Kategori arşivi: Bilişim Hukuku

Kredi Kartı Kopyalama Suçu ve cezası

Kredi Kartı Kopyalama Suçu

Kredi kartı kopyalama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Dolandırıcılığın nitelikli hali olarak karşımıza çıkan bu suç, Türk Ceza Kanunu 158. Maddenin F bendinde açıkça ifade edilmiş olup, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının kullanılması suretiyle işlenmektedir.

Kredi Kartı Kopyalama Suçu ve cezası

Kredi Kartı Kopyalama Suçu Nedir?

Günümüzde gelişen teknolojiler ile birlikte kredi kartları ve banka kartları giderek nakit para kullanımının yerini almaktadır. Banka ve kredi kartları hem daha kolay kullanım hem güvenli olmaları nedeniyle tercih edilebilmektedir. Fakat gelişen teknolojiyle birlikte kolaylık sağlaması gereken bu tür yenilikler kimi zaman olumsuz sonuçlar da doğurabilmektedir. Kredi kartı kopyalama suçu  bu tür olumsuzluklardan birisi olup kişiler kredi kartının kopyalamasından dolayı maddi ve manevi zarara uğrayabilmektedir.

Kredi kartı kopyalanması, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olup banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçuyla ilişkili olsa da TCK 157. Maddesine göre dolandırıcılık suçudur. Suçun işleniş biçimi itibariyle nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilen söz konusu davranışın cezası da basit dolandırıcılık olmayıp nitelikli dolandırıcılık cezası kapsamında yer almaktadır.

 

Kredi Kartı Kopyalamanın Cezası Ne Kadar?

Kredi kartı kopyalayan kişi, kendisine veya bir başkasına yarar sağlama amacıyla bu suçu işlemektedir. Suçun oluştuğundan bahsedebilmek için yararın sağlanmış olması bir başka değişle kredi kartı kopyalama işleminden sonra kartı kopyalanan kişi veya kişilerin bu eylemden zarar görmüş olması gerekir. Yani kredi kartı kopyalayan kişi için bu eylemin sadece kopyalama aşamasında olması durumunda suçun tamamlanmamış olması sebebiyle kredi kartı dolandırıcılığına teşebbüs söz konusudur ve suç henüz işlenmediği için suça teşebbüs cezası uygulanır.

Kredi kartı kopyalama suçu işleyen kişiler için söz konusu eylemde birden fazla suç unsuru bulunabilmektedir. Örneğin kredi kartının kopyalanması nitelikli dolandırıcılık iken, kopyalama işlemi de sahtecilik suçu kapsamındadır. Bu gibi durumlarda Türk Ceza Kanunu 48. Maddesi uyarınca kişi, işlediği bir fiilin birden fazla suç oluşturduğu durumlarda en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmaktadır.

Türk Ceza Kanunu 158. Maddede belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçu işleyen “kredi kartı kopyalama” fiilini gerçekleştiren kişi için söz konusu suçun alt ve üst sınırları dahilinde alınacak ceza hakim takdirinde olup, yargılama aşamasının doğru bir şekilde yürütülmesi cezanın boyutunu belirlemektedir. Bu suçu işleyen kişilerin Ceza Hukuku alanında uzman bir ceza avukatı ile süreci yürütmesi önerilir.

Bilişim Avukatı, İnternet Avukatı, Bilişim Suçu Avukat

Bilişim Avukatı

Bilişim suçları kapsamında yer alan kanuna aykırı eylemlerin hukuki sonuçları bakımından çözümünü sağlayan bilişim avukatı internet üzerinden işlenen hakaret, tehdit, dolandırıcılık, istismar, taciz, karalama gibi konularda hukuki destek sağlayan, bilişim ve internet hukuku alanında deneyim sahibidir.

Bilişim hukuku, özellikle son yıllarda internetin, hayatımızdaki yerinin artması neticesinde bir takım kanuna aykırı davranışların internet üzerinden işlenmesi olanağını barındırması sonucu ihtiyaçtan doğan bir hukuki alandır. Bilişim suçları denilince,

  • Bilişim sistemlerine girme suçu (TCK 243)
  • Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (TCK 244)
  • Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK 245)
  • Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması (TCK 246)

Suçları sıklıkla karşılaşılan bilişim hukuku alanında yer alan fiiller olup bunun yanı sıra bilişim sistemleri aracılığı ile işlenen suçlar da bilişim suçları arasında yer almaktadır.

Bilişim ve İnternet Hukuku Avukatı

Bilişim Avukatı Ne Yapar?

Bilişim hukuku ve İnternet Hukuku kapsamındaki suçların çözümü noktasında uzman bir bilişim avukatı tarafından destek alınması bireylere mutlak fayda sağlamaktadır. Burada bilişim avukatı müvekkilinin yaşadığı sorunun hukuki anlamda ortadan kaldırılması ve yaşanılan mağduriyetin giderilmesini sağlamak adına hizmet vermektedir.

Bilişim suçu içerisinde yer alan eylemin niteliğine göre çözüm için izlenecek yollar farklılık göstermektedir. O nedenle avukatın deneyimli olmasına ve avukatın bilişim hukuku alanında uzman olmasına önem verilmelidir.

Bilişim suçları ve internet hukuku alanında yer alan bir suça ilişkin olarak bilişim avukatı ile sürecin yürütülmesi, gerek suçun tespiti gerekse de tespit edilen suçun nihai çözüme kavuşturulması açısından kişilere mutlak fayda sağlayacaktır. Bu noktada her ne kadar avukatlık mesleğinde branşlaşma olmasa da internet hukuku ve bilişim alanlarında deneyim sahibi bir avukat ile profesyonel süreç yönetimine ihtiyaç duyulacaktır.

Aşağıda sıklıkla karşılaşılan, bilişim ve internet hukuku içerisinde yer alan eylemler ve bu hususta bilişim avukatlarımızın verdikleri hizmetler yer almaktadır.

İnternetten Olumsuz İçeriklerin Kaldırılması ve İçerik Kaldırma Avukatı

Haber sitelerinde, forum sitelerinde, video paylaşım sitelerinde ya da diğer türdeki sitelerde yer alan, gerçeği yansıtmayan, karalama amacıyla yayınlanmış, itibar zedeleyen olumsuz içeriklerin internet sitelerinden kaldırılması, söz konusu sitelerden yapılan bu tür yayınların silinmesi adına bilişim avukatları, URL engellemesi, içeriğin silinmesi ya da internet sitesinin kapatılması gibi yaptırımların uygulanması yönünde çözüm sunabilmektedir.

Burada içerik kaldırma avukatı olarak hizmet verilirken müvekkilin itibar yönetimi sağlanmış ve olumsuz haber, yazı, video ya da ses kaydı gibi unsurlar internetten silinebilmektedir.

Bilişim Sistemleri Kullanılarak Yapılan Dolandırıcılık

İnternet üzerinde dolandırıcılık, dolandırıcılık suçunun nitelikli hali olup, bilişim sistemleri kullanılarak bireylerin kandırılması ve sonucunda kendisine ya da 3. Bir kişiye menfaat sağlanması şeklinde gerçekleşen suçlardır.  İnternet dolandırıcılığı son zamanlarda bahis dolandırıcılığı, internetten sahte ürün satışı, kredi kartı dolandırıcılığı… gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Burada suçu işleyen kişilerin tespiti ve gerekli cezai yaptırımın uygulanabilmesi adına uzman bir bilişim avukatı tarafından destek alınması sorunun çözümü adına mutlak fayda sağlayacaktır.

İnternet Üzerinden Tehdit, Şantaj ve Hakaret Suçları

Bilişim avukatı, facebook, instagram, twitter, whatsapp gibi web site ve uygulamalar üzerinden gerçekleştirilen tehdit, hakaret ya da şantaj gibi suçlarda failin gerekli cezayı alabilmesi ve yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için müvekkillerine hukuki destek sağlamaktadır. İnternet suçları içerisinde sıklıkla yaşanılan durumlar arasında, yukarıda saydığımız şekilde internet üzerinden hakaret, tehdit, şantaj, taciz gibi eylemler yer almaktadır.

İnternet Üzerinden Dolandırıcılık, internet dolandırıcılığı suçu

İnternet Üzerinden Dolandırıcılık

Teknolojinin gelişmesi ve internetin hayatımızda daha fazla yer alması, dolandırıcılık suçunun farklı internet mecralarından gerçekleşmesine ve bireylerin internet üzerinden dolandırıcılık mağduriyeti yaşamasına neden olabilmektedir. İnternet üzerinden dolandırıcılık suçu son yıllarda sıklıkla karşılaşılan dolandırıcılık yöntemlerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Facebook, Twitter, instagram üzerinden ya da forum siteleri üzerinden dolandırılmak suretiyle internet kullanıcılarının mağduriyet yaşamaları oldukça sık karşılaşıldığı gibi bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık da çok sık karşılaşılan bir dolandırıcılık yöntemidir.

internet dolandırıcılığı suçu

İnternet Üzerinden Dolandırıcılık Suçunun Cezası

İnternet aracılığı ile yapılan dolandırıcılık suçunda yapılan eylem “nitelikli dolandırıcılık suçu” kapsamında yer aldığından  2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasının yanı sıra 5000 güne kadar da adli para cezası bu suç için Türk Ceza Kanunu’nda hükmedilmektedir. İnternet üzerinden dolandırıcılık. İşlenilen suçun şekline göre alınacak ceza 3 yıldan az olmamak kaydı verilebileceği gibi adli para cezası da 2 katına çıkabilmektedir. Bilişim sistemlerinin kullanılmasıyla yapılan dolandırıcılıklarda özellikle banka ve kredi kartlarından para transferi nedeniyle bireyler mağdur olmaktadır.

Facebook dolandırcılık, instagram dolandırıcılık, forum sitesi dolandırıcılık, sosyal medya dolandırıcılık, whatsapp dolandırıcılığı

Facebook, Twitter İnstagram veya Forum Sitelerinde Dolandırıcılık

Dolandırıcılar özellikle sosyal medya ve forum sitelerinde bir takım vaatler vererek mağdurları dolandırma yoluna gitmektedir. Bu vaatler kimi zaman ürün satışı olabileceği gibi kimi zamanda bahis ve iddaa üzerine olabilmektedir. İnternet sitelerinde yapılan dolandırıcılığa ilişkin yaşanılan mağduriyetlerin giderilmesi adına bireylerin bu konuda hukuki haklarını bilmeleri önemlidir. İnternet üzerinden dolandırıcılık mağduru kişilerin maddi ve manevi zararın giderilmesinin yanı sıra dolandırıcı kişilerin gerekli cezayı almaları adına atılacak adımların bilinmesi gerekir.

Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Dolandırıcılık

Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Dolandırıcılık

İnternet üzerinden dolandırıcılık yalnızca yukarıda belirtilen yöntemlerle olmayıp diğer yöntemler ve bilişim sistemleri aracılığıyla da gerçekleştirilebilmektedir. Bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçlarında örneğin kredi kartı kopyalanması, banka bilgilerinin ele geçirilmesi, internet bankacılığı ile yapılan dolandırıcılık… gibi farklı yöntemler mevcuttur.

internetten dolandırıldım

İnternette Dolandırıldım Ne Yapmalıyım?

İnternette dolandırılan bireyler için bu süreçte en önemli husus dolandıran kişilerin ulaşılabilir olmasıdır. Dolandırıcılar sahte hesaplar üzerinden faaliyetlerini yürüttükleri için bu oldukça zor olsa da hukuki sürecin uzman bir bilişim avukatı ile yürütülmesi maddi kayıplarınızın telafi edilebilmesini sağlarken diğer yandan sizi dolandıran kişilerin gerekli cezayı almalarına olanak sağlayacaktır.

Sosyal Medya Aracılığıyla İddia Dolandırıcılığı

SOSYAL MEDYA ARACILIĞIYLA İDDİA DOLANDIRICILIĞI

İddia dolandırıcılığı son zamanlarda Facebook, Instagram, Twitter ve Google Plus gibi sosyal medya sitelerinde sıklıkla karşılaştığımız bir durum haline gelmiştir. Türkiye’de spor karşılaşmaları üzerinde yasal olarak bahis oynatma hakkına sahip olan İddaa şirketine ait kuponlar kullanılarak yapılan bu dolandırıcılık yöntemi ile birçok kişi önemli miktarlarda paralar kaybetmiştir.

Öncelikle sosyal medya aracılığı ile iddia dolandırıcılığı işleminin nasıl yapıldığını anlatalım. Kendilerini İddia maçları konusunda uzman gösteren ve photoshop aracılığı ile düzenlenen sahte kuponlarla birçok kimseye binlerce lira kazandırdığını iddia eden kimseler kazandırma garantisi ile kupon satmaktadırlar. Önemli miktarlara satılan bu kuponlarla birçok kimse kandırılmakta ve önemli miktarlarda paraları alınmaktadır. Hatta kimi dolandırıcılar bir kademe daha atlayıp oynamak isteyen kişiler adına kupon düzenlediklerini beyan ederek yine photoshopla düzenlenen sahte kuponlarla kazandıkları yönünde yalanlar söylemekte ve komisyon ücreti olarak binlerce lira ödemesi halinde kazanılan kuponu paylaşacağı şeklinde dolandırıcılık yöntemleri geliştirmektedir.

İddia dolandırıcılığı oldukça rahatsız edici boyutlara ulaşmıştır. Artık bu dolandırıcılar Facebook, Instagram ve Twitter gibi sitelere gönül rahatlığı ile reklamlar vermekte ve hatta umut tacirliği ile daha önce kazandırdıklarını iddia ettikleri kimseler ile röportajlar yayımlamaktadırlar.

Belirtmek gerekir ki yapılan bu işlem Türk Ceza Kanunu anlamında açıkça dolandırıcılık suçu kapsamına girmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesine göre hile yaparak bir kimseyi aldatıp kendisi veya başkası yararına menfaat sağlayan kişi dolandırıcılık suçunu işlemiş sayılmaktadır. Bir sonraki maddede de dolandırıclık suçunun nitelikli hali sayılmıştır. Dolandırıclık suçu için öngörülen ceza sanırı 1 ile 5 yıl arasında değişmektedir.

İddia dolandırıcılığı ile kişinin hileli davranışlarda bulunduğu ve kendi yararına menfaat sağladığı açıkça ortadadır. Zor durumda bulunan kimselere umut tacirliği yaparak kolay yoldan para kazanan kimselerin TCK anlamında suç işlediklerini söylemekte beis görmüyoruz. İddia dolandırıcılığı konusunda suç duyurusunda bulunulması halinde önemli cezaların çıkacağı konusunda oldukça emin konuşabiliriz. Zira burada kişi düzenlediği sahte kuponla karşısındaki vatandaşı aldatarak para kazanmaktadır.

İddia dolandırıcılığı artık birçok kimseyi mağdur etmeye başlamıştır. Profesyonelce işlenen bu suçtan dolayı daha birçok kişinin mağdur olabileceğini öngörmekteyiz. Yaptıkları reklamlar ile açıkça halkı kandıran, maddi açıdan zor durumda bulunan kimseleri dolandıran kişiler hakkında mağdur olanların derhal suç duyurusunda bulunmalarını tavsiye etmekteyiz.

Chargeback (Ters İbraz) Mekanizması ve İşleyişi-Av.H.İ. Çelik

CHARGEBACK (TERS İBRAZ) MEKANİZMASI VE İŞLEYİŞİ

Chargeback kredi kartı sahiplerinin, kendi kredi kartlarıyla yaptıkları işlemlere birtakım sebepler dâhilinde itiraz edebilmelerine verilen isimdir. Bu durum genellikle e-ticaret alanında alıcıların hak kaybına uğramaması saikine hizmet eden bir düzenlemedir. Türkiye’en çok az kimse tarafından bilinen chargeback sisteminde tüketicinin kredi kartı bankası tüketicinin yaptığı işlem için garantör konumundadur. Uluslararası kartlı ödeme sistemleri normları ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ışığında chargeback sistemi alıcının kredi kartını çıkaran kuruluştan, işlemin tamamlandıktan sonra iptal edilmesini istemesi sonucu ortaya çıkar ve üç farklı taleple söz konusu olabilir.

-Alıcının satın almış olduğu ürünün, kendisine ulaşmaması.

-Ürünün, tanıtımından oldukça farklı nitelikte olması.

-Şahsın kredi kartının, dolandırıcılık amaçlı bir ürün alışverişi için izinsiz kullanılması.

Chargeback İtirazı Nasıl Yapılır?

Kart sahibi söz konusu kredi kartı ile yaptığı alışverişten dolayı kendisine borçlanılan edimin ifa edilmemesi yahut gereği gibi ifa edilmemesi halinde kredi kartını kendisinin kullanımına sunan bankaya itirazını ve ters ibraz talebini iletir. Kartı vermiş olan banka söz konusu itirazı alışverişin yapıldığı satıcı niteliğindeki işyerinin tabi olduğu bankaya yönlendirir. İşyerinin kullandığı banka ise söz konusu ters ibraz talebiyle ilgili olan alışveriş verilerini ve ilgili belgeleri satıcı niteliğindeki işyerinden talep eder. İşyerinin ise istenilen belge ve verileri bankaya iletmesi gerekmektedir. Eğer ki söz konusu veriler işyeri tarafından bankaya tebliğ edilmez ise alıcının ters ibraz talebini ihtiva eden edimin tutarı satıcının/işyerinin banka hesabından çekilir ve mağdur niteliğindeki alıcıya aktarılır. Alıcının söz konusu hiç ifa veya gereği gibi olmayan ifa durumlarından kaynaklanan mağduriyet, ters ibraz yani chargeback mekanizması ile giderilir.

İşyeri yahut satıcı, kendisinden talep edilen belge ve verileri tabi olduğu bankaya tebliğ ederse ve kabul görürse, alıcının ters ibraz talebi reddedilecektir. Nihayetinde bu mekanizma, salt alıcının çıkarlarına hizmet eden bir mekanizma olarak görülmemelidir.

Kart sahibi şahsın bilgisi dışında yapılan alışverişlerden dolayı kartın sahibi ters ibraz talebinde bulunabilme hakkına sahiptir. Bu durumda ispatı ve ibrazı gerekli olan önem arz eden belge ise -söz konusu alışveriş kargo aracılığı ile yapılmışsa- ıslak imzaya sahip olan teslim tutanağıdır. Kart sahibi bu tutanaktaki ıslak imzanın kendisine ait olmadığını öne sürerek ters ibraz talebini devam ettirebilir. Bunun dışında bir durum söz konusu ise ispatı zor bir süreç oluşacak ve bir avukattan hukuki yardım almak şahsın yararına olacaktır.

CHARGEBACK DİLEKÇESİ NASIL YAZILIR?

Cahrgeback itirazında en önemli unsur bankaya yapılan ilk başvuru dilekçesidir. Bütün sürecin ana kilit noktası olan chargeback itiraz dilekçesinin çok özenli ve dikkatli hazırlanması gerekmektedir. Son dönemde oldukça artı gösteren bu chargeback itirazlarından dolayı bankalar ince eleyip sık dokumaktadırlar. Yapılan itirazın ardından 5464 sayılı Bankacılık ve Kredi Kartları Kanununa göre; kart çıkaran kuruluşlar, kart ve ek kart hamillerinin kart kullanımıyla ilgili olarak yapacakları şikâyet ve itiraz başvurularını başvuru tarihinden itibaren yirmi gün içinde hamilin başvuru yöntemi kullanılarak ve gerekçeli bir şekilde cevaplandırmak zorundadır. Kuruluşlar, kart ve ek kart hamillerinin chargeback şikâyet ve itirazlarının ilgili birimlerine kolaylıkla ulaşmasını sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür. Kredi kartı hamili, yapacağı başvuruda, hesap özetinin hangi unsurlarına itiraz ettiğini gerekçesiyle belirtmek zorundadır.

CHARGEBACK İTİRAZ SÜRESİ

5464 Sayılı Kanun’da chargeback itirazı süresi ekstre tebliğ edildikten itibaren 10 gün olarak belirlenmiştir. Ancak pratik hayat içerisinde kimi durumlarda ürünün teslim süresi ekstreden çok sonra olabilmektedir. Bu tür durumlarda chargeback süresini ürünün belirlenen teslim tarihinden itibaren 10 gün olarak söyleyebiliriz. Her ne kadar kanun da bu yönde bir madde yoksa da pratikte gelişen hususlar böyle bir yorumda bulunma zorunluluğumuzu doğurmuştur. Ancak bu tür süre uzatımları için bir sözleşme bulunması zorunludur.

ULUSLARARASI CHARGEBACK KURALLARI

Chargeback yani harcama itirazı bizim hukukumuza özgü bir husus değildir. Hatta bizim hukuk sistemimizde oldukça dar tutulmuş harcama itirazı kurumu bulunmaktadır. Bu kural Visa ve Mastercard gibi uluslararası kart kuruluşları tarafından bankalara uygulanmaktadır. Bu nedenle kurala ilişkin gerekli ayrıntıları ancak bu şirketlerin web sitelerinden öğrenebilmekteyiz.

Chargeback yani harcama itiraz hakkında bilgi almak ve soru sormak için makalemiz altına yorum bırakabilirsiniz.

Av. Halil İbrahim ÇELİK & Hüseyin Alper ÇABUK

Dijital Oyun Hukuku ve Oyunlarda Telif Hakkı - Av. H.İ. Çelik

DİJİTAL OYUN HUKUKU VE DİJİTAL OYUNLARDA TELİF HAKKI

Dijital dünyanın gelişmesi ile artık bilgisayarları ve akıllı telefonların insan hayatında kapsadığı yer de çok ciddi oranda artış göstermiştir. Dijital dünyanın kapsadığı bu alanın artması ile hukuk sistemlerinin de dijital dünya ile senkronize olma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Hukuk sistemleri bu dijital dünyaya ayak uydururken yeni hukuk dalları ortaya çıkmıştır. Oyun hukuku olarak adlandırabileceğimiz bu alan da dijital dünyada son dönemde oldukça fazla sayıda ortaya çıkan ve insan hayatında yer edinen bilgisayar ve mobil telefon uygulamalarının ve hatta spesifik olarak oyunlarının korunması ana teması ile ortaya çıkmış bir disiplindir. Milyarlarca dolarlık bir sektör haline gelen dijital dünya ürünlerinin korunması bütün dünyada yavaş yavaş oturmuşken ülkemizde henüz daha yeni tanınmaya başlamıştır.

Bu yazımızda spesifik olarak dijital oyunların hukuki korunması uygulamasından bahsedeceğiz. Eskiden oyun sokakta arkadaşlar ile yapılan tabir-i caizse bir spor iken artık bilgisayar başında yahut cep telefonlarında milyonlarca insanla birlikte oynanmaktadır.Dijital oyunlar halihazırda 300 milyar doların üzerinde bir hacme sahiptir ve bu hacim her geçen gün pozitif seviyede artış göstermektedir. Bu sektör içerisinde oyunlar için yapım şirketleri, yazılımcılar, geliştiriciler ve oyuncular olmak üzere birçok unsur mevcuttur. Oyun Hukuku işte sektörde yer alan bu kimselerin haklarını korumaya çalışmaktadır. Bu kadar ciddi bir ekonomik güce ulaşan sektörde yer alan unsurların korunmasının taşıdığı önemde her türlü izahtan varestedir.

Oyun Hukuku birçok hukuku dalı ile ilgili olan multi-disipliner bir alandır. Oyun Hukuku içerisinde başta Bilişim Hukuku, Fikri ve Sınai Haklar, Vergi Hukuku, Ticaret Hukuku ve Şirketler Hukuku alanlarından bir takım ögeler bulunmaktadır. Oyun Hukuku oyun içerisinde bulunan kodların, programların, müziklerin ve diğer işitsel ve görsel ögelerin olduğu kabul edilirse birden çok hukuku alanı ile ilgili olduğu da rahatlıkla anlaşılabilir. Oyun Hukuku bir bilgisayar yahut akıllı telefon için tasarlanan oyunun fikir aşaması ile tüketiciye ulaştığı son aşamaya kadar olan bütün unsurları koruma amacı taşımaktadır. Zira burada bütün aşamalarda ciddi bir telif hakkı söz konusudur.

Akıllı telefon, bilgisayar ve tabletlerde bulunan oyunların Oyun Hukuku bağlamında korunması konusunda 2 farklı uygulama bulunmaktadır. Bu uygulamalardan ilki oyunları bilgisayar programı kabul ederek korumaya alma ana fikrin dayanmaktadır. Ancak bir oyunu sadece bilgisayar programı kabul etmenin ciddi riskleri bulunmaktadır. Zira bilgisayar programları sadece kodlardan oluştuğu için bu uygulamada oyun içerisinde yer alan müzikler ve diğer işitse ve görsel ögeler koruma kapsamı dışında kalacaktır. Bu da oyunun genel anlamda korumasız kalacağı anlamına gelmektedir.

Oyun Hukuku bağlamında uygulamada olan diğer koruma kapsamı ise oyunların sinema eseri olarak kabul edildiği görüştür. Avrupa’da yer alan birçok ülke dijital oyunlar sinema eseri kapsamına almakta ve bu şekilde korunmasını sağlamaktadır. Ancak burada ki ciddi problem ise mevzuat gereği sinema eserlerinin birden fazla sahibinin olmasıdır. Yani senarist, yapımcıi yönetmen sinema eserlerinin sahibidir. Oyunlarda ise birden çok malik söz konusu değildir. Oyunun son hakkını alan şirket yahut geliştirici veya yazılımcı oyunun sahibi konumundadır. Görüleceği üzere oyunu sinema eseri kapsamına almakta gerektiği gibi bir koruma sağlamamaktadır.

Türk Hukuk sisteminde dijital oyunların korunması için herhangi bir yasa maddesi bulunmamaktadır. Ancak kanun hem bilgisayar programlarını hem de sinema eserlerini ayrı ayrı korumaya almıştır. Bu minvalde olası telif hakkı ihlalinde her iki koruma şeklinden de faydalanılabilir.

Türkiye’de oyun hukuku ile alakalı en büyük problem oyun derecelendirme kuruluşunun olmamasıdır. Bu sebeple oyunlar haksız ve hukuka aykırı olarak yasaklanmakta yahut sınırlandırılmaktadır. Oyun Hukuku bağlamında ki önemli sorunlardan biri de bu husustur. Bu husus önüne geçmek için yapılması gereken elzem şey bir oyun derecelendirme kuruluşu açmaktır. Dünyada birçok ülke oyun derecelendirme kuruluşları ile bu sınırlamaları ortaya çıkarmaktadır. ABD’de ESRB derecelendirme sistemi, Portekiz PEGI derecelendirme sistemini ve Japonya ise CERO derecelendirme sistemini kullanmaktadır. Bu sistemler ile oyunlar yaş grupları yahut diğer ayrıntılarla bir sınıflandırmaya gitmektedir

Postman with envelope and e-mail sign

KAYITLI ELEKTRONİK POSTA NEDİR

Kayıtlı elektronik posta yani kısaca KEP kanuni olarak geçerli sayılan, güvenlik açısından en üst mertebede korunan bir elektronik posta yöntemi olarak tanımlanabilir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun atıf yapması ile hayatımıza gireceğinden bahsedilen kayıtlı elektronik posta 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nde ayrıntılı olarak belirtilmiş ve bu şekilde yürürlüğe girmiştir.

Kayıtlı elektronik posta normal e-mailden farklı olarak kim tarafından gönderildiği kesin olarak kayıt altına alınan, alıcısına ulaşma tarihi tam ve doğru olarak belirlenebilen, alıcı tarafından okunup okunmadığı bilgisine sahip ve her zaman datada saklayan bir hizmet olarak geniş anlamda tanımlanabilmektedir. Kayıtlı elektronik posta sahip olduğu bu özellikler ile spesifik olarak yargı süreçlerinde önemli bir ispat aracı olarak kullanılabilmektedir.

KİMLER KAYITLI ELEKTRONİK POSTA KULLANMAK ZORUNDADIR

Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 7. Maddesi kimlerin KEP almak zorunda olduklarını açıkça belirtmiştir. Bu maddeye göre “Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik tebligat yapılması zorunludur. Bunlar dışında kalan tüzel ve gerçek kişiler ise kayıtlı elektronik postadan isteğe bağlı olarak yararlanabilir.”

Kayıtlı Elektronik Posta ile ilgili bir uygulanma alanı da 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülmüştür. Bu madde içeriğine göre şirketler açıkça anlaşmışlar ise ihbarları, ihtarları, itiraz ve benzeri beyanları, fatura ve teyit mektuplarını ve toplantı çağrılarını elektronik ortamda düzenleyebilirler. Görüleceği üzere kanun koyucu standart tebligat sürecinin yol açtığı hantallığın önüne geçmek için önemli tedbirler almaya çalışmaktadır. Zira tebligat süreci içerisinde yaşanan anlaşmazlıkların ve sürelerin ticari hayata çok ciddi zararlar verdiği ilgililer tarafından bilinen bir gerçektir.

Ticari hayatın yanı sıra kayıtlı elektronik posta uygulamasının artık (29.06.2015) yargı işlemleri içerisinde de kullanılacağını belirtmek istiyoruz. Bu uygulama ile artık adil yargılanmanın belini büken başlıca sebeplerden olan ağır tebligat süreçleri tamamen ortadan kalkacak ve saniyeler içerisinde elektronik tebligat işlemi uygulanacaktır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler için kayıtlı elektronik posta uygulamasını zorunlu hale getirmiştir.

Kayıtlı elektronik posta ile gönderilen mailler Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun anlaşma yaptığı bir özel özel kurum tarafından saklanmaktadır. Ticari sır hükmünde olan bu maillerin bahsi geçen kurum tarafından okunması mümkün değildir. İlgili kurum olası anlaşmazlıklar halinde delil hükmünün korunması amacı ile bu mailleri saklamaktadır. Ayrıca bu kurumun içerikleri de görüntüleyemediğini belirtmek istiyoruz.

KAYITLI ELEKTRONİK POSTA KULLANMAMANIN CEZASI

Kayıtlı elektronik posta uygulamasının zorunlu şirketlere tarafından kullanılmadığının tespiti halinde her bir tespit için 10.000 TL ceza verileceği hükme bağlanmıştır. Ancak bir yıl içerisinde verilen toplam ceza sınırı da 250.000 TL olarak hükme bağlanmıştır.

Whatsapp Üzerinden Hakaret Suçu - Av. Halil İbrahim Çelik

WHATSAPP ÜZERİNDEN HAKARET SUÇU

Hukukun gelişen teknolojiye ayak uydurma zorunluluğundan daha önce bahsetmiştik. Yasama organlarını bir suçu ve suça özgülenen cezayı belirlerken sadece yapıldığı dönemi değil olası gelişmeleri de gözönüne almalı ve olabildiğinde geniş ölçüde bir dil kullanmalıdır. Zira ancak bu ölçüde kanunlar aradan on yıllar dahi geçse de geçerliliğini ve kullanılabilirliğini koruyacaktır.

İşte Whatsapp denilen bir telefon uygulamasının da kullanışının çok yaygın hale gelmesinden kaynaklı olarak bu yolla bir takım suçlar işlenebileceği de ortaya çıkmıştır. SMS’ten biraz farklı olarak whatsapp üzerinden gönderilen mesajlarda mobil veri kullanılmaktadır. Bu da internet üzerinden tehdit ve hakaret suçu kapsamına girmektedir.

WHATSAPP ÜZERİNDEN HAKARET SUÇU CEZASI

Whatsapp üzerinden hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilebilmektedir. Kanun genel anlamda hakaret suçunun kapsamını geniş tutarak her türlü yazılı, görsel veya sesli cihazlar kullanılarak işlenmesi arasında ayrım yapılmamış ve bu minvalde suçunun cezalandırılacağı yönünde hüküm tesis etmiştir. Hakaret suçunun cezası kanunda 3 ay ile  2 yıl arasında öngörülmüştür.

Whatsapp üzerinden hakaret suçu hakkında gerekli işlemlerin yürütülmesi şikayete tabiidir. Suçun mağduru olan kimse; hakaret içerikli mesajlar kendisine iletildikten sonra 6 ay içerisinde ilgili polis merkezine yahut cumhuriyet başsavcılığına başvurarak şikayetini yazılı yahut sözlü olarak dile getirmesiyle soruşturma süreci başlamış olur. Burada whatsapp üzerinden hakaret suçu ile ilgili asıl delil gönderilen mesajlardır. Suçun mağduru olan kişi savcılığa yahut karakola başvurarak bu mesajların tutanak altına alınmasını isteyebilir. Bu talebin kabul edilmesi ile polisler yahut savcılık katibi tarafından bir tutanak düzenlenir ve mesajların içeriği açıkça tutanağa geçilir.

Uygulamada soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarının Whatsapp uygulamasının çok önemsemediklerini, buradan gönderilen hakaret mesajlarını delil saymadıkları ile ilgili birçok örnekle karşılaşıyoruz. Ancak bu yorum ve kanaat oldukça hatalıdır. Zira Whatsapp uygulamasında telefon onaylaması yapıldığı için kanaatimizce burada gönderilen mesajlar ile normal SMS’ler arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Cumhuriyet savcılarının da bu hususu dikkate almaları ve whatsapp üzerinden gönderilen mesajların da normal SMS ile aynı ciddiyette olduğunu kabul etmeleri hukuki bir elzemdir.

Whatsapp üzerinden hakaret suçu için kanun belirli şartlar dahilinde cezanın arttırılmasını da hükme bağlamıştır. Buna göre bir kamu görevlisine yürüttüğü görevden dolayı veya kişinin mensup olduğu dinin kutsal sayılan değerlerine hakaret yöneltilmişse bu halde suçun altı sınırı bir yıldan az olamaz.

 

İnternet Üzerinden Tehdit ve Hakaret - Av. Halil İbrahim Çelik

İNTERNET ÜZERİNDEN TEHDİT VE HAKARET SUÇLARI

İnternet üzerinden tehdit ve hakaret suçları son dönemde oldukça sık karşılaşılan hususlardan biridir. Hukuk sisteminin gelişen teknolojiye ayak uydurma zorunluluğu nedeniyle artık bu konu da mahkemelere konu olmakta ve oldukça ciddi cezalar ortaya çıkmaktadır. Bilişim Hukuku alanı da bu gelişim ihtiyacından kaynaklı olarak doğmuştur.

Tehdit suçu Türk Ceza Kanunu’nun 106 ve 107. Maddelerinde; hakaret suçu ise yine Türk Ceza Kanunu’nun 125 ve 131. Maddeleri arasında belirtilmiştir. Bu maddeler içerisinde spesifik olarak internet üzerinden tehdit ve hakaret suçları için özel bir başlık ayrılmamıştır.

Tehdit suçunun ulaşabilmesi için bir şahsı, kendisinin veya yakınlarının vücut yahut cinsel dokunulmazlığına zarar getirileceğinden bahisle harekete geçmek gerekmektedir. Kanun bu suçu işleyen kimselerin 6 ay ile 2 yıl arasında ceza alacağını hükme bağlamıştır. Bu suçun internet üzerinden işlenmesi halinde de aynı hükümler geçerliliğini korumaktadır. Yani sosyal medya, Facebook, Twitter, Youtube, Friendfeed, Google Plus ve benzeri siteler üzerinden gerçekleştirilen tehditler için kanun 6 ay ile 2 yıl arasında ceza verileceğini beyan etmiştir.

Hakaret suçu da; bir kimsenin şeref, haysiyet ve onurunu rencide edebilecek ölçüde saldırıda bulunan kimse yaptığı eylemin ağırlığına göre 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası alır. Türk Ceza Kanunu hakaret suçunda da internet üzerinden işlenme hususunu nitelikli hal olarak saymamış ve bu suç için standart bir ceza öngörmüştür.

İnternet üzerinden tehdit ve hakaret suçları için hakarete uğrayan kişinin öncelikle bir suç duyurusunda bulunması gerekir. Burada suç duyurusu ilgili Cumhuriyet Savcılığına yahut polis merkezine yapılabilir. Hakarete uğrayan kişi Facebook, Twitter, Google Plus vb. şifrelerini Savcılık ile paylaşarak ilgili kayıtlara ulaşılmasına yardımcı olmalıdır. Zira bahsettiğimiz siteler kişiler arasında ki yazışmaları özel hayatın gizliliği nedeniyle Türkiye makamları ile paylaşmamaktadır. Bu nedenle suçun ispatlanması açısından mağdurlar çok ciddi sıkıntılar ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Mağduriyetin önüne geçmek için de ilgili şifrelerin Savcılık ile paylaşılması ve yapılacak bilirkişi incelemesi ile de hakaret hususunun tespit edilmesi gerekecektir. İnternet üzerinden tehdit ve hakaret suçları açısından en önemli problem failin ortaya çıkarılmasıdır. Fail ortaya çıkarıldıktan sonra yukarıda bahsettiğimiz cezalar rahatlıkla söz konusu olabilir.

Kanaatimizce gelişen teknoloji ve tehditlerin internet üzerinde sıklıkla ve kolaylıkla yapılabildiği dikkate alındığında; internet üzerinden tehdit ve hakaret suçları için daha ağır bir ceza öngörülmelidir.