Etiket arşivi: anlaşmalı boşanma davası

Anlaşmalı Boşanma - Av. Halil İbrahim Çelik

ANLAŞMALI BOŞANMA

Aile bir toplumun en küçük yapı taşıdır. Sağlıklı bir toplum huzurlu bir aile ortamıyla kurulur. Ailenin kurulması ise evlilikle mümkündür. Evlilik ise iki kişinin aile kurmak üzere belirli şartlarda bir araya gelmesidir. Ailenin Türk toplumundaki sosyolojik öneminin farkında olan kanun koyucu, evlenmenin şartlarını titizlikle hazırlamış ve taraflara evlilik birliğinde sorumluluklar ve ödevler yüklemiştir. Ancak zaman zaman eşler kanundan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davranmakta ve aile birliğini temelinden sarsmaktadır. Temelinden sarsılan aile birliğinin ise yasal olarak sona ermesine boşanma denir. Boşanma çekişmeli olup duruşmalarla nispeten daha uzun sürelerle görülebileceği gibi tarafların anlaşması ile de gerçekleşebilir. Ancak anlaşmalı boşanma bir takım şartlara bağlanmıştır. Şöyle ki;

ANLAŞMALI BOŞANMA ŞARTLARI

1) Anlaşmalı boşanma davasının gerçekleşebilmesi için öncelikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması gerekmektedir. Yargıtay HGK E:1992/2-199 K:1992/311 ve 6.5.1992 tarihli kararında ‘evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı’ olgusunun kanıtlanamamasını da anlaşmalı boşanma isteğinin reddinde gerekçe olarak göstermiştir.

2) Anlaşmalı boşanma için tarafların evlilikleri en az 1 yıl devam etmiş olmalıdır. 1 yıllık süre dolmadıysa anlaşmalı boşanma gerçekleşmez ancak dava reddedilmemektedir. Hâkim tarafların iddia ve savunmalarıyla boşanma sebeplerinin varlığını inceleyip, sebebin varlığı halinde ona dayanarak karar verir. 1 yıllık açısından bu sürenin birlikte geçirilmesi veya ayrı geçirilmesi hatta tarafların aynı evde hiç bulunmamaları fark yaratmayacaktır.

3) Anlaşmalı boşanma için tarafların evlilik birliğini sona erdirmek üzere her konuda anlaşmış olması gerekir. Yargıtay 2. HD E: 2012/25321 K: 2013/10648 ve 15.04.2013 tarihli kararında taraflardan birinin uzlaşma olmadığını beyan etmesi üzerine davanın çekişmeli hale geldiğini belirtmiştir.

4) Taraflar duruşma günü mahkemede hazır bulunmaları anlaşmalı boşanma davasının en önemli şartlarındandır. Hâkim tarafları bizzat dinler ve iradelerinin hiçbir etki altında kalmadığına kanaat getirir. Yargıtay 2. Hukuk dairesi E:2012/23500 K:2012/27564 ve 19.11.2012 tarihli kararında davalının davacı tarafından tehdit ve baskı altında olması nedeniyle serbest iradesiyle anlaşma yapmış olmadığından anlaşmalı boşanma talebini kabul etmemiştir. Ayrıca 2.HD E:1989/10658 K:1190/2000 ve 19.02.1990 tarihli kararında tarafların mahkemede hazır bulunmadıkları ve kendilerini vekille temsil ettirdikleri dolayısıyla anlaşmalı boşanma isteğinin tarafların serbest iradelerinin eseri olduğundan söz etmenin mümkün olmadığına karar vermiştir. Önceden anlaşmalı boşanma protokolünü imzalayan taraf hâkim önünde boşanmak istemediğini beyan ederse anlaşmalı boşanma gerçekleşmeyecektir.

5) Hâkimin taraflarda anlaşılan hususları uygun bulması şarttır. Çocuk(lar)ınve tarafların menfaatleri gerekiyorsa gerekli değişiklikleri yapabilir. Yargıtay 2. HD E:1995/1064 K:1995/11879 ve0 9.11. 1995 tarihli kararında anlaşmalı boşanma taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıkları halledecek nitelikte olmasını ve hükmü buna göre kurulmasını açıkça belirtmiştir. Taraflar hâkimin uygun bulduğu değişiklikleri kabul etmezse dava çekişmeli boşanma olarak devam eder.

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ

Anlaşmalı boşanma davasında delil göstermeye gerek yoktur. Hâkim süreleri ve boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumunu inceleyecektir. Boşanmanın şartlarının gerçekleştiğine kanaat getirirse boşanma gerçekleşir. Boşanmanın ne kadar süreceği anlaşmanın içeriğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Genellikle bir – iki duruşma sonunda karar verilmektedir.  Anlaşmalı boşanma dilekçesi Aile Mahkemesine verilmelidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde ise genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılmalıdır. Kesin yetki hali söz konusu olmadığından her yerde açılabilir. Boşanma kararı kesinleşince karar mahkemenin bulunduğu yer nüfus müdürlüğüne gönderilir ve tarafların nüfus kütüğüne işlenir. Bu işlemden sonra taraflar nüfus müdürlüklerinden güncel nüfus cüzdanlarını alabilir.

ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ 

1) Anlaşmalı boşanma isteyen tarafların hazırlayacakları protokolde isim, TC kimlik numarası gibi kimlik bilgilerinin açıkça bulunması gerekir. 1 yıllık şartın sağlandığının hesaplanması açısından evlilik tarihleri de protokolde yer almalıdır. Anlaşmalı boşanma iradesi açıkça ortaya konmalıdır. Taraflar bu protokolü üzerinde münazara ederek birlikte oluşturabilecekleri gibi taraflardan birinin açtığı boşanma davasını diğer tarafın kabulü ve anlaşmalı boşanma saikiyla hareket etmesiyle de mümkündür. Her halde tarafların anlaşmalı boşanma konusunda mutabık kaldıkları aksi anlaşılamaz şekilde belirtilmelidir.

2) Tarafların bu evlilikten müşterek çocukları varsa bu çocukların doğum tarihi ve ismi belirtilerek protokole yazılması gerekir. Zira ele alınan en önemli konulardan biri çocukların velayetidir. Müşterek çocuğun velayetinin kimde kalacağı açıkça düzenlenmelidir. Yargıtay 2. HD E:2014/13795 K:2014/24743 ve 4.12.2014 tarihli kararında mahkemece, sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlanan raporda çocuğun yaşı itibarıyla anneye verilmesi yönündeki görüşü tarafların kabul ettiği gerekçesiyle velayet anneye verilmişse de duruşma tutanağında davacı ve davalının velayeti istediği dolayısıyla bir anlaşmanın olmadığı görülmüştür. Bu durumda velayet konusunda tarafların delilleri toplanıp sonuca göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

3) Müşterek çocuğun velayeti kendisinde olmayan tarafın çocukla ne zaman, nerede, nasıl görüşeceği açıkça belirlenmelidir. Hafta sonları, dini bayramlar, milli bayramlar, yılbaşı, kış sömestr tatili, yaz tatilleri veya taraflarca belirlenen diğer zamanlarda hangi saatler arasında ve nerede görüşmenin yapılacağı açıkça belirtilmelidir. Bu belirlemede çocuğun üstün yararı gözetilecektir. Çocuğun eğitimini aksatmayan, kendi hayatını ikiye bölmesine gerek bırakmayan ve psikolojisini olumsuz etkilemeyecek zaman dilimleri belirlenmelidir. Yargıtay 2HD E:2013/21567 K: 2014/3915 ve 26.2.2014 tarihli kararında tarafların çocuğun velayetinin anneye verilmesini kabul etmelerine rağmen küçükle baba arasında düzenleme yapmayıp konuyu hâkimin takdirine bırakmaları bozma kararına neden olmuştur. Hâkimin bu hususta taraflardan kabul ettikleri bir düzenleme istemesi, kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması veya gerekli gördüğü değişikliklerin taraflarca kabulü halinde buna uygun kişisel ilişki düzenlemesine gitmesin gerekir. Hâkim kişisel ilişkiye dair düzenleme konusunda taraflardan beyan almaksızın hüküm kuramaz.

4) Çocuğun velayeti kendisinde olmayan tarafın iştirak nafakası ödeyip ödemeyeceği, ödeyecekse ne kadar miktar ödeyeceği, gelir düzeyi ve çocuğun ihtiyaçları gözetilip belirtilmelidir. Bu nafakaya artış miktarı eklenebilir. Örneğin ‘Ödenecek iştirak nafakası bedeli her yılın 1 Ocak tarihinde geçen yılın TÜFE oranında arttırılacaktır.’  Ödeme şekli de belirlenmelidir. Bankada açılacak hesaba yatırılması veya farklı ödeme şekilleri tarafların iradesine göre gündeme gelebilir. İştirak nafakasında gelecekte meydana gelebilecek durumlar ve çocuğun menfaatleri göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuğun özel sağlık poliçeleri, eğitim masrafları, tekstil giderleri gibi ihtiyaçları bu nafakanın belirlenmesinde rol oynar.  Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka talep etmemelerine rağmen velayeti kendisine verilen taraf iştirak nafakası talep edebilmelidir. Davacının anlaşmalı boşanmada çocuk için iştirak nafakası istememesi çocuğun hakkı olan eğitim ve öğretimi sağlayacak yardımın istenmesine engel değildir. ( Gerekçe: Y 2.HD E:1998/10493 K:1998/10861 ve 14.10.1998 tarihli kararı)

5) Protokolde tarafların birbirinden yoksulluk nafakası talep edip etmediği, ettiyse bu nafakanın miktarı belirtilmelidir. Ödeme şekli ve artış oranları da yer almalıdır. Tarafların maddi durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim istem üzerine nafaka miktarını yenden belirler. Anlaşmalı boşanma protokolünde belirtilen artış oranı böyle hakkaniyetin gerektirdiği şekilde durumun değişmesi söz konusu olmadan ihlal edilemez, farklı oran kabul edilemez. (Gerekçe: Y2HD E:2014/12403 K:2014/19006 ve 1.10.2014 tarihli karar) Ayrıca protokolde yoksulluk nafakasından feragat eden taraf sonradan nafakayı talep edemez. (Y3HD E:2015/1220 K:2015/3087 ve 26.2.2015 tarihli karar)

6) Tarafların maddi-manevi tazminat talepleri açıkça düzenlenmelidir. Böyle bir talepte bulunmayacaklarsa, maddi manevi tazminat taleplerinin bulunmadığı belirtilir. Talep varsa, miktar ve ödeme şekli de belirtilecektir. Tazminat hakkı saklı tutularak anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Çünkü tazminatın saklı tutulması bu konuda ihtilafın olduğu, çözümünün ileriye bırakıldığını gösterir. Anlaşmalı boşanma davasında boşanmanın mali sonuçlarıyla ilgili olarak taraf anlaşması dışında mahkemenin herhangi bir takdir hakkı yoktur. Bu konuya ait anlaşma mahkemece uygun bulunmuyorsa hâkim taraflardan gerekli gördüğü değişiklikleri yapmalarını ister ve onların kabulüyle boşanmaya karar verebilir. Mahkeme kendisini taraf yerine koyarak kendi takdirine göre maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedemez. (Gerekçe: Y 2.HD E:1991/10499 K:1991/14491 ve 21.11.1991 tarihli kararı)

7) Taraflar anlaşmalı boşanma protokolü yaparken aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan mallar bakımından anlaşabilirler. Doktrindeki baskın görüş gereği mal rejimiyle ilgili davalar boşanmanın eki niteliğinde değil, onlardan bağımsızdır. Dolayısıyla protokolde bu husus hakkında anlaşma olmaması anlaşmalı boşanmaya etki etmez. Bununla birlikte tarafların anlaşmalı boşanma protokolü yaparken aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan mallar bakımından anlaşmalarına engel bir hüküm bulunmamaktadır. Örneğin ev eşyalarından, beyaz eşyalardan, taşınır-taşınmaz mallardan bir isteğim yoktur şeklinde ifadelerle protokol yapabilirler. Katkı, katılma ve değer artış payı istediklerine ilişkin ifadenin protokolde mutlaka bulunması gerekir. Taraflar protokolde birbirinden mal talebinde bulunmayacağı hususunu belirleseler de ‘mal’ teriminin tüm taşınır ve taşınmazları kapsadığını kabul etmek mal rejimi davalarının ruhuna aykırıdır. Ayrıca bu husus mal talebinden feragat anlamına gelmemektedir. ( Gerekçe: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E:2013/9389 K: 2014/4769 ve 20.3.2014 tarihli kararı) Tarafların protokolde belirttikleri hususlarda tam bir anlaşmaya varmaları gerekir. Paylaşılacak mal gayrimenkulse tapu bilgileri, otomobil ise araç ruhsatı sunulmalı, menkul mallarınsa nasıl paylaşılacağı açıkça belirtilmelidir.

8) Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ödenip ödenmeyeceği de protokolde belirtilmelidir. Vekâlet ücreti dava vekil aracılığıyla yürütülüyorsa talep edilebilir.

9) Boşanma kararı verilmesi halinde, her iki tarafın veya vekilleri mahkemeye temyizden vazgeçtiklerine dair dilekçe vererek, boşanma kararını kesinleştirebileceklerdir.

10) Yapılan protokolde belirtilen taleplerden başka tarafların birbirinden başka bir talebinin olmadığı açıkça belirtilmelidir. Protokolün madde sayısı, tarihi de belirtilip taraflarca imzalanmalıdır.

Av. Halil İbrahim ÇELİK – Merve ARABACI

Anlaşmalı Boşanma Süreci

Anlaşmalı Boşanma Süreci Nasıl İşler

Anlaşmalı boşanmalarda taraflar, boşanma yönünde irade sergilemeleri nedeniyle çekişmeli boşanmaya oranlar daha hızlı ve sağlıklı bir boşanma süreci gerçekleştirilebilir. Anlaşmalı boşanma süreci bu noktada eşlerin medeni bir şekilde evliliklerini sonlandırmaları açısından önemlidir. Özellikle tarafların evliliği kafalarında bitirdiği dönemde eşler hızlı bir şekilde boşanmak isteyebilirler. Bu da anlaşmalı boşanma yoluna gitmelerine neden olur.

Anlaşmalı Boşanma Süreci Nasıl işler?

Anlaşmalı boşanma süreci, eşlerin “anlaşmalı boşanma dilekçesi” ile birlikte yetkili Aile Mahkemesine boşanma istemiyle dava açmaları sonucu başlar. Anlaşmalı boşanma dilekçesi içerisinde taraflar boşanma yönünde ortak irade sergilediklerini ve evliliği daha fazla sürdürmek istemediklerini belirterek,yapmış oldukları boşanma protokolüne de atıfda bulunmak suretiyle süreci başlatabilirler. Anlaşmalı boşanma süreci içerisinde ilk işlem boşanma dilekçesinin yetkili Aile Mahkemesine verilmesidir. Bu noktada eşler eğer varsa boşanma protokolünü de boşanma dilekçesi ile birlikte sunabilecekleri gibi henüz boşanma protokolü hazırlamamışlar ise, duruşmadan önce de boşanma protokolü sunabilirler.

Anlaşmalı boşanma süreci her ne kadar,çekişmeli boşanmalara nazaran daha kolay olsa da boşanmanın maddi ve manevi sonuçları açısından çekişmeli boşanma davasından bir farkı bulunmaz. Burada boşanmanın maddi ve manevi sonuçlarından kasıt, varsa çocuğun velayetinin kime verileceği, boşanma sonrası maddi manevi tazminat ya da nafaka ödenip ödenmeyeceği, mal paylaşımının nasıl yapılacağı… gibi bir çok husus da anlaşmalı boşanma süreci içerisinde tarafların üzerinde durmaları gereken konuları ifade eder.

Anlaşmalı boşanmalarda yukarıda saydığımız konular dışında da boşanma protokolü içerisinde tarafların uzlaşma içerisinde olmaları gereken noktalar vardır. Örneğin çocuğun velayetini almayan kişinin çocukla kişisel ilişki tesisi ne yönde olacaktır. Çocuğu bu kişi ne sıklıkla ve hangi şartlarda görebilecek, çocuğun tatillerde ve bayramlarda bu kişide kalıp kalmayacağı gibi durumlar da üzerinde durulması gereken noktalardır. Diğer yandan nafaka ve tazminatın nasıl ödeneceği, nafaka artışının ne ölçüde olacağı da boşanma prokolünde tarafların uzlaşma konuları arasında olmaktadır.

Anlaşmalı boşanma süreci nasıl işler diyen bireylerin kolay görünen bu süreci doğru yönetememeleri onların boşanma sonrası hak kaybı yaşamalarına neden olacağı için mutlaka uzman bir boşanma avukatı ile anlaşmalı boşanma davası açmaları önerilir.

Boşanmada Hakim Ne Sorar

Boşanmada Hakim Ne Sorar?

Boşanma davası açacak bireyler açısından bu süreçte merak edilen konulardan birisi de boşanma davasında hakimin ne soracağı neler üzerinde duracağı şeklinde olmaktadır. Boşanmada hakim ne sorar diye merak eden bireyler açısından anlaşmalı boşanmada hakim, eşlerin protokol içerisinde beyan ettikleri konuları eşlerden tek tek dinlemek adına sorular yöneltebilmektedir.

Boşanma davası protokolü içerisinde eşler, boşanmayı ilgilendiren konular olan, çocuğun velayeti, mal paylaşımının nasıl yapılacağı, boşanma sonunda maddi veya manevi tazminat ödenip ödenmeyeceği, nafaka ödenip ödenmeyeceği gibi konularda sorular sormaktadır. Her ne kadar eşler anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde uzlaştıkları konuları ve bu konuların ayrıntılarını beyan ederek bu belgeyi imzalaşmış olsalar da, anlaşmalı boşanmada hakim ne sorar diyen kişiler açısından, hakim tekrar bu konuların teyit edilmesi maksadıyla sorular yöneltir.

Anlaşmalı Boşanmada Hakim Ne Sorar?

Hakim boşanma protokolü içerisinde tek tek uzlaşılan konular hakkında sorular sorabilir. Örneğin eşler boşanma sonrası çocuğun velayetinin kimde kalacağı konusunda uzlaşmış olsalar bile, velayetin belirlenmesinde esas unsurun çocuğun menfaatleri olduğu düşünülürse hakim velayete ilişkin sorular yöneltecektir. Bunun yanı sıra hakim eşlerin uzlaştığı velayet ile ilgili olarak boşanmadan sonra çocukla kişisel ilişkinin tesisi konusunda da sorular sorar. Çocuğun velayetini almayan bireyin hangi zaman dilimlerinde ve ne sıklıkla çocukla görüşebileceği, yaz tatili bayram gibi uzun tatil dönemlerinde çocuğun velayetini almayan ebeveynle kalıp kalamayacağı gibi hususlarda hakim sorular yöneltebilir. Anlaşmalı boşanmada hakim ne sorar diye merak edenler açısından burada hakimin soracağı sorular velayet dışında diğer konularda da olabilir.

Eşler boşanma protokolünde boşanma sonrası tazminat ödenmesi konusunda uzlaşmış olabilirler. Anlaşmalı boşanmada hakim, bu tazminatın nasıl ödeneceği, ne zaman ödeneceği, ödemenin hangi şekilde yapılacağı gibi sorular sorabilir. Burada amaç, anlaşmalı boşanma gerçekleştirecek olan tarafların, tüm hukuki sonuçlarda uzlaşıp uzlaşmadıklarını teyit etmek olacaktır. Anlaşmalı boşanmada hakim ne sorar diyen bireyler açısından davanın doğru şekilde yürütülmesi önemlidir. Zira dava neticesinde istenilen sonucun alınabilmesi için boşanma süreci hukuki anlamda doğru yürütülmüş olmalıdır.

Bu noktada bireyler, mutlaka uzman bir boşanma avukatı ile boşanma sürecini yürütmeli ya da anlaşmalı boşanma protokolünü mutlaka uzman bir boşanma avukatına hazırlatmalıdırlar.

Şiddetli Geçimsizlik

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma

Boşanma, evliliğin yasal olarak sonlandırılması anlamına gelir. Boşanma yapılabilmesi için 4721 sayılı Medeni Kanuna göre haklı boşanma nedenleri ile birlikte boşanma davası açılmalıdır. Bu noktada açılabilecek boşanma davası şekil ve usul yönünden farklılık gösterir. Her iki eşin de boşanma yönünde irade sergilediği ve boşanmanın tüm hukuki sonuçları üzerinde uzlaştığı boşanma davası türü, anlaşmalı boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanma gerçekleştirmek isteyen kişiler açısından öne sürülebilecek haklı boşanma nedenlerinden birisi de şiddetli geçimsizlik halidir. Halk arasında sıklıkla kullanılan Şiddetli Geçimsizlik kavramının hukuki olarak ifadesi ise “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olmaktadır.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açmak isteyen kişilerin öncelikle kanunda yer alan anlaşmalı boşanma şartlarını yerine getirmeleri gerekir. Buna göre anlaşmalı boşanma şartlarından ilki, evlilikğin 1 yıldan daha uzun sürmüş olmasıdır. 1 yılını doldurmamış evliliklerde şiddetli geçimsizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açılamaz. 1 yıldan daha uzun süredir evli olan bireyler, anlaşmalı boşanma dilekçesi ile birlikte yetkili Aile Mahkemesine boşanma istemiyle dava açabilirler. Burada yetkili Aile Mahkemesi eşlerin son altı ayda birlikte ikamet ettikleri yerde bulunur.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlayacak olan kişiler, “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” hukuki gerekçesini boşanma dilekçesinde kullanmalıdırlar. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ortak yaşam kurulmasının taraflardan beklenmeyecek şekilde evliliğin temelinden sarsıldığı durumlarda anlaşmalı boşanma davası açılabileceğine 166. maddede yer vermiştir. Bu durumda hazırlanacak olan anlaşmalı boşanma dilekçesi içerisinde bireyler, hukuki sebep olarak evlilik birliğinin temelden sarsılması durumunu öne sürmelidirler. Diğer yandan boşanma dilekçesinin hukuki açıdan etkili bir dilekçe olabilmesi için bireyler boşanma sonrası istek ve talepleri de belirtmelidir. Ayrıca şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma dilekçesi içerisinde bireylerin şiddetli geçimsizlik halini izah etmeleri ve şiddetli geçimsizliğe neden olan davranışları anlatmaları kusursuz bir boşanma dilekçesi olması açısından önemlidir.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılacak olan anlaşmalı boşanma davası sürecin doğru bir şekilde yürütülmesi sonucu tek celsede sonuçlandırılabilmektedir. Bu süreçte tarafların tutacakları boşanma avukatı gerek boşanma davasının en kısa sürede sonuçlanması gerekse de boşanmadan doğacak olan hakların korunması noktasında müvekkillerine mutlak fayda sağlayacaktır. Her ne kadar boşanma davası açmak için avukat tutulması zorunlu olmasa bile boşanma davası sonrası velayet, mal paylaşımı, tazminat ve nafaka gibi konularda hak kaybı yaşanmaması boşanma avukatı tutulması ile mümkündür. Boşanma avukatı tutulması ile anlaşmalı boşanma 10 gün ile 2 ay arasında bir sürede sonuçlandırılabilir.

ilgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma

İlgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma

Son yıllarda en fazla görülen boşanma nedenleri arasında ilgisizlik ilk sırada yer almaktadır. ilgisizlik nedeniyle boşanma davası açacak bireyler açısından ilgisizlik davranışının kapsamı oldukça geniştir. Eşlerden birisinin diğer eşe karşı ilgisiz olması, eşin ailesine karşı ilgisiz olma, evliliğe karşı ilgisiz olma, çocukların bakımına karşı ilgisizlik, ev işlerine karşı ilgisiz olma, evin geçimini sağlama konusunda ilgisiz olma gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilen ilgisizlik, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan bir davranıştır. Bu noktada “İlgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma” yoluna gidilmesi, boşanmak isteyen kişilerin sağlıklı bir boşanma gerçekleştirmelerine olanak sağlayacaktır.

Medeni Kanunda yer alan özel boşanma nedenleri ve genel boşanma nedenleri arasında ilgisizlik yer almaz. Fakat genel boşanma nedenlerinden olan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” durumu içerisinde ilgisizlik sonucu ortak yaşam kurulamaması boşanma nedeni olarak sayılmaktadır. İlgisizlik tek başına boşanmak için yeterli değilken, evlilik içerisinde ilgisizlik nedeniyle oluşabilecek durumlar boşanmayı doğurabilmektedir. Örneğin eşin ailesine karşı ilgisiz olmak evliliğin birliğinin temelinden sarsılmana neden olacak tartışmalar doğurabilir. Bu noktada İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açılarak taraflar, medeni bir boşanma gerçekleştirebilirler.

İlgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma Yapılabilir Mi?

İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma, tarafların boşanma yönünde irade sergilemeleri ve 4721 sayılı Medeni Kanunda belirlenmiş anlaşmalı boşanma koşullarını yerine getirmeleri ile mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hangi hallerde anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebileceğini belirlemiştir. Buna göre tarafların ilgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma gerçekleştirebilmeleri için 3 koşulu yerine getirmeleri gerekir. Öncelikle ilgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma yapmak isteyen kişilerin evlilikleri en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan daha kısa süren evliliklerde anlaşmalı boşanma davası açılamamaktadır. Kanunda belirtilmiş bir diğer anlaşmalı boşanma şartı ise eşlerin tüm hukuki sonuçlarda hem fikir olmalarıdır. Yani boşanma sonrası velayet, mal paylaşımı, nafaka, tazminat gibi hususlarda uzlaşan eşler bu durumu yapılacak olan anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde madde madde beyan etmelidirler. İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma yapılabilmesi için mutlaka hukuki altyapısı doğru hazırlanmış bir boşanma protokolü ile dava yürütülmelidir. Son olarakk ilgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanmak isteyen tarafların açılacak boşanma davasında duruşmalara katılmaları gerekir. Aksi durumda anlaşmalı boşanma yapılamaz. Taraflardan herhangi birisinin davaya katılmaması durumunda dava ileri bir tarihe ertelenebileceği gibi anlaşmalı boşanma davasının reddi sonucu da ortaya çıkabilir.

ilgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanmak istiyoruz diyen eşlerin davayı açmaları gereken görevli mahkeme Aile mahkemesidir. Kimi yerlerde Aile Mahkemesi bulunmayabilir, Aile mahkemesinin olmadığı yerlerde ise dava Asliye Hukuk Mahkemesine açılmalıdır. Davanın açılağı yerin doğru belirlenmesi de önemli bir husustur. İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açacak bireyler istedikleri yerde davayı açamazlar. Bunun için davanın yetkili mahkemede açılması gerekir. Yani eşler ilgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanam davasını son altı ay içerisinde birlikte ikamet ettikleri yerde bulunan görevli mahkemeye açabilirler.

Boşanma zor bir süreçtir ve özellikle hukuki anlamda karmaşık olabilmektedir. Bu süreçte tarafların boşanma avukatı tutmaları, onların en kısa sürede boşanmalarına olanak sağlayacağı gibi boşanma sonrası nafaka, tazminat, mal paylaşımı ya da çocuğun velayeti gibi hususlarda hak kaybı yaşamalarını engelleyecektir.

Terk Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma

Terk Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma

Boşanma davası açılabilmesi için öne sürülecek olan boşanma sebeplerinden birisi de ortak yaşamın kurulmasını amaçlayarak evi terk etmektir. Terk nedeniyle boşanma davaları en fazla görülen boşanma nedenleri arasında yer alır. Terk nedeniyle açılacak boşanma davalarında eşlerin ikisinin de boşanma yönünde irade sergilemeleri ve boşanmanın tüm hukuki sonuçları üzerinde uzlaşmaları gerekir. Terk nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açacak bireylerin hukuki süreci doğru yürütmeleri onların en kısa sürede evliliği yasal olarak bitirmelerine olanak sağlayacaktır.

Terk Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma

Terk nedeniyle anlaşmalı boşanma gerçekleştirecek bireyler, eşleri ile birlikte son altı ay içerisinde ortak ikamet ettikleri yerde bulunan Aile Mahkemelerine boşanma başvurusu yapabilirler. Terk nedeniyle anlaşmalı boşanma davası Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesine açılabilir. Dava için bireylerin eksiksiz ve hukuki anlamda doğru hazırlanmış bir anlaşmalı boşanma dilekçesi ile davayı açmaları gerekir. Aksi durumda dava olması gerekenden daha uzun sürebileceği gibi davanın reddi de söz konusu olabilir. Diğer yandan eşlerin anlaşmalı boşanma süreci içerisinde herhangi bir konuda sonradan fikir ayrılığı yaşamaları durumunda açılacak anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına da dönüşebilir.

Terk Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma Davalarında Protokol

Terk nedeniyle anlaşmalı boşanma yapmak isteyen kişilerin bu noktada anlaşmalı boşanma protokolü hazırlatmaları gerekir. Anlaşmalı boşanma şartlarından birisi de anlaşmalı boşanma protokolüdür. Boşanma protokolü nasıl hazırlanır diye merak eden kişiler bilmelidirler ki bu protokol boşanma sürecinin omurgasını oluşturur. Yani çocuğun velayeti, mal paylaşımının nasıl yapılacağı, tazminat ve nafaka ödenip ödenmeyeceği gibi bir çok husus boşanma protokolü içerisinde yer alır ve bireylerin hak kaybı yaşamamaları adına kusursuz bir boşanma protokolü hazırlanmaları gerekir. O yüzden bu süreçte uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı ile terk nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açılması önerilir.

Terk sebebiyle anlaşmalı boşanma davası açacak bireyler açısından davaya katılmak zorunludur. Medeni kanun anlaşmalı boşanma davalarında her iki tarafında duruşmalara katılmalarına hükmetmiştir. Taraflardan herhangi birisinin anlaşmalı boşanma davası duruşmasına katılmaması, anlaşmalı boşanma gerçekleştirilemeyeceği anlamına gelir.

Boşanma süreci zor bir süreçtir ve bireylerin terk nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açmak istemeleri durumunda bu hususta uzman bir anlaşmalı boşanma avukatı ile davayı yürütmeleri, onların maddi veya manevi tüm yasal haklarının kournmasını kolaylaştıracaktır.

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi

Boşanma kararı alan çiftlerin bu süreçten maddi ve manevi açıdan daha az zararlı çıkmalarının yöntemi anlaşmalı boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanma dilekçesi ile açılacak bu davada sözlü veya yazılı olarak hazırlanan bir boşanma protokolünün hakim tarafından onaylanması ile gerçekleşen boşanma türüdür. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için boşanmanın bütün şartları üzerinde çiftlerin hem fikir olması gerekmektedir. Boşanma kararı alan çiftler başta çocukların velayeti, nafaka, tazminat, mal paylaşımı vs. gibi hususların tamamında ortak karar alarak anlaşmalı olarak boşanabilirler. Ancak bu hususların tek bir tanesinde dahi ortak karar alınmazsa yani eşlerden biri dahi bu protokole itiraz ederse anlaşmalı boşanma gerçekleşmez.

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi

Anlaşmalı boşanma davasının dilekçesini anlatmadan önce kanunda yazılı şartlardan bahsetmek istiyoruz. Medeni Kanun’da belirtildiği üzere boşanma davasının en önemli şartı evliliğin en az 1 yıldan beridir sürmüş olmasıdır. Evliliklerinin üzerinden 1 yıldan az zaman geçen çiftler anlaşmalı olarak boşanamazlar. Ayrıca çiftler anlaşmalı boşanma protokolü olarak bilinen ve yukarıda belirttiğimiz üzere boşanmanın ayrıntılarını gösterir bir evrak düzenlemek zorundadırlar. Bu protokol yazılı olarak düzenlenebileceği gibi duruşma anında sözlü olarak da hakime anlatılabilir. Ancak pratikte duruşma sürelerinin çok kısa olması nedeniyle hakimler protokolün yazılı olarak hazırlanmasını taraflardan talep etmektedirler.

Anlaşmalı boşanma davasının dilekçesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yazan şartlara göre hazırlanmalıdır. Taraflar önce dava açacakları mahkemeye hitaben bir dilekçe yazmalıdırlar. Burada davanın açılacağı ve anlaşmalı boşanma dilekçesi verilecek yer mahkemesi ile ilgili de bilgi vermek istiyoruz. Normal şartlarda boşanma davaları eşlerin son 6 ayda birlikte yaşadıkları yer mahkemesinde açılır. Genel yetki kuralı bu yöndedir. Ancak anlaşmalı boşanma davasında genel yetki kuralı zaruri değildir. Eşler herhangi bir yer mahkemesinde bu davayı açabilirler.

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi hukuki anlamda sorunsuz bir şekilde hazırlanmış olmalıdır. Dilekçesinin devamında davacının ismi ve adresi, davalının ismi ve adresi, dava konusu, dava ile ilgili genel açıklamalar, delilleri, hukuki dayanakları, talep ve son olarak da sonuç kısmı yazılarak tamamlanır. Ayrıca bu dilekçeye ek olarak bir boşanma protokolü de mahkemeye sunulmalıdır. Yukarıda anlattığımız üzere normal şartlarda protokolün yazılı hazırlanması zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak pratikte gelişen nedenlerden dolayı hakimler yazılı bir protokolün varlığını aramaktadırlar. Protokol ile taraflar boşanmanın bütün ayrıntılarını hükme bağlamak zorundadırlar. Nafaka tutarı, tazminat miktarı, çocukların velayeti, çocuğu almayan taraf ile çocuk arasında kurulacak kişisel ilişkinin zamanları, mal paylaşımı, kadının sonrasında kullanacağı soyisim gibi hususların yer alması gerekmektedir.

Belirtmek istediğimiz başka bir hususta hakimin bu protokol üzerinde değişiklik yapma hakkının bulunmasıdır. Genellikle çocuğun menfaatini ilgilendiren konularda hakimler bir kısım değişikliklerin yapılmasını eşlerden isteyebilir. Bu değişikliklerin kabul edilmesi halinde hakim anlaşmalı olarak tarafların boşanmasına karar verir. Aksi halde hakim davayı reddeder veya çekişmeli boşanma olarak devam etmesine karar verir. Bu hususun öngörülmesinin sebebi müşterek çocuğun geleceğini ilgilendiren konuların anne ve babanın menfaatinin önünde tutulmasıdır.