Etiket arşivi: anayasa mahkemesi

Kadınların Soyadı Hakkı

KADINLARIN SOYADI HAKKI VE ZAFERİ

Kadınları soyadı hakkı konusunda Türkiye’nin içinde bulunduğu ilkel durum yıllardır şikayet edilen ve defalarca kez yargı önüne götürülen bir konudur. Ancak bütün yargı mekanizmaları toplum yeterince ataerkil değilmiş gibi erkek egemen bir ruh haline bürünmekte ve kadınların soyadı hakkı konusunda yaptıkları bütün başvuruları kadınların manevi varlıklarına hakaret edercesine reddetmekteydiler. Kadınların soyadı hakkı Avrupa İnsan Haklarına Mahkemesi’ne dahi konu olmuş ve AİHM bu konuda Türkiye Devleti’ni mahkum etmiştir. Ancak Türkiye mahkum edilmeye rağmen yasal değişiklikler yapmaktan ısrarla kaçınmaktaydı.

Bir başvurucu bireysel başvuru yoluyla bu konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürmüş ve Anayasa Mahkemesi’de 16.04.2015 tarihinde verilen ve bugün Resmi Gazete’De yayımlanan bir karar ile artık kadınların özgürce kendi soyadlarını kullanabilecekleri yönünde devrim niteliğinde bir karara imza atmıştır.

Anayasa Mahkemesi’ne 2014/5836 başvuru numarası ile yapılan başvuru haklı bulunmuş ve Anayasa Mahkemesi kadınların kendi soy isimlerini kullanma haklarının engellenmesini “Manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlali” anlamına geldiğine hükmederek yasalar üstü bir mekanizma olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Anayasa Mahkemesi verdiği bu kararda sadece Anayasa’ya değil Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de dayanmıştır. Mahkeme kadınların soyadı hakkı konusunda varolan yasal engelleri Anayasanın 17. maddesine ve Sözleşme’nin 8. maddesine aykırı bulmuştur.

Verilen kararda mahkeme “Anayasanın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmekte olup, bu düzenlemede yer verilen maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı, sözleşmenin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlük hakkı ile, bireyin kendisini gerçekleştirme ve kendisine ilişkin kararları alabilme hakkına karşılık gelmektedir. Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir unsuru haline gelen, birey olarak kimliğin belirlenmesinde en önemli unsurlardan bir ve vazgeçilmez, devredilmez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkı olan soyadının da kişinin manevi varlığı kapsamında olduğu açıktır.” demek suretiyle kadınların soyadı hakkının önemini dikkat çekici cümleler ile vurgulamıştır.

KADINLAR ARTIK KENDİ SOYADLARINI ÖZGÜRCE KULLANABİLECEKTİR.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar artık kesin ve bütün yargı mekanizmaları için bağlayıcıdır. Kendi soyadını kullanmak isteyen kadınlar bir kanun düzenlemesi yapılana kadar 2-4 ay sürecek bir dava ile kendi soyadlarını özgür bir şekilde kullanabilecektir.

İmam Nikahı ve Hukuk - Av. Halil İbrahim Çelik

İMAM NİKAHI VE HUKUK

Dini bir ritüel olan imam nikahı İslam inancı perspektifinde yapılması zorunlu törenlerden biridir. Geçmişte uzun yıllar boyunca aile birliği sadece bu imam nikahı üzerinden kurulmuştur. Pozitif hukuk bakımından herhangi bir yaptırımı olmayan imam nikahı, dini kurallar içerisinde bir takım yaptırımlara tabii tutulmuştur. Türkiye gibi laik bir hukuk sistemine sahip bir ülkede de dini nikahlar hukuki herhangi bir neticeye bağlanmamıştır Bu husus laik hukuk sisteminin bir zorunluluğu olarak kabul edilmiştir.

Yukarıda belirttiğim zorunluluk doğrultusunda çok yakın bir zamana kadar din görevlilerinin imam nikahı kıyması ancak resmi nikah zorunluluğuna tabii tutulmaktaydı. Yani belediyelerin evlendirme müdürlüklerinde resmi nikah töreni yapılmadan din görevlilerinin imam nikahı ile ilgili herhangi bir işlem yapmaları yasaklanmış ve Türk Ceza Kanunu uyarınca suç sayılmıştı. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesinin 5 ve 6. fıkralarına göre resmi nikah töreni yapılmadan imam nikahı gerçekleştiren çiftlere ve din görevlilerine 2 ay ile 6 ay arasında bir hapis cezası öngörülmüştü. Ancak bu hüküm Mayıs ayının son haftasında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

Erzurum Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yapılan başvuru hükme bağlanmış ve Anayasa Mahkemesi oy çokluğu ile; ilgili kanun maddelerini iptal etmiştir.

Anayasa Mahkemesi bahsettiğimiz kanun maddelerin iptal ederken ilginç bir şekilde Anayasa’nın 10. maddesini gerekçe göstermiştir. Anayasa Mahkemesi kanun önünde dil, ırk, renk, din, mezhep ve cinsiyet açısından eşitlik olduğunu beyan ederek bu maddenin varlığını Anayasaya aykırı bularak iptali yönünde hüküm tesis etmiştir.

Türkiye dinamikleri gözönüne alındığında imam nikahı ile ilgili resmi nikah zorunluluğunu içeren maddenin iptali oldukça riskli bir durum yaratmaktadır.

Öncelikle bu hüküm çocuk yaştaki evliliklerin önünü açmaktadır. Zira İslam Hukuku gereğince bir kadının evlenebilmesi için buluğ çağına girmesi yeterli görülmüştür. Türkiye şartlarında bu yaş ortalaması 12-13 yaş civarındadır. Medeni Hukuk gereğince ise bir kadın yahut erkeğin evlenmesi için 17 yaşını doldurması zorunlu tutulmuştur. Çocuk yaşta evliliğin ciddi boyutlarda olduğu ülkemizde verilen bu karar ile İslami açıdan çocuk yaşta evliliklerin sayısının artacağı aşikardır.

İmam nikahının yaratacağı diğer bir negatif husus da birden fazla evliliklerin önünü açmasıdır. Zira bilindiği üzere İslam Hukuku birden fazla evliliklere cevaz vermektedir. Ancak Türk Hukuk sisteminde ise bu husus yasaklanmış ve hatta suç sayılmıştır. Dini nikah ile ilgili verilen son karardan sonra artık birden fazla kadınla evlilik çok daha kolay hale gelecektir. Hatta din görevlileri de bu nikahları gerçekleştirmeye alet olacaklardır.

İmam nikahının resmi nikah denetiminden çıkarılmasının doğuracağı başka bir risk de nesebin yani soybağının sıhhatidir. Bu durumda gerek iddet müddeti gerekse babalık karineleri hiçe sayılacak ve nesebin sıhhati tehlikeye düşecektir.

Anayasa Mahkemesi halihazırda hiç kadın üyesi olmayan bir mahkemedir ve kanaatimizce verilen kararda empati hususu gözardı edilerek tesis edilmiştir. Zira kadın hakları konusunda oldukça ciddi öneme sahip olan bu maddenin iptalinin başka bir izahati bulunmamaktadır.

İmam nikahı hususunun yasal alandan çıkarılması halinde kadın haklarının devlet tarafından nasıl korunacağı gözardı edilmiştir. İmam nikahı devam eden bir kadının miras hakkı, yoksulluk nafakası hakkı ve mal paylaşımı hakkı bulunmamaktadır. İmam nikahı, güvence olarak kadına mehir denilen bir maddi avantaj sağlamaktadır. Ancak bu avantaj tamamen erkeğin tasarrufunda olup herhangi bir yaptırımı bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi imam nikahı için vize vererek işte bu ve buna benzer dini ritüellere de yasal dayanak çizmiştir.