Kategori arşivi: Miras Hukuku

Muris Muvazaası Mirastan Mal Kaçırma

Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma)

Muris muvazaası, miras bırakan kişinin mirasçılarından bazılarının mirastan yararlanmasını engellemek amacıyla yaptığı hileli işlemdir. Muris muvazaası diğer adıyla mirastan mal kaçırma, miras bırakan ile 3. kişiler arasında gerçekleştirilen hileli satışları ifade etmektedir. Tapuda satış yoluyla gerçekleşen muvazaalı işlemler ya da tarafların kendi aralarında yaptıkları gizli sözleşmeler, mirastan mal kaçırma eylemini gizlemek adına yapıldığı için hukuken geçersizdir.

Muris Muvazaası Mirastan Mal Kaçırma

Muris Muvazaası ( Mirastan Mal Kaçırma )

Muris Muvazaası, miratan mal kaçırma amacıyla 3. kişilere satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek karşılıksız kazandırma yoluna gidilmesidir. Miras bırakan kişinin, mirasçılarının mirasta saklı paylarını almalarını önleyerek muvazaalı işlem gerçekleştirmesi mirastan mal kaçırma olarak adlandırılır.

Mirastan Mal Kaçırma ( Muris Muvazaası) Davasını Kimler Açabilir?

Miras hakkı çiğnenen her mirasçı muris muvazaasına ilişkin mirastan mal kaçırma davası açabilmektedir. Kanun muvazaalı işlemin her türlü delil ile ispatlanabileceğini ve miras hakkının muvazaalı işlemlerle gasp edildiği durumlarda mirasçılar tarafından bu davanın açılabileceğini belirtmiştir. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar ya da evlatlıklar mirastan mal kaçırma davası açarak miras bırakan kişinin 3. kişilerle gerçekleştirdiği hileli işlemlerin iptalini talep edebilmektedirler. Muris muvazaası davası açma hakkı, mirasın reddi yapan, miras hakkından feragat eden ya da mirastan çıkarılan kişiler tarafından açılamamaktadır.

Muris Muvazaasında Zamanaşımı Süresi Ne Kadar?

Mirastan mal kaçırma amacıyla gerçekleşen muvazaalı işlemlerde, miras bırakan kişinin vefatından sonra mirastan mal kaçırma davası açılabilmektedir. Muvazaa davasında herhangi bir zamanaşımı süresi bulunmaz veya bu tür davalar herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmamaktadır.

Mirastan Mal Kaçırma Davası Nerede Açılır?

Mirastan mal kaçırma davalarında görevli mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemeleri olmaktadır. Muris muvazaasına konu taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme olduğundan dava, davaya konu taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.

Babanın Mirası Tek Bir Çocuğa Bırakması Durumunda Ne Yapılabilir?

Mirastan mal kaçırma davalarına konu olan, en sık yaşanılan durumlardan birisi de babanın sağlığında hileli satış göstererek mirasa konu olacak taşınmazları tek bir çocuğunun üzerine devretmesi hususudur. Bu gibi durumlarda mirasçılar, miras haklarında muvazaalı işlemle kayba uğramaktadır. Söz konusu durumlarda mirasçılar muris muvazaası davası açarak haklarının korunmasını sağlayabilmektedirler.

Muris Muvazaası Davası Avukatı

Mirastan mal kaçırma durumlarında, miras hakkı kaybı söz konusu olduğundan bu hak kaybının önüne geçilebilmesi için muris muvazaası davası açılması gerekir. Miras Hukuku konusunda deneyimli miras avukatı kadromuz, yaşanılan hak kayıplarının önlenmesi ve mirastan mal kaçırmanın söz konusu olduğu durumlarda müvekkillerine süreç yönetimi konusunda destek sağlamaktadır. Bu konuda uzman desteği almak için bizimle iletişim sayfasından irtibata geçebilirsiniz.

Mirasın Borca Batık Olması

Mirasın Borca Batık Olması

Mirasın borca batık olması, murisin terekede yer alan alacaklarının borçlarını karşılamadığı durumu ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle mirasın borca batık olması, miras bırakan kişinin alacağından çok borcunun olmasıdır. Mirasçılar açısından murisin bırakacağı miras içerisinde taşınır ve yaşınmaz mallar olduğu gibi murisin borçları da terekede yer almaktadır. Bu noktada murisin borçlarının daha diğer mal ve değerlerden fazla olması söz konusu ise miras borca batık denilebilir.

Mirasın Borca Batık Olması

Borca Batık Miras Nasıl Paylaşılır?

Borca batık bir miras durumu olduğunda mirasçıların miras payları oranında borçlar her mirasçıya dağıtılır. Her mirasçı kendi payı oranında bu borçtan sorumludur. Burada bilinmesi gerekir ki, miras olarak kalan borç, normal bir miras gibi kanunda yer alan miras paylaşımındaki oranlar ölçüsünde her mirasçıya yansımaktadır. Mirasın hangi esaslara göre pay edileceği, mirasçılar arasında mirasın bölüşümüne ilişkin yasal miras paylaşımı yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Mirasın borca batık olması durumu mirasçılar tarafından daha öncesinde bilinebileceği gibi, terekenin hesaplanmasından sonra da mirasın batık olduğu anlaşılabilmektedir. Bu noktada mirasçıların nasıl bir yol izlemesi gerektiği önemli bir hususu oluşturur.

Mirasın Borca Batık Olması Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Yukarıda da belirttiğimiz üzere mirasın borca batık olması durumu, mirasçılar tarafından daha öncesinde bilinebileceği gibi tereke hesabından sonra da mirasın borca batmış olduğu ortaya çıkabilir.

Mirasçılar açısından murisin borç bırakması durumunda yapılması gereken murisin mirasını reddetmektir. Mirasın reddi davası açılabilmesi için belirli bir zamanaşımı süresi bulunur ve çoğu zaman mirasçılar reddi miras yapamadan murisin borçlarından sorumlu olurlar. Eğer miras bırakan kişinin mirasının borca batık olduğu kesin olarak biliniyor ise mirasçıların mirasın reddi davası açmalarına gerek duyulmaz. Fakat mirasın borca batık olması durumu net değil ise tereke tespitinin ardından 3 ay içerisinde mirasçıların reddi miras yapmaları gerekir.

Mirasın borca batık olması durumlarında en sık yapılan hata, mirasa müdahale edilmesidir. Örneğin murisin borcunun fazla olduğu durumlarda mirasçıların mirastaki alacakları tahsil etmesi, murisin banka hesaplarındaki paraların çekilmesi ya da gayrimenkullerin kiraya verilmesi… gibi davranışlarda mirasçıların mirası kabul ettiği varsayılır ve mirasın reddi davası açma hakları bulunmaz.

Ölen Kişinin Mal varlığı Nasıl Araştırılır?

Ölen Kişinin Mal Varlığı Nasıl Araştırılır?

Miras ile ilgili yaşanılan sorunlardan birisi de vefat eden kişinin mal varlığının öğrenilmesi konusunda Olmaktadır. Bu yazımızda ölen kişinin mal varlığı nasıl araştırılır, vefat edenin mal varlığını araştırma ve miras bırakan kişinin tüm mal varlıkları hakkında bilgi edinme konularına değineceğiz.

Ölen Kişinin Mal Varlığı Nasıl Araştırılır?

Vefat eden kişinin ne kadar mal varlığı olduğuna dair bilinmezliğin çözümü noktasında maalesef ortak bir bilgi havuzu olmadığından, mal varlığına ilişkin derin bir araştırma yapılması gerekmektedir. Taşınır veya taşınmaz mal varlıkları olduğu düşünülen tapu,banka şubesi vb yerlere tek tek başvuru yapılarak ancak çözüm bulunabilir. Ölen kişinin mal varlığı nasıl araştırılır diye merak eden kişilerin süreci doğru yürütmesi önemlidir. Zira mal varlığının tümüyle ortaya çıkarılamaması maddi anlamda kayıp yaşanmasına neden olabilmektedir.

Öncelikle vefat eden kişinin, ölüm belgesinin alınması gereklidir. Ölüm belgesinin alınmasından sonra ise mirasçılar mirasın olabileceğini düşündükleri kurumlara başvuru yaparak  vefat eden kişinin mal varlığı hakkında bilgi edinebilirler.

Bu noktada araştırma ve başvurular yazılı olarak yapılacaktır. Örneğin ölen kişinin mal varlığı olduğunu düşündüğünüz banka şubesine yazılı başvuru yapmanız ve cevabı yazılı olarak almanız gerekir. Mal varlığının nerede ve ne kadar olduğunun bilinmediği durumlarda tek tek farklı bankalara ve banka şubelerine başvuru yapılmalıdır.

Ölen kişinin mal varlığı nasıl araştırılır diye merak eden kişiler için bu süreç hem karmaşık hem de zorlu olabilmektedir. Zira birçok bürokratik işlemin doğru bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekecektir. Mal varlığının öğrenilmesi hakkında yapılacak en doğru hareket bu konuda uzman bir miras avukatı ile iletişime geçmeniz olacaktır.

Miras bırakan kişinin ne kadar mal varlığı olduğu kimi zaman net olmamaktadır. Bir çok bankada veya farklı bir çok tapu dairesinde mal varlığı olmasına rağmen  bu mal varlıklarının ne kadar olduğuna dair net bir bilgi sahibi olunmadığı durumlarda “ölen kişinin mal varlığının öğrenilmesi” durumu ortaya çıkmaktadır.

Ölen Kişinin Mal Varlığının Araştırılması” hakkında ayrıntılı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Vefat Eden Kişinin Mal Varlığının Öğrenilmesi Neden Önemlidir?

Mirasçılar açısından miras bırakan kişinin mal varlığının öğrenilmesi hem ne kadarlık bir mirasın olduğuna, hem de olası bir “mirasın borca batık olması” durumunun söz konusu olup olmadığına işaret eder. Miras kalan kişilerin ölen kişinin mal varlığının öğrenilmesi aşamasında kendisine bir değer mi yoksa bir borç mu bıraktığının bilinmesi gerekir. Olası bir borç bırakma durumunda bireylerin yasal sürelerde reddi miras davası açmaları açısından vefat eden kişinin mal varlığının öğrenilmesi elzemdir.

Miras Avukatı,Miras Davalarına Bakan Avukatlar,Miras Davası Avukatı,Miras Avukatı Ücretleri,Miras Avukatı Maliyeti,Miras Davası Ücreti,Miras Davası Maliyeti

Miras Avukatı

Mirasın paylaşılması sürecinde kimi zaman mirasçılar arasında yaşanılan anlaşmazlıklar, miras davalarına konu olabilmektedir. Bu durum, miras paylaşımının yasal çerçevede yapılmamasından kaynaklanmakta olup, kimi mirasçıların bu anlamda mirastan haklarını tam olarak alamamasına neden olmaktadır. Miras avukatı, mirasın paylaşımı noktasında yaşanacak hak kayıplarının önüne geçilmesi adına size mutlak fayda sağlayacak unsurların başında gelmektedir. Miras Hukuku oldukça karmaşıktır. Mirastan kimlerin pay alacağı, hangi mirasçının ne kadar pay sahibi olduğu, mirasın nasıl bölüşüleceği, hileli satış yoluyla (muris muvazaası) mirasçıların haklarından men edilmesi karşısında nasıl bir yol izleneceği, mirasın paylaşılmasına yaşanılan anlaşmazlık sonrası mirasın satışının istenmesi, mirasçıların saklı pay oranları, izalei şuyu davaları, mirasın reddi, mirasın borca batık olması, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, vasiyetname hazırlanması… gibi bir çok durumda yaşanılan hak kaybının önüne geçilebilmesi ancak miras hukukunun bilinmesi ile mümkündür.

Mirasa ilişkin yaşanılan anlaşmazlıkların çözümü noktasında miras avukatı ile sürecin yürütülmesi, maddi anlamda kaybınızı önleyecektir. Özellikle miras davalarında bireyler açısından yasal hakkın tam olarak alınamaması büyük maddi kayıplar yaşanmasına neden olabilmektedir. O yüzden miras sürecinde uzman bir miras davası avukatı tarafından hukuki destek alınması önerilir.

 

Miras Avukatı Ne Yapar?

Mirasçılar arasında yaşanılan paylaşım sorununun çözümü, hukuki temelde yapılmadığı zaman taraflardan birisi veya bir kısmı hak kaybı yaşamaktadır. Burada miras hukukunun doğru bilinmemesi, mirasçıların yasal haklarının ne olduğunu bilmemesine neden olacağından hak kayıpları burada başlamaktadır. Ülkemizde özellikle kız çocuğunun mirastan eşit pay alamaması, evlilik dışı çocuğun miras hakkını koruyamaması, miras bırakacak kişinin, diğer mirasçıları gözetmeksizin mirası tek bir kişiye devretmesi, hileli satış yoluyla mirasın elden çıkarılması ya da mirasçılardan bir veya bir kaçına satış gösterilmesi… gibi durumlar mirasta yaşanacak hak kayıplarını doğurmaktadır. Miras avukatı mirasçıların  maddi anlamda yaşayacakları hak kaybının önlenmesi adına

  • İzalei şuyu davası (ortaklığın giderilmesi)
  • Mirasın Reddi davası
  • Mirasta Saklı Pay
  • Vasiyetname hazırlanması
  • Muris Muvazaası
  • Tapu İptali
  • Mirasın Satışı
  • Yasal Miras Paylaşımı
  • Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi
  • Miras Paylaşım Sözleşmesi (miras taksim sözleşmesi)
  • Tenkis Davası
  • Mirastan Feragat Sözleşmesi
  • Tapu Hisselerinin Devri
  • Babalık davası…

Gibi süreçleri yürütmektedir. Mirasta yaşanılan hak kayıplarının bertaraf edilmesi için uzman bir miras avukatı ile sürecin yürütülmesi önem taşır. Zira olumsuz bir durumda yasal olarak mirasçı olan kişi maddi anlamda büyük kayıplar yaşayabilmektedir.

 

Miras Avukatı Tutmak Zorunlu Mudur?

Hayır miras davalarında, tarafların avukat tutma zorunlulukları yoktur. Fakat, yaşanabilecek hak kayıpları göz önüne alındığında avukat tutulması bireylerin menfaatine olacaktır.

 

Miras Avukatı Ücretleri

Miras davalarında ödenmesi gereken avukatlık ücreti davanın ağırlığına, davanın oluşturacağı iş yüküne ve davanın niteliğine göre farklılık göstermektedir. Miras avukatı ücreti, hakkında ayrıntılı bilgi almak için iletişim sayfasından bize danışabilirsiniz.

vasiyetnamenin iptali davası

Vasiyetnamenin İptali

Miras bırakan kişinin son isteklerinin yer aldığı ve mirasının nasıl paylaşılmasını istediği bilgilerin yer aldığı belge, vasiyetname olarak adlandırılmaktadır. Daha önce “vasiyetname nasıl hazırlanır” adlı yazımızda bu belgenin ne olduğuna, vasiyetname çeşitlerine ve vasiyetnamenin nasıl hazırlanacağına ayrıntılı olarak değinmiştik. Vasiyetnamenin iptali hakkında bilgi vermeden önce Medeni Kanuna göre 3 şekilde vasiyetname olduğunu hatırlatma fayda var. 4721 sayılı kanuna göre vasiyetname sözlü yazılı ya da resmi vasiyetname şeklinde düzenlenebilmektedir.

vasiyetnamenin iptali davası

Vasiyetnamenin İptali Nasıl Yapılır?

Murisin ( miras bırakan kişi) vasiyetnamesi sonucu miras paylaşımında maddi veya manevi zarara uğrayan mirasçılar ya da lehine vasiyet yapılan kişiler vasiyetnamenin iptaline ilişkin işlemi gerçekleştirebilirler. Bu iptal işlemi için belirtilen bireyler tarafından vasiyetnamenin iptali davası açılması şarttır. İptal davası açılmadan vasiyetnamenin iptal edilmesi söz konusu değildir.

Vasiyetnamenin İptali Davası ve Vasiyetnamenin iptali Şartları

4721 sayılı mevcut Medeni Kanunun 557. Maddesi uyarınca aşağıda belirtilen hallerin varlığı söz konusu ise vasiyetnamenin iptali davası açılabilir.

  • Miras bırakacak olan kişinin vasiyetname hazırlanırken tasarruf ehliyetinin olması gerekir. Yani kanunen 15 yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücü olan kişiler vasiyetname hazırlayabilir. Vasiyetname hazırlanırken ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin vasiyetnameleri hukuken geçersizdir. Bu şartın en fazla rastlandığı durumlar, yaşlılık nedeniyle ayırt etme gücünden yoksun olan kişiler tarafından hazırlanmış vasiyetnamelerdir.
  • Vasiyetname hazırlanırken, yanılma, aldatma, korkutma ya da zorlama sonucu bu işlem yapılmış ise, vasiyetname iptali davası açılabilmektedir. Korkutma, zorlama, aldatma ya da yanılma gibi durumlar vasiyetnamenin iptali davalarına sıklıkla konu olmaktadır.
  • Vasiyetnamenin içeriği, vasiyetnamenin bağlandığı koşullar ya da yüklemeler, hukuka uygun şekilde değilse veya vasiyetname ahlaka aykırı şekilde ise vasiyetnamenin iptali davası açılabilir.
  • Vasiyetname kanuna uygun şekilde hazırlanmış olmalıdır. Aksi durumda yani kanuna uygun şekilde hazırlanmayan vasiyetnamelerde, vasiyetnamenin iptali davası açılabilir. Örneğin el yazılı vasiyetname hazırlanırken, vasiyetname içerisinde yer alan tüm unsurlar murisin el yazısı ile yazılmış olmalıdır. Aksi durumda vasiyetname iptali gerçekleştirilir. Vasiyetnamelerin nasıl hazırlanacağına ilişkin ayrıntılı bilgiyi “vasiyetname nasıl hazırlanır” yazımızda bulabilirsiniz.

Vasiyetnamenin İptalinde Zamanaşımı Süresi

Vasiyetname iptali için açılacak davalar, belirli bir zaman dilimine bağlanmıştır. Buna göre vasiyetnamenin iptalinde zamanaşımı süresi içerisinde dava açılması gerekir. Burada kanun hak sahibi olduğunun öğrenilmesi, iptale ilişkin sebebin öğrenilmesi, tasarrufun öğrenilmesi, mirasın geçmesi veya miras geçtikten sonra iyi niyetli ve kötü niyetli kişilerin varlığı gibi farklı kriterler üzerinden zamanaşımı süresini belirlemiştir. O halde bireylerin vasiyetin iptali davası açmaları için zamanaşımı sürelerini doğru hesaplamaları gerekir.

Miras Avukatına Danışmak İçin Tıklayınız.

Mirastan Iskat (Çıkarma) Nasıl Yapılır - Av. H. İbrahim Çelik

MİRASTAN ISKAT (ÇIKARMA) NASIL YAPILIR?

Hukukumuzda nasıl ki mirastan feragat mümkün ise bunun bir anlamda zıttı sayılan mirastan ıskat da mümkündür. Usul olarak ise; mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilme hakkına sahiptir. Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım doğrudan yasal mirasçılarına kalacaktır.

Mirastan ıskat hususu yargıtay tarafından cezai ıskat(olağan ıskat) ve koruyucu ıskat olmak üzere iki başlık altında ele almıştır. Türk Medeni Kanunu 510. maddede cezai ıskat üzerine yapılan düzenlemelerde belirtildiği gibi miras bırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını şu hallerde mirastan ıskat edilebilir;

-Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, -Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Ayrıca bu sebepler ile mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamayacaktır. Tenkis davasını tek cümleyle açıklamak gerekirse, saklı payına tecavüz edilen mirasçılar tarafından miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufu ile saklı payı aşacak miktarda miras bıraktığı kişilere karşı açılan bir davadır.

Koruyucu ıskat ise literatürde geçen farklı bir söylemle aciz sebebiyle ıskat olarak yer almaktadır. Açıklamak gerekirse, miras bırakan şahsın alt soyundan gelen birine düşecek mirasın, bu kişinin borç ödemekten aciz durumda bulunmasından ötürü kişiyi mahfuz hisselerinin yarısından yoksun bırakmasıdır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise kalan yarım hissenin diğer mirasçılara değil, mirastan çıkarılan mirasçının doğmuş veya doğacak altsoyuna özgülenmek zorunda olduğudur. TMK 513. madde devamında ise, miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin(aciz vesikası) hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine söz konusu mirastan ıskat işleminin iptal olunacağı belirtilmektedir.

Kanun hükmünde geçen saklı pay(mahfuz hisse) sahibi olan kişiler, miras bırakanın alt soyu -yani çocuklar ve torunları-, annesi, babası ve sağ kalan eşidir. Alt soy terimi içerisine evlat edinilen çocuklar da dâhil olacaktır. Bunun haricinde evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olacaklardır. Önceki kanunumuzda kardeşler de saklı pay sahibi olarak kabul edilmekte iken 2007 yılında yapılan değişiklik ile kardeşlerin saklı pay hakları kaldırılmıştır. Saklı pay oranları TMK 506. maddede

-altsoy için yasal miras payının yarısı,

-ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,

-sağ kalan eş için, altsoy ya da ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı,

-diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü olacak şekilde düzenlenmiştir.

Mirasçının mirastan ıskat edilmesiyle, ıskat edilen kişi mirastan herhangi bir pay alamayacaktır. Tenkis davası açma hakkı da bulunmadığı için söz konusu şahsın miras payı varsa altsoyuna geçer alt soyu yok ise diğer mirasçılar arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Mirastan ıskat edilen kişinin altsoyu, saklı payı için dava açma hakkını bu sebeple kaybetmeyecektir.

Yargıtay’ın 2013/15148 sayılı esas ve 26.11.2013 tarihli kararında mirastan ıskat edilme durumunu; saklı payın temelini teşkil eden aile dayanışmasının zedelendiği hallerde, mahfuz hisseli mirasçıyı mirastan uzaklaştırma olanağını miras bırakana tanıyan ölüme bağlı bir tasarruf olarak tanımlamıştır. Bu tasarrufla miras bırakan mahfuz hisseli bir mirasçısını miras hakkından ve mahfuz hissesinden yoksun bırakır. Normal koşullarda miras bırakan mahfuz hisse üzerinde tasarruf edemez, etse bile bu tenkis yoluyla ıskat olunan mirasçılara geri dönebilir.

Sadece yukarıda zikredilen mirastan ıskat sebeplerinin gerçekleşmesi halinde ıskat yolu ve mahfuz hisseden yoksun kalma konusu gündeme gelebilecektir.Miras bırakan her zaman ve dilediği takdirde mahfuz hisse dışında kalan hisseler üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Onun için mirastan ıskat sadece mahfuz hisseli mirasçılar hakkında hüküm ifade eder.Velhasıl mirastan ıskat, murisin tek taraflı ölüme bağlı bir tasarrufuyla gerçekleşir.

Mirastan ıskatın iptali için mirasçının mirastan ıskat dilekçe örneğini de mahkemeye sunmak kaydıyla Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açması gerekmektedir

Av. Halil İbrahim ÇELİK & Hüseyin Alper ÇABUK

Reddi Mirasın Emekli Maaşına Etkisi

REDDİ MİRASIN EMEKLİ MAAŞINA ETKİSİ

Mirasın reddi ile bu redde bağlanan hukuki neticeleri önceki yazılarımızda anlatmıştık. Borca batık bir miras ile karşı karşıya kalan mirasçılar için önemli hususlardan biri de olası red beyanının mirasbırakandan kalan emekli maaşını almaya engel olup olmayacağı durumudur. Reddi mirasın emekli maaşına etkisi ile ilgili birçok kimse yanlış bilgiye sahip olmaktan dolayı sırf emekli maaşını yahut ölüm aylığını almak için borca batık mirası kabul etmektedirler. Bunun neticesinde de ortaya çok büyük mağduriyetler çıkmaktadır.

Reddi miras beyanı mirasbırakandan kalan bütün malvarlığı değerlerinin reddedildiği yönünde bir netice çıkarır ortaya. Bu malvarlığı değerleri içerisinde mirasçıların taşınır ve taşınmaz malları, alacakları ve borçlar dahildir. Mirasçılar ölümün ardından 3 aylık süre içerisinde mahkemeye başvurarak mirasbırakanın bu malvarlığı değerlerini kabul etmeyeceklerini bildirirler. Ancak eğer mirasın borca batık olduğu yani borçlarının malvarlığından fazla olduğu hususu kendiliğinden tepsi ediliyorsa mirasçıların dava açmasına lüzum kalmadan otomatik olarak davanın reddedilmiş sayılacağı hususu ortaya çıkar. Burada otomatik red hususu Türk Medeni Kanunu tarafından da kabul edilmiştir. Gerek iradi redde gerekse otomatik redde ortaya çıkan önemli problemlerden biri de bu red beyanının emekli maaşına yahut ölüm aylığına yapacağı etkidir.

Bu konu ile alakalı kanunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay bu kanun boşluğu ile alakalı eksikliğe mahal vermeden uzun yıllardır yerleşmiş bir görüş benimsemiş ve bu doğrultuda hareket etmiştir. Bu görüşe göre reddi mirasın emekli maaşına etkisi bulunmamaktadır. Yargıtay emekli maaşı ile miras terekesinin farklı gerekçelere bağlandığını hükme bağlamıştır. Emekli maaşı mirasbırakanın hayatı boyunca devlete yatırdığı primlerin geri ödemesini kapsamaktadır. Ölüm aylığı da yine aynı gerekçeye bağlanmıştır. Ölüm aylığı hatta miras terekesine dahil olmayıp doğrudan mirasçılar üzerinde doğmaktadır. Bu nedenle bağlanan aylık emekli maaşı değil ölüm aylığıdır. Doğrudan mirasçılar üzerinde doğan bu ölüm aylığının tereke ile bir bağlantısı olmadığından bahisle reddi miras beyanından etkilenmesi de sözkonusu değildir.

Yukarıda belirttiğimiz üzere reddi mirasın emekli maaşına etkisi olmadığı Yargıtayca açıkça kabul edilmiştir. Yargıtay 12. HD. 2005/230073 E., 2005/26042 K. ve 26.12.2005 arihli kararına göre “Borçluların murislerinden kendilerine bağlanan maaşı sahiplenmeleri Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesi uyarınca murisin mirasını reddetmelerine engel teşkil etmez. Zira, murisin herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan almakta olduğu maaşı terekesine dahil değildir.“ şeklinde bir karar vererek bahsettiğimiz reddi mirasın emekli maaşına etkisi hususunu toplum nezdinde aydınlatmıştır. Yargıtay’ın bu konudaki kararları değişmemekte olup ölüm aylığını miras terekesi dışında tutmaktadır. Bu nedenle borca batık mirası sırf ölüm aylığını almak için reddetmeyen mirasçılar tabir-i caizse yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktadırlar. Bilgi eksikliği nedeniyle yapılan bu hataların ortaya çıkardığı mağduriyetler için izahata lüzum yoktur. Bu nedenle bir kez daha tekrar etmekte fayda görüyoruz ki mirası reddetmenin ölüm aylığı yahut emekli maaşını almaya bir etkisi bulunmamaktadır.

Reddi Mirasın Emekli Maaşına Etkisi ile İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Nikahsız Eş ve Evlilik Dışı Çocuğun Miras Hakkı-Av.H.İ.Çelik

NİKAHSIZ EŞ VE EVLİLİK DIŞI ÇOCUĞUN MİRAS HAKKI

Miras Hukuku içerisinde en önemli hususlardan biri kimler mirasçı olabilir sorusudur. Önceki makalelerimizde bu sorunun cevabını anlatmaya çalıştık. Kısaca tekrar etmek gerekirse miras paylaşımında Türkiye’de zümre sistemi kabul edilmiştir. Bu zümre sistemi içerisinde ilk 3 zümre içerisinde yer alan mirasçılar ile sağ kalan eşin mirasçılığı söz konusu olup bunlar dışında kalan kimseler yasal mirasçı olarak kabul edilmezler.

 Zümre sistemi içerisinde 1. Zümreye mirasbırakanın altsoyu yani çocukları ve torunları dahildir. Mirasbırakanın annesi-babası ve kardeşleri ise 2. Zümreye dahildirler. 3. Zümre de ise mirasbırakanın büyükanne ve büyükbabası ile amaca-dayı-hala ve teyze bulunmaktadır. Ayrıca bunlar dışında da sağ kalan eşin mirasçılığı kanunen kabul edilmiştir.

 Nikahsız eş ve evlilik dışı çocuğun miras hakkını incelemeye önce nikahsız eş ile başlayalım. Görüldüğü üzere nikahsız eş herhangi bir zümreye dahil edilmemiştir. Yukarıda belirttiğimiz kimseler dışında kalan bir kimsenin mirasçı olabilmesi ancak bir vasiyetname yahut başka bir ölüme bağlı tasarruf ile mümkündür. Yani mirasbırakan düzenleyeceği vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarruf ile nikahsız eşini de kendisine mirasçı yapabilir. Ancak nikahsız eşin mirasçılığı sözleşmesel hükümden kaynaklanmakta olup saklı paylı mirasçı değildir. Saklı paylı mirasçı olmadığı için yapılan vasiyetnamenin yahut ölüme bağlı tasarrufun olası bir iptali halinde miras hakkı ortadan kalkmaktadır. Bunun dışında başka bir şekille nikahsız eşin mirasçı olma ihtimali bulunmamaktadır.

 Evlilik dışı çocuğun miras hakkı ise mirasbırakan tarafından tanınması yahut babalık davası ile kurulur. Ana ile soybağı doğum itibariyle kurulduğu için burada problem baba ile soybağının kurulmamasından kaynaklanmaktadır. Mirasbırakan baba ölüme bağlı bir tasarrufta bulunarak çocuğu tanıdığını beyan edebilir. Bu tanıma hüküm ifade eder ve evlilik dışı çocuk babaya mirasçı olabilir. Eğer tanıma durumu söz konusu değil ise evlilik dışı çocuk babalık davası açarak mirastan hak iddia edebilir. Babalık davası mirasbırakan öldükten sonra dahi açılabilir. Ölümden sonra açılan babalık davasında mirasbırakanı yasal mirasçıları temsil ederler. Dava neticesinde evlilik dışı çocuk soybağını ispat ederse mirastan pay sahibi olur. Eğer bu durumu ispat edemezse herhangi bir miras payı alamaz.

 Görüldüğü üzere nikahsız eşin miras payı sahibi olabilmesi için ölüme bağlı tasarrufa, evlilik dışı çocuğun miras payı sahibi olabilmesi için ise soybağının kurulmasına ihtiyaç vardır. Bunun dışında herhangi bir hüküm söz konusu değildir.

Nikahsız Eş ve Evlilik Dışı Çocuğun Miras Hakkı ile İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Miras Paylaşma Sözleşmesi

Miras Paylaşma Sözleşmesi

Miras terekesi üzerinde mirasçılar kural olarak elbirliği ile hak sahibidirler. Yani her bir mirasçının miras payının tüm üzerinde hakkı bulunmaktadır. Bu duruma hukuk sisteminde elbirliği ile mülkiyet adı verilmiştir. Mirasçıların bu elbirliği maliklik hususuna son vermeleri 2 halde mümkündür. Bu hallerde ilki bu yazıda da anlatacağımız miras paylaşma sözleşmesi diğer ise anlaşamama halinde ortaya çıkacak olan mahkeme kanalı ile paylaşma yapılmasıdır.

Miras Paylaşma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Miras paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar elbirliği ile malik oldukları mirasın tamamının ya da bir kısmının payları oranında paylaşılması hususu sağlanır. Burada miras paylaşma sözleşmesi yapabilmek için bütün mirasçıların asgari müşterekte birleşmeleri gerekmektedir. Zira anlaşma olmaması halinde miras paylaşma sözleşmesi yapmanın herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır.

Miras paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar terekenin ne şekilde paylaştırılacağını hükme bağlarlar. Bu sözleşmenin mirasın tamamını kapsaması gerekmemektedir. Mirasın bir kısmını kapsayacak paylaşma sözleşmesi de yapılabilir. Ayrıca mirasçılar sözleşme kapsamına dışına çıkamazlar ve mirasbırakana ait olmayan bir mal için paylaşma sözleşmesi yapamazlar.

Bu sözleşme ile tamamen eşit bir paylaşma yapılması zaruri değildir. Mirasçılar anlaştıkları ölçüde bir paylaşma yapabilirler. Her ne kadar yasal miras payları ana ölçüt olsa da bu yasal paylarda mirasçıları bağlamamaktadır. Mirasçılar bu oranlarında dışına çıkarak ortak iradelerini sözleşmeye bağlayabilirler.

Miras Paylaşma Sözleşmesinin Geçerliliği

Miras paylaşma sözleşmesi şekil olarak yazılı yapılmak zorundadır. Yazılı şekilde yapılmayan paylaşma sözleşmesinin geçerliliği bulunmamaktadır. Burada noter yahut mahkeme onayına lüzum bulunmamaktadır. Basit şekilde düzenlenecek bir yazılı sözleşme ile de paylaşma yapılabilir. Bunun dışında tapu memuru, noter yahut mahkeme nezdinde yapılan sözleşmelerin de geçerliliği bulunmaktadır. Ancak burada bir istisnaya dikkat çekmek istiyoruz. İlk paragrafta belirttiğimiz üzere miras ortaklığı genelde elbirliği ile mülkiyet şeklinde doğmaktadır. Ancak bu elbirliği ile mülkiyet paylı mülkiyete resmi olarak dönmüşse artık adi yazılı şekilde yapılan miras paylaşma sözleşmesinin geçerliliği bulunmamaktadır. Bu defa sözleşmenin noter önünde yahut mahkeme kanalı ile yapılması hukuki zorunluluktur.

Bu sözleşmenin geçerliliğinin diğer bir şartı da bütün mirasçılar tarafından imzalanmasıdır. Bütün mirasçılar tarafından imzalanmayan yahut parmak basılmayan bir sözleşmenin hükmü bulunmamaktadır. Sözleşme üzerinde atılan imzalar için bir çatışma durumu ortaya çıkarsa imza incelemesi yapılarak durum neticelendirilmelidir. Bütün mirasçıların çağrılmasının sağlanması için bir mirasçılık belgesi alınarak öncelikle mirasçıların tespiti de sağlanabilir.

Miras Paylaşma Sözleşmesi İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!