlaline yönelik bir eylem olduğu kabul edilmiş ve suç olarak düzenlenmiştir. Eşlerden birinin diğerine cinsel şiddet uygulamasının boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

7- Evin Geçimine Katkıda Bulunmamak

Eski Türk Kanunu Medenîsi aile reisinin baba olduğunu ve evin geçiminden bizzat sorumlu olduğunu öngörmekteydi. Ancak 2001 yılında revize edilen Medeni Kanuna göre bu yükümlülük sadece erkeğe tanınmamış, eşitlikçi bir yaklaşımla hem kadın hem erkeğe yüklenmiştir. Ailenin temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla bir eşin çalışması ve kazancı yeterli seviyede değilse ve diğer eş bu duruma ilişkin hiçbir çaba gösterip eşine destek olmanın aksine davranışlarda bulunmakta ise bu bir boşanma nedenleri olarak sayılabilir. Nitekim evlilik birliğinin idame ettirilebilmesi için müşterek ve zaruri ihtiyaçların giderilmesi ön şarttır. Eşlerden birinin evin geçimine katkıda bulunmamasının boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

8- Eve Uğramamak, Eşi Sürekli Yalnız Bırakmak

Evlilik birliğinin sürekliliğini sağlayan ortak yaşam alanı aile konutudur. Eşlerin geçerli bir nedeni olmaksızın günlerce eve uğramaması, eşini arayıp sormaması ve deyim yerindeyse onu yalnız bırakıp kendisi hakkında hiçbir haber vermemesi evlilik içerisindeki güven ilişkisini zedelemektedir. Bu durumun iyi niyet ve dürüstlük kuralı çerçevesinde yorumlanmasında fayda görmekteyiz zira eş işi gereği şehir dışına çıkmak ve birkaç gün aile konutundan uzak kalmak zorunda olabilir. Dürüstlük kuralı gereği bu durum eşe bildirilmeli ve aradaki güven ilişkisinin zedelenmesine fırsat verilmemelidir. Eşi sürekli yalnız bırakmanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

9- Eski Sevgilisini Unutamadığını Dile Getirmek

Evlilikten önce yaşananların bir kenara bırakılması ve şeffaflık içerisinde eşlerin evlenmeden önceki yaşantılarına dair bilgilerin paylaşılması eşler arasındaki güven ve bağlığı artıracağından şüphe yoktur. Zira bu bilgilerin paylaşılmaması halinde eşlerin aklında sürekli bir soru işareti kalabilmekte ve bu durum sadakatsizlik esasındaparanoyaklık derecesine kadar ulaşabilmektedir. Eşlerin evlendikten sonra birbirlerine eski sevgililerinden sürekli olarak bahsetmeleri, onu unutamadığını ve onu hala sevdiğine yönelik söylemleri evlilik birliğini temelden sarsan ifadelerdir. Eşlerden birinin eski sevgilisini unutmadığı dile getirmesinin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

10- İletişim Araçları İle Güven Sarsıcı, Şüphe Uyandırıcı Davranışlar Sergilemek

 Sürekli açıklamadığı bir kişiyle mesajlaşmak, mailleşmek hatta gizli konuşmalar yapmak haklı olarak diğer eşin, kendisi hakkında birtakım şüpheler beslemesine neden olmaktadır. Bu gibi kuşku uyandırıcı davranışlar eşler arasındaki karşılıklı güven ilişkisini zedeler, nihayetinde evlilik birliğinin sarsılması işten bile değildir.

11- Aşırı Alkol Kullanımı, Uyuşturucu ve Sağlık Sorunları Yaratacak Düzeyde Sigara İçmek

Alkol kullanmak bir özgürlük olduğu kadar bu özgürlüğün sınırlanması gereken noktalar da bulunmaktadır. Özellikle aşırı alkol tüketimine binaen aile içi şiddet maalesef sıklıkla karşılaşılan ve onarılması güç yaralara neden olabilen durumlardandır. Bu özgürlük sadece kullanmakla sınırlı kalmalı aile içerisine herhangi bir huzursuzluk yaratacak şekilde sirayet etmemelidir. Aşırı sigara tüketimi de bu yönde diğer eşin -varsa çocukların- sağlığını ve yaşamını tehlikeye atacak boyutlara gelmiş ancak eş hiçbir önlem almamakta ise (örneğin astım ve KOAH hastaları) boşanma nedeni olarak ileri sürülebilir. Eşlerden birinin aşırı alkol yahut uyuşturucu kullanmasının boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

12- Aile Sırlarını İfşa Etmek

Evlilik iyi günde kötü günde karşılıklı anlayış ve güven içerisinde sürdürülmesi gereken bir ortak yaşam birlikteliğidir. Eşler hayat arkadaşlarına duydukları güven neticesinde bazı sırlarını açıklamış olabilirler, bu çok normal bir durumdur zira eşlerin söz konusu paylaşılan sırları saklama yükümlülüğünün bulunduğunu ahlaken ve etik olarak söylemek mümkündür. Bu sırların üçüncü kişilere birebir veya iletişim araçları vasıtasıyla ifşa edilmesi ahlaken yanlış olacak ve eşler arasındaki güven ilişkisini zedeleyecektir. Aile sırlarını ifşa etmenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

13-  Beden Temizliğine Özen Göstermemek

Eşlerin yaşamlarını müşterek bir biçimde ve müşterek olan aile konutunda idame etmelerinden ötürü kişisel bakımlarına özen gösterme yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu da her ne kadar ahlakî ve şahsî bir mesele de olsa somut örnekleri bulunmaktadır. Eşlerin bu durumu birbirlerine açıklayamamaları ise bir süre sonra aradaki iletişim bağını zedeleyebilmekte ve tartışmalarla hatta boşanmayla neticelenen sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Beden temizliğine özen göstermemenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

14- Eşin Ailesi İle İlgili Problemler

Türk toplum yapısı gereği büyüklere saygı esastır. Eşler birbirlerinin ailelerini sevmek zorunda değillerse bile etik olarak saygı göstermeleri gerekmektedir. Ancak ne yazık ki gazete haberlerinde sıklıkla karşılaştığımız eşlerin birbirlerinin ailelerine karşı uyguladıkları şiddet vakaları gün geçtikçe artış göstermektedir. Bu nedenle karşılıklı anlayış ve suhulet çerçevesinde ortak hayat idame ettirilmelidir. Aksine eşin ailesine karşı hakaretlerde bulunmak, fiili saldırılarda bulunmak, tehdit etmek, eşini ailesiyle görüştürmemek evlilik birliğini zedeler nitelikteki durumlardır ve birer boşanma nedeni teşkil etmektedir. Eşin ailesini tehdit veya darp etmenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

15- Aşırı Kıskançlık

Eşlerin birbirlerine anormal derecelerde kıskançlık göstermeleri aile içerisinde baskıcı ve katı bir rejimin hakim olduğu anlamına gelir ki bundan her iki eş de zararlı çıkabilir. Bu nedenle aşırı kıskançlık zaafına son verilmeli, eşler birbirlerine karşı ölçülü bir sahiplenme duygusu beslemelidir. Daha ileri derecelerinde kıskançlık kavgalara ve ikili ilişkilerde güvensizliğe yol açtığı takdirde bir boşanma nedeni olarak kabul edilebilir. Aşırı kıskançlığın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

16- İntihara Teşebbüs Etmek

Eşlerden birinin herhangi bir sebeple intihara teşebbüs etmesi halinde evlilik birliği ve birlikte yaşama iradesi doğal olarak sarsılacaktır. Evliliğin normal sona erme şekli eşlerden birinin ölümüdür. Ancak intihara teşebbüsün manası şudur ki eş artık hayatını idame ettirmek istememektedir. Bu durum eşlerin psikolojik açıdan sıkıntılar çektiklerine dair bir karine oluşturmaktadır nitekim diğer eş artık sürekli bu korkuyla yaşayacak ve deyim yerindeyse intihara teşebbüs eden eşine katlanmak zorunda kalacaktır. Bu nedenle her iki eşin de psikolojik açıdan sıkıntılar yaşaması ile bu evliliğin sağlıklı bir biçimde devam ettirilemeyeceği düşünüldüğünde bu durum da boşanma nedenleri arasında sayılabilecektir. İntihara teşebbüs etmenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

17- Müşterek Çocuklarla İlgilenmemek

Evliliğin en tatlı meyveleri olan çocuklar eşlerin bu dünyaya bırakacakları müşterek canlı bir mirastır. Çocuklar doğumundan itibaren belli yaşlara gelene kadar ailesinin bakım ve korumasına muhtaçtır. Hem evlilik birliğini yürütmek, hem aileye gelir sağlamak için çalışmak hem de çocukların bakım ve gelişimi ile ilgilenmek her ne kadar meşakkatli de olsa bu ailelerin birincil vazifesidir. Herhangi geçerli bir neden olmaksızın eşlerden birinin müşterek çocuklarına ilgi, şefkat ve sevgi göstermemesi halinde hem çocukların gelişimi bu durumdan olumsuz etkilenecek hem de diğer eş bu yükün altından kalkmakta zorluk çekecektir. Eşlerin bu ortak yükümlülüklerini ifa etmekten kaçınmaları birer boşanma nedenleri arasında gösterilmektedir. Müşterek çocuklarla ilgilenmemenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

18- Eşini Kendi Ailesiyle Birlikte Oturmaya Zorlamak

Aile konutu TMK tarafından yasal zeminde ele alınmış olup evlilik birliğinin devam ettiği sürece ve eşlerden birinin vefatı üzerine sağ kalan eşe belli şartlar altında özgülenebilen konuttur. Aile konutu üzerinde tapu kütüğüne şerh konulması ile birlikte eşlerin müşterek rızaları bulunmaksızın bu konut üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Eşlerden birini kendi ailesi ile birlikte yaşamaya zorlamak ise kanun koyucunun eşlerin ve evlilik birliğinin korunması amacıyla oluşturduğu bu düzenlemelerden mahrum kalmasına neden olmaktadır. Nihayetinde eşlerin kendilerine yönelik özel yaşam alanlarının olması gerekliliği muhakkaktır. Bu konuda rızası bulunmayan eşi, kendi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlamak ise boşanma nedenleri arasında gösterilmektedir. Eşini kendi aile ile birlikte oturmaya zorlamanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

19- Gittiği Yeri İzah Edememek

Eşlerin birbirlerine karşı şeffaflık içerisinde evlilik birliğini yürütmesi gerektiğini belirtmiştik. Ancak bu durum sürekli bir ‘hesap sorma’ eylemine dönüşmemelidir. Eşlerin de nihayetinde evlenmeden önce kişisel bir çevresi de bulunmaktadır. Bu kişilerle orantılı ölçüde vakit geçirmesi de hoş karşılanmalıdır. Eşlerin birbirlerine olan güven duygusunu diri tutmaları gerekmektedir zira eş herhangi bir kuşku içerisinde ise ve eşinin gittiği yeri veya konuştuğu kişileri izah edememesi halinde ortada güven ilişkisinin zedeleneceği aşikârdır. Gittiği yahut kaldığı yeri izah edememenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

20- Düğün Takılarını veya Birtakım Değerli Ev Eşyalarını Çalmak

Eşlerin evlendikten sonraki kazançları yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre ortak bir nitelik taşımaktadır. Kazançların ortak olmasına karşın eşlerden birinin ortak veya eşine ait olan ziynet eşyalarını çalması, saklaması ve bunu eşinden habersiz yapması durumu bir nevi aile içi hırsızlık fiilidir. Bu durum aile içerisindeki müşterek yaşama iradesine bir darbedir ve eşler arasındaki güven ilişkisini zedelemektedir. Bu nedenden dolayı ortak yaşama ait müşterek malların çalınması bir boşanma nedenleri arasında gösterilmektedir. Düğün takılarını yahut değerli ev eşyalarını çalmanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

Av. Halil İbrahim ÇELİK – Hüseyin Alper ÇABUK


Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


7 + = onbeş

5 thoughts on “BOŞANMA DAVASI SEBEPLERİ VE BOŞANMA NEDENLERİ

  • ayşen kıratlı

    Merhaba avukat bey;
    eşim sürekli at yarışı oynuyor. bankadan kredi falan bile çekmiş benden gizli. ben bundan dolayı boşanabilir miyim?

  • fatma yılmaz

    Merhaba avukat bey
    Eşimin eski eşi,çocuğu bahane ederek,eşimin ,çocuğuyla görüşme saatlerini kafasına göre değiştirip bize aktarmaktadır.Bunun nedenini,artık hayatını yaşamak istemesi,çocuktan bıktığını,yasaların nasıl olsa bayandan yana olduğunu,bunu da istediği gibi kullanmak istemesi olarak söylemektedir.Eşimin işinden dolayı başka ile taşınmak zorunda kaldık.Bu mesafeyi de gözönünde bulundurarak,evlilik bütünlüğümüzü ve aile huzurumuzu bozmaya çalışmaktadır.Ben bu durumda aile bütünlüğümüzü koruma adına ve özel hayatıma müdahale ettiği gerekçesiyle dava açabilme hakkına sahip miyim?Ve bu durumda ne gibi bir hukuki işleme başvura biliriz?Ayrıca eşim,çocuğu için iştirak nafakası ödüyor.Çocuğa yatırılan iştirak nafakasını kendisinin harcadığını açıkca söylemiş,yazmıştur.Elimizde yazılı olarak deliller vardır