NAFAKA ARTIRIM DAVASI


NAFAKA ARTIRIM DAVASI
4 votes, 4.25 avg. rating (85% score)

Nafaka, boşanma süreci sonunda mahkeme kararıyla hükmedilen ve tarafın hayat standardındaki düşüşün, yoksulluğa düşülecek olunmasının engellenmesi için eşe veya çocuğa ödenen parasal değerdir. Nafaka miktarı tarafların sosyo- ekonomik durumuna ve somut ihtiyaçlarına göre hâkim tarafından hakkaniyete uygun biçimde takdir edilecektir. Türk hukukunda nafaka miktarını hâkimin takdiri dışında miktar gibi başka bir nedenle sınırlandırılmamıştır. Boşanma davası ile kararlaştırılan nafaka miktarının enflasyon yada tarafların hayat standartlarının değişmesi nedeniyle yetersiz kalması gibi nedenlerle nafaka artırım davası açılabilmektedir. Dolayısıyla verilen nafaka kararları kesin hüküm değildir, şartların değişmesiyle nafaka artırım davası açılarak arttırılabilir ve ya azaltılabilir. Ülkemizdeki enflasyon oranlarındaki tutarsızlıklar nedeniyle bireylerin ekonomik gücünde ciddi değişiklikler meydana gelmekte, nafaka alacaklısı daha kötü durumda kalabilmektedir. Ayrıca çocuğun önemli masraf gerektiren ciddi bir hastalığa yakalanması veya eğitim giderlerinin yaşı büyüdükçe artması gibi nedenlerle nafaka artırım davası açılabilmektedir. Nafaka artırım davası açılabilmesi belirli bir süre şartına bağlanmamıştır. Hayat standartlarında düşüş meydana gelmesi halinde gerekçe gösterilerek her zaman açılabilir. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde artırılıp azaltılabilir. Yasada nafakanın yeniden belirlenebilmesi için kesin bir zaman diliminin geçmesi aranmamıştır. Ayrıca her davanın açıldığı günkü koşullarda değerlendirilmesi esastır. Hâkim hakkaniyet ve adalet duyguları ile hareket edecektir. Taraflar anlaşmalı boşanmış ve nafaka miktarı üzerinde anlaşmış olsalar da bu durum ileride nafaka miktarının arttırılmasının talep edilmesine engel değildir. Açılan nafaka artırım davası için taraflar nafaka artış oranını belirlenmesini talep ederek tekrar tekrar bu davayı açmak zaruretinden kurtulabilirler. Bu dava yetkili mahkeme nafaka alacaklısının oturduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise Aile Mahkemesi olacaktır.

NAFAKA ARTIRIM DAVASI

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin verdiği emsal nitelikteki karara göre nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde yoksulluk nafakası TÜİK’in yayımladığı ÜFE oranında artırılmalıdır. Böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunacaktır.Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında “asgari ücret düzeyinde gelire sahip olunması” yoksulluğu ortadan kaldırıcı bir olgu olarak kabul edilmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:2005/3-169 K: 2005/235 ve 06.04.2005 tarihli kararında tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve özellikle küçüğün yaş, eğitim düzeyi ile davalının gelirindeki artışa göre hükmedilen ilk nafakadan iyileştirme yapılması gerektiğini uygun bulup, talep edilen miktarı hakkaniyete aykırı bulmuştur.

Yine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Davacı esin ekonomik durumunun davalı ( kocadan ) daha iyi olması davalı ( kocayı ) yeterli düzeyde tedbir nafakası verme yükümlülüğünden kurtarmaz. Ne var ki bu husus, hükmedilecek nafakanın miktarını tayinde dikkate alınmak zorundadır. Böylece “hakkaniyet” ilkesine uygun bir nafaka tespit edilebilir. Somut olayda her ne kadar davacı eşin çalıştığı, maaşının bulunduğu sabit ise de, önceki tedbir nafakası ile bu dava tarihi arasında yaklaşık yedi yıl gibi bir sürenin geçtiği, bu sürede doğal olarak ihtiyaçların arttığı, günün ekonomik koşullarında paranın alım gücünü nisbi de olsa yitirdiği buna karşın davalının gelirinde artış olduğu dikkate alındığında önceki nafakanın arttırılmaması “hakkaniyet” ilkesine uygun değildir, kararını vermiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E:2002/2498 K:2002/3671 ve 9.4.2002 tarihli kararında, mahkemece bir yıldan fazla bir zaman önce takdir edilen iştirak nafakasının çocuğun ihtiyaçlarının artması, enflasyon nedeni ile paranın satın alma gücünün düşmesi, davalı babanın gelirinin önceki dava gününe göre artmış olması nedeniyle nafakanın artırılmasına karar verilmiştir.

Sığınma, sağlık, ulaşım, eğitim gibi zorunlu ve gerekli giderleri karşılayamayacak düzeyde olanların yoksul olduğu kabul edilir. Alacaklı tarafın yoksulluğunun kalkması halinde talep üzerine yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilebilir. Asgari ücret seviyesindeki gelire sahip olunması yoksulluk nafakası bağlanmasını engelleyen bir olgu olarak kabul edilm

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


− 4 = dört