İDDET MÜDDETİ VE KALDIRILMASI DAVASI


İDDET MÜDDETİ VE KALDIRILMASI DAVASI
3 votes, 5.00 avg. rating (96% score)

İddet müddeti evli bir kadının boşandıktan sonra yeniden evlenemeyeceği süredir. Bu süre 300 gün olarak belirlenmiştir. 300 günlük süre mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren hüküm ifade eder. Bu süreye bekleme süresi de denmektedir. Süre doğurmakla sona erer. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemeleri hallerindeyse mahkeme bu süreyi kaldırır. Çünkü İddet müddetinin amacı nesebin karışmasının önlenmesidir. Süreyi kaldıran bu durumlarda nesebin karışma ihtimali bulunmamaktadır. Boşandıktan sonra 300 gün içinde meydana gelen çocuğun babası eski kocadır. Bu kural babalık karinesidir. Bu karinenin uygulanmasının önüne geçilmesi için iddet müddeti kaldırılmaya yönelik dava açılmalıdır. Dava aile mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin kanun gereği aile mahkemesinde açılacaktır. Hasımsız olarak açılır. İddet müddeti yalnızca kadınlar içindir. Boşanan bir erkek 300 günlük evlenme yasağı bulunmadan 300 gün içinde evlenebilecektir. Boşanma kararı kesinleştikten sonraki 300 gün içinde kadın hamile olmadığı ispatlayan doktor raporu ile evlendirme memuruna başvursa bile mahkeme kararı aranmaktadır. Kadının iddet müddeti içinde evlenebilmesinin tek şartı mahkeme yoluyla bu sürenin kaldırılmış olmasıdır. Her durumda boşanmadan sonra iddet müddeti kaldırma davası açılmalıdır. Eğer iddet müddeti mahkeme kararı ile bozulmazsa bu sürede doğan çocuk babalık davası açmak durumunda kalacaktır. iddet müddeti kaldırılmasına ilişkin mahkeme kararı verildiği gibi yürürlüğe girer. Mahkeme hastanelerden gelen hamile olunmadığına ilişkin rapora göre karar verir. Evlenmekten yasaklanan eşlerin (MK. 142)  tekrar evlenmek istemeleri halinde hâkim, evlenmekten yasaklama süresini kısaltabilir.

Hükmün lafzı açıkça iddet müddeti sona ermesine kadar kadın için evlenme engeli oluşturduğunu beyan etmekte ise de söz konusu iddet müddeti uygulamasının amacı nesep karışıklığının önlenmesidir. Ancak iddet müddeti içinde koca dışında başka bir erkekten hamile kalan kadın, iki tarafında evlenmeyi istemesine rağmen iddet müddeti engeline takılmaktadır. İddet müddeti kaldırılması ancak hamile değildir raporuna göre verilmektedir. Hamile olan eşin ise iddet müddeti bitene kadar beklemesinden başka çare bulunmamaktadır. Bu durumda ise babalık karinesi geçerli olmakta ve iddet müddetinde doğan çocuk eski kocanın çocuğu sayılmaktadır. Biyolojik babanın çocukla soybağının kurulması içinse eski kocanın çocuğu soy bağından ret etmesi gerekmektedir. Daha sonrasında biyolojik baba çocuğu tanıma veya babalık davası ile bağ kurabilecektir. Bu durum kadın eş ve tüm taraflar için sıkıntılar yaratmaktadır. Hükmün amacı nesebin karışmaması ise, iddet müddeti içinde başka bir erkekten hamile kalıp bu erkekle evlenecek kadının önüne iddet müddeti engelinin konulması kanaatimce hükmün ruhunun yorumuna aykırıdır. Zira bu durumda biyolojik baba ile nüfustaki baba aynı kişi olacak, nesebin karışması ihtimali kalmayacaktır.

İlgili Yargıtay kararları;

T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 1980 / 1907 Karar: 1980 / 2122 Karar Tarihi: 10.03.1980; Boşanan kadın, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 300 gün geçmedikçe, yeniden evlenemez. Ancak bu arada doğurduğu veya tabip raporu ile gebe olmadığı gerçekleştiği takdirde <İddet müddeti> sona erer (MK.95). Boşanan eşlerin tekrar evlenmek istemeleri halinde ise hâkim, süreyi kısaltabilir. Evlenmekten yasaklanan kadının iddet müddeti, az önce belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde bile, kısaltılamaz ve başkası ile evlenemez. Evlenmekten yasaklanan eşlerin (MK. 142). Tekrar evlenmek istemeleri halinde hâkim, evlenmekten yasaklama süresini kısaltabilir.

T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2004 / 14384 Karar: 2004 / 14229 Karar Tarihi: 30.11.2004;Davacının Hakan, Ozan ve Okan isimli çocukların doğumunu ve kendisinden olmadığını öğrendiği tarih 25.5.2003 tarihidir. Bunun aksini gösterir bir kanıtta getirilmemiştir. Çocuklar boşanma hükmünün kesinleşmesinden ve anne tarafından babanın haberi olmadan İddet müddeti geçtikten sonra 23.10.2001 tarihinde tescil ettirildiği anlaşılmaktadır. Babanın daha önce doğumlardan bilgi sahibi olduğu da kanıtlanmamıştır. Türk Medeni Kanununun 289/son maddesi gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Koşulları oluştuğundan taraf delillerinin toplanıp sonucu uyarınca karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


iki + 7 =