Etiket arşivi: bilişim hukuku

Postman with envelope and e-mail sign

KAYITLI ELEKTRONİK POSTA NEDİR

Kayıtlı elektronik posta yani kısaca KEP kanuni olarak geçerli sayılan, güvenlik açısından en üst mertebede korunan bir elektronik posta yöntemi olarak tanımlanabilir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun atıf yapması ile hayatımıza gireceğinden bahsedilen kayıtlı elektronik posta 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nde ayrıntılı olarak belirtilmiş ve bu şekilde yürürlüğe girmiştir.

Kayıtlı elektronik posta normal e-mailden farklı olarak kim tarafından gönderildiği kesin olarak kayıt altına alınan, alıcısına ulaşma tarihi tam ve doğru olarak belirlenebilen, alıcı tarafından okunup okunmadığı bilgisine sahip ve her zaman datada saklayan bir hizmet olarak geniş anlamda tanımlanabilmektedir. Kayıtlı elektronik posta sahip olduğu bu özellikler ile spesifik olarak yargı süreçlerinde önemli bir ispat aracı olarak kullanılabilmektedir.

KİMLER KAYITLI ELEKTRONİK POSTA KULLANMAK ZORUNDADIR

Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 7. Maddesi kimlerin KEP almak zorunda olduklarını açıkça belirtmiştir. Bu maddeye göre “Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik tebligat yapılması zorunludur. Bunlar dışında kalan tüzel ve gerçek kişiler ise kayıtlı elektronik postadan isteğe bağlı olarak yararlanabilir.”

Kayıtlı Elektronik Posta ile ilgili bir uygulanma alanı da 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülmüştür. Bu madde içeriğine göre şirketler açıkça anlaşmışlar ise ihbarları, ihtarları, itiraz ve benzeri beyanları, fatura ve teyit mektuplarını ve toplantı çağrılarını elektronik ortamda düzenleyebilirler. Görüleceği üzere kanun koyucu standart tebligat sürecinin yol açtığı hantallığın önüne geçmek için önemli tedbirler almaya çalışmaktadır. Zira tebligat süreci içerisinde yaşanan anlaşmazlıkların ve sürelerin ticari hayata çok ciddi zararlar verdiği ilgililer tarafından bilinen bir gerçektir.

Ticari hayatın yanı sıra kayıtlı elektronik posta uygulamasının artık (29.06.2015) yargı işlemleri içerisinde de kullanılacağını belirtmek istiyoruz. Bu uygulama ile artık adil yargılanmanın belini büken başlıca sebeplerden olan ağır tebligat süreçleri tamamen ortadan kalkacak ve saniyeler içerisinde elektronik tebligat işlemi uygulanacaktır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler için kayıtlı elektronik posta uygulamasını zorunlu hale getirmiştir.

Kayıtlı elektronik posta ile gönderilen mailler Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun anlaşma yaptığı bir özel özel kurum tarafından saklanmaktadır. Ticari sır hükmünde olan bu maillerin bahsi geçen kurum tarafından okunması mümkün değildir. İlgili kurum olası anlaşmazlıklar halinde delil hükmünün korunması amacı ile bu mailleri saklamaktadır. Ayrıca bu kurumun içerikleri de görüntüleyemediğini belirtmek istiyoruz.

KAYITLI ELEKTRONİK POSTA KULLANMAMANIN CEZASI

Kayıtlı elektronik posta uygulamasının zorunlu şirketlere tarafından kullanılmadığının tespiti halinde her bir tespit için 10.000 TL ceza verileceği hükme bağlanmıştır. Ancak bir yıl içerisinde verilen toplam ceza sınırı da 250.000 TL olarak hükme bağlanmıştır.

Whatsapp Üzerinden Hakaret Suçu - Av. Halil İbrahim Çelik

WHATSAPP ÜZERİNDEN HAKARET SUÇU

Hukukun gelişen teknolojiye ayak uydurma zorunluluğundan daha önce bahsetmiştik. Yasama organlarını bir suçu ve suça özgülenen cezayı belirlerken sadece yapıldığı dönemi değil olası gelişmeleri de gözönüne almalı ve olabildiğinde geniş ölçüde bir dil kullanmalıdır. Zira ancak bu ölçüde kanunlar aradan on yıllar dahi geçse de geçerliliğini ve kullanılabilirliğini koruyacaktır.

İşte Whatsapp denilen bir telefon uygulamasının da kullanışının çok yaygın hale gelmesinden kaynaklı olarak bu yolla bir takım suçlar işlenebileceği de ortaya çıkmıştır. SMS’ten biraz farklı olarak whatsapp üzerinden gönderilen mesajlarda mobil veri kullanılmaktadır. Bu da internet üzerinden tehdit ve hakaret suçu kapsamına girmektedir.

WHATSAPP ÜZERİNDEN HAKARET SUÇU CEZASI

Whatsapp üzerinden hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilebilmektedir. Kanun genel anlamda hakaret suçunun kapsamını geniş tutarak her türlü yazılı, görsel veya sesli cihazlar kullanılarak işlenmesi arasında ayrım yapılmamış ve bu minvalde suçunun cezalandırılacağı yönünde hüküm tesis etmiştir. Hakaret suçunun cezası kanunda 3 ay ile  2 yıl arasında öngörülmüştür.

Whatsapp üzerinden hakaret suçu hakkında gerekli işlemlerin yürütülmesi şikayete tabiidir. Suçun mağduru olan kimse; hakaret içerikli mesajlar kendisine iletildikten sonra 6 ay içerisinde ilgili polis merkezine yahut cumhuriyet başsavcılığına başvurarak şikayetini yazılı yahut sözlü olarak dile getirmesiyle soruşturma süreci başlamış olur. Burada whatsapp üzerinden hakaret suçu ile ilgili asıl delil gönderilen mesajlardır. Suçun mağduru olan kişi savcılığa yahut karakola başvurarak bu mesajların tutanak altına alınmasını isteyebilir. Bu talebin kabul edilmesi ile polisler yahut savcılık katibi tarafından bir tutanak düzenlenir ve mesajların içeriği açıkça tutanağa geçilir.

Uygulamada soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarının Whatsapp uygulamasının çok önemsemediklerini, buradan gönderilen hakaret mesajlarını delil saymadıkları ile ilgili birçok örnekle karşılaşıyoruz. Ancak bu yorum ve kanaat oldukça hatalıdır. Zira Whatsapp uygulamasında telefon onaylaması yapıldığı için kanaatimizce burada gönderilen mesajlar ile normal SMS’ler arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Cumhuriyet savcılarının da bu hususu dikkate almaları ve whatsapp üzerinden gönderilen mesajların da normal SMS ile aynı ciddiyette olduğunu kabul etmeleri hukuki bir elzemdir.

Whatsapp üzerinden hakaret suçu için kanun belirli şartlar dahilinde cezanın arttırılmasını da hükme bağlamıştır. Buna göre bir kamu görevlisine yürüttüğü görevden dolayı veya kişinin mensup olduğu dinin kutsal sayılan değerlerine hakaret yöneltilmişse bu halde suçun altı sınırı bir yıldan az olamaz.

 

İnternet Üzerinden Tehdit ve Hakaret - Av. Halil İbrahim Çelik

İNTERNET ÜZERİNDEN TEHDİT VE HAKARET SUÇLARI

İnternet üzerinden tehdit ve hakaret suçları son dönemde oldukça sık karşılaşılan hususlardan biridir. Hukuk sisteminin gelişen teknolojiye ayak uydurma zorunluluğu nedeniyle artık bu konu da mahkemelere konu olmakta ve oldukça ciddi cezalar ortaya çıkmaktadır. Bilişim Hukuku alanı da bu gelişim ihtiyacından kaynaklı olarak doğmuştur.

Tehdit suçu Türk Ceza Kanunu’nun 106 ve 107. Maddelerinde; hakaret suçu ise yine Türk Ceza Kanunu’nun 125 ve 131. Maddeleri arasında belirtilmiştir. Bu maddeler içerisinde spesifik olarak internet üzerinden tehdit ve hakaret suçları için özel bir başlık ayrılmamıştır.

Tehdit suçunun ulaşabilmesi için bir şahsı, kendisinin veya yakınlarının vücut yahut cinsel dokunulmazlığına zarar getirileceğinden bahisle harekete geçmek gerekmektedir. Kanun bu suçu işleyen kimselerin 6 ay ile 2 yıl arasında ceza alacağını hükme bağlamıştır. Bu suçun internet üzerinden işlenmesi halinde de aynı hükümler geçerliliğini korumaktadır. Yani sosyal medya, Facebook, Twitter, Youtube, Friendfeed, Google Plus ve benzeri siteler üzerinden gerçekleştirilen tehditler için kanun 6 ay ile 2 yıl arasında ceza verileceğini beyan etmiştir.

Hakaret suçu da; bir kimsenin şeref, haysiyet ve onurunu rencide edebilecek ölçüde saldırıda bulunan kimse yaptığı eylemin ağırlığına göre 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası alır. Türk Ceza Kanunu hakaret suçunda da internet üzerinden işlenme hususunu nitelikli hal olarak saymamış ve bu suç için standart bir ceza öngörmüştür.

İnternet üzerinden tehdit ve hakaret suçları için hakarete uğrayan kişinin öncelikle bir suç duyurusunda bulunması gerekir. Burada suç duyurusu ilgili Cumhuriyet Savcılığına yahut polis merkezine yapılabilir. Hakarete uğrayan kişi Facebook, Twitter, Google Plus vb. şifrelerini Savcılık ile paylaşarak ilgili kayıtlara ulaşılmasına yardımcı olmalıdır. Zira bahsettiğimiz siteler kişiler arasında ki yazışmaları özel hayatın gizliliği nedeniyle Türkiye makamları ile paylaşmamaktadır. Bu nedenle suçun ispatlanması açısından mağdurlar çok ciddi sıkıntılar ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Mağduriyetin önüne geçmek için de ilgili şifrelerin Savcılık ile paylaşılması ve yapılacak bilirkişi incelemesi ile de hakaret hususunun tespit edilmesi gerekecektir. İnternet üzerinden tehdit ve hakaret suçları açısından en önemli problem failin ortaya çıkarılmasıdır. Fail ortaya çıkarıldıktan sonra yukarıda bahsettiğimiz cezalar rahatlıkla söz konusu olabilir.

Kanaatimizce gelişen teknoloji ve tehditlerin internet üzerinde sıklıkla ve kolaylıkla yapılabildiği dikkate alındığında; internet üzerinden tehdit ve hakaret suçları için daha ağır bir ceza öngörülmelidir.

Bilişim Suçları - Av. Halil İbrahim Çelik

BİLİŞİM SUÇLARI

Bilişim suçları teknolojinin ulaştığı bu evrede en sıklıkla karşılaşılan hususlardan biridir. Siber suçlar olarak da adlandırılan bilişim suçları genel tanımıyla bilişim sistemleri kullanılarak işlenen hukuka aykırı eylemler olarak tanımlanabilir. Bilişim suçları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 10. bölümünde günümüz şartlarına uygun olarak ayrı bir başlık altında maddelenmiştir. Ayrıca bu maddeler dışında birçok farklı suç çeşidinin de nitelikli hali olarak kanunda yer bulmuştur.

Bilişim suçlarından ilki Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesinde hükme bağlanan “Bilişim Sistemlerine Girme” suçudur. Kanuna göre bir bilişim sisteminin tamamına yahut bir bölümüne hukuka aykırı olarak giren ve orada kalan kimse 1 yıla kadar hapis cezası yahut para cezası alır. Bu suça en basit anlamda örnek vermek gerekirse Facebook yahut Gmail hesabınıza şifrenizi kırarak izinsiz giren kimse bu suçu işlemiş sayılır. Bu suçun oluşması için şifrenizin kırılarak hesabınıza girilmesi ve orada kalınması yeterlidir. Bunun dışında bir zararın varolması gerekmemektedir. Kanun bu suça birkaç da nitelikli hal öngörmüştür. Bu hallerden ilki girilen siteye ait üyeliğin para olması halidir. Yani karşılığında ücret ödenen bir sisteme hukuka aykırı olarak giriliyorsa verilece ceza yarı oranında arttırılır. Bu hususa örnek olarak üyeliği ücretli siteler gösterilebilir. Diğer bir nitelikli hal de sistemde ki verilerin hukuka aykırı olarak değiştirilmesi yahut yok edilmesi halinde ceza 6 ay ile 2 yıl arasında değişmektedir.

Diğer bir bilişim suçu da bilişim sistemini engelleme, bozma,verilerini yok etme yahut değiştirme suçudur. Bu suç için öngörülen ceza da eylemin ağırlığına göre birkaç farklı kalemde değerlendirilmiştir. Buna göre sisteme girilmesini engelleyen yahut sistem verilerini bozan kimseler 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Buna örnek olarak bir web sitesini hukuka aykırı olarak engelleme gösterilebilir. Kişi sistem verilerini bozar yahut yok ederse alacağı ceza 6 ay ile 3 yıl arasında değişir. Bu suç banka yahut diğer kredi kurumlarına karşı işlenirse cezası yarı oranında arttırılır.

Banka veya kredi kartlarının izinsiz kullanılması hususu da bilişim suçları kapsamındadır. Kredi veya banka kartını hukuka aykırı olarak kullanan kişiye 3 yıl ile 6 yıl arasında bir ceza verilir. Kullanılan kredi veya banka kartının sahte olarak düzenlenmesi halinde de verilecek ceza arttırılır.

Bilişim suçları yukarıda bahsettiklerimiz ile sınırlı değildir. Kanun koyucu bunların yanısıra bilişim sistemleri aracılığıyla işlenme hususunu nitelikli hal saymış v cezanın arttırılması yoluna gitmiştir. Örnek vermek gerekirse son dönemlerde internet üzerinde sahte ilan ile dolandırıcılık suçunu işleyen kimselere verilecek cezaların arttırılması karara bağlanmaktadır.

Best-Search-Engines

ARAMA MOTORLARINDA UNUTULMA HAKKI

Sanal dünyanın hayatımız üzerindeki yeri ve önemi artık tartışılamaz seviyelere ulaşmıştır. Bu durumun olumlu ve olumsuz birçok etkisi bulunmaktadır. Ancak her şeyden öte artık gerçek kişiliklerimizin yanı sıra “sanal karakter” adını verebileceğimiz ve hakkımızda gerek doğrulanabilen gerekse doğrulanması mümkün olmayan birçok bilgi ve belge sanal dünya üzerinde varolmaya başlamıştır. Birçok şirket personel alımı yaparken başvuru yapan bireylerin sanal karakterlerini araştırmakta ve haklarında olumlu ya da olumsuz bir izlenim edinmeye çalışmaktadırlar. Sanal dünyanın önlenemez ve manipülasyonu kolay kullanımı nedeniyle bireyler hakkında oluşturulan bilgiler artık olumlu ya da olumsuz bir karakter oluşturmuş ve gerçek hayatı dahi ciddi oranda etkilemeye başlamıştır. İşte bu hususun doğuracağı olumsuz etkilerin önlenmesi amacıyla ortaya “unutulma hakkı” adı verilen bir konsept atılmıştır.

Unutulma hakkı; özellikle Avrupa Birliği ülkeleri ile Arjantin’de kabul edilen ve bireyin internet ortamı üzerinde mevcut olan bilgilerin silinmesi talebini konu alan bir husustur. Bir şahsın geçmişte yaptığı hareketlerden dolayı ortaya çıkan doğru tabir kullanmak gerekirse “sanal sabıkasının” silinmesini talep etme hakkının kişi özgürlükleri olgusu içerisinde değerlendirilmesini konu almaktadır. Sanal dünya üzerinde var olan ve bireyin kişisel fotoğraf, adres ve kimlik bilgilerinin geri getirilemez şekilde silinmesi olarak tanımlanabilir. Kişisel özgürlükler bağlamında haklı bir talep olarak göze çarpsa da kamu menfaati nezdinde bilgi alma özgürlüğünü olumsuz şekilde etkilediği de kabul edilebilir.

Unutulmak hakkı; Avrupa Komisyonu üyesi Viviane Reding’in talebi ile ilk olarak gündeme gelmiştir. 2014 yılında Avrupa Adalet Divanı’nın kabul etmesi ile artık “unutulma hakkı” uluslararası mevzut düzleminde geçerli hale gelmiştir. Avrupa Adalet Divanı’na göre bir birey hakkında spesifik (i.e. particular reasons) bir gerekçe bulunmadıkça sanal geçmişinin silinmesi talep Google tarafından kabul görmelidir. Avrupa Adalet Divanı’nın bu kararı üzerine Google ve Bing gibi arama motorları bir form düzenleyerek başvuruları kabul etmeye başlamışlardır. Bu karara ilişkin düzenlenen formun sadece AB ülkelerinde geçerli olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. AB dışında ise İsviçre, İzlanda, Norveç ve Lihtenştayn gibi ülke vatandaşlarına da spesifik olarak unutulma hakkı tanınmıştır. Avrupa Adalet Divanı’nın başvurusu sadece Google’ı değil bütün arama motorlarını kapsamaktadır. Zira Avrupa Adalet Divanı verdiği kararında spesifik olarak Google’dan değil arama motorlarının tamamından bahsetmektedir.

Unutulma hakkının Türkiye için uygulanması mecburi bir durum değildir. Zira Avrupa Adalet Divanı kararları üye ülkeler için uyulması zorunlu kararlardan değildir. Ancak arama motorlar AB ülkeleri dışında kalan 4 ülkeye uyguladıkları gibi, inisiyatif alarak unutulma hakkını Türkiye’de bulunan kullanıcılar için de tanıyabilirler. Türkiye ile alakalı da çalışma yapıldığına ilişkin duyumlar mevcut ancak arama motorları tarafından henüz doğrulanmamıştır.

Unutulma hakkının genel uygulaması ise sadece ilgili coğrafi alan üzerinde mümkün olacaktır. Örneğin AB ülkelerinden yapılan başvuruya ilişkin silinen sayfalar ABD üzerinden görüntülenebilecektir.

Arama Motorlarında Unutulma Hakkı İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!