Kategori arşivi: Genel

Kapatılan Özel Okullara Ödenen Paranın Geri Alınması

Kapatılan Özel Okullara Ödenen Paranın Geri Alınması

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile ilişkisi olduğu belirlenen özel okulların kapanması ile birlikte bu okullara kayıt yaptıran öğrencilerin ödemiş oldukları paraların ne olacağı darbe girişimi sonrasında merak edilen hususlardan birisi olmaktadır. Kapatılan FETÖ okullarında okuyan bireyler, okula ödemiş oldukları ücretleri tekrar alabilmektedirler. 17 ağustos 2016 tarihli Resmi Gazete’de yer alan 670 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. Maddesi uyarınca kapatılan özel okullarda okuyan öğrenciler, Kapatılan Özel Okullara Ödenen Paranın Geri Alınması için  60 gün içerisinde devlete başvuru yapabilmektedir.

Kapatılan Özel Okullara Ödenen Paranın Geri Alınması

Kapatılan Özel Okullara Ödenen Paraların Geri Alınması

Fetullahçı Terör Örgütü ya da diğer bir ismiyle Paralel Devlet Yapılanması ile ilişkisi olan özel okullar kapatıldığı için bu okullarda okuyan 135 bin öğrencinin başka okullara nakledilmesi gerekmektedir. Bu süreçte velilerin en fazla merak ettiği konu ise, FETÖ ile bağlantılı olan bu özel okullara yatırılan paranın nasıl alınacağıdır. Bir çok kişi bu okullar kapatılmadan önce, 2016 yılının eğitim ve öğretim ücretlerini yatırmış ve okulların kapanması ile birlikte mağdur olmuştur. Kapatılan özel okullarda okuyan öğrenciler için ödenen paralar 17 Ağustosta yayımlanan Resmi Gazetede yer alan Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. Maddesinin 4. Fıkrasına göre “tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar” denilmektedir.

Velilerin kapatılan FETÖ okullarına yatırdıkları paranın geçmişe dönük olarak alınması mümkün olmamaktadır. Bu okullarda eğitim gören kişiler için 2016 2017 eğitim öğretim yılı ve sonrası için ödenen okul ücretleri geri alınabilmektedir.

Kapatılan Özel Okula Ödenen Paralar Nasıl Geri Alınacak?

Kanun hükmünde kararname ile FETÖ okullarında okuyan ve okulların kapanması ile birlikte mağdur olan vatandaşların okul için ödemiş oldukları ücretleri geri alabilmesi için 60 gün içerisinde başvuru yapmaları gerekmektedir. 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de yer alan Kapatılan Özel Okullara Ödenen Paranın Geri Alınması için gerekli prosedür hakkında ayrıntılı danışmanlık ya da avukatlık hizmeti almak için 0532 355 84 05 numaralı telefondan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

 

Telif hakkı ihlali

Telif Hakkı ihlali

Telif hakkı ihlali, koruma altındaki fikir ve sanat eserlerinin sahibinin izni olmaksızın çoğaltılması, kiralanması, yayınlanması, gösterilmesi, çoğaltılması, dağıtımının yapılması, görsel veya işitsel iletişim araçları vasıtasıyla umuma yayılmasının sağlanması gibi eylemleri ifade eder.  Telif hakkına sahip kişinin izni olmadan bir eserin hukuka aykırı bir şekilde telif ihlali söz konusu olduğunda bu kişi veya kişilere bir takım yaptırımlar ve cezalar uygulanır. Telif hakkı ihlali durumlarında ne yapılması gerektiği ile ilgili olarak bu yazımızda telif hakkı ihlali davası nasıl açılır, telif hakkı ihlali cezası, telif hakkı ihlali nedeniyle ceza davası, telif hakkı ihlali nedeniyle hukuk davası ve telif hakkı ihlali nedeniyle tazminat davası konularında bilgi vereceğiz.

Telif Hakkı ihlal davası

Telif Hakkı İhlali Kapsamı

Fikir ve sanat eserlerinin korunması kapsamında telif hakkı, eser sahibi ya da eserin telifine sahip şirket, kurum, kuruluş veya şahısların eser hakkında tasarruf yetkisine sahip olmalarına olanak sağlar. Bu tasarruf yetkisinin telif hakkına sahip olmayan kişiler tarafından kullanılmaya çalışılması ise, telif hakkı ihlali olarak adlandırılır. Peki hangi durumlarda telif hakkı ihlal edilmiş olur?

  • Telif hakkına sahip bir eserin izinsiz çoğaltılması
  • Telifi olan eserin izinsiz değiştirilmesi
  • Telifi olan eserin izinsiz dağıtılması
  • Telifi olan eserin izinsiz umuma sunulması
  • Başkasına ait olan eseri kendi eseriymiş gibi adlandırma
  • Eser ve eserin telifine ilişkin eksik, yanıltıcı ya da aldatıcı bilgi verme
  • Telifi olan eserin izinsiz iletilmesi, kiralanması satılması, gösterimi… gibi davranışlar, telif hakkı ihlali kapsamında değerlendirilmektedir.

Telif Hakkı ihlali Davaları ve Cezası

Bir eser veya fikrin telif haklarına sahip kişi ve kurumlar, herhangi bir ihlal durumunda ya da ihlal tehlikesinin olması durumunda hukuki açıdan haklarını savunabilmektedirler. Buna göre ihlal sonucunda telif hakkı ihlalinin gerçekleştiği yer savcılığına başvuru yaparak ceza davası süreci işletilebilir. Savcılık hukuka aykırı olduğu iddia edilen telif hakkı ihlallerinde, ihlal faaliyetinin durdurulmasına karar verebilmektedir. Fakat bu karar 24 saat içerisinde hakime sunulmalıdır. Aksi halde faaliyetin durdurulmasına ilişkin savcılık kararı, 24 saat içerisinde hakim tarafından onaylanmaz ise hükümsüzdür.

 

Telif hakkına sahip olunan bir eser ya da fikre ilişkin hak ihlali olması durumunda

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 68. Maddesi uyarınca eser hak sahibi sözleşme yaparak, isteyebileceği ücretin ya da raiç bedelin üç katını talep edebilmektedir.

Telif Hakkı İhlali Durumunda Maddi ve Manevi Tazminat

Hukukta yaşanılan zararın giderilmesi açısından iki farklı tazminat türü bulunur. Bunlardan birisi maddi tazminat iken, diğeri manevi tazminattır. Telif hakkı ihlallerinde, eser sahibinin manevi olarak yıpratılmış olması durumunda, manevi tazminat davası açılması mümkündür. Örneğin, eser sahibinin adının belirtilmemesi, eserin orjinaline uygun olmayacak şekilde değiştirilmesi gibi durumlar manevi tazminat kapsamında yer alacaktır. Manevi tazminat miktarı, ihlalin önemine, ihlali gerçekleştiren kişinin maddi olanaklarına göre değişiklik göstermektedir.

 

Telif hakkı ihlallerinde maddi tazminat talep etmek isteyen kişiler için ise, bu ihlalin, eser sahibinde yarattığı maddi kayıplar göz önüne alınmaktadır. Örneğin eserin izinsiz çoğaltılması, kiraya verilmesi, gösterimi… gibi durumlarda maddi bir kazançtan, eser sahibi yoksun bırakılmış olmaktadır. Bu durumda telif hakkı ihlali nedeniyle maddi tazminat talep edilebilmektedir.

Telif hakkı ihlallerinde maddi ve manevi tazminat talep edilmesinin yanı sıra, ihlali gerçekleştiren kişinin bu eylemden dolayı elde ettiği gelir de talep edilebilmektedir.

Boşanmada kadının hakları, boşanma sürecinde kadın hangi haklara sahiptir, Boşanma kadın hakları, boşanan kadının hakları, boşanma sürecinde kadının hakları

Boşanmada Kadının Hakları

Boşanmanın zor bir süreç olması taraflar açısından bir çok hak kaybının yaşanmasına sebep olabilmektedir. Özellikle boşanmada kadının hakları bilinmediğinde mal paylaşımı, nafaka, tazminat ya da çocuğun velayeti gibi boşanmanın önemli sonuçlarında sorunlar yaşanabilmektedir. O yüzden tarafların yasal haklarını korumaları açısından hukuki bilgi ve deneyim her iki eş için de gereklidir.

Boşanmada Kadının Hakları

Boşanma öncesi, boşanmada davası sürerken ya da boşanma sonrası hangi haklara sahip olunduğunun doğru bir şekilde bilinmesi gerekir. Diğer yandan bu hakların neler olduğunun bilinmesi yeterli olamayabilir. Bu noktada boşanmada kadının hakları açısından doğru bir süreç yönetimi yapması da gereklidir.

Boşanmada kadının hakları, boşanma sürecinde kadın hangi haklara sahiptir, Boşanma kadın hakları, boşanan kadının hakları, boşanma sürecinde kadının hakları

Boşanma Sürecinde Kadının Hakları Nelerdir?

Boşanmalarda eşler yalnızca fiziken birlikte yaşamalarını ayırmazlar. Bunun yanı sıra boşanmanın maddi ve manevi bir çok sonucu vardır. Örneğin müşterek çocuğun boşanma sonrası hangi ebeveyninde kalacağı, eski eşin çocuğu hangi şartlar dahilinde görebileceği, boşanma sonrası maddi veya manevi tazminat ödenip ödenmeyeceği, yoksulluk ve iştirak nafakası miktarı, mal paylaşımının nasıl yapılacağı… gibi gerek maddi gerekse de manevi sonuçlar, boşanmada kadının hakları içerisinde yer almaktadır. Bu sürecin etkili bir şekilde yerine getirilmesi için ise davanın hukuki anlamda kusursuz olarak işletilmesi gerekir.

 

Boşanmada Kadının Mal Paylaşımı Hakkı

Boşanmaların ekonomik açıdan sonuçlarından birisi mal paylaşımıdır. Boşanmada mal paylaşımı yapılırken temel husus, eşlerin hangi mal rejimine tabi olduklarıdır. Mal rejimlerinin neler olduğuna ve hangi mal rejiminde paylaşımın nasıl yapılacağı ile ilgili olarak “Boşanmada mal paylaşımı” yazımızı okuyabilirsiniz. Boşanmada kadının hakları arasında yer alan mal paylaşımı hakkında kadın, edinilmiş mallara katılma rejimine tabi ise, evlilik içerisinde alınan tüm mallarda hak sahibidir. Diğer yandan 2002 yılından önceki evliliklerde 2002 yılına kadar alınan mallar aksi bir mal rejimi seçilmemiş ise, mal ayrılığı rejimine göre bölüşülür. 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde ise, yasal mal rejimi “edinilmiş mallara katılma rejimi olup bu rejime göre malların paylaşımı yapılmaktadır. Boşanmada kadının hakları içerisinde yer alan mal paylaşımı hakkı noktasında bilinmelidir ki, eşiniz ile tabi olduğunuz mal rejimi sizin boşanmadan sonra mal paylaşımınızı nasıl yapacağınızı belirlemektedir.

Boşanmada Kadının Tazminat Hakkı

Boşanmaların ekonomik sonuçlarından birisini oluşturan tazminat hususunda, kadının tazminat hakkını belirleyen husus, boşanmayı getiren olaylardaki kusur oranlarıdır. Boşanmada kadının maddi ve manevi olmak üzere iki farklı tazminat hakkı bulunur. Fakat bu haktan yararlanılabilmesi için her tazminat türüne göre farklı şartların oluşması gerekir. Örneğin boşanmada kadının maddi tazminat hakkı elde edebilmesi için boşanmayı getiren olaylarda (örneğin aldatma, şiddet, geçimsizlik…) kadının eşinden daha az kusura sahip olması ya da kusursuz olması gerekir. Boşanma nedeniyle mevcut menfaati ya da olası menfaatlerin sekteye uğraması, eşin kusurlu olması gibi şartların oluşması boşanmada kadının hakları içerisinde yer alan maddi tazminat alınabilmesi için gereklidir. Boşanmada kadının tazminat hakkı hususunda manevi tazminat talep edilecek ise, bu tazminatın alınabilmesi ancak kadının kişilik haklarının saldırıya uğramış olması ile mümkündür. Örneğin kadının evlilik içerisinde aşağılanması,boşanma sürecinde yaşadığı elem ve üzüntü, hakaret… gibi durumlar kadının kişilik haklarını zedeleyen davranışlar olup bu tip durumlarda manevi tazminat talep edilebilir. Boşanmada tazminat konusuna ilişkin ayrıntılı bilgiyi “boşanmada tazminat nasıl alınır” adlı yazımızda bulabilirsiniz.

Boşanmada Kadının Velayet Hakkı

Boşanmalarda velayetin kime verileceği noktasında belirleyici olan çocuğun menfaatleridir. Yani çocuk açısından hangi ebeveyni daha iyi bir yaşama ortamı sunarsa, çocuğa hangi ebeveyn daha iyi bir gelecek hazırlayabilecek ise, çocuğun maddi ve manevi ihtiyaçlarının ne ölçüde karşılanacağı hususunda hangi ebeveynin daha doğru koşulları oluşturacağı gibi durumlar göz önüne alınıp velayet kararı verilmektedir. Boşanmada kadının hakları içerisinde yer alan velayet konusunda etkili bir boşanma davası süreci yürütülmesi burada kadının hak kaybını engelleyecektir.

 

Boşanmada Kadının Nafaka Hakkı

Boşanma davalarında nafaka belirli kriterler ölçüsünde alınabilmektedir. Nafaka alma şartları, talep edilecek nafaka türüne göre farklılık göstermekte olup bu süreçte 3 farklı nafaka türü talep edilebilir. Öncelikle boşanma davası sürerken tedbir nafakası denilen ve boşanma sürecinde yaşanacak maddi zorlukların telafisi açısından dava sonuçlanana kadar alınan nafaka türü bulunur. İkincisi ise dava sonunda kadının yaşam standardının korunabilmesi açısından yoksulluk nafakası talep edilebilir. 3. Nafaka türü ise, müşterek çocuğun velayetini alan kişinin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak adına karşı taraftan talep edeceği iştirak nafakasıdır.

Kentsel dönüşüm avukatı, kentsel dönüşüm hakları, kentsel dönüşüme ilişkin sorunlar, kentsel dönüşüm anlaşmazlıkları, kentsel dönüşüm avukatı istanbul,

Kentsel Dönüşüm Avukatı

Türkiye’de deprem riskinin oldukça yüksek olması ve daha önceki yaşadığımız depremlerdeki kötü tecrübelerimiz, bu konuda bilinçli kentsel yapılaşmanın ve yapıların oluşturulması ihtiyacını doğurmuştur. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun, deprem bölgesi olan Türkiye’nin olası depremlere hazırlanması açısından önemlidir. Kentsel dönüşüm kanunu ile yaşacak olan değişimin doğuracağı hukuki sorunlar hakkında bu makalemizde, kentsel dönüşüm hakları, kentsel dönüşüme tabii olan alanlardaki tarafların yükümlülükleri, kentsel dönüşüm avukatı tarafından alınacak desteğin, olası hak kayıplarının nasıl önüne geçeceği, kentsel dönüşümde mağdur olunmaması için atılması gereken adımlar gibi, hukuki anlamda kentsel dönüşüm kanununun getirileri üzerinde duracağız.

Kentsel Dönüşüm Avukatı İstanbul

 

Kentsel Dönüşüm ve Hukuki Sorunlar

 

Kentsel dönüşüm kanunu ile birlikte, kentlerin yeniden yapılanması sürecinde bir çok hukuki sorun ortaya çıkabilmektedir. Kentsel dönüşüm esasen üç ayaklı bir yapı olmaktadır. Taşınmazın sahipleri, yüklenici firma ve devlet üçlüsünden oluşan kentsel dönüşüm süreci içerisinde, hak sahipleri ile inşaat firmaları veya müteahhitler arasında sorunlar yaşanabildiği gibi, devlet ile hak sahipleri arasında ya da devlet ile kentsel dönüşüm inşaat şirketleri arasında da sorunlar olabilmektedir. Burada hukuki anlamda sorunların aşılması için, kentsel dönüşüm kanununun doğru bilinmesi gerekir. Taraflar arasında yaşanacak olan sorunlar beraberinde kentsel dönüşüm davası, tapu iptali, kamulaştırma davası, kamulaştırma bedeline itiraz, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ihlali gibi bir takım hukuki süreçleri ortaya çıkarabilmektedir. Burada kentsel dönüşüm kanununu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmayan bireyler, hak kaybı yaşayabilmektedirler. O nedenle kentsel dönüşüm süreci içerisinde hak kayıplarının önüne geçilebilmesi adına uzman bir kentsel dönüşüm avukatı tarafından hukuki destek alınması gerekir.

 

Kentsel Dönüşüm Avukatı

 

Kentsel dönüşüme tabi olan afet riskinin yüksek olduğu bölgelerde, bu dönüşümün gerçekleştirilmesi sürecinde özellikle arsa ve gayrimenkul sahipleri mülkiyet haklarını korumakta yetersiz kalabilmektedirler.  Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanuna ilişkin olarak, kentsel dönüşüm alanlarındaki anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması, gayrimenkul ve arsa sahiplerinin yasal haklarının korunabilmesi adına hukuki bilgi ve birikim gerekir. Bu noktada kentsel dönüşüm avukatı, riskli alanların ve riskli yapıların yeniden inşası sürecinde olası hak kayıplarınızın önüne geçilmesi adına mutlak yarar sağlayacağından dolayı yeniden inşa sürecinin uzman bir kentsel dönüşüm avukatı ile yürütülmesi önerilir. Zira dönüşüm sürecinde bireylerin hukuki bilgi eksikliğinden kaynaklanan hak kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Özellikle inşaat şirketleri ya da müteahhitler ile yapılan sözleşmelerden kaynaklı maddi kayıplar söz konusu olduğunda sürecin bir uzmanla yürütülmesinin gerekliliği anlaşılabilmektedir.

 

Kentsel Dönüşüm Avukatı Ne Yapar?

  • Riskli yapıların yıkılması ve yeniden inşa edilmesi sürecinde kentsel dönüşüm danışmanlığı
  • Riskli yapı kararı verilen binalar ile ilgili riski yapı kararına itiraz ve iptal davası
  • Riskli yapıların yıkım kararına ve yıkım uygulamasına karşı yürütmenin durdurulması sürecini ve idari davaların takibi
  • Muhalif arsa sahiplerinin arsa paylarının ihalesine karşı açılacak olan davaların yürütülmesi ve itirazların yapılması
  • Kentsel dönüşüme ilişkin ortak karar protokollerinin hazırlanması, tebliğ edilmesi, bakanlık ve belediyeler ile yürütülecek hukuki aşamaların giderilmesi
  • Kentsel dönüşüme tabi olan alanlarda, projenin iptali davaları
  • KMK md. 3 çerçevesinde arsa paylarının düzenlenmesi ve düzeltilmesi davaları
  • Kat maliklerinin kararlarına ilişkin iptal davaları
  • Muhalif kat maliki adına Genel Kurul Toplantılarına iştirak edilmesi
  • İttifaka zorlanan kat maliklerinin açacakları tazminat davalarının yürütülmesi
  • Gabin niteliğindeki sözleşmelere karşı açılacak olan adli davaların yürütülmesi
  • Riskli alanlarda muhalif hissedarların danışmanlığı, temsil edilmesi ve kentsel dönüşüm sürecinin takip edilmesi
  • Riskli alanlardaki uygulamalara karşı yürütmenin durdurulması için süreç yönetimi, idari davaların takibi
  • Riskli alanlarda muhalif arsa sahiplerinin arsa paylarının ihalesine karşısında açılacak olan davalar ve ihaleye itirazlar
  • Riskli alanlarda muhalif arsa maliklerinin genel kurul toplantılarına iştirak etmek
Tanıma Tenfiz Avukatı

Tanıma Tenfiz Avukatı

Yurtdışı mahkemelerinde alınan kararların Türkiye’de uygulanabilir olması adına açılacak olan davalar tanıma ve tenfiz davası olarak adlandırılır. Her mahkeme kararı verildiği ülke sınırları içerisinde geçerli olduğundan dolayı, yurtdışında dava açan kişilerin bu davalara ilişkin mahkeme sonuçlarını Türkiye’de işler kılması ancak tanıma tenfiz davası ile mümkün olacaktır.Tanıma tenfiz avukatı yurtdışında ikamet eden müvekkillerinin hızlı ve sorunsuz bir şekilde mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli olmasını sağlamak adına hizmet verir. Özellikle yurtdışında boşanma, yurtdışında isim ve soyisim değişikliği, yurtdışında mal paylaşımı, nafaka, velayet… gibi davalarda bu dava sonuçlarının Türkiye’de tanıma ve tenfiz işlemleri yapılmaması sorun yaratmaktadır. Örneğin yurtdışı boşanma davalarının ülkemizde tanıma tenfiz işlemleri yapılmadığı zaman kişiler Türkiye’de hala evli olarak görünecektir. Bu durum nafaka, mal paylaşımı, tazminat gibi boşanmanın maddi sonuçlarını doğrudan etkilemektedir. Ayrıca bu kişiler evli görünmeleri nedeniyle ileride tekrar evlilik yapamamakta diğer yandan tarafların birisinin vefatı durumunda da yasal mirasçı olarak görünmektedir.

Tanıma Tenfiz Avukatı Ne Yapar?

Yabancı mahkemece verilen kararın Türkiye’de tanınması ve tenfiz edilmesi işlemlerini uzman bir tanıma tenfiz avukatı ile yürütmek önemlidir. Tanıma tenfiz avukatı, farklı ülkeler arasındaki mahkeme kararlarının geçerli olabilmesi için gerekli dava sürecini hukuki anlamda kusursuz bir şekilde yürüterek, söz konusu mağduriyetin giderilmesi ve olası zararların önlenmesini sağlayacaktır. Tanıma tenfiz avukatı tutarak bu sürecin yürütülmesi bireylere gerek süre açısından olumlu katkı sağlayacaktır gerekse de dava süreci içerisinde doğabilecek hak kayıplarını bertaraf edecektir.

Tanıma tenfiz avukatı tutarak hukuki sürecin yürütülmesi zorunlu değildir. Lakin bu tip davalar ülkeler arası bürokratik işlemlerin hantal olması nedeniyle yıllarca sürebilmektedir. Öyle ki bir boşanma tanıma tenfiz davasının 10 yıl sürebildiği görülebilmektedir. Bu da yurtdışı mahkemelerinde boşanan kişilerin tekrar evlenmelerini engellemekte  diğer yandan çocuğun velayeti, mal paylaşımı, tazminat ve nafaka gibi boşanmanın hukuki sonuçlarının Türkiye’de geçersiz olmasına neden olmaktadır.

Tanıma Tenfiz Davası Avukat Ücreti

Tanıma tenfiz avukatı ücretleri, davanın niteliğine göre farklılık göstermektedir. Burada tanıma tenfiz davası avukatlık ücretini belirleyen temel husus, davanın iş yükü olacaktır. Örneğin yurtdışında gerçekleşen bir boşanma davasına ilişkin Türkiye’de tanıma tenfiz davası açılmak istendiğinde eşlerin her ikisinin de bir avukat ile süreci yürütmesi davanın ortalama 1 ay içerisinde sonuçlanmasına olanak sağlayacaktır. Bu durumda tanıma tenfiz avukatı ücreti de daha düşük olacaktır.

Tapu iptal davası ve Tapu Tescil Davası

Tapu iptal ve Tapu Tescil Davası

Tapu iptal ve tapu tescil davası, kanuna aykırı bir şekilde, muvazaalı satış yolu ile tapu kaydının hukuka uygun olarak düzenlenmemiş olması durumunda bu işlemin geçersiz kılınmasıdır. Tapu iptal davası ve tapu tescil davası usulsüz bir şekilde taşınmazın devri söz konusu olduğunda mülkiyet hakkının korunmasına yönelik açılan bir dava türüdür.

Tapu iptal ve Tapu Tescil Davası Kime Karşı Nasıl Açılır?

Tapu iptali ve tapu tescil davaları, tapu kaydında mülkiyet hakkı sahibine karşı açılmaktadır. Eğer mülkiyet hakkı sahibi vefat etmiş ise, tapu iptal davası ve tapu tescil davası vefat eden kişinin mirasçılarına karşı açılabilir. Söz konusu davalarda 3. Kişilere ait olan ayni veya şahsi bir hakkın ortadan kaldırılması talep edilecek ise, tapu kaydında yer alan hak sahibine ayrıca bir dava açılması gerekmektedir.

Tapu İptal ve tescil davası nasıl açılır

Tapu iptal Davası ve Tapu Tescil Davası Nasıl Açılır?

Tapu iptali davası, açılacak olan yer, söz konusu taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu görevli mahkemedir. Tapu iptal ve tapu tescil davası Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılır. Davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir ve taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili mahkemeler olmaktadır.

tapu iptal ve tescil davası dilekçesi

Tapu İptal Davası ve Tapu Tescil Davası Dilekçesi

Muvazaalı işlem nedeniyle tapu iptali ve tapu tescil davası açmak isteyen kişilerin hukuki anlamda sorun yaşamamaları adına, dilekçelerini kusursuz hazırlamaları gerekir. Bu noktada hukuka aykırı işlemlerin açık bir şekilde anlatılması önemlidir. Tapu kayıtları, kayıtlara dayanak teşkil eden argümanlar ile birlikte dava dosyasında bulunacağı için doğru bilgilerin verilmesi zaman kaybını ortadan kaldıracaktır. Tapu iptali dilekçesi içerisinde hangi konularda bilirkişi incelemesi talep edileceği, tanıklar dinlenirken nelerin üzerinde durulacağı, keşif işlemi yapılırken hangi unsurun öne çıkacağı açıkça vurgulanmalıdır.

Tapu İptali Davası ve Tapu Tescil Davası Nedenleri

  • Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal ve tescil davası
  • Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası
  • İmar uygulaması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesi kaynaklı tapu iptal ve tescil davası
  • Aile Konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası
  • Kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik nedeniyle tapu tescil davası

Muris Muvazaası Nedeniyle tapu iptal ve tescil davası

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tapu Tescil Davası

Mirastan mal kaçırma, muris muvazaası olarak adlandırılmakta olup, miras bırakan kişinin mirasçıların sahip olduğu hakları ortadan kaldırma sonucunu doğuracak şekilde miras üzerinde hileli işlem gerçekleştirmesidir. Muris muvazaası sıklıkla miras bırakanın tapuda kayıtlı taşınmazları 3. Bir kişiye devretmesi, bedelinin altında satış, bedelsiz satış gibi durumlar sonucu ortaya çıkmaktadır.

Miras bırakanın hileli işlemler ile taşınmaz devri, tapu iptali davası ve tapu tescil davalarına sıklıkla konu olmaktadır. Muris Muvazaası kaynaklı tapu iptal ve tescil davası açılabilmesi için tenkis davası ile birlikte veya tenkis davası açılmasından sonra bir dava süreci söz konusu olabilir. Zira muris mal kaçırmış olsa bile, mirasçıların miras hakları zarar görmüyorsa muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tapu tescil davası açılamaz.

Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali Ve Tescil Davası

Tapuda kayıtlı taşınmazların devri yapılırken herkesin devir işlemi esnasında temyiz kudretine ve fiili ehliyete sahip olması gerekir. Medeni Kanun, temyiz kudretini bireylerin davranışlarının eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme gücüne sahip olması olarak ifade etmiştir. Yani taşınmazın devri esnasında akıl sağlığının olmaması, yaşlılık nedeniyle akıl sağlığının bozukluğu, sarhoşluk gibi durumlar hukuki ehliyeti engelleyen unsurlar olarak değerlendirilmektedir.

Fiili ehliyete sahip olunmayan durumlarda taşınmaz satışı hukuka aykırı olacağından tapu iptal ve tapu tescil davası açılabilmektedir.

Tapu iptal ve tescil davası nerede açılır
Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Kimi zaman vekaletin kötüye kullanılması sonucu tapuda kayıtlı taşınmazların devri söz konusu olabilmektedir. Vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılabilmektedir. Burada tapu devri sonucu mağduriyet yaşayan kişilerin, yaşadıkları zararın giderilmesi adına tapu iptal ve tescil davası açmaları gerekir.  Vekaleten işlem yapma yetkisine sahip kişi, vekalet ettiği bireyin yararına ve o kişinin iradesine uygun hareket etmesi zorunluluktur.

Vekalet eden ve vekalet veren kişiler arasındaki ilişki, vekalet sözleşmesi hazırlanarak açık bir şekilde belirtilebilir. Eğer taraflar arasında herhangi bir vekalet sözleşmesi yoksa vekaletin kapsamı görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekalet ilişkisinin kapsamının belirlenmediği durumlarda da vekalet veren kişilerin, vekalet verenin iradesi ve çıkarlarına uygun hareket etmesi yükümlülüğü bulunur.

Bu noktada vekalet verenin yararı ile bağdaşmayacak şekilde işlem yapılması durumunda tapu iptali ve tescil davası açılabilir.

Vekil kişinin hukuka aykırı şekilde işlem yaparak tapu devri gerçekleştirdiği durumlarda, vekalet veren kişiye ait taşınmazı devraldığını bilen ya da olayın özelliklerine göre bilmesi gereken 3. Kişi alıcı, aleyhinde tapu iptal davası açılır. Diğer yandan 3. Kişi alıcının, iyi niyetli olması ve vekaletin kötüye kullanıldığını bilmiyor olması durumunda vekil ile yaptığı satış sözleşmesi geçerlidir. Bu durumda vekil eden, vekalet görevini kötüye kullanmıştır ve iyi niyetli 3. Kişi alıcıya tapu iptali davası açılamaz. Söz konusu sorun vekil ve vekalet veren arasında kalır.

Kazandırıcı Zamanaşımı ve Zilyetlik Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, bu taşınmaza ait mülkiyet hakkını kendi adına tapuya kaydını talep edebilir.

Bir taşınmazın tapuda kaydı var ise, kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmamaktadır. Fakat kimi zaman tapuda taşınmazın kime ait olduğu anlaşılamaz veya 20 yıl öncesinden hakkında gaiplik kararı verilen bir kimseye ait olması durumunda bu taşınmaz kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yoluyla elde edilmesi mümkün olabilir. Böylesi bir hükmün uygulanabilmesi için taşınmaz sahibinin kim olduğunun bilinmesini sağlayacak bilgi ve belgelerin tapudan çıkarılmasının imkansız olması gerekmektedir.

Tapuda kayıtlu sahibi anlaşılamayan veya sahibi hakkında 20 yıl önce gaiplik kararı verilen taşınmazı, nizasız ve aralıksız 20 yıl malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran birey, söz konusu taşınmazın kendi adına tapuda kayıtlı olmasını sağlamak amacıyla tapu iptal davası ve tapu tescil davası açabilir. Diğer bir değişle söz konusu durumlarda 20 yıl malik sıfatıyla taşınmazı elinde bulunduran kişi kazandırıcı zaman aşımından kaynaklı tapu kaydı talep edebilir.

Aile Konutu Şerhi nedeniyle Tapu İptal Davası ve Tapu Tescil Davası

Aile konutu şerhi ve bu şerhin hukuki olarak ne anlama geldiği konularında daha önce bilgi vermiştik. Kısaca aile konutu şerhi eşlerden ikisinin de açık bir şekilde rızası olmadan taşınmazın elden çıkarılması, satılması ya da devredilmesi işlemlerini engelleyen bir uygulamadır. Aile Konutu şerhi konulmuş bir taşınmazın devri söz konusu olduğunda birey, tapu iptal davası ve tapu tescil davası açarak, devir işlemini geçersiz kılabilir. Tapuda aile konutu şerhi konulmamış ise, devir işleminde iyi niyetli 3. Kişinin hakkı korunacaktır. Fakat tapuda aile konutu şerhi konulmamış bir taşınmaz için, bu taşınmazın aile konutu olduğunu bilerek devir işleminin tarafı olan 3. Kişinin iyiniyetli olduğu kabul edilebilir olmamaktadır.

ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davası

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım alacaklısının bir takım mal varlığı değerini, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmesi karşılığında bakım borçlusuna devretmesi olarak nitelendirilebilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ne olduğu, nasıl hazırlanması gerektiği ve kapsamını daha önce değerlendirmiştik. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde her iki taraf da borçlu konumundadır. Taraflardan birisi bakım borçlu iken diğer taraf bu bakım karşılığında sözleşmede yer alan taşınmazı borç edinir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi içerisinde bir gayrimenkul taahhüt edilmiş ise sözleşme gereği gayrimenkul bakım borçlusuna geçmektedir. Bu durumda bakım borçlusu gayrimenkul üzerinde tasarruf hakkına sahiptir. Bakım alacaklısı, temlik ettiği gayrimenkul üzerinden ipotek hakkına sahiptir. Gayrimenkul devri yapılmasından sonra 3 aylık bir süre içerisinde Tapu Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılarak bu hak kullanılabilir. Diğer yandan taraflar arasında temlik edilecek olan taşınmazın 3. Bir kişiye temliki de kararlaştırılabilir.

Tapu Tescil Davası

Tapu kütüğünde malik olarak yazılmış olan kişi, taşınmaz üzerinde bulunan zilyetliğini davası ve aralıksız olarak 10 yıl süreyle sürdürmesi durumunda zaman aşımı yoluyla mülkiyet hakkını kazanmaktadır. Fakat tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran birey, o taşınmazın tamamı, bir kısmı ya da bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapuda tesciline karar verilmesini isteyebilmektedir. Aynı şekilde maliki tapu kütüğünde anlaşılır olmayan ya da 20 yıl öncesinde hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı olan taşınmazın tamamı veya bir bölümünde tesciline karar verilmesi talep edilebilir.

Tapu Tescil Davası Kime Karşı Açılır?

Tescil davaları hazineye ve ilgili kamu tüzel kişisine varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılmaktadır. Davalılar ve itiraz edenler aynı dava içerisinde kendi adlarına tescil kararı verilmesini isteyebilir. Kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında zamanaşımı süreleri kıyasen uygulanmaktadır.

Senet Nasıl tahsil Edilir? Ödenmeyen Senetin Tahsil Edilmesi

Senet Nasıl Tahsil Edilir?

Borçlu tarafından verilen ve vadesi geldiği halde ödenmeyen senetler alacaklı kişinin  maddi anlamda zarara uğramasına sebep olmaktadır. Bu gibi bir durumla karşılaşan kişi için merak edilen husus, senet nasıl tahsil edilir ve ödenmeyen senedin tahsil edilmesi olacaktır. Uzman bir icra avukatı ile ödenmeyen senedin tahsili için yürütülecek süreçlerde avukat bir çok farklı yöntem ile alacağın tahsilini sağlayabilmektedir.

Senet Nasıl tahsil Edilir? Ödenmeyen Senetin Tahsil Edilmesi

Ödenmeyen Senet Nasıl Tahsil Edilir?

Vadesi geldiği halde borçlu tarafından ödenmeyen senet hukuki yollar izlenerek borçludan tahsil edilebilir. Burada Türk Ticaret Kanunu’na göre 3 farklı senet türü bulunur. Bunlar Poliçe, Çek veya Bono olabilmektedir. Bu 3 tür senet birbirinden farklı olsalar da bir takım ortak özelliklere sahiptirler. Senetler kişiler arasında imzalanması sebebiyle noter onayı olmaksızın hukuki olarak geçerlidirler. Burada hukuki olarak geçerli olabilmesi için senedin niteliğine göre uygun kurallar çerçevesinde hazırlanmış olması gerekir.

Ödenmeyen senet kavramı; taraflar arasında hazırlanan senedin vadesi gelmiş olmasına rağmen ödenmemiş olmasıdır. Ödenmeyen senet nasıl tahsil edilir diye merak eden kişiler için vadesinde borçlu tarafından ödemesi gerçekleştirilmemiş senetler icra takibi vasıtasıyla tahsil edilebilmektedir.

Ödenmeyen Senet için İcra Takibi Nasıl Başlatılır?

Senet nasıl tahsil edilir diye merak eden kişiler için icra takibi başlatmak en sık karşılaşılan tahsil yöntemi olarak karşımıza çıkar. Burada icra takibi için senet asılları ile birlikte icra dairesine başvuru yapılabilir.  Burada icra takibinin uzman bir icra avukatı ile yürütülmesi alacaklıya senedin hızlı bir şekilde tahsilini gerçekleştirilmesine yardımcı olacağı gibi icra takibi için harcanan masrafların borçlunun sorumluluğunda olmasına da katkı sağlayacaktır.

Ödenmeyen Senet İçin Hapis Cezası Verilir Mi?

Bir senedin vadesinde ödenmemesi söz konusu olduğu her durumda borçlu için hapis cezasına ya da adli para cezasına hüküm olunmaz. Borçlu için hapis cezasına hüküm verilen durumlar ancak taahhüdü ihlal ya da yediemini suistimal söz konu olduğunda verilir. O yüzden senet nasıl tahsil edilir diye merak eden alacaklı için asıl amaç maddi anlamda yaşadığı kaybın giderilmesi yani senedin tahsil edilmesi olmalıdır. Her ne kadar hapis cezası veya adli para cezası borçluya verilemese de, alacaklının icra işlemleri için harcamış olduğu masraflar, borçlu kişiye ödetilmektedir.

Senet Tahsilatı – İcra Avukatı

İcra ve iflas Kanunu hakkında deneyim sahibi uzman bir icra avukatı ile senet tahsilatı yapılması, yaşanılan maddi zararın hızlı bir şekilde giderilmesi noktasında size mutlak fayda sağlayacaktır. Hukuk Büromuz olarak senet tahsilatı süreçlerinde deneyimli kadromuzla, maddi zararın giderilmesi adına hizmet vermekteyiz. Tahsil edilemeyen senetleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Trafik Kazası Avukatı

Trafik Kazası Avukatı

Her gün binlercesi yaşanan trafik kazaları, gerekli eğitimlerin tam anlamıyla alınmamasından kaynaklanabildiği gibi trafik denetimlerinin eksikliğinden ya da yollardan kaynaklanan aksaklık veya kusurlardan da kaynaklanabilmektedir. Trafik kazalarında can kaybı olabileceği gibi mal kaybı da söz konusu olabilmektedir. Trafik kazası avukatı gerçekleşen kazalarda yaşanılan mağduriyetin giderilmesi adına hukuki süreci yürütür.

Trafik kazalarında can kaybı yaşanabileceği gibi, yaralanmalı trafik kazası ya da sadece maddi hasarlı trafik kazası da gerçekleşmiş olabilir. Burada kazaya karışan kişilerin kazadan doğan maddi veya manevi tazminat hakları uzman bir trafik kazası avukatı ile hukuki sürecin yürütülmesi sonucu korunabilmektedir.

Trafik Kazası Avukatı

Trafik Kazası Avukatı Ne Yapar?

Yaşanılan kazanın niteliğine göre kazaya sebebiyet veren kusurlu kişilerin gerekli cezai yaptırıma tabi tutulmasının sağlanması ile birlikte, trafik kazası avukatı, mağdurun gerek maddi gerekse de manevi zararlarının tazmin edilmesini sağlamak amacıyla hizmet verir. Burada örneğin ölümlü trafik kazalarında vefat eden kazazedenin bakmakla yükümlü olduğu ailesi için “destekten yoksun kalma tazminatı” talep edilebileceği gibi, bu ailenin yaşadığı derin acı ve keder için manevi tazminat da talep edilebilir.

Yalnızca maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği durumlarda ise, kazaya maruz kalan araçlarda bir maddi zarar oluşmaktadır. Bu maddi zararlar her ne kadar sigorta ve kasko tarafından karşılanıyor olsa bile, araçların ikinci el satış fiyatlarında bir kayba neden olmaktadır. “araç değer kaybı” olarak ifade edilen bu tür durumlarda trafik kazası avukatı mağdurun yaşadığı maddi zararın giderilmesi adına hizmet vermektedir.

Trafik kazalarında hukuki sürecin uzman bir trafik kazası avukatı ile yürütülmesi hem maddi hem de manevi olarak yaşanılan zararların giderilmesi adına mutlak fayda sağlayacaktır. Kaza sonrası mağdur kişilerin söz konusu zararlarının giderilebilmesi için hukuki süreç etkili bir şekilde yürütülmelidir. Aksi durumda bireyler hak kaybına uğrayabilirler.

Trafik Kazası Avukatı İstanbul

Hukuk büromuz uzman avukat kadrosu ile trafik kazalarında yaşanılan hak kayıplarının telafisi ve zararların giderilmesi adına hizmet vermekte olup, ölümlü trafik kazaları, yaralanmalı trafik kazaları ya da yalnızca maddi zararlı trafik kazalarında kazazedelerin yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi amacıyla hukuki süreci profesyonel bir şekilde yürütmektedir.

Tazminat Avukatı, maddi ve manevi tazminat

Tazminat Avukatı

Hukuka aykırı bir eylem karşısında ödenen, mağdurun maddi veya manevi anlamda gördüğü zararın karşılanmasını amaçlayan bedel, Tazminat olarak adlandırılır. Söz konusu zararın niteliğine göre farklı tazminat türleri mevcuttur. Tazminat avukatı olarak tabir edilen kişiler müvekkillerinin maddi ya da manevi zararlarının giderilmesi adına hukuki süreci yürüten kişilerdir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, boşanma tazminatı, trafik kazası tazminatı, iş kazası tazminatı, yanlış tedavi ve hatalı ameliyat tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı, araç değer kaybı tazminatı, bankalara açılacak tazminat davaları…gibi maddi ve manevi tazminat süreçlerinde bireylerin ihtiyaç duyacağı hukuki destek, tazminat avukatları tarafından sunulabilmektedir.

Tazminat Avukatı Ne Yapar?

Tazminat davaları ve tazminat alacaklarına ilişkin hukuki süreç oldukça karmaşık olabilmektedir. Kimi zaman bireyler tazminata ilişkin haklarından mahrum kalabilmekle birlikte kimi zaman ise bu hakkın eksik ödenmesi gibi bir sorunla karşılaşabilmektedir.  Bu noktada tazminat avukatı sizin haklarınızın savunulması ve yaşadığınız gerek maddi gerekse de manevi zararın giderilmesini sağlamakla görevlidir.

Hukuki süreçlerde avukat tutulması ve sürecin bir avukat ile yürütülmesi zorunlu olmasa da bu süreç sonunda yaşanacak maddi ve manevi kayıplar göz önüne alındığında uzman bir tazminat avukatı ile tazminat davalarının yürütülmesi bireylere mutlak fayda sağlayacaktır.

Tazminat Avukatı Ücretleri

Tazminat avukatları ile hukuki süreçlerin yürütülmesi noktasında merak edilen hususlardan birisi de söz konusu davalarda ödenmesi gereken avukatlık ücreti olmaktadır. Tazminat avukatı ücretleri açısından belirleyici olan açılacak olan davanın niteliğidir. O nedenle tazminat hakkınızın korunması adına uzman bir tazminat avukatı ile iletişime geçerek söz konusu hukuki süreç için gerekli maliyeti öğrenmek daha sağlıklı olacaktır.

Aşağıda sıklıkla tazminat hakkına ilişkin davalara konu olan vakalar yer almaktadır.

Tazminat Avukatı, maddi ve manevi tazminat

Tazminat Avukatı İstanbul

Hukuk büromuz başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin her yerinde tazminata konu davalarda profesyonel hizmet ile hukuki sürecin hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandırılmasını amaçlamaktadır. Bu noktada uzman tazminat avukatlarımız ihtiyacınız olan hukuki desteği sağlayarak gerek maddi gerekse de manevi tazminat haklarınızın korunmasını sağlayabilmektedir.