Kategori arşivi: Ceza Hukuku

zorla senet imzalatma suçu

Zorla Senet imzalatma Suçu

Zorla senet imzalatma eski Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak düzenlenmiş olsa da 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nda Yağma Suçu ( gasp suçu) ile ilişkilendirilmiştir. Türk Ceza kanunu’nun 148. maddesinde zorla senet imzalatma fiili suç sayılmış ve Senedin yağması olarak ifade edilmiştir.

zorla senet imzalatma suçu

Zorla Senet İmzalatma Suçu Nedir?

Yağma suçuna bağlı bir eylem olan zorla senet imzalatma davranışı, Türk Ceza Kanunu 148. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu suça göre, bir kişiyi cebir ve tehdit kullanarak borç altına sokmak maksadıyla zorla senet imzalatmak senedin yağması suçu olarak hükmedilmiştir.

Zorla senet imzalatma davranışı dışında, borçlu olunan bir senedi cebir ve tehditle imha etmek, yırtmak, imha edilmesine karşı koymamaya mecbur etmek de senedin yağması suçunu ifade etmektedir.

Zorla Boş Kağıda İmza Attırma

Söz konusu senedin yağması suçu kapsamında değerlendirilen bir başka fiil de ileride senet haline getirilebilecek, borç doğuracak bir kağıdın cebir veya şiddet kullanılarak imzalatılmasıdır.

Senedin Yağması Suçu Şartları Nelerdir?

Bir fiilin senedin yağması suçu kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle cebir veya şiddetin varlığının olması gerekir. İkinci olarak da bu fiilin maddi bir karşılığa ilişkin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Yani zorla senet imzalatma gibi borç doğurucu ya da senedi zorla elinden alma, imha etme, imha edilmesine karşı koymamasını sağlama amacıyla gerçekleştirilmesi gerekir.

Zorla Senet İmzalatmanın Cezası Ne Kadar?

Burada işlenen suç itibariyle yargılama, gasp suçu ( yağma suçu) kapsamında yapılmaktadır. Söz konusu yağma suçu basit haliyle işlendiğinde 6 yıl ile 10 yıl arasında bir hapis cezasına sebebiyet verecektir. Eğer suç nitelikli yağma ( nitelikli gasp suçu) şeklinde işlenmiş ise zorla senet imzalatmanın cezası 10 yıl ile 15 yıl arasında olacaktır. Nitelikli hallerin ortaya çıkmasına sebebiyet verecek birden fazla fiilin varlığı durumunda ise suçun alt sınırı 10 yıldan daha fazla olacaktır.

Zorla İmzalatılan Senet Geçerli Midir?

Borçlar hukukuna göre zorla senet alınması veya senedin zorla imzalatılması, sakat borç kavramını ortaya çıkarır. O yüzden senet hükümsüzdür. Fakat senedin hükümsüz olması işlenilen fiilin suç olmaktan çıkarılmasını sağlamaz.

Zorla Senet imzalatma veya zorla boş kağıda imza attırma gibi durumlarda hukuki sürecin doğru yürütülmesi gerekir. Söz konusu suç yağma (gasp suçu) kapsamında değerlendirildiğinden dolayı gerçekleştirilen fiilden alınacak olan cezalar oldukça yüksek olmaktadır. O nedenle bu sürecin uzman bir ceza avukatı ile yürülmesi önerilir.

Evrakta Sahtecilik Suçu (Resmi Belgede Sahtecilik)

Evrakta Sahtecilik Suçu (Resmi Belgede Sahtecilik)

Türk Ceza Kanunu’nda, kamu güvenine karşı işlenen suçlar kapsamında yer alan resmi evrakta sahtecilik suçu, işleniş şekli itibariyle üç farklı seçimlik hareketle gerçekleştirilebilmektedir. Resmi belgede sahtecilik suçu Türk Ceza Kanunu 204. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu suç, sahte resmi belge üretilmesi veya mevcut resmi belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi evrak düzenlenirken başkalarını aldatacak şekilde değişiklik yapılması, sahte resmi belgenin kullanılması şeklinde üç farklı seçimlik hareketin gerçekleştirilmesi ile işlenir.

Evrakta Sahtecilik Suçu (Resmi Belgede Sahtecilik)

Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu Nedir?

Resmi evrakta sahtecilik (resmi belgede sahtecilik) suçu yukarıda belirtildiği şekillerle kamu güvenine karşı işlenen suçlar kapsamında yer alır. Resmi belgede sahtecilik ile özel belgede sahtecilik suçları birbirinden farklı suçlar olup, aralarındaki en önemli fark, resmi belgede sahteciliğe konu olan evrakın aslının yetkili resmi memurlar tarafından düzenlenmesidir. Resmi belgede sahtecilik suçu basit şekliyle veya nitelikli haliyle işlenmiş olabilir. Resmi evrakta sahtecilik suçunun işleniş biçimine göre alınacak olan ceza da farklılık göstermektedir. Söz konusu suç şikayete bağlı bir suç değildir. Suçun zamanaşımı süresi ise en basit haliyle bile 8 yıl olduğundan bu tür bir suç işlendiğinde 8 yıl içerisinde şikayetin yapılması gerekir. Resmi belgede sahtecilik suçlarında soruşturmanın sağlıklı yürüyebilmesi adına savcılığa suç duyurusunun en kısa sürede yapılması gerekir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Cezası Ne Kadar?

Resmi belgede (evrakta) sahtecilik suçlarında alınacak olan ceza, suçun basit mi yoksa nitelikli hali mi olduğuna göre değişmektedir. Resmi belgede sahtecilik suçu, resmi bir belgenin sahte olarak düzenlenmesi, evrakın başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya kullanılması gibi durumlarda basit haliyle işlenmiştir. Basit resmi belgede sahtecilik suçlarında alınaca ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Türk Ceza Kanunu 204ç maddenin 1. fıkrasında basit resmi belgede sahtecilik suçu düzenlenmiştir.

Kamu görevlilerinin görevinden kaynaklanan, görevi kötüye kullanma suretiyle bu suçu işlemeleri durumunda, resmi belgede sahtecilik suçunun cezası 3 yıl ile 8 yıl arasında olmaktadır. Türk Ceza Kanunu 204. maddesinin 2. fıkrasına göre kamu görevinden kaynaklı görevi kötüye kullanma suretiyle resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, değiştiren, kullanan kişiler 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Resmi belgede sahtecilik suçunun maddi konusu olan evrakın sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli olan belgelerden ise belirlenen suçun cezası ½ oranında arttırılmaktadır.

Sağlık mensubu kişiler (doktorlar,hemşireler,ebeler ve diğer sağlık çalışanları) gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle kamunun ya da kişilerin zararına yol açmaları veya haksız bir menfaat elde etmeleri halinde resmi evrakta sahtecilik suçu işlemiş olurlar ve Ceza Kanununda belirlenen hükümler gereği cezalandırılırlar.

Resmi Belgeyi Sahte Olarak Düzenleme Suçu

Türk Ceza Kanunu’nda belirtilmiş olan evrakta sahtecilik suçu kapsamında yer alan bu fiil, bir belgenin resmi bir belge gibi düzenlenmesi ya da üretilmesi şeklinde gerçekleşir. Bir belgenin kısmen veya tamamen gerçek bir resmi belge gibi üretilmesi, “resmi belgeyi sahte olarak düzenleme” kapsamında suç teşkil eder. Resmi belgenin şekil,amblem, form, görünüş ya da yazı gibi özelliklerinin taklit edilerek elde edilen belge, resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi suçu için yeterlidir. Örneğin nüfus cüzdanını taklit edilerek sahte kimlik üretmek bu kapsamdadır. Bu tür bir suçta üretilen belgenin kullanılması şart değildir. Suçun oluşması için evrakın düzenlenmiş olması yeterlidir.

Resmi Belgeyi Başkalarını Aldatacak Biçimde Değiştirme Suçu

Resmi belgeyi sahte olarak düzenleme suçundan farklı olarak, resmi belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştirme suçunda, kamu görevlisi tarafından düzenlenmiş resmi bir belgenin üzerinde değişiklik yapılmasını kapsar. Örneğin gerçeğe uygun olarak düzenlenmiş bir resmi belge üzerinde yazıların değiştirilmesi, yazı eklenmesi veya çıkarılması, belge tarihinin değiştirilmesi…gibi resmi belgenin aldatıcılık vasfı taşıyan eylemlerle değiştirilmesi, “resmi belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştirme suçu” kapsamında değerlendirilir. Türk Ceza Kanunu 204/1 madde ve fıkrasında suçun kapsamı düzenlenmiştir.

Sahte Resmi Belgeyi Kullanma Suçu

Türk Ceza Kanunu 204. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen bir başka suç ise, resmi belge niteliğinde olan fakat sahte olarak düzenlenmiş, taklit edilmiş ya da değiştirilmiş bir belgenin kullanılmasıdır. Burada suçun gerçekleşmesi için sahte resmi belgeyi kullanan kişinin, belgenin sahte, değiştirilmiş ya da taklit edilmiş olduğunu bilmesi gerekir. Aksi durumda yani belgenin değiştirilmiş, taklit edilmiş ya da sahte olduğu bilgisine sahip olmayan bir kişi, bu belgeyi kullanması nedeniyle suçlanamaz.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir?

Resmi belgede (resmi evrakta) sahtecilik suçunun kimi zaman daha fazla cezayı gerektirdiği durumlar vardır. Suçun nitelikli halleri olarak karşımıza çıkan bu durumlar;

  • Kamu görevlisinin (devlet memurunun) resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi, değiştirmesi ya da kullanması. Türk Ceza Kanunu 204. maddenin 2. fıkrasında kamu görevlililerinin bu suç kapsamında alacağı ceza suçun nitelikli hali olması sebebiyle daha fazla olacaktır.
  • Belgenin sahte olup olmadığının ispatına kadar geçen sürede geçerli belge olması durumu da suçun nitelikli halinin olmasına sebep olur.

Kamu Görevlisinin (Devlet Memurunun) Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

Devlet memuru sıfatıyla resmi belgede sahtecilik suçu işleyen kişi için mevcut eylem resmi belgede sahteciliğin nitelikli halidir. Kamu görevlisinin resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemesi, resmi belgeyi değiştirmesi ya da sahte resmi belgeyi kullanması durumunda suçun daha ağır bir cezayı gerektiren nitelikli hali mevcuttur. Türk Ceza Kanunu 204. maddenin 2. fıkrasında açıkça suçun cezası belirtilmiştir. Fakat burada bir ayrımın yapılması gerekir. Resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, değiştiren veya kullanan kamu görevlisinin bu belgeyi düzenleme yetkisinin bulunmaması durumunda suç nitelikli haline göre değerlendirilmez. Söz konusu TCK maddesinin 1. fıkrasına göre kamu görevlisi cezalandırılır.

Suça Teşebbüs, Suça Teşebbüsün Cezası, gönüllü vazgeçme

Suça Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme

Ceza Kanunu bir kişinin suçu işlemeye başladığı fakat elinde olmayan sebeplerle suçu tamamlayamaz ise suça teşebbüs ile sorumlu tutulur.  Suça teşebbüsün cezası söz konusu ceza kanununda belirlenmiştir. Buna göre suçun ağırlığına göre ağırlaştırılmış hapis cezaları 13 yıl ile 20 yıl arasında, müebbet hapis cezaları 9 yıl ile 15 yıl arasında hapis ile cezalandırılmaktadır. Diğer yandan suçun cezasının ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet olması dışında olması durumunda ise, söz konusu suçun cezasının dörtte birinden üçte birine kadar indirim yapılır.

Suça Teşebbüs, Suça Teşebbüsün Cezası, gönüllü vazgeçme

Suça Teşebbüs TCK 35. Madde

Ceza Kanununun 35. Maddesinde suça teşebbüs fiili ve bu fiilin sonuçları açıkça ifade edilmektedir. Buna göre teşebbüs eden kişilerin yasal sorumluluğu, suça teşebbüs nedeniyle alınacak cezalar, Ceza Kanununun 35. Maddesinin 1. Fıkrasında ve 2. Fıkrasında belirtilmiştir.

Suça Teşebbüsün Cezası Ne Kadardır?

İşlenmesi planlanan suç ile ilgili olarak bu suça ilişkin elverişli hareketler ile doğrudan icraya başlayıp elinde olmayan sebeplerle suçun tamamlanamaması durumunda kişi, suça teşebbüsten sorumlu tutulmaktadır. Bu husus, Ceza Kanunu 35. Maddenin ilk fıkrasında açıkça ifade edilmiştir. Suça teşebbüs halindeki kişi, ortaya çıkacak zarar ya da tehlikeye göre, suçun işlenmesi halinde ağırlaştırılmış müebbet alacak ise, teşebbüsten alacağı ceza 13 yıl ile 20 yıl arasında ceza alacaktır. Eğer ki suçun işlenmesi durumunda alınacak ceza müebbet ise, teşebbüsten alacağı ceza 9 yıl ile 15 yıl arasında olacaktır. Diğer durumlarda ise, suçun gerektirdiği cezanın ¼’ü ile ¾’ü arasında bir indirim şeklinde teşebbüsten cezalandırılacaktır.

Suçtan Gönüllü Vazgeçme

Ceza Kanunu 36. Maddesinde, suçun işlenmesinden gönüllü olarak vazgeçen veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da suçun sonucunun gerçekleşmesini önleyen kişi, suça teşebbüs ile cezalandırılmaz. Fakat suç işlenirken tamamlanan kısım bir suç oluşturuyor ise, yalnızca o suça ait ceza ile cezalandırılmaktadır.

Suça Teşebbüste Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Suça teşebbüs eden kişiler için hukuki sürecin doğru bir şekilde yürütülmesi oldukça önemlidir. Zira gerek soruşturma gerekse de kovuşturma aşamalarında yapılacak hatalar alınacak cezaları doğrudan etkileyeceğinden, ceza avukatı aracılığıyla hukuki süreci yürütmek sağlıklı olacaktır. Fail açısından suça teşebbüs, gönüllü vazgeçme, suçu işleme hepsi birbirinden farklı savunma süreçlerini içereceğinden bu süreçlerin profesyonel yürütülmesi, olası hak kayıplarını önleyecektir.

FETÖ Üyeliği Suçu

FETÖ Üyeliği Suçu

Terör faaliyetlerinde bulunma amacıyla kurulmuş yapılar, Terör örgütü olarak nitelendirilmekte olup Türk Ceza Kanunu’na göre Terör örgütü kurmak ve terör örgütüne üye olmak suç sayılmıştır. FETÖ Üyeliği Suçu ve Fetö’ye üye olmanın cezası da terör örgütü üyeliği kapsamında değerlendirilmekte olup 15 Temmuz Darbe girişiminden sonra, TCK 220. Maddesi terör örgütünün silahlı olması durumunda ise alınacak cezanın ¼ oranında artılmasına hükmetmektedir. Ayrıca FETÖ Üyeliği Suçu işleyen kişilerin 15 Temmuz Darbeye Teşebbüs suçuna karışmış olmaları durumunda “anayasal düzene karşı işlenen suçlar” çerçevesinde ceza alacaklardır.

FETÖ Üyeliği Suçu

FETÖ Üyeliği Suçu

FETÖ siyasi, ekonomik ve dinsel hedeflerine ulaşmak amacıyla Anayasal düzeni hedef alan faaliyetleri sonucu darbe teşebbüsü içerisinde bulunmuştur. Bu bağlamda darbe girişimi suçu fiilini işlememiş olsa bile FETÖ’ye üye olan birey de Terör Örgütüne Üye olma suçu işlemektedir.

15 Temmuz Darbe Girişimi ile birlikte söz konusu örgütün silahlı faaliyet içerisinde olması ve anayasal düzene karşı işlediği suç nedeniyle darbe girişimi suçu kapsamında failler ağırlaştırılmış müebbet cezası alacaktır. FETÖ Üyeliği Suçu işlemenin yanı sıra bu kişiler Türk Ceza Kanunu 309. maddesi olan Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar kapsamında ceza alacaklardır.

FETÖ’ye Üye Olma Cezası

FETÖ Üyeliği Suçu ve Fetö’ye üye olma cezası Ceza Kanunu 220. Maddesinde düzenlenmiş olup söz konusu maddeye göre;

  • Kanunun suç saydığı eylemleri gerçekleştirmek amacıyla terör örgütü kuranlar veya terör örgütünü yönetenler, örgütün sahip olduğu üye sayısı ile araç gereç bakımından suçları işlemeye elverişli olması halinde iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
  • Suç işlemek amacıyla kurulan FETÖ’ye üye olanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • FETÖ’Nün silahlı eylemi (15 Temmuz Darbe Girişimi) nedeniyle verilecek cezalar ¼ ile ½ oranında arttırılır.
  • FETÖ üyeliği kapsamında suç işlenmesi durumunda ayrıca bu suçlardan ceza alınmasına da hükmolunur.
  • FETÖ yöneticisi olma durumunda, örgütün işlediği tüm suçlardan ayrıca bu kişiler de fail olarak ceza alırlar.
  • FETÖ üyesi olmamakla birlikte FETÖ adına suç işleyen kişiler, ayrıca örgüte üye olmaktan da cezalandırılırlar.
  • Örgüt üyesi olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek FETÖ’ye yardım eden kişiler de örgüt üyeliği kapsamında cezalandırılırlar
  • FETÖ propagandası yapan kişiler, bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Propagandanın basın ve yayın yolu ile işlenmesi durumunda ise alınacak ceza yarı oranında artırılmaktadır.

 

Benzer Yazılar

Darbeye Teşebbüs Suçu

Ceza Avukatı

Tutuklamaya İtiraz

Darbeye Teşebbüs Suçu

Darbeye Teşebbüs Suçu TCK

Anayasal düzenin işleyişine karşı ya da anayasal düzene karşı işlenen suçlar Türk Ceza Kanunu içerisinde maddeler halinde düzenlenmiş olup, bu maddeler anayasayı ihlal suçu yasama organına karşı suçlar ve hükümete karşı suçlar şeklinde 3 temel başlığa ayrılmaktadır. Darbeye Teşebbüs Suçu ve darbe teşebbüsü sebebiyle tutuklanan kişiler de TCK’nın ilgili maddelerince cebir ve tehdit kullanılarak darbe girişimi içerisinde oldukları şüphesiyle haklarında işlem yapılmaktadır.

Darbeye Teşebbüs Suçu

Darbeye Teşebbüs Suçu ve Darbe Teşebbüsü

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar

Darbeye teşebbüs suçu TCK içerisinde anayasal düzene karşı işlenen suçlar temelinde 3 ana başlıkta toplanmıştır. Söz konusu kanuna göre bireyler anayasayı ihlal suçu, yasama organına karşı işlenen suçlar ve hükümete karşı işlenen suçlar şeklinde fiil gerçekleştirmiş olabilmektedir.

Anayasayı İhlal Suçu TCK 309. Madde

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olup, anayasal bir düzen içerisinde yasama yürütme yargı erklerinin yanı sıra işleyiş, nitelik, yapılanma gibi unsurlar çerçevesinde bu düzenin devamını sağlamaktadır. Anayasal düzenin bozulmasına neden olacak her türlü fiil, anayasal düzene karşı işlenen suç kapsamında yer alır. Darbeye teşebbüs suçu ya da diğer bir ifadeyle darbe teşebbüsü, anayasal düzenin işleyişini sekteye uğratacağından dolayı, anayasal düzenin ortadan kaldırılması, yerine farklı bir düzen getirilmesi ya da anayasal düzenin fiilen uygulanmasının önlenmeye çalışılması, Türk Ceza Kanunu 309. Maddesine göre anayasayı ihlal suçu kapsamındadır. Anayasayı ihlal suçu işlendiğinde suçu işleyen kişi farklı suçları da işlemiş olması durumunda diğer suçları için ayrıca ceza alacaktır. Örneğin darbe teşebbüsü esnasında failin bir kimseyi öldürmesi, silahla tehdit etmesi… gibi durumlarda her işlediği suç için ayrıca ceza alacaktır.

Yasama Organına Karşı İşlenen Suçlar TCK 311. Madde (TBMM’ye Karşı işlenen Suç)

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasama organı faaliyetini yürütmektedir. Kanun yapmak, kanun değişikli yapmak yürürlükteki kanunu kaldırmak gibi temel yasama görevlerini yerine getirmekle görevli kurum Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.

Türk Ceza Kanunu 311. Maddesi, TBMM’nin görevlerini kısmen ya da tamamen yapmasına engel olmak, TBMM’nin fonksiyonlarını işlevsiz kılmak gibi fiilleri, Meclise karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirmektedir.

Hükümete Karşı Suç TCK 312. Madde

Darbe suçu ya da darbeye teşebbüs suçu denilince aslında hükümete karşı işlenen suç tipi akıllara gelmektedir. Ceza Kanunu 312. Maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen ya da tamamen yapmasını engellemeye yönelik faaliyetler hükümete karşı işlenen suçlar kapsamında yer alır. Hükümetin ortadan kaldırılması ya da engellenmesi durumunda darbe suçu işlenmiş olur. Fail hükümete karşı suç işlediğinde darbe suçu ya da darbeye teşebbüs suçu ile yargılanacaktır.

Normal şartlarda hükümete karşı işlenen suçlar içerisinde yer almayan, kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, 15 Temmuz Darbe Girişimi sürecinde faillerin örgütlü bir şekilde Devlet kurumlarına sistematik olarak saldırı düzenlemeleri, hükümet dışında olmasına rağmen hükümete karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirilmektedir.

Hükümete karşı işlenen suçlarda failler, suçun işlenmesi esnasında farklı bir suç işlemiş olmaları durumunda da ayrı ayrı cezalandırılmaları gerekmektedir. Örneğin darbeye teşebbüs suçu işlenirken, hükümete karşı suç işleyen birey aynı zamanda adam öldürme suçunu işlemiş ise bu cezalar farklı farklı uygulanmaktadır.

Darbeye Teşebbüs Örgüt Üyeliği

Darbeye Teşebbüs Suçu ve Örgüt Üyeliği Suçu

Darbe teşebbüsü suçlarında söz konusu fiil, bireysel olarak işlenebileceği gibi örgütsel olarak da işlenebilmektedir. Darbeye teşebbüs suçunun örgütlü bir şekilde işlenmesi durumunda bireyler hem darbe suçundan hem de örgütlü suçlardan yargılanıp iki farklı şekilde ceza alamazlar. Zira örgüt üyeliği suçu “geçitli suç” haline gelmekte ve amaç suç olan darbenin içerisinde örgüt üyeliği erimektedir.

Bu durumda darbe teşebbüsüne katılmayan ve yalnızca örgüt üyeliği bulunan bireyler etkin pişmanlık ceza indirimi hükümlerinden yararlanabilmektedirler.

Darbeye Teşebbüs Suçunda Etkin Pişmanlık Nedir?

Etkin pişmanlık kaba tabiriyle, bireylerin işledikleri suçtan pişman olmaları ve suçun oluşturduğu olumsuzlukları gidermeleri durumunda ceza adaletine karşı olumlu katkıları göz önüne alınarak uygulanan bir ceza indirimidir.

Darbeye teşebbüs suçu ile yargılanan bireyler için etkin pişmanlıktan yararlanarak ceza indirimi almak mümkün olmamaktadır.

Fakat darbe suçu kapsamında suçlanmayan yalnızca örgüt üyeliği kapsamında yargılanan kişiler için etkin pişmanlıktan yararlanmak söz konusudur. Etkin pişmanlıktan yararlanmanın şartları Türk Ceza Kanunu 221. Maddesinde düzenlenmiştir.

Burada örgüt üyeliği suçlamasıyla karşılaşan kişiler, Etkin pişmanlıktan yararlanabilmeleri için darbe girişimi ya da darbeye teşebbüs suçuna katılmamış yalnızca örgüt üyeliği kapsamında yargılanan kişiler olabilir. Burada örgütün dağılması adına ya da diğer örgüt üyelerinin yakalanması adına verilecek bilgiler vermesi durumunda etkin pişmanlıktan yararlanmak mümkün olabilmektedir.

Diğer yandan örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütün yapısı ve faaliyetleri açısından işlenen suçlarda, örgüt adına suç işleyen kişiler de yararlanabilmektedir. Örgüt adına suç işleyen kişilerin ceza indirimi 1/3 ile ¾ arasında bir oranda uygulanır.

Darbeye Teşebbüs Suçunun Cezası

Darbeye teşebbüs ya da darbe girişimi suçu işleyen kişilerin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olmaktadır. Darbe girişiminde bulunan kişilerin işledikleri suç nedeniyle yukarıda belirttiğimiz üç maddeyi ihlal etmeleri durumunda Türk Ceza Kanunu 309. Maddesi uyarınca Anayasayı İhlal Suçu nedeniyle cezalandırılırlar.

15 Temmuz Darbe Girişimi suçlamasıyla yargılanan bireyler hem hükümete karşı hem de yasama organına karşı suç işlemelerine rağmen, anayasayı ihlal suçu cezası ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırlar.

Darbe girişimi nedeniyle anayasayı ihlal suçu işleyen ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılacak olan kişiler diğer yandan darbe teşebbüsü esnasında mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, yağma,adam öldürme, tehdit… gibi suçları işlemiş olmaları durumunda da bu suçlardan ayrıca ceza alacaklardır.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu tck 229 facebook twitter instagram internet

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, devletin egemenlik alametlerine ve organların saygınlığına karşı işlenen suçlar kapsamında yer almaktadır. Ceza Kanunu 299. Maddesinde cumhurbaşkanına hakaret suçu düzenlenmiş olup söz konusu eylemin niteliğine göre alınacak ceza farklılık göstermektedir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu tck 229 facebook twitter instagram internet

Cumhurbaşkanına Hakaret Etmek Suç Mudur?

Türkiye Cumhuriyeti organlarının saygınlığına karşı yapılan eylemler suç kapsamında değerlendirilir. Bu suçlardan birisi de cumhurbaşkanına hakaret etmektir. Cumhurbaşkanına hakaretin alenen işlenmesi durumunda verilecek olan ceza daha ağır olmaktadır.

Cumhurbaşkanına Hakaretin Cezası Ne Kadar?

Ceza Kanunu 299. Maddesinin 1. Fıkrasına göre cumhurbaşkanına hakaret suçu bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ceza kanununda suçu işleyen kişinin alenen cumhurbaşkanına hakaret etmesi gibi bir durum  söz konusu ise, verilecek olan hapis cezası altıda bir oranında artırılmaktadır.

Cumhurbaşkanına hakaretten dolayı yapılacak olan kovuşturma Adalet Bakanlığı iznine bağlı olarak gerçekleştirilir.

Facebookta cumhurbaşkanına hakaret

İnternette ve Sosyal Medyada Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Devlet organlarının saygınlığına karşı işlenen suçlar kapsamındaki cumhurbaşkanına hakaretin en sık işlenme şekli internet üzerinden gerçekleşmektedir. İnternet üzerinden özellikle sosyal medyada bireylerin cumhurbaşkanı ile ilgili hakaret içeren paylaşımları son yıllarda internetin yaygınlaşması ile birlikte artmıştır.

Facebook’ta cumhurbaşkanına hakaret, Twitter’da cumhurbaşkanına hakaret, instagram’da cumhurbaşkanına hakaret gibi farklı şekillerde bu suç işlenebildiği gibi, internet üzerinden farklı mecralarda da bu eylem gerçekleştirilebilmektedir.

Devlet organlarının saygınlığı açısından bu tür davranışların sergilenmesi suç kapsamındadır. İnternet üzerinden cumhurbaşkanına hakaretin cezası 1 yıl ile 4 yıl arasında olmakla birlikte suçun alenen işlenmesi söz konusu ise, suçu işleyen kişinin alacağı ceza 1/6 oranında artırılmaktadır.

Cumhurbaşkanına hakaretin en çok işlendiği mecralar, Facebook, instagram, twitter, sözlük siteleri, haber siteleri, bloglar… olmaktadır. Son yıllarda bir çok kişi bu suç nedeniyle cezalar almaktadır. Cumhurbaşkanına yapılan hakaret nedeniyle soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde bireylerin uzman bir ceza avukatı ile söz konusu süreçleri yürütmeleri oldukça önemlidir. Zira yapılan bu eylemin cezası göz önüne alınırsa tutulacak olan avukat tutmak suçu işleyen kişinin menfaatine olacaktır. Özellikle soruşturma aşamasında verilecek ifade sürecin sağlıklı ilerleyebilmesinde büyük öneme sahiptir. Ceza avukatınız sizin için etkili bir süreç yönetimi gerçekleştirerek ceza almanızı engelleyebilmektedir.

Konut Dokunulmazlığının ihlali suçu ve cezası

Konut Dokunulmazlığının ihlali suçu ve cezası

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu Türk Ceza Kanunun 116. Maddesinde düzenlenmiş olup söz konusu kanuna göre bir kimsenin konutuna ve konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren ya da konutuna ve konutunun eklentilerine rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi suç işlemektedir.  Konut dokunulmazlığını ihlal suçu kişi hürriyetine karşı işlenen suçlar kapsamındadır.

Konut Dokunulmazlığının ihlali Suçu Nasıl Olur?

Konut Dokunulmazlığını ihlal etmekten kaynaklanan suç, şikayete bağlı olup, ihlalin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde şikayet edilmesi gerekir. Şikayet olmaksızın konut dokunulmazlığını ihlal ile ilgili olarak soruşturma yapılamaz. O nedenle  konut dokunulmazlığı haksız bir şekilde ihlal edilen bireylerin ihlali öğrendikten veya ihlali yapan kişiyi öğrendikten itibaren 6 ay içerisinde şikayeti gerçekleştirmiş olması gerekir.

Konut Dokunulmazlığının ihlali suçu ve cezası

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Cezası Nedir?

Konut dokunulmazlığını ihlal eden kişi için şikayet sonrası alınacak olan ceza, suçun işlenme şekline ve niteliğine göre değişmektedir. Konut dokunulmazlığını ihlal eden kişi altı aydan bir yıla kadar hapis cezası almakla birlikte, suçun cebir ve tehdit kullanılması sonucu gerçekleştirilmiş olması ya da konut dokunulmazlığının gece vakti ihlal edilmesi durumunda suçun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

İşyeri Dokunulmazlığını İhlal Suçu ve Cezası

İş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunda, iş yerinin mutat olup olmadığı belirleyici etkendir. Girilmesi mutat olan yani girilmesi olağan olan iş yerleri, bankalar, süpermarketler, alışveriş merkezleri, mağazalar… gibi iş yeri sahibinin rızasına başvurulmaksızın girilebilen yerlerdir. Bu tip iş yerlerine girilmesi iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçu taşımaz. Fakat bu gibi yerlere çalışma saatleri dışında girilmesi durumunda, iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yerleri doktor muayenehaneleri, avukatlık büroları, emlak dükkanları… gibi daha küçük ve iş yeri sahibinin rızası ile girilebilen yerler için rıza dışında iş yerine girilmesi ya da rıza ile girilse dahi rıza dışında kalmaya devam edilmesi durumları iş yeri dokunulmazlığı suçunu oluşturur.

Konut Dokunulmazlığı Kapsamındaki Davranışlar

  • Evlilik birliği içerisinde aile bireylerinden ya da aynı konutun birden fazla kişi tarafından ortak kullanıldığı durumlarda bireylerden birinin rızası var ise, konut dokunulmazlığının ihlali olmaz. Fakat bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekmektedir.
  • Girilmesi mutat (olağan) olan yerler dışındaki işyerleri ve eklentileri için konut dokunulmazlığının ihlali şikayete bağlıdır.
  • Girilmesi mutat olan yerler lokanta, alışveriş merkezleri, bankalar… gibi işyerinin açık olduğu saatlerde herkes tarafından girilebilen yerlerdir. Bu gibi yerlere işyerinin kapalı olduğu saatlerde girilmesi durumunda konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşur.
  • Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerlerinde rıza ile girilmiş olmasına rağmen, işyeri sahibi veya çalışanlarının dışarı çıkmasının istenmesi durumunda dışarı çıkmayan kişi konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işler.
  • Ev sahibi, dükkan sahibi gibi kişilerin, kiracının rızası olmadan konuta girmesi ya da kiracının çıkmasını istemesine rağmen çıkmaması durumunda konut dokunulmazlığının ihlali söz konusudur.
  • Girilmesi mutat (olağan) olan yerlerde açıkça rızaya gerek duyulmaz. Örneğin mağazalar, alışveriş merkezleri, süper marketler gibi yerlere herkes girebilmektedir. Bu tür yerlere girerken işyeri sahibinin rızası aranmaz. Fakat çalışma saatleri dışında bu tür yerlere girilmesi, konut dokunulmazlığını ihlal suçu kapsamında yer alır.

 

Konut dokunulmazlığı ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçu karşısında deneyimli bir ceza avukatı ile süreç yönetimi, bireylerin olası hak kayıplarının önüne geçeceğinden dolayı, bu tip bir suç karşısında önerimiz, sürecin bir avukat ile yürütülmesi olacaktır.

Taksirle Adam Öldürme

Taksirle Adam Öldürme Suçu

Taksirle ölüme sebebiyet verme suçu, dikkat ve özen yükümlülüğüne uymama sonucu kusurlu davranış sergilenmesi ve öngörülemeyecek şekilde birisinin hayatına son verilmesi durumunda işlenen suç şeklidir. Türk Ceza Kanunu’na göre Taksirle Adam Öldürme, insan hayatına karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirilmiş ve söz konusu kanunun 85. Maddesinde düzenlenmiştir.

Taksirle adam öldürme suçu iki farklı şekilde ortaya çıkabilmektedir. İlki taksirle ölüme sebebiyet verme, ikincisi ise bilinçli taksirle adam öldürme suçu olmaktadır. Bilinçli taksirle adam öldürme suçunda fail, gerçekleştirdiği kusurlu davranış sonucunda birisinin ölebileceğini öngörmesine rağmen davranışı gerçekleştirmektedir. Taksirle ölüme sebebiyet verme suçunda ise fail eylemi sonucunda birisinin ölebileceğini öngörememektedir. Bu iki suçu kasten adam öldürmeden farklı kılan unsur,  failin adam öldürme niyetinin olmaması, bilerek ve isteyerek adam öldürme eylemine girişmemesidir.

Taksirle Adam Öldürme

Taksirle Adam Öldürme Nedir?

Bir davranışın sonucunun öngörülemeyerek bir kimsenin ölümüne sebep olma, taksirle adam öldürme olarak ifade edilir. Taksirle adam öldürme TCK 85. Maddesinde düzenlenmiştir. Taksirle adam öldürme suçu, şikayete bağlı bir suç olmayıp suçun işlenmesinden sonra savcılık resen soruşturma yapar ve kamu davası açılır. Taksirle adam öldürme suçunda zaman aşımı süresi 15 yıl olmaktadır. Yani ölümden itibaren 15 yıl içerisinde soruşturma yapılmaz ise, kamu davası zaman aşımına uğrayacaktır.

Bilinçli Taksirle Adam Öldürme Nedir?

Taksirle adam öldürmenin daha yoğun bir hali olan bilinçli taksirle adam öldürme suçunda suçu işleyen kişi yaptığı davranışın sonucunda birisinin ölebileceğini öngörmesine rağmen bu davranışı yapmaktadır. Örneğin kırmızı ışıkta geçen bir sürücünün, bu sebeple birisine çarparak ölümüne neden olabileceğini bilmektedir fakat kırmızı ışıkta geçmektedir. Ya da başka bir örnek vermek gerekirse ölümlü iş kazalarında işçinin gerekli güvenlik önlemlerini almasının sağlanamaması. (baret, kaynak gözlüğü, koruyucu elbise…)

Taksirle Adam Öldürmenin Cezası

Taksirle adam öldürme veya taksirle ölüme sebebiyet verme suçunda ceza verilirken kusur iki şekilde değerlendirilir. Asli kusur ve tali kusur olup olmadığına bakılarak bu suçun cezası belirlenmektedir. Eğer ki taksirle adam öldüren kişinin asli kusuru varsa alınacak ceza kanunda belirtilen alt sınırdan daha fazla olacaktır. Taksirle adam öldüren kişinin tali kusuru var ise kanunda belirtilen cezanın alt sınırından ceza alacaktır.

Taksirle adam öldürmenin cezası 2 yıldan yıla kadar olmaktadır. Burada taksirle adam öldürme sonucunda birden fazla ölüm varsa ya da bir ölüm ile birlikte bir ya da daha fazla yaralı varsa taksirle adam öldürme suçunun cezası 2 yıldan 15 yıla kadar hapis olmaktadır.

Bilinçli Taksirle Adam Öldürme Suçunun Cezası

Bilinçli taksirle adam öldürme gibi bir durumda da fail için alınacak olan ceza taksirle adam öldürme suçundan farklıdır. Burada bilinçli taksirle adam öldüren kişi taksirle adam öldürme suçunda alacağı cezanın 1/3 ile ½ arasında arttırılması ile belirlenir.

Taksirle Adam Öldürme Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

İşlenen bir suçun ardından suçu işleyen kişiye ikinci bir şans verilmesi adına, mahkumiyet hükmünün 5 yıl süre ile hüküm doğurmaması ve 5 yıllık sürenin sonuçlanmasından sonra cezanın kendiliğinden düşmesi durumu hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) olarak adlandırılmaktadır.

Taksirle adam öldürme suçunda verilen cezanın 2 yıldan fazla olmaması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı söz konusu olacaktır. Burada bilinmesi gereken, mağdurun ölüm nedeniyle uğradığı maddi zararın karşılanması şarttır. Mağdurun zararı giderilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir.

Taksirle Adam Öldürme Suçunda Para Cezası Verilebilir Mi?

Taksirle ölüme sebebiyet verme suçunda adli para cezası seçenek yaptırımı açısından özellikli bir durumu ortaya koymaktadır. Taksirle adam öldürme durumunda yapılacak yargılamada alınacak ceza ne kadar olursa olsun bu cezanın koşulları oluşmuşsa adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Fakat bilinçli taksirle adam öldürme suçu var ise, verilecek cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkün olmayacaktır.

Trafik kazası Nedeniyle Taksirle Öldürme

Trafik Kazası Sonucu Taksirle Adam Öldürme

Taksirle öldürme suçunda en sık karşılaşılan durumlardan birisi trafik kazalarında taksirle adam öldürme suçu gelmektedir. Trafik kazası nedeniyle ölüme sebebiyet verme durumunda bireylerin doğru bir hukuki süreç yönetimi sergilemeleri alınacak cezanın boyutunu belirleyecektir. Burada tutulacak uzman bir ceza avukatı ile öngörülemeyen ölüm sonucunda alınacak cezanın minimuma indirilmesi sağlanabilir. Alınacak cezanın 2 yıldan fazla olmaması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi bir sonuç elde edilebileceği gibi alınacak cezanın para cezasına çevrilmesi de söz konusu olabilir. Trafik kazası nedeniyle taksirle adam öldürme suçunda ceza avukatının deneyimi son derece önemli olmaktadır.

En sık karşılaşılan taksirle adam öldürme suçu kapsamında yer alan trafik kazaları kırmızı ışıkta geçme, alkollü araç kullanma gibi trafik kurallarına uymamaktan kaynaklanabilmektedir.

Ceza avukatı trafik kazası nedeniyle taksirle öldürme suçunun, bilinçli taksir ya da genel taksir ile ölüme sebebiyet verip vermediğinin belirlenmesi aşamasında etkin rol oynayacaktır.

İş Kazası Nedeniyle Taksirle Öldürme

İş Kazası Nedeniyle Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme

İş kazalarında sorumluluğun kimde olduğu İş Kanunu içerisinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre iş yerinde gerçekleşen her türlü kaza iş kazası kapsamındadır. Diğer yandan iş yerinde olmasa bile işin gerekliliğini yerine getirme sırasında gerçekleşen kazalar da iş kazası olarak değerlendirilir.

İş kazası sonucunda ölüm gerçekleşmiş ise, açılacak soruşturma sonucunda iş kazasının taksirle ölüme neden olma şartlarının bulunup bulunmadığı belirlenir. Eğer ölümlü iş kazasında iş güvenliği ve işçi sağlığı kurallarının ihlal edilmesi durumu söz konusu ise işveren kusurlu olacaktır. Örneğin şantiyede işlerinde işçinin baret gözlük gibi iş güvenliği tedbirlerini yerine getirmemesi durumlar iş güvenliği ve işçi sağlığı kurallarını riayet edilmemesi anlamına gelecektir.

İş kazası nedeniyle taksirle ölüme neden olma suçunda, iş kazasında kimlerin ne ölçüde sorumluluğunun olduğu bilirkişi raporlarıyla ortaya çıkarılmaktadır. Burada sorumlular hakkında taksirle ölüme neden olma suçu kapsamında dava açılır. İş kazası nedeniyle taksirle adam öldürme suçundan yargılanacak kişilerin belirlenmesinde, her işyeri için sorumlu kişiler farklılık gösterebilmektedir. Örneğin büyük şirketler için sorumlu kişiler şirket ortakları yerine sorumlu müdürler veya iş güvenliği uzmanları olabilmektedir. Diğer yandan sorumlu müdür ve iş güvenliği uzmanlarının gerekli uyarılara rağmen iş güvenliğini arttırıcı uygulamaların yerine getirilmediği durumlarda şirket ortakları ya da yöneticiler de taksirle adam öldürme suçundan yargılanabilmektedir.

Doktor Hatası Nedeniyle Taksirle Öldürme Malpraktis

Doktor Hatası Nedeniyle Taksirle Öldürme Suçu

Hastaya uygulanan tedavi sürecinde tıbbi uygulama yapılırken dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmediği noktada ya da mesleki bilgi eksikliğinden, acemilikten kaynaklanan yanlış tedavilerde malpraktis denilen doktor hatası söz konusu olmaktadır. Doktor hatası yani tıbbi malpraktis durumlarında hastanın ölümü meydana gelmiş ise doktor, taksirle adam öldürme diğer bir değişle taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan yargılanmaktadır.

Hastanın tedavisi yapılırken uygulanan yöntemlerin tıbbi açıdan gerekli olup olmadığı, hastanın bu tür bir tedaviye uygun olup olmaması gibi bir çok durum doktor hatası nedeniyle taksirle ölüme sebep olma suçunun soruşturulması esnasında adli tıp tarafından tespit edilmektedir.

Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Davası

Bu tür davalarda sanığın hukuki süreci doğru bir şekilde yürütmesi, hukuki açıdan kusursuz bir süreç yönetimi, alınması gündemde olan cezanın bertaraf edilmesi ya da en alt süreden cezanın alınabilmesi için mutlak suretle yerine getirilmesi gereken unsurdur. Bu noktada Taksirle adam öldürme suçundan yargılanacak kişinin uzman bir ceza avukatı ile süreci yürütmesi tavsiye edilir. Burada ceza avukatı soruşturma ve kovuşturma sürecinin müvekkili açısından sağlıklı sonuçlanması adına sürecin profesyonel bir şekilde yürütülmesini sağlayacaktır. Taksirle adam öldürme suçlarında alınacak cezalar oldukça yüksek olabileceğinden dolayı davanın kişi açısından sonuçları yıkıcı olabilmektedir.

suça azmettirme, azmettirme suçunun cezası

Suça Azmettirme

Türk Ceza Kanunu bir başkasını suç işlemeye azmettirme durumunda bu azmettiren kişinin de suç işlediğine hükmeder. Söz konusu Ceza kanununun 38. Maddesi uyarınca “başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır” şeklindedir. Suça azmettirme durumunda azmettiren kişinin niteliği, suçu işleyenin niteliği ve suçun niteliği gibi faktörler alınacak ceza açısından belirleyici olacaktır.

Suça Azmettirme Suç Mudur?

Türk Ceza Kanunu 38. Maddesi suç işleme maksadıyla başka bir kişinin azmettirilmesi durumunda suça azmettiren kişinin de suç işlediği ve azmettiren kişinin işlenen suçun cezası ile cezalandırılacağı yönünde hüküm verir. Suça azmettirme suç mudur diye merak eden kişiler için, bu tür bir davranış suç olacağı gibi, işlenen suçun cezası ne ise, azmettiren kişi o suçu işlemiş gibi cezalandırılır.

Suça Azmettirmenin Cezası Ne Kadardır?

Suça azmettirme gibi durumda azmettiren kişinin niteliği alınacak cezayı belirleyen bir faktördür. Örneğin üstsoy ya da altsoy ilişkisi bulunan bir kişinin azmettirilmesi durumunda, azmettirme suçu işleyen kişi, suçun cezası ne ise o suçun cezasının 1/3’ünden ½’sine kadar artırılmış şekliyle cezalandırılır. Ceza artırımı yapılırken suçu işleyen kişinin çocuk olması, diğer bir ifadeyle çocuğun suça azmettirilmesi durumunda altsoy ya da üstsoy ilişkisi aranmaz.

Çocuğun Suça Azmettirilmesi

Çocuk tarafından işlenen bir suçta, çocuğu suça azmettiren kişi, işlenen suçun cezasının üçte biri ile yarısı kadar bir ceza artırımı ile karşı karşıya kalır. Örneğin çocuğu suça azmettiren bir kişi için suçun cezasının 30 yıl olduğu varsayılırsa, azmettiren kişi 40 yıl ile 45 yıl arasında bir hapis ile cezalandırılır.

İşlenen Suçta Azmettirenin Belli Olmaması Durumu

İşlenen bir suçta azmettiren kişinin kim olduğunun belirlenemediği durumlarda suçu işleyen ya da diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş ise, suçu işleyen veya diğer suç ortağı azmettiren kişiyi ortaya çıkarır ise, alacakları ceza 20 yıl ile 25 yıl arasında ceza alır. Aynı şekilde suçu işleyen veya suç ortağı müebbet hapis ile cezalandırılmış ise, azmettiren kişiyi ortaya çıkarmaları durumunda 15 yıl ile 20 yıl arasında bir hapis cezası alır.

İşlenen bir suçta azmettiren kişinin bilinmiyor olması durumunda, suçu işleyen ve suç ortağı kişilerin aldıkları cezalar ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet değil ise, azmettiren kişiyi ortaya çıkararak, aldıkları cezayı üçte birine düşürebilirler.