Etiket arşivi: anlaşmalı boşanma

Anlaşmalı Boşanma - Av. Halil İbrahim Çelik

ANLAŞMALI BOŞANMA

Aile bir toplumun en küçük yapı taşıdır. Sağlıklı bir toplum huzurlu bir aile ortamıyla kurulur. Ailenin kurulması ise evlilikle mümkündür. Evlilik ise iki kişinin aile kurmak üzere belirli şartlarda bir araya gelmesidir. Ailenin Türk toplumundaki sosyolojik öneminin farkında olan kanun koyucu, evlenmenin şartlarını titizlikle hazırlamış ve taraflara evlilik birliğinde sorumluluklar ve ödevler yüklemiştir. Ancak zaman zaman eşler kanundan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davranmakta ve aile birliğini temelinden sarsmaktadır. Temelinden sarsılan aile birliğinin ise yasal olarak sona ermesine boşanma denir. Boşanma çekişmeli olup duruşmalarla nispeten daha uzun sürelerle görülebileceği gibi tarafların anlaşması ile de gerçekleşebilir. Ancak anlaşmalı boşanma bir takım şartlara bağlanmıştır. Şöyle ki;

ANLAŞMALI BOŞANMA ŞARTLARI

1) Anlaşmalı boşanma davasının gerçekleşebilmesi için öncelikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması gerekmektedir. Yargıtay HGK E:1992/2-199 K:1992/311 ve 6.5.1992 tarihli kararında ‘evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı’ olgusunun kanıtlanamamasını da anlaşmalı boşanma isteğinin reddinde gerekçe olarak göstermiştir.

2) Anlaşmalı boşanma için tarafların evlilikleri en az 1 yıl devam etmiş olmalıdır. 1 yıllık süre dolmadıysa anlaşmalı boşanma gerçekleşmez ancak dava reddedilmemektedir. Hâkim tarafların iddia ve savunmalarıyla boşanma sebeplerinin varlığını inceleyip, sebebin varlığı halinde ona dayanarak karar verir. 1 yıllık açısından bu sürenin birlikte geçirilmesi veya ayrı geçirilmesi hatta tarafların aynı evde hiç bulunmamaları fark yaratmayacaktır.

3) Anlaşmalı boşanma için tarafların evlilik birliğini sona erdirmek üzere her konuda anlaşmış olması gerekir. Yargıtay 2. HD E: 2012/25321 K: 2013/10648 ve 15.04.2013 tarihli kararında taraflardan birinin uzlaşma olmadığını beyan etmesi üzerine davanın çekişmeli hale geldiğini belirtmiştir.

4) Taraflar duruşma günü mahkemede hazır bulunmaları anlaşmalı boşanma davasının en önemli şartlarındandır. Hâkim tarafları bizzat dinler ve iradelerinin hiçbir etki altında kalmadığına kanaat getirir. Yargıtay 2. Hukuk dairesi E:2012/23500 K:2012/27564 ve 19.11.2012 tarihli kararında davalının davacı tarafından tehdit ve baskı altında olması nedeniyle serbest iradesiyle anlaşma yapmış olmadığından anlaşmalı boşanma talebini kabul etmemiştir. Ayrıca 2.HD E:1989/10658 K:1190/2000 ve 19.02.1990 tarihli kararında tarafların mahkemede hazır bulunmadıkları ve kendilerini vekille temsil ettirdikleri dolayısıyla anlaşmalı boşanma isteğinin tarafların serbest iradelerinin eseri olduğundan söz etmenin mümkün olmadığına karar vermiştir. Önceden anlaşmalı boşanma protokolünü imzalayan taraf hâkim önünde boşanmak istemediğini beyan ederse anlaşmalı boşanma gerçekleşmeyecektir.

5) Hâkimin taraflarda anlaşılan hususları uygun bulması şarttır. Çocuk(lar)ınve tarafların menfaatleri gerekiyorsa gerekli değişiklikleri yapabilir. Yargıtay 2. HD E:1995/1064 K:1995/11879 ve0 9.11. 1995 tarihli kararında anlaşmalı boşanma taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıkları halledecek nitelikte olmasını ve hükmü buna göre kurulmasını açıkça belirtmiştir. Taraflar hâkimin uygun bulduğu değişiklikleri kabul etmezse dava çekişmeli boşanma olarak devam eder.

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ

Anlaşmalı boşanma davasında delil göstermeye gerek yoktur. Hâkim süreleri ve boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumunu inceleyecektir. Boşanmanın şartlarının gerçekleştiğine kanaat getirirse boşanma gerçekleşir. Boşanmanın ne kadar süreceği anlaşmanın içeriğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Genellikle bir – iki duruşma sonunda karar verilmektedir.  Anlaşmalı boşanma dilekçesi Aile Mahkemesine verilmelidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde ise genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılmalıdır. Kesin yetki hali söz konusu olmadığından her yerde açılabilir. Boşanma kararı kesinleşince karar mahkemenin bulunduğu yer nüfus müdürlüğüne gönderilir ve tarafların nüfus kütüğüne işlenir. Bu işlemden sonra taraflar nüfus müdürlüklerinden güncel nüfus cüzdanlarını alabilir.

ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ 

1) Anlaşmalı boşanma isteyen tarafların hazırlayacakları protokolde isim, TC kimlik numarası gibi kimlik bilgilerinin açıkça bulunması gerekir. 1 yıllık şartın sağlandığının hesaplanması açısından evlilik tarihleri de protokolde yer almalıdır. Anlaşmalı boşanma iradesi açıkça ortaya konmalıdır. Taraflar bu protokolü üzerinde münazara ederek birlikte oluşturabilecekleri gibi taraflardan birinin açtığı boşanma davasını diğer tarafın kabulü ve anlaşmalı boşanma saikiyla hareket etmesiyle de mümkündür. Her halde tarafların anlaşmalı boşanma konusunda mutabık kaldıkları aksi anlaşılamaz şekilde belirtilmelidir.

2) Tarafların bu evlilikten müşterek çocukları varsa bu çocukların doğum tarihi ve ismi belirtilerek protokole yazılması gerekir. Zira ele alınan en önemli konulardan biri çocukların velayetidir. Müşterek çocuğun velayetinin kimde kalacağı açıkça düzenlenmelidir. Yargıtay 2. HD E:2014/13795 K:2014/24743 ve 4.12.2014 tarihli kararında mahkemece, sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlanan raporda çocuğun yaşı itibarıyla anneye verilmesi yönündeki görüşü tarafların kabul ettiği gerekçesiyle velayet anneye verilmişse de duruşma tutanağında davacı ve davalının velayeti istediği dolayısıyla bir anlaşmanın olmadığı görülmüştür. Bu durumda velayet konusunda tarafların delilleri toplanıp sonuca göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

3) Müşterek çocuğun velayeti kendisinde olmayan tarafın çocukla ne zaman, nerede, nasıl görüşeceği açıkça belirlenmelidir. Hafta sonları, dini bayramlar, milli bayramlar, yılbaşı, kış sömestr tatili, yaz tatilleri veya taraflarca belirlenen diğer zamanlarda hangi saatler arasında ve nerede görüşmenin yapılacağı açıkça belirtilmelidir. Bu belirlemede çocuğun üstün yararı gözetilecektir. Çocuğun eğitimini aksatmayan, kendi hayatını ikiye bölmesine gerek bırakmayan ve psikolojisini olumsuz etkilemeyecek zaman dilimleri belirlenmelidir. Yargıtay 2HD E:2013/21567 K: 2014/3915 ve 26.2.2014 tarihli kararında tarafların çocuğun velayetinin anneye verilmesini kabul etmelerine rağmen küçükle baba arasında düzenleme yapmayıp konuyu hâkimin takdirine bırakmaları bozma kararına neden olmuştur. Hâkimin bu hususta taraflardan kabul ettikleri bir düzenleme istemesi, kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması veya gerekli gördüğü değişikliklerin taraflarca kabulü halinde buna uygun kişisel ilişki düzenlemesine gitmesin gerekir. Hâkim kişisel ilişkiye dair düzenleme konusunda taraflardan beyan almaksızın hüküm kuramaz.

4) Çocuğun velayeti kendisinde olmayan tarafın iştirak nafakası ödeyip ödemeyeceği, ödeyecekse ne kadar miktar ödeyeceği, gelir düzeyi ve çocuğun ihtiyaçları gözetilip belirtilmelidir. Bu nafakaya artış miktarı eklenebilir. Örneğin ‘Ödenecek iştirak nafakası bedeli her yılın 1 Ocak tarihinde geçen yılın TÜFE oranında arttırılacaktır.’  Ödeme şekli de belirlenmelidir. Bankada açılacak hesaba yatırılması veya farklı ödeme şekilleri tarafların iradesine göre gündeme gelebilir. İştirak nafakasında gelecekte meydana gelebilecek durumlar ve çocuğun menfaatleri göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuğun özel sağlık poliçeleri, eğitim masrafları, tekstil giderleri gibi ihtiyaçları bu nafakanın belirlenmesinde rol oynar.  Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka talep etmemelerine rağmen velayeti kendisine verilen taraf iştirak nafakası talep edebilmelidir. Davacının anlaşmalı boşanmada çocuk için iştirak nafakası istememesi çocuğun hakkı olan eğitim ve öğretimi sağlayacak yardımın istenmesine engel değildir. ( Gerekçe: Y 2.HD E:1998/10493 K:1998/10861 ve 14.10.1998 tarihli kararı)

5) Protokolde tarafların birbirinden yoksulluk nafakası talep edip etmediği, ettiyse bu nafakanın miktarı belirtilmelidir. Ödeme şekli ve artış oranları da yer almalıdır. Tarafların maddi durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim istem üzerine nafaka miktarını yenden belirler. Anlaşmalı boşanma protokolünde belirtilen artış oranı böyle hakkaniyetin gerektirdiği şekilde durumun değişmesi söz konusu olmadan ihlal edilemez, farklı oran kabul edilemez. (Gerekçe: Y2HD E:2014/12403 K:2014/19006 ve 1.10.2014 tarihli karar) Ayrıca protokolde yoksulluk nafakasından feragat eden taraf sonradan nafakayı talep edemez. (Y3HD E:2015/1220 K:2015/3087 ve 26.2.2015 tarihli karar)

6) Tarafların maddi-manevi tazminat talepleri açıkça düzenlenmelidir. Böyle bir talepte bulunmayacaklarsa, maddi manevi tazminat taleplerinin bulunmadığı belirtilir. Talep varsa, miktar ve ödeme şekli de belirtilecektir. Tazminat hakkı saklı tutularak anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Çünkü tazminatın saklı tutulması bu konuda ihtilafın olduğu, çözümünün ileriye bırakıldığını gösterir. Anlaşmalı boşanma davasında boşanmanın mali sonuçlarıyla ilgili olarak taraf anlaşması dışında mahkemenin herhangi bir takdir hakkı yoktur. Bu konuya ait anlaşma mahkemece uygun bulunmuyorsa hâkim taraflardan gerekli gördüğü değişiklikleri yapmalarını ister ve onların kabulüyle boşanmaya karar verebilir. Mahkeme kendisini taraf yerine koyarak kendi takdirine göre maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedemez. (Gerekçe: Y 2.HD E:1991/10499 K:1991/14491 ve 21.11.1991 tarihli kararı)

7) Taraflar anlaşmalı boşanma protokolü yaparken aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan mallar bakımından anlaşabilirler. Doktrindeki baskın görüş gereği mal rejimiyle ilgili davalar boşanmanın eki niteliğinde değil, onlardan bağımsızdır. Dolayısıyla protokolde bu husus hakkında anlaşma olmaması anlaşmalı boşanmaya etki etmez. Bununla birlikte tarafların anlaşmalı boşanma protokolü yaparken aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan mallar bakımından anlaşmalarına engel bir hüküm bulunmamaktadır. Örneğin ev eşyalarından, beyaz eşyalardan, taşınır-taşınmaz mallardan bir isteğim yoktur şeklinde ifadelerle protokol yapabilirler. Katkı, katılma ve değer artış payı istediklerine ilişkin ifadenin protokolde mutlaka bulunması gerekir. Taraflar protokolde birbirinden mal talebinde bulunmayacağı hususunu belirleseler de ‘mal’ teriminin tüm taşınır ve taşınmazları kapsadığını kabul etmek mal rejimi davalarının ruhuna aykırıdır. Ayrıca bu husus mal talebinden feragat anlamına gelmemektedir. ( Gerekçe: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E:2013/9389 K: 2014/4769 ve 20.3.2014 tarihli kararı) Tarafların protokolde belirttikleri hususlarda tam bir anlaşmaya varmaları gerekir. Paylaşılacak mal gayrimenkulse tapu bilgileri, otomobil ise araç ruhsatı sunulmalı, menkul mallarınsa nasıl paylaşılacağı açıkça belirtilmelidir.

8) Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ödenip ödenmeyeceği de protokolde belirtilmelidir. Vekâlet ücreti dava vekil aracılığıyla yürütülüyorsa talep edilebilir.

9) Boşanma kararı verilmesi halinde, her iki tarafın veya vekilleri mahkemeye temyizden vazgeçtiklerine dair dilekçe vererek, boşanma kararını kesinleştirebileceklerdir.

10) Yapılan protokolde belirtilen taleplerden başka tarafların birbirinden başka bir talebinin olmadığı açıkça belirtilmelidir. Protokolün madde sayısı, tarihi de belirtilip taraflarca imzalanmalıdır.

Av. Halil İbrahim ÇELİK – Merve ARABACI

Boşanma Davası Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ NASIL HAZIRLANIR?

Her dava dilekçesinde bulunması gereken ve Hukuk Muhakemeleri Kanununda belirtilen unsurlar mutlaka bir boşanma davası dilekçesi içerisinde de bulunmalıdır. Öncelikle bir dava dilekçesinde olması gereken zorunlu unsurları belirtelim. Buradan boşanma davası dilekçesi ile ilgili gerekli bilgileri paylaşacağız.

Dava dilekçesinin üst başlığında görevli ve yetkili mahkemenin adı yazmalıdır. Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Eğer çiftlerin ikamet ettikleri ilçede aile mahkemesi bulunmuyor ise dava asliye hukuk mahkemesinde açılır. Asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatı ile davayı yürütür. Davanın açılacağı yer mahkemesi eşlerden birinin ikametgahının bulunduğu yer yahut son 6 ayda birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir. Boşanma dava dilekçesi hazırlanırken davanın henüz hangi numaralı mahkemede görüleceği belli olmadığından “NÖBETÇİ” ibaresi eklenmelidir

Davacı (varsa kanuni temsilcisinin ve varsa vekilinin) ve davalının ad, soyad, adresleri yer almalıdır. Davacı kimlik numarasını da dilekçeye yazmalıdır.

Dava konusu, dava konusu vakıaların sıra numarası ile açık özetleri, vakıaların hangi delillerle ispatlanacağı, hukuki sebep, açık talep sonucu dava dilekçesine yazıldıktan sonra tüm sayfayı kapsayacak şekilde en altta davacı ve varsa vekilinin imzası yer almalıdır.

Boşanma davası dilekçesi içerisinde yer alması gereken zorunlu unsurların daha net anlaşılması için bunu bir örnekle gösterelim:

BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

“……..AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE
…………….

DAVACI :
VEKİLİ :

DAVALI :

DAVA KONUSU :

AÇIKLAMALAR :

——————————-

HUKUKİ NEDENLER : TMK, HMK ve ilgili mevzuat hükümleri.

DELİLLER :

TALEP SONUCU:

Davacı Vekili
Av………………………..”

BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR

Boşanma davası dilekçesi içerisindeki hususlar boşanma davasının süresini ve sonucunu etkiler. Bu yüzden gerek davanın kabul edilmesi gerek davacının hak ve menfaatlerinin en iyi şekilde korunması için boşanma davası dilekçesi içeriğinin mutlaka hukuki anlamda kusursuz ve eksiksiz olması gerekir.

Boşanma davası dilekçesi hazırlarken bu belge içerisinde bireyler, evlilik içerisindeki boşanmayı getiren davranışların neler olduğu, boşanma sonrası varsa çocuğun velayeti, nafaka, tazminat ve ihtiyati tedbir talepleri gibi hususları açıkça belirtmelidirler. Bu sayede hak kayıplarının yaşanması önlenebilir.

Boşanma davası dilekçesi, boşanmanın hangi gerekçe ile olduğu ve dayandığı temele göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle boşanma davası dilekçesi içeriğine çekişmeli yahut anlaşmalı olduğu bilgisi, sebepler açık bir şekilde yazılmalıdır.

Boşanmayı gerektiren vakıa ve olguların ispatı davacıdadır. Boşanma nedenini doğru bir şekilde seçtikten sonra bu boşanma sebebinin oluşması için gereken şartları ispatlamaya yarayan delilleri dava dilekçesinde mutlaka göstermelidir. Nüfus kayıtları, tanıklar, uzman kişiler araştırma ve raporları, bilirkişi incelemesi gibi dayanağı olan delilleri belirtmekle birlikte devamında “her türlü delil” şeklinde yazarak daha sonradan çıkabilecek olası deliller için de açık kapı bırakmalıdır.

AVUKATSIZ BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ

Boşanma davasının kabul edilmesinde en büyük etken dava dilekçesindeki açıklamalar kısmıdır. Bu yüzden vakıaların açık özetleri hakimde boşanmanın gerekliliğine, evlilik birliğinin devamında eşler ve çocuklar yönünden korunmaya değer bir yarar kalmadığına yönelik kanaat oluşturacak şekilde verilmelidir. Bunu yaparken de açıklamalar gereksiz ayrıntılarla uzatılmamalıdır.

Şimdi açılacak boşanma davasının türü ve sebebine göre önemli birkaç nokta üzerinde duralım:

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ

Eğer taraflar birlikte boşanma kararı aldılar ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaştılar ise anlaşmalı boşanma yoluna giderek davayı en kısa sürede sonlandırabilirler. Anlaşmalı boşanma şartlarını yerine getiren taraflar boşanma davası dilekçesi içeriğinde boşanmanın tüm mali ve hukuki sonuçları üzerinde uzlaştıklarını belirtmelidirler. Ayrıca hazırlanmış bir boşanma protokolü varsa bu protokole atıfta bulunarak davanın daha hızlı sonuçlanmasının sağlayabilirler.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ

Açılacak bir çekişmeli boşanma davasında boşanma dilekçesinin önemi çok daha büyüktür. Bu yüzden boşanma sebebi ve bu sebebi meydana getiren vakıa ve olgular, bu vakıaların ispata yarayan deliller kusursuz bir şekilde dilekçede belirtilmelidir.

Çekişmeli boşanma davasında davacı taraf kanunda öngörülen özellikle özel boşanma sebeplerinden birine dayanıyorsa bu sebeplerin şartlarının oluştuğuna yönelik açıklamalarda bulunmalıdır. Örnekle açıklamak gerekirse; terk nedeniyle açılan bir boşanma davasında gerekli prosedürleri yerine getiren  davacı, davalının evlilik yükümlülüklerini yerine getirmediğin, ortak konuta dönmemesi için haklı bir sebebi olmadığına dilekçede yer vermelidir. Bir başka örnek olarak zina sebebiyle boşanma davası açan davacı zina olayının ispatına yönelik kuvvetli deliller sunmalıdır.

Kanundaki özel boşanma sebeplerinden biri oluşmamış ise davacı boşanmayı getiren olayları belirtmeli ve bu olayların evlilik birliğini çekilmez hale getirdiğine vurgu yapmalıdır.

Çekişmeli boşanma davasında tarafların uyuşamadıkları noktalar mutlaka vardır. Bu yüzden boşanmanın sonuçlarını oluşturan nafaka, tazminat, velayet, mal rejimi gibi hususlar da belirtilmelidir.

Boşanma sebepleri ve boşanma davası nedenleri hakkında ayrıntılı bilgiler için yazımızı okuyabilirsiniz.

Av. Halil İbrahim ÇELİK & Kevser KAZAK

Boşanmada Mal Paylaşımı

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI

Evlilik birliğinin kurulmasıyla birlikte eşler birbirinin malları üzerinde yetki sahibi olurlar. Bu yetkiler ve eşlerin mallarına ilişkin borçlardan sorumluluğu mal rejimi kavramı ile düzenlenmektedir. Eşlerin evlilikten önce veya sonra sahip oldukları malların evlilik sona ererken nasıl tasfiye edileceği, diğer bir değişle boşanmada mal paylaşımı yine bu kavramla ilgilidir. Medeni Kanunu’na göre eşler arasında uygulanması düzenlenen 4 çeşit mal rejimi vardır ve boşanmada mal paylaşımı bu mal rejimlerinin getirdiği şartlar dahilinde yapılır. Eşler bunlardan birini seçmek yerine şartlarını sağlamak suretiyle mal paylaşımı sözleşmesi imzalayabilirler. Mal paylaşımı sözleşmesi yapılmamış ve kanunda belirtilen diğer mal rejimlerinden biri seçilmemişse geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Boşanmada mal paylaşımı, eşler tarafından seçilen mal rejiminin esaslarına göre yapılmaktadır. 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde eşlerin herhangi bir mal rejimini seçmemiş olması durumunda yasal mal rejimleri edinilmiş mallara katılma rejimi olduğundan boşanmada mal paylaşımı da edinilmiş mallara katılma rejimi şartlarına göre yapılır.

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ

Ayırt etme gücüne sahip ve evlenme ehliyeti bulunan eşler aralarında yapacakları sözleşmeyle istedikleri boşanmada mal paylaşımı türünü seçebilir, kaldırabilir, değiştirebilir.  Küçük veya kısıtlı eş ise yasal temsilcisinin onayı ile boşanmada mal paylaşımı sözleşmesini imzalayabilir. Mal paylaşımı sözleşmesi tarafların yazılı olarak yaptıkları akdi imzalayıp noterin onaylaması veya akdin doğrudan noterce düzenlenip tarafların imzalaması ile yapılır. İki şekilde hazırlanması bakımından geçerlilik farkı bulunamamaktadır ve imza geçerlilik şartıdır. Eşler mal rejimini evlilikten önce belirledilerse evlenme sırasında yazılı olarak bildirirler, aksi halde kural olan edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiş olur. Evlenmeden sonra da eşler noterde düzenleme veya onaylama yoluyla aralarındaki mal rejimlerini değiştirebilir yada mevcut sözleşmelerinde değişiklik yapabilir. Mal paylaşımı rejimleri evlilik tarihinde başlar, sonradan değişiklik halinde değişikliğin yapıldığı tarihten sonra sonuç doğurur. Eşler arasında mal rejimi akdi yapılmadıysa kural edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasıdır.

EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

Yasal mal rejimi türü olup farklı bir mal rejimi seçilmediğinde uygulanacak kural mal rejimidir. 2002 yılından önce evlenen çiftlerde 2002 yılına kadar edindikleri mallarda mal ayrılığı rejimi, 2002 yılından sonra edindikleri mallarda ise seçtikleri bir mal rejimi yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi boşanmada mal paylaşımı yapılırken uygulanır. Eşler mal paylaşımı sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini seçebilir, seçtikleri mal rejiminde sınırlı da olsa değişiklik yapabilir, artık değere katılma payını değiştirebilir. Bu rejim evlenme tarihi ile başlar. Yapacakları sözleşmesel değişiklik halindeyse sözleşme tarihinden başlayacaktır. Edinilmiş mal rejimine göre, eşlerin kişisel ve edinilmiş mallar olmak üzere iki çeşit malvarlığı vardır. Evlilik birliği sona erdiğinde edinilmiş mallar eşler arasında paylaştırılırken kişisel mallar eşin kendisinde kalır. Karine olarak bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Edinilmiş mal; her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleridir. Rejim sona erdiğinde eşe katılma alacağı doğar. Bu alacak hakkı ayın olarak istenemez. Bu kuralın istisnaları ise belirli şartlarla ev eşyası ve aile konutudur. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olup evlilik içinde edilmeyen mallar kişisel mallardır. Hangi malların edinilmiş mal sayılacağı kanunda sayılmıştır;

1-) Eşlerin çalışmasının karşılığı olan edimler; bedel karşılığı yapılan mesleki faaliyetleri sonucu elde edilen mal varlığıdır.  Emek verilmeden kazanılan edimler örneğin bağış, miras edimleri, edinilmiş mal değildir. Eşlerin aylık maaşları çalışma karşılığı olan edimlere örnektir.

2-) Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım ve Sandık Ödemeleri; BAĞ-KUR, emekli sandığı, SSK gibi kurumların veya personele yardım amacıyla kurulan yardımlaşma sandıklarına yapılan ödemeler edinilmiş maldır. Edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde alınan emekli ikramiyesi buna örnektir.

3-) Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar;Yaşanan iş, trafik kazaları ve geniş anlamda haksız fiiller sonucu çalışma gücünün kaybı meydana geldiğinde alınacak tazminat edinilmiş mallar kapsamındadır.

4-) Kişisel Malların Gelirleri;Eşlerden birinin kişisel malı niteliğindeki hayvandan elde edilen süt, yavru, deri gibi edinimler, kişisel mal olan taşınmazdan elde edilen gelir buna örnektir. Eşler, mal rejimi sözleşmesi ile kişisel malların gelirlerini ve çalışmasının karşılığı olan edimlerin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını kararlaştırabilir.

5-) Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler; Edinilmiş mal satılıp elde edilen gelir, bu gelirle alınan başka bir mal buna örnektir.

Eşlerin edilmiş mal kapsamı dışındaki malları ise kişisel mal olarak adlandırılır. Kanunda kişisel mallar örneklenmiştir. Buna göre;

1-) Eşlerden Yalnız Birinin Kişisel Kullanımına Yarayan Eşya; Kıyafetler, kişisel bakım ürünleri, eşlerden yalnız birinin kullandığı mallar buna örnektir. Ortak kullanımdaki eşyalar kişisel mal sayılmaz. Mesleğin icrasında kullanılan araçlarda kişisel kullanıma tahsis edilmiş eşya kapsamında değildir.

2-) Mal Rejiminin Başlangıcında Bir Eşe Ait Olan Mal; Evlenmeden önce tarafların getirdiği çeyiz, sahip oldukları mallar buna örnektir. Mal rejimi kurulmadan eşin bu mallara sahip olması gerekir.

3-) Miras Yoluyla Edinilen Mal; Bir eşe miras yoluyla intikal eden malvarlığı değeri kişisel maldır.

4-) Karşılıksız Kazanma Yoluyla Elde Edilen Mal; Bağışlama, şans oyunları, yardım, kumar kazancı örnektir.

5-)Manevi Tazminat Alacakları;Manevi zararın doğduğu ilişki fark etmez. Ölüm, yaralama, kişilik haklarına saldırı gibi nedenlerle doğan manevi tazminat alacağı kişisel maldır.

6-) Kişisel Malların Yerine Geçen Değerler; Kişisel malın satılması, yerine başka alınan mal, elde edilen para yine kişisel mal olacaktır. Burada alınan yeni malın bedeli kişisel maldan karşılanmış olmalıdır. Yarısı edinilmiş maldan karşılanıyorsa edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.

7-) Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım ve Sandık Ödemelerinden kalan yaşam süresini karşılayacak değer de doktrindeki baskın görüşe göre kişisel mal olarak kabul edilir.

Eşler mal paylaşımı sözleşmesi, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan veya kişisel mallarının gelirlerinin kişisel mal sayılacağı kabul edilebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş edinilmiş mallar üzerinde yararlanma,yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Kural olarak diğer eşin rızasına ihtiyaç yoktur. Ancak eşlerden hangisine ait olduğu belirlenemeyen malların paylı mülkiyet halinde olduğu kabul edilir. Aksine anlaşma olmadıkça, paylı mülkiyetteki mal üzerinde tek başlarına tasarrufta bulunamazlar. Tasfiye halinde paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri üstün yararı olduğunu ispat edip diğerinin payını ödeyerek o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden her biri, kendi borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı bütün malvarlığı ile sorumludur. Dolayısıyla eşin borçlusu edinilmiş malvarlığına da haciz koydurabilir.

Bir eşin bütün malları aksi ispat edilene kadar edinilmiş maldır. Malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat ile yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mal eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır.

Edinilmiş mallara katılma sözleşmesi;

-Evlilik boşanma yoluyla sona erdiyse, boşanma davasının açıldığı gün,

-Eşlerden birinin ölümüyle sona erdiyse, eşin ölüm tarihi,

-Evlilik iptal nedeniyle sona erdiyse iptal davasının açıldığı gün,

-Hâkim kararıyla rejim mal ayrılığına dönüştüyse, davanın açıldığı tarih

-Eşler başka bir mal rejimini kabul edeceklerse, mal rejimi sözleşmesi yapıldığı tarihte sona erer.

Mal rejiminin sona ermesi tasfiye aşamasını beraberinde getirir. Eşler birbirlerindeki kişisel mallarını mal rejiminin tasfiyesi sırasında isteyebilir. Yargıtay’a göre çeyiz ve ziynet eşyaları tasfiye beklenmeden de istenebilir. Bunlar elden çıktıysa bedelleri de istenebilir. Düğünde kadına takılan ziynet eşyası kadının kocaya takılansa kocanın kişisel malıdır. Eşlerin paylı mülkiyete konu malı varsa, tasfiyede, eşlerden biri üstün yararını ispat edip diğerinin payının karşılığını ödemek suretiyle malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Eşlerden biri diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunduysa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Değer kaybı söz konusu ise başlangıçtaki değeri esas alınır. Bu mal tasfiyeden önce elden çıktıysa hakkaniyete uygun bir bedel belirlenir. Malın iyileştirilmesi kişisel veya edinilmiş paya olabilir. Katkı mutlaka parasal bir değer olmalıdır. Yargıtay 2. HD 8774-9394 ilamı ve 4.6.2007 tarihli kararında belirttiği üzere ev hanımının salt ev işlerini yapması katkı olarak kabul edilemez. Eşlerin ikisi de çalışıyor veya ikisinin de gelirleri varsa bir eşin diğerinin edimlerine katkısı olduğu kabul edilir.

Her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Talebi katılma alacağı davası ile olur. Katılma alacağının temliki de mümkündür. Eşler arasında sözleş mesel ilişki varsa katılma alacağı zaman aşımı 10 yıl, sözleşme yoksa ve mal rejimi boşanma veya iptalle sona eriyorsa kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıldır.

ARTIK DEĞER NASIL HESAPLANIR

Artık değer aktiflerden pasiflerin çıkartılması ile elde edilen değerdir. Kanunda artık değer; eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlarda dâhil olmak üzere, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Aktifler hesaplanırken şu değerler hesaba katılır;

–          Mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olan malların tasfiye anındaki değerleri

–          TMK29 uyarınca eklenecek değerler (elden çıkarma tarihindeki değeri)

–          Edinilmiş mallardan kişisel mallara giden değerler (TMK 230)

Pasiflerin hesaplanmasında ise aşağıdaki değerler göz önünde bulundurulur;

–          Edinilmiş malın borçları

–          Varsa ve istenmişse diğer eşe ödenecek değer artış payı(TMK 227)

–          Kişisel mallardan edinilmiş mala giden karşılıklar (denkleştirme)

ARTIK DEĞER = AKTİF – PASİF   

Alacak varsa takas edilir. Artık değerin yarısı talep edilir. Bu yarısına katılma alacağı denir. Her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim katılma alacağının azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Anlaşmalı Boşanma Süreci

Anlaşmalı Boşanma Süreci Nasıl İşler

Anlaşmalı boşanmalarda taraflar, boşanma yönünde irade sergilemeleri nedeniyle çekişmeli boşanmaya oranlar daha hızlı ve sağlıklı bir boşanma süreci gerçekleştirilebilir. Anlaşmalı boşanma süreci bu noktada eşlerin medeni bir şekilde evliliklerini sonlandırmaları açısından önemlidir. Özellikle tarafların evliliği kafalarında bitirdiği dönemde eşler hızlı bir şekilde boşanmak isteyebilirler. Bu da anlaşmalı boşanma yoluna gitmelerine neden olur.

Anlaşmalı Boşanma Süreci Nasıl işler?

Anlaşmalı boşanma süreci, eşlerin “anlaşmalı boşanma dilekçesi” ile birlikte yetkili Aile Mahkemesine boşanma istemiyle dava açmaları sonucu başlar. Anlaşmalı boşanma dilekçesi içerisinde taraflar boşanma yönünde ortak irade sergilediklerini ve evliliği daha fazla sürdürmek istemediklerini belirterek,yapmış oldukları boşanma protokolüne de atıfda bulunmak suretiyle süreci başlatabilirler. Anlaşmalı boşanma süreci içerisinde ilk işlem boşanma dilekçesinin yetkili Aile Mahkemesine verilmesidir. Bu noktada eşler eğer varsa boşanma protokolünü de boşanma dilekçesi ile birlikte sunabilecekleri gibi henüz boşanma protokolü hazırlamamışlar ise, duruşmadan önce de boşanma protokolü sunabilirler.

Anlaşmalı boşanma süreci her ne kadar,çekişmeli boşanmalara nazaran daha kolay olsa da boşanmanın maddi ve manevi sonuçları açısından çekişmeli boşanma davasından bir farkı bulunmaz. Burada boşanmanın maddi ve manevi sonuçlarından kasıt, varsa çocuğun velayetinin kime verileceği, boşanma sonrası maddi manevi tazminat ya da nafaka ödenip ödenmeyeceği, mal paylaşımının nasıl yapılacağı… gibi bir çok husus da anlaşmalı boşanma süreci içerisinde tarafların üzerinde durmaları gereken konuları ifade eder.

Anlaşmalı boşanmalarda yukarıda saydığımız konular dışında da boşanma protokolü içerisinde tarafların uzlaşma içerisinde olmaları gereken noktalar vardır. Örneğin çocuğun velayetini almayan kişinin çocukla kişisel ilişki tesisi ne yönde olacaktır. Çocuğu bu kişi ne sıklıkla ve hangi şartlarda görebilecek, çocuğun tatillerde ve bayramlarda bu kişide kalıp kalmayacağı gibi durumlar da üzerinde durulması gereken noktalardır. Diğer yandan nafaka ve tazminatın nasıl ödeneceği, nafaka artışının ne ölçüde olacağı da boşanma prokolünde tarafların uzlaşma konuları arasında olmaktadır.

Anlaşmalı boşanma süreci nasıl işler diyen bireylerin kolay görünen bu süreci doğru yönetememeleri onların boşanma sonrası hak kaybı yaşamalarına neden olacağı için mutlaka uzman bir boşanma avukatı ile anlaşmalı boşanma davası açmaları önerilir.

Boşanmada Hakim Ne Sorar

Boşanmada Hakim Ne Sorar?

Boşanma davası açacak bireyler açısından bu süreçte merak edilen konulardan birisi de boşanma davasında hakimin ne soracağı neler üzerinde duracağı şeklinde olmaktadır. Boşanmada hakim ne sorar diye merak eden bireyler açısından anlaşmalı boşanmada hakim, eşlerin protokol içerisinde beyan ettikleri konuları eşlerden tek tek dinlemek adına sorular yöneltebilmektedir.

Boşanma davası protokolü içerisinde eşler, boşanmayı ilgilendiren konular olan, çocuğun velayeti, mal paylaşımının nasıl yapılacağı, boşanma sonunda maddi veya manevi tazminat ödenip ödenmeyeceği, nafaka ödenip ödenmeyeceği gibi konularda sorular sormaktadır. Her ne kadar eşler anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde uzlaştıkları konuları ve bu konuların ayrıntılarını beyan ederek bu belgeyi imzalaşmış olsalar da, anlaşmalı boşanmada hakim ne sorar diyen kişiler açısından, hakim tekrar bu konuların teyit edilmesi maksadıyla sorular yöneltir.

Anlaşmalı Boşanmada Hakim Ne Sorar?

Hakim boşanma protokolü içerisinde tek tek uzlaşılan konular hakkında sorular sorabilir. Örneğin eşler boşanma sonrası çocuğun velayetinin kimde kalacağı konusunda uzlaşmış olsalar bile, velayetin belirlenmesinde esas unsurun çocuğun menfaatleri olduğu düşünülürse hakim velayete ilişkin sorular yöneltecektir. Bunun yanı sıra hakim eşlerin uzlaştığı velayet ile ilgili olarak boşanmadan sonra çocukla kişisel ilişkinin tesisi konusunda da sorular sorar. Çocuğun velayetini almayan bireyin hangi zaman dilimlerinde ve ne sıklıkla çocukla görüşebileceği, yaz tatili bayram gibi uzun tatil dönemlerinde çocuğun velayetini almayan ebeveynle kalıp kalamayacağı gibi hususlarda hakim sorular yöneltebilir. Anlaşmalı boşanmada hakim ne sorar diye merak edenler açısından burada hakimin soracağı sorular velayet dışında diğer konularda da olabilir.

Eşler boşanma protokolünde boşanma sonrası tazminat ödenmesi konusunda uzlaşmış olabilirler. Anlaşmalı boşanmada hakim, bu tazminatın nasıl ödeneceği, ne zaman ödeneceği, ödemenin hangi şekilde yapılacağı gibi sorular sorabilir. Burada amaç, anlaşmalı boşanma gerçekleştirecek olan tarafların, tüm hukuki sonuçlarda uzlaşıp uzlaşmadıklarını teyit etmek olacaktır. Anlaşmalı boşanmada hakim ne sorar diyen bireyler açısından davanın doğru şekilde yürütülmesi önemlidir. Zira dava neticesinde istenilen sonucun alınabilmesi için boşanma süreci hukuki anlamda doğru yürütülmüş olmalıdır.

Bu noktada bireyler, mutlaka uzman bir boşanma avukatı ile boşanma sürecini yürütmeli ya da anlaşmalı boşanma protokolünü mutlaka uzman bir boşanma avukatına hazırlatmalıdırlar.