Kategori arşivi: Miras Hukuku

Boşanma Davasında Taraflardan Birinin Ölümü ve Miras

BOŞANMA DAVASINDA TARAFLARDAN BİRİNİN ÖLÜMÜ VE MİRAS

Miras Hukuku birçok hukuk dalı ile iç içe olan bir alandır. Kendi içerisinde Aile Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Ticaret Hukuku başta olmak üzere birçok alan ile yakın ilişki ve etkileşim içerisindedir. Miras Hukuku ile Boşanma Hukuku arasındaki etkileşim de boşanma davası devam ederken çiftlerden birinin vefat etmesi halinde ortaya çıkmaktadır. Normal şartlarda boşanan çiftler birbirlerine mirasçı olamazlar. Eğer boşanma öncesinde bir vasiyetname düzenlenmiş ve bir malvarlığı değeri bırakılmışsa dahi boşanma bu vasiyetnamenin ilgili kısmının iptali anlamına gelmektedir. Ancak eğer vasiyetname düzenleyen yahut ölüme bağlı tasarrufta bulunan taraf beyanında boşanmaya rağmen malvarlığını bıraktığını açık bir şekilde belirtmişse eğer boşanma bu halde tasarrufu yahut vasiyetnameyi etkilememektedir. Bunun dışında kalan hallerde boşanma taraflar Miras Hukuku kapsamında olan bütün haklarını iptal etmektedir.

Görüleceği üzere kanun boşanma halinde mira problemini açık bir şekilde neticelendirmiştir. Ancak bu yazımızda anlatmak istediğimiz husus boşanma davası derdest yani görülmekte iken eşlerden birinin vefatı halinde miras hususunun ne olacağıdır. Bu durumun varlığı halinde kanun mirasçılara davaya devam etme hakkı tanımıştır. Mirasçılar davaya devam etmeyi seçer ve hayatta kalan tarafın kusurunu ispatlayabilirlerse hayatta kalan taraf miras üzerinde herhangi bir hak iddia edemez. Ancak dava reddedilir yahut kusur ispatlanamaz ise hayatta kalan eşin mirasçılığı aynı şekilde devam etmektedir.

Müteveffanın ardından boşanma davasına devam etme hakkı belirttiğimiz üzere mirasçılardadır. Burada birden fazla miraçsının varlığı halinde dahi toplu hareket etme mecburiyeti bulunmamaktadır. Mirasçılardan birinin dahi talebi üzerine davayı takip etme yetkisi bulunmaktadır. Mirasçı aynı müteveffa hayattaymışçasına savunmalar yapıp davayı takip etme yetkisine haizdir. Burada delil bildirme, tanık dinletme vs. gibi yargılamaya ilişkin bütün haklar aynı şekilde mirasçıya tanınmıştır. Bu neticenin ortaya çıkabilmesinin tek şartı boşanma davasının mirasbırakandan önce açılmasıdır. Mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar kusura dayanıp bir dava açamazlar. Ayrıca bu davada aslolan sağ eşin kusurunun ispatlanmasıdır. Sağ kalan eşin kusurunun ispatlanamaması halinde mirasçılık statüsünde bir değişme olmaz zira ortada hukuken bir boşanma hükmü bulunmamaktadır. Bu boşanma hükmünün mirasa etki etmesi için kesinleşmesi kanuni zorunluluktur.

Boşanma Davasında Ölüm ve Miras İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Hukuk sistemimiz içerisinde pratik hayatta sıklıkla karşılaşılan sözleşmelerden birisi de Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi olmaktadır. Bu sözleşme başta Miras Hukuku, Borçlar Hukuku ve Gayrimenkul Hukuku olmak üzere birçok hukuk dalı ile yakından ilgilidir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi nedir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi Miras Hukuku bağlamında bir ölüme bağlı tasarruftur. Türk Medeni Kanunu’nun 527. maddesinde mirasbırakanın ölmeden önce yapacağı bir sözleşme ile bir malvarlığı değerini mirasçılardan birine yahut 3. bir kimseye bırakabilmesine müsaade edilmiştir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile Miras Hukuku arasındaki bağ işte bu maddeye dayanmaktadır. Bunun dışından ölünceye kadar bakma sözleşmesi ayrı bir şekilde Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 611. maddesine göre bakım alacaklısı yani mirasbırakan bir malvarlığı değerini ölünceye kadar kendisine bakması karşılığında mirasçılarından birine veya 3. şahsa bırakma hakkına sahiptir. İşte bu doğrultuda yapılan sözleşmeye ölünceye kadar bakma sözleşmesi ismi verilmiştir. Bu sözleşmede malvarlığı sahibi yani bakım alacaklısı belirli bir malvarlığı değerini devretme bakım borçlusu ise bakım alacaklısına ölünceye kadar bakma borcu altına girmiştir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Şartları

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi bazı geçerlilik şartlarına bağlanmıştır. Buna göre sözleşme ancak noter veya sulh hukuk hakimi önünde düzenleme şeklinde yapılmak kaydıyla geçerli olabilir. Pratik hayatta genelde sözleşme noterler tarafından düzenlenmektedir. Bakım alacaklısı 2 tanık ile birlikte notere giderek ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenletebilir. Ölünceye kadar bakma reel hayatta çok ciddi öneme sahip olduğu için bahsettiğimiz kadar sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusuna devredilecek mal varlığı değeri üzerine ipotek veya rehin tesisi kanun tarafından mümkün kılınmıştır. Bakıcı olarak nitelendirdiğimiz taraf kendisini garanti altına almak için ipotek yahut rehin yolunu da kullanabilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bakıcıya yüklenen en önemli sorumluluk bakıma muhtaç tarafa kendi aile ferdiymiş gibi özen göstermesidir. Aksi durumda sözleşme ile kendisine yüklenen edimi yerine getirmemiş olur. Bakım ile kastedilen bakıma muhtaç kimsenin bütün ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlar içerisinde sağlık, gıda, bakım, temizlik vb. olmak üzere temel bütün hususlar girmektedir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

veraset ilamı

Veraset ilamı Nasıl Çıkarılır?

Birey öldükten sonra da hukuk sisteminin sujesi olmaya devam etmektedir. Ölümün ardından miras üzerinde kimlerin hak sahibi olduğunu belirleyen belgeye veraset ilamı denmektedir. Veraset ilamının bir diğer ismi mirasçılık belgesidir. Veraset ilamı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinde “Mirasçılık Belgesi” başlığı ile belirtilmiştir. Yasal mirasçılar mirasıbırakanın ölümünün ardından sulh hukuk mahkemesine veya noterlere başvurarak mirasbırakanın mirasçılarının tespiti için veraset ilamı çıkarılmasını isteyebilirler. 2011 yılında yapılan kanun değişikliği öncesinde veraset ilamı sadece sulh hukuk mahkemesinden talep edilebiliyorken yapılan değişiklik ile noterlere de bu yetki verilmiştir. Artık mirasçılar daha kısa süre içerisinde veraset ilamını almak için noterlere başvurmaktadırlar. Veraset ilamını noterden alabilmek için mirasçılar arasında yabancılık unsurunun bulunmaması gerekmektedir. Yani mirasçılardan birinin yabancı ülke vatandaşı olması veya yurtdışında ikamet etmesi halinde noterler veraset ilamını düzenlememekte ve başvurucuları sulh hukuk mahkemesine yönlendirmektedirler.

Veraset ilamı Nasıl Çıkarılır?

Veraset ilamına başvuru süresi 1 aydır. Miras ile alakalı konularda kanunun öngördüğü süreler kesin süreler değildir. Kişi veraset ilamı çıkarmaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde sulh hukuk mahkemesine veya notere başvuru yaparak veraset ilamını alabilir. Veraset ilamını yasal mirasçılar veya atanmış mirasçılar alabilirler. Yasal mirasçıların veraset ilamını almaları için kimlik ibraz etmeleri yeterli iken atanmış mirasçılar bu haklarını noter veya mahkeme huzurunda ispat etmelidirler. Bu ispat bir ölüme bağlı tasarruf ile yahut vasiyetname ile yapılabilir.

Veraset ilamı içerisinde kimlerin mirasçı olduğu ve miras payları açıkça gösterilir. Mirasçılar bu belge ile mirasbırakanın menkul, gayrimenkul malları ile alacakları üzerinde miras payları oranında hak sahibi olurlar.

Veraset ilamına karşı itiraz her zaman mümkündür. Burada kanun bir zamanaşımı süresi öngörmemiştir. Veraset ilamının iptali için dava açmak isteyen kimseler bir dilekçe ile mahkemeye başvuru yaparak bu yönde karar verilmesini talep edebilirler. Böyle bir dava açılmadığı sürece veraset ilamında yazan miras paylarının doğru olduğu kabul edilir ve büyün paylaşımlar veraset ilamında gösterildiği gibi yapılır. Bu karinenin iptali için yukarıda belirttiğimiz davanın açılması gerekmektedir.

Veraset İlamı İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Kimler Mirasçı Olabilir

Kimler Mirasçı Olabilir?

Miras Hukuku içerisinde cevaplanması gereken cümlelerden biri de kimler mirasçı olabilir sorusudur. Kimler mirasçı olabilir sorusu hem kan hısımlığına ilişkin mirasçılığı hem de dışarıdan atanan mirasçılık hususunu cevaplama açısından oldukça önem taşımaktadır.

Kimlerin mirasçı olabileceği ile ilgili husus 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 495. ile 501. maddeleri arasında belirtilmiştir. Mirasbırakanın altsoyu ilk derece mirasçılardan olup miras üzerinde öncelik hakkına sahiptirler. Yani altsoyu hayatta olan bir mirasçının miras paylaşımı sadece altsoy arasında yapılır. Üstsoya tesir etmez. Üstsoyun mirasa dahil olması için mirasbırakanın çocukları ve torunlarından kimsenin hayatta olmaması gerekmektedir. Mirasbırakanın çocukları miras üzerinde eşit pay sahibidirler. Mirasbırakan bırakacağı vasiyetname ile saklı paya dokunmadan çocuklar arasında eşitlik durumunu bozabilir. Ancak ortada bir vasiyetname veya ölüme bağlı tasarruf yok ise çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar.

Kimler Mirasçı Olabilir

Mirasbırakanın altsoyu hayatta değil ise bu defa mirasçılık hakkı mirasbırakanın annesi ve babasına geçmektedir. Görüleceği üzere kimler mirasçı olabilir sorusu cevaplanırken mirasbırakanın hayatta olan yakınlarına dikkat etmemiz gerekiyor. Mirasbırakanın anne ve babası da miras üzerinde eşit pay sahibidir. Yine bir önceki paragrafta belirttiğimiz üzere saklı paya dokunmamak kaydıyla vasiyetname yahut ölüme bağlı tasarruflarla bir takım değişiklikler yapmak mümkündür. Mirasbırakanın anne ve babasının kendisinden önce ölmesi halinde mirasçılık halefiyet yolu ile mirasbırakanın kardeşleri ile kardeşlerinin çocuklarına geçer.

Bu iki zümrenin hayatta olmaması halinde mirasçılık sırası mirasbırakanın büyük anne ve büyük baba zümresine geçmektedir. Bu zümre içerisinde yer alan mirasçılarda eşit paylarda hak sahidirler. Saklı pay husus bu mirasçılar için de geçerlidir. Ayrıca halefiyet durumu da aynı şekilde geçerlidir. Büyük anne ve büyük baba zümresi içerisinde bir tarafta hiç mirasçı kalmamış ise mirasın tamamı diğer tarafa geçmektedir.

Evlilik dışı doğan çocukların mirasta hak sahibi olmaları için mirasçı ile aralarında yasal bağın kurulması gerekmektedir. Bu husus mirasbırakanın yapacağı bir ölüme bağlı tasarruf ile mümkünken, evlilik dışından doğan çocuğun açacağı davanın olumlu neticelenmesi ile de mümkündür. Ölümden önce bu davalar mirasbırakana açılırken ölümden sonra mirasçılara yöneltilir.

Sağ kalan eş herhangi bir zümre içerisinde dahil edilmemiştir. Mirasçılığı devamlılık gösteren ve mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik gösteren oranlar dahilinde mümkün kılınmıştır.

Yasal olarak evlat edinilen kimse de aynı kan hısımlığı olan evlat gibi mirasta pay sahibi olur. Evlatlığın altsoyu da evlatlığın miras payı üzerinde hak sahibi olurlar.

Kimler miraçsı olabilir sorusuna verilecek son cevap ise devletin mirasçılığıdır. Hiçbir mirasçısı olmayan mirasbırakanın mirası devlete kalmaktadır. Devlet yasal son mirasçı olarak miras payının tamamı üzerinde hak sahibidir.

Miras Hukuku İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Mirasçılıktan Çıkarma - Av. Halil İbrahim Çelik

MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA

Pratik hayatta insanların evlatlıktan red olarak adlandırdığı durumun hukuk sistemindeki yeri mirasçılıktan çıkarma durumudur. Mirasçılıktan çıkarma işlemi ile mirasbırakan ölüme bağlı tasarruf ile mirasçısını mirasından uzaklaştırabilir.

Mirasçılıktan çıkarma işleminin hangi gerekçelerle ile ve ne şekilde yapılacağı hususu 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 510 ve 513. maddeleri arasında belirtilmiştir. Kanuna göre mirasçılardan biri mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarına karşı ağır bir suç işler ise mirasbırakan tarafından mirastan çıkartılabilir. Kanun burada görüleceği üzere net bir tanımlama yapmamış ve ağır suç kavramını her pratik olayda ayrı olarak değerlendirilmesini istemiştir. Zira ağır suç kavramı, ailenin sosyo-ekonomik standartlarına veya gelenek – göreneklerine göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle ağır suç kavramı her somut olayda farklı olarak değerlendirilir. Burada özellikle suç kelimesine yer verildiği için yapılan eylemin 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca suç olmasına dikkat edilmelidir. Zira suç ancak kanunda yazılı hususların gerçekleşmesi ile mümkün bulunmaktadır. Yapıldığı iddia edilen eylem Türk Ceza Kanunu uyarınca suç değil ise mirasçılıktan çıkarma işlemine dayanak yapılması mümkün değildir.

Mirasçılıktan çıkarma işleminin ikinci gerekçesi de mirasçının mirasbırakana veya mirasbırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan görevlerini ihmal etmesidir. Burada aile hukukuna göre aile bireyleri birbirilerine karşı bir takım ödev sorumluluklara sahiptirler. Sadakat yükümlülüğü, bakım yükümlülüğü vs. bu hak ve ödevler arasında sayılabilir. İşte bu hak ve ödevlere aykırı hareket edilmesi halinde mirasbırakan bu mirasçıyı mirasçılıktan çıkarabilir.

Yukarıda saydığımız her iki eyleminde mirasçılıktan çıkarma işlemine konu olması için doğrudan mirasbırakana yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. Mirasbırakanın aile üyelerine karşı da bu eylemler de bulunulması halinde mirasbırakan yapacağı bir ölüme bağlı tasarruf ile bu mirasçıları mirasçılıktan çıkarma hakkına sahiptir.

Mirasçılıktan çıkarma işleminin geçerli olması ancak ve ancak sebebin belirtilmesi halinde mümkündür. Sebebi belli olmayan çıkarma işlemlerinin geçerliliği bulunmamaktadır. Mirastan çıkarılan kimse bu çıkarma işlemine itiraz ederse sebebi ispat yükü mirasçılıktan çıkarılmayan diğer mirasçılara düşmektedir. Sebep ispat edilmezse mirasçılıktan çıkarılma işlemi geçersiz olur ve kişi miras üzerinde hak sahibi olmaya devam eder. Ancak sebebin ispat edilmesi halinde kişi mirasçılıktan pay alamaz ve ayrıca tenkis davası da açamaz. Bu şahsın miras payı varsa altsoyuna altsoyu yok ise diğer mirasçılara geçer.

Eğer mirasçılarından biri borçları nedeniyle aciz halinde ise mirasbırakanın bu mirasçıyı saklı payının yarısı oranında mirasından çıkarabilir. Ancak bu çıkarma işlemi ile ortaya çıkan yarı oranındaki payın mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyuna özgülenmesi kanuni şart olarak kabul edilmiştir.

Mirasçılıktan Çıkarma İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Mirasta Saklı Pay

Mirasta Saklı Pay

Miras Hukuku’nun önemli unsurlarından biri de mirasta saklı pay durumudur. Mirasbırakan ölmeden önce malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunma bakımında özgür iken ölümü ile yapacağı tasarruflarda bu özgürlük kendisine tanınmamıştır. Mirasbırakan ancak belirli bir takım oranlar dahilinde malvarlığını bir takım kimselere bağışlayabilir yada miras bırakabilir. Bunun dışında bir takım yakın mirasçılarının belirli oranlar dahilinde miras payına dokunamaz. Bu hususa mirasta saklı pay ismi verilmiştir.

Kimlerin mirasta saklı pay sahibi olduğu kanunda açıkça belirtilmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesinde belirtilmiştir. Saklı pay oranları üzerinde herhangi bir değişiklik yapma imkanı bulunmamaktadır.

Mirasta Saklı Pay Oranları Nedir?

Türkiye’de yasal miras paylaşımı yapılırken zümre sistemi dikkate alınmıştır. Bu zümre sistemi içerisinde mirasbırakanın altsoyu yani çocukları, torunları ve varsa evlatlığı 1. zümre içerisinde dahil edilir. Annesi, babası ve kardeşleri ise 2. zümreden sayılmıştır. İşte mirasta saklı paylar bu 1. zümre mirasçılar ile kardeşler hariç olmak üzere 2. zümre mirasçılar ve sağ kalan eş için öngörülmüştür. Sağ kalan eş dikkat edileceği üzere herhangi bir zümreye dahil edilmemiştir. Zira sağ kalan eşin mirasçılığı ayrı hükümlere bağlanmıştır. 2007 yılına kadar 2. zümre mirasçılarından olan kardeşlerinde saklı payı kanun tarafından kabul edilmiştir. Ancak 2007 yılında yapılan değişikliklerle kardeşlerin bu hakkı kaldırılmıştır.

Mirasta Saklı Pay hakkı

Mirasta saklı pay belirttiğimiz üzere zümre esasına göre belirlenmiştir. 1. zümre içerisinde yer alan mirasbırakanın çocuklarının mirasta saklı pay oranları yasal miras paylarının yarısıdır. Örnek vermek gerekirse miras bırakanın 3 çocuğu ve eşinin hayatta olduğunu varsayalım. Mirasın 1/4 ü sağ kalan eşin kalan 3/4 ise 3 çocuk arasında 1/4 oranın eşit olarak paylaştırılır. İşte bu halde çocukların mirasta saklı pay oranları yasal miras paylarının yarısı olmak üzere 1/8 dir. Mirasbırakan bu 1/8 oranına dokunmamak kaydıyla miras oranları üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.

Mirasbırakanın anne ve babasının mirasta saklı payın oranı yasal miras payının 1/4 ü olarak belirlenmiştir. Normal şartlarda anne ve babanın yasal mira payı 1/4 ise saklı pay oranı 1/16 dır.

Sağ kalan eşin mirasta saklı pay oranı mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik göstermektedir. Sağ kalan eş mirasbırakanın çocukları veya annesi ve babası ile mirasçı olursa mirasta saklı payın oranı yasal miras payı ile aynıdır. Diğer hallerde ise yasal miras payının 3/4 ü saklı pay oranı olarak belirlenmiştir. Miras bırakan bu oranlara dokunmamak kaydıyla mirası üzerinde istediği gibi ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir.

Mirasta Saklı Pay İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Vasiyetname - Av. Halil İbrahim Çelik

Vasiyetname Nedir Nasıl Hazırlanır?

Mirasbırakanın son dilek ve istekleri ile mirasının nasıl paylaşılmasını istediği hususları yazdığı belgeye vasiyetname ismi verilmiştir. Vasiyetname 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre sözlü, el yazılı ve resmi şekilde olmak üzere 3 şekilde düzenlenebilir.

Vasiyetname Nasıl Hazırlanır?

Resmi vasiyetname için mirasbırakanın 2 tanık ile birlikte resmi memura başvuru yapması zorunludur. Burada resmi memur; sulh hukuk hakimi, noter veya görevlendirilen diğer kimseler olabilir. Mirasbırakan son dilek ve istekleri ile mirasının nasıl paylaştırılmasını istediği hususunu resmi memura bildirir ve resmi memur bu hususları yazılı hale getirerek okuması için mirasbırakana verir. Mirasbırakan düzenlenen vasiyetnameyi okur ve istediği gibi düzenlenmiş ise resmi vasiyetnameyi imzalar. Daha sonra 2 adet tanığa düzenlenen vasiyetnamenin kendi istek ve arzuları doğrultusundan düzenlendiğini beyan eder. 2 tanık mirasbırakanın bu beyanı üzerine vasiyetnameyi imzalarlar ve resmi vasiyetname düzenlenmiş olur. Bu düzenleme şekli mirasbırakanın okuma yazma bilmesi halinde mümkündür. Mirasbırakan okuma yazma bilmiyorsa bu defa resmi memur mirasbırakanın dilek, istek ve arzularını tanıklar önünde mirasbırakana okur, mirasbırakan vasiyetnameyi onaylar ise tanıklar mirasbırakanın onay verdiğini ve fiil ehliyetinin yerinde olduğunu beyan ederek resmi vasiyetnameyi imzalarlar. İşte resmi vasiyetnameler okuma yazma bilmeyenler için bu şekilde düzenlenmiş olur. Resmi vasiyetnameyi düzenleyen memur bu vasiyetnamenin aslını saklamakla yükümlüdür.

El yazılı vasiyetnamenin düzenlenmesi için mirasbırakanın başından sonuna kadar el yazısı kullanması şarttır. Bu vasiyetnamenin üzerinde mirasbırakanın elinin ürünü olmayan tek bir cümle veya tarihin bulunması vasiyetnameyi geçersiz kılmaktadır. Ayrıca el yazılı vasiyetnamenin üzerinde yine el yazısı ile tarih atılması ve imzalanması zaruridir. Düzenlenen vasiyetnamenin bu şekilde saklanması için resmi memura verilir.

Sözlü Vasiyetname Nedir? Sözlü Vasiyetnameler Nasıl Hazırlanır?

Sözlü vasiyetnamenin düzenlenmesi ancak yakın ölüm tehlikesinin vuku bulması ve başka türlü vasiyetnamenin düzenlemenin mümkün olmaması halinde geçerlidir. Yakın ölüm tehlikesi, savaş hali, doğal afet vb. durumlarda başka türlü vasiyetname düzenlemenin imkanı yok ise mirasbırakan son arzularını 2 tanığa sözlü olarak bildirir. Bu iki tanığın okuma yazma bilmesi zorunludur. Son arzuları dinleyen tanıklar derhal bu hususları yazıya dökerler ve beraber imzalarlar. Ayrıca son arzusunu bildiren mirasçının ölüm halinde olduğunu ve fiil ehliyetinin yerinde olduğunu beyan ederler. İşte sözlü vasiyetnameler bu halde yapılmış olur. Ancak mirasbırakan ölüm tehlikesinden kurtulursa veya  başka türlü vasiyetname düzenleme ihtimali doğarsa bu halde bıraktığı sözlü vasiyetname geçersiz olur.

Vasiyetnameler İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Mirasın Reddi

Mirasın Reddi

Miras kelime anlamı olarak ölen kimsenin ardında kalan tüm malvarlığı değerlerini ifade etmektedir. Bu malvarlığı değerleri ile kastedilen mirasbırakanın sadece sahip olduğu mal varlığı değerleri ile alacakları değil aynı zamanda borçlarını da kapsamaktadır. Mirasçılar mirasbırakanın sadece alacaklarından değil borçlarından da sorumlu olurlar. İşte bu ve buna benzer sorumluluklardan dolayı kanun koyucu mirasçıların mirası kabul etmelerini zorunlu tutmamış ve mirasçılara “Mirasın reddi” denilen bir hak tanımıştır. Bu yazımızda mirasın reddi diğer adıyla reddi miras hakkında bilgiler vereceğiz.

Mirasın Reddi Nasıl Yapılır?

Mirasbırakanın yasal veya atanmış mirasçıları mirası reddedebilirler. Normal şartlar müteveffanın ölümünün ardından mirasın kabulü karine olarak kabul edilmiştir. Yani mirasçılar ortaya herhangi bir irade beyanı koymazlar ise mirası kabul etmiş sayılırlar. Mirası reddedilmesi için açık bir şekilde red beyanında bulunmaları gerekmektedir. Mirasın reddi hususu 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605 vd. maddelerinde belirtilmiştir.

Reddi Miras Süresi

Mirasçılar mirasbırakanın ölümünden itibaren 3 ay içerisinde mirası reddedebilirler. Normal şartlarda bu 3 aylık süre ölümden itibaren hesaplanmaktadır. Ancak mirasçılar “mirasçı olduklarını mirasbırakanın ölümünden sonra öğrenmişler ise süre öğrendikleri tarihten itibaren başlamaktadır.

Mirasın reddinin mahkemeye yapılması zorunludur. Mirasçılar ölümden itibaren 3 ay içerisinde Sulh Hukuk Hakimi’ne başvurarak mirası reddettiklerini tutanağa bağlatırlar. Normal şartlarda Sulh Hukuk Hakimi’ne başvuru sözlü yahut yazılı yapılabilir. Ancak pratik içerisinde hakimler sözlü başvuruyu çok kullanmadan yazılı başvuru yapılmasını zorunlu tutmaktadırlar. Mirasın reddi mirasçılar tarafından herhangi bir şarta bağlı olarak yapılamaz. Mirasçılar kayıtsız ve şartsız olarak mirası reddetmek zorundadırlar. Eğer ortada birden fazla mirasçı var ve miras bu mirasçılardan sadece biri tarafından reddedilirse eğer miras o hiç sağ değilmiş gibi diğer mirasçılar arasında paylaştırılır. En yakın mirasçıların tamamı mirası reddederse bu defa miras kanun gereğince iflas hükümlerine göre tasfiye olunur ve eğer tasfiye sonunda bir mal değer kalırsa mirasçılar arasında reddedilmemiş gibi paylar oranında paylaştırılır.

Mirasbırakanın altsoyu tarafından mirasın reddedilmesi halinde eşinin hayatta olup olmadığına bakılır. Eğer mirasbırakanın eşi hayatta ise kanun gereğince alt soyun payı da sağ kalan eşe geçmiş olur.

Mirasın Reddi Zamanaşımı Süresi

Kanun tarafından belirtilen bu 3 aylık süre içerisinde miras reddedilmez ise miras kayıtsız ve şartsız olarak mirasçılar tarafından kazanılmış olur. Ayrıca müteveffanın ölümünün ardından miras üzerinde bir takım tasarruflarda bulunurlarsa (alacaklarını toplamak vs. gibi) artık mirası reddetme hakkını kaybetmiş sayılırlar.

Yukarıda belirttiğimiz üzere normal şartlarda mirasın reddi için ayrı bir irade beyanı gereklidir. İrade beyanı yok ise miras kabul edilmiş sayılır. Ancak eğer mirasbırakanın mirasının borca batık olduğu açıkça anlaşılıyor ise burada mirasçıların mirası reddettikleri varsayılır. Zira borca batık mirasın kabulü için açıkça kabul beyanının olması kanun tarafından şart koşulmuştur. Kabul beyanının olmamasını kanun mirasın reddi sonucuna bağlamıştır.

Mirasın Reddi İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Sağ Kalan Eşin Miras Payı - Av. Halil İbrahim Çelik

Sağ Kalan Eşin Miras Payı

Miras Hukuku bağlamında en çok karşılaştığımız konu miras paylaşımının nasıl yapılacağıdır. Bu miras paylaşımı içerisinde ise müteveffanın sağ kalan eşinin miras payının en olduğu hususu sıklıkla karşılaştığımız soru ve sorunlardan biridir. Sağ kalan eşin miras payı ve miras paylaşımında sağ kalan eşin yasal miras hakkı konusunda eksik bilgiye sahip bireyler sıklıkla hak kaybı yaşayabilmektedir.

Sağ Kalan Eşin Miras Payı

Miras Hukukumuz içerisinde paylaşım zümre sistemine göre yapılmaktadır. Bu zümre sistemi içerisinde yeralan ilk 3 zümre yasal olarak mirasta hak sahibi sayılmaktadır. Mirasbırakanın alt soyu yani çocukları ile torunları 1. zümreyi, mirasbırakanın annesi-babası ile kardeşleri ve kardeşlerinin çocukları 2. zümreyi, mirasbırakanın büyük anne ve büyük babaları ile ile onların alt soyu yani ölenin amca-dayı-hala-teyze ile onların çocukları 3. zümreyi oluşturmaktadır. İşte miras paylaşımında bu 3 zümre içinde kalan kimseler hak sahibidir. Görüldüğü üzere sağ kalan eş bu 3 zümreye de dahil edilmemiş ve ayrı bir yere koyulmuştur.

Sağ Kalan Eşin Miras Hakkı Nedir?

Yasal miras paylaşımı içerisinde sağ kalan eşin miras payı öncelikle ortada bir vasiyetname olup olmamasına göre değişiklik göstermektedir. Eğer mirasbırakan ölmeden önce bir vasiyetname düzenlemiş ise saklı paylara riayet etmek kaydıyla paylaşım bu vasiyetname ışığında yapılır. Ancak ortada bir vasiyetname yok ise burada paylaşım kanunun öngördüğü ölçüde yapılmalıdır.

Sağ kalan eşin miras payı belirlenirken öncelikle hangi zümre ile mirasçı olduğu hususu netliğe kavuşturulmalıdır. Zira sağ kalan eşin miras payı birlikte mirasçı olduğu zümrenin durumuna göre değişiklik göstermektedir. Sağ kalan eş miras bırakanın alt soyu yani çocukları veya torunları ile birlikte mirasçı olursa mirasın 1/4  ü üzeride hak sahibi olur. Kalan 3/4 ise diğer mirasçılar arasında eşit olarak paylaştırılır. Sağ kalan eş miras bırakanın annesi babası veya kardeşleri ile birlikte mirasçı olursa bu defa mirasın 1/2 si sağ kalan eşe aittir. Kalan 1/2 ise diğer mirasçılar arasında eşit olarak paylaştırılır. Sağ kalan eşin 3. Zümre ile yani mirasbırakanın büyük anne ve büyük babaları ile mirasçı olması halinde bu defa mirasın 3/4 ü sağ kalan eşin miras payı olup kalan 1/4 ü ise diğer mirasçılar arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Görüleceği üzere sağ kalan eşin miras payı açık bir şekilde kanun tarafından hükme bağlanmıştır.

Sağ kalan eşin miras payı alabilmesi için müteveffa ile resmi olarak evli olması şartı bulunmaktadır. Hayat arkadaşlığı veya dini nikahlı bir birliktelik mirastan pay almayı sağlamamaktadır. Bu nedenle belirttiğimiz oranlar ancak ve ancak sağ kalan eş ile müteveffa arasında resmi bir evlilik akdi halinde mümkün olmaktadır.

 

Sağ Kalan Eşin Miras İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!