Etiket arşivi: boşanma sebepleri

Boşanma Nedenleri ve Boşanma Sebepleri

BOŞANMA DAVASI SEBEPLERİ VE BOŞANMA NEDENLERİ

Boşanma, eşlerin birtakım sebeplerden ötürü ortak hayatı bir arada sürdürememeleri ve bunun sonucunda hukukî zeminde evliliğin sona erdirilmesidir. Türk Medeni Kanunu(TMK) 161-166. maddeler boşanma nedenleri olarak mevzuatta düzenlenmiştir ve boşanacak çiftler de hâlihazırda düzenlenmiş olan boşanma nedenlerinden en az birine dayanarak boşanma talebinde bulunabileceklerdir.  Bu yazıda genel ve özel boşanma nedenleri ile ilgili ağır hukukî bir dille bilgi vermekten ziyade Yargıtay kararları ve Türk Medeni Kanunu ışığında gerçek hayatta karşılaşılan en ilginç ve bir o kadar da trajikomik boşanma nedenleri hakkında bilgi vermek istiyoruz;

Boşanma Nedenleri ve Haklı Boşanma Sebepleri Nelerdir?

1- Tükürmek

Gerçek hayatta bir kişinin bir başkasına tükürmesi aşağılayıcı, rencide edici, hakaretamiz bir fiildir. Bu fiil, evlilik birliği içerisinde eşlerden birine yöneltilmesi durumunda da hakaret niteliğini sürdürmeye devam edecek, evlilik içerisindeki sevgi ve saygı ortamını ağır derecede zedeleyecektir. Bu fiilin sadece eşe yöneltilmesi bir kenara, eşin ailesinden herhangi bir kişiye yöneltilmesi de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olacaktır. Tükürmenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

2-Eş Hakkında Dedikodu Çıkarmak

Eşlerden biri hakkında asılsız ve mesnetsizce onun itibarını zedelemek, arkadaş çevresi ile ailesine karşı küçük düşürmek kaydıyla öne sürülen iddialar evlilik birliğini ve eşler arasındaki güven ilişkisini büyük oranda zedelemektedir. Nihayetinde evlilik karşılıklı bir güven ilişkisi çerçevesinde sadakat ve bağlılıkla yürütülmesi gereken bir süreçtir. Eş hakkında dedikodu çıkarmak bir boşanma nedenleri olarak telakki edilebildiği gibi kişilik haklarına yönelik bir saldırıda bulunulduğu da aşikârdır. Eş hakkında dedikodu çıkarmanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

3- Eşin Fiziksel Görünümü İle Alay Etmek ve Onu Beğenmediğini Söylemek

Evlilik kurumunun ruhuna aykırı bir başka durum ise fiziksel görünüşle alay etmektir. Eşler birbirlerine evlilik bağı ile bağlanmış ve evlenme ile birlikte artık birer ‘hayat arkadaşı’ olmuşlardır. Eşin fiziksel görünümü ile alay etmek, onu beğenmediğini her fırsatta dile getirmek hem rencide edici hem de ikili ilişkileri zedeleyecek nitelikte bir davranıştır. İnsanlar doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler. Eşler, bu süreçte mutlaka hayatın binbir türlü zorluklarına göğüs germek durumunda kalmış olabilirler, fiziksel olarak yıpranabilirler. Bu durumun evliliği sonlandıracak kadar büyük boyutlara taşınmasından ziyade; eşler arasında anlayışla çözülebileceği, tıbbî yöntemlerle yahut bir psikolojik danışman vasıtasıyla da sona erdirilebileceği kanaatindeyim. Eşi beğenmediğini söylemenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

4- Çocuğun Kendisinden Olmadığına Dair Suçlamalar ve İftiralar

Eşi töhmet ve zan altında bırakan bu suçlamalarla ne yazık ki sıklıkla karşılaşabilmekteyiz. Bu tür iddialar evlilik birliğinin temelini oluşturan güven ve sadakat bağını ağır derecede zedelemektedir. Çocuğun kendisine benzemediği ve dolayısıyla çocuğun bir başkasından olduğu iddialarını her fırsatta gerek eşine gerek eşin çevresine karşı dile getirmek, eşi aşağılayıp küçük düşürmek onarılması güç zararların doğmasına sebep olabilmektedir. Nihayetinde yeni doğum yapmış bir anne, eşinin kendisine destek olması gerekirken bu tür iddiaları öne sürmesi sonucunda büyük psikolojik travmalara maruz kalabilir.  Eğer ki eşin bu tür ithamlarında haklı bir dayanağı var ise çocuk ile anne babadan alınan kan örneklerinin karşılaştırılması (DNA testi) ile gerçek sonuca ulaşılabilir. Çocuğun kendisinden olmadığı yönünde iftira atmanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

5- Cinsel Problemler

Eşlerin aile konutu adı verilen ortak yaşam alanında hayatlarını sadakat ve bağlılıkla idame etmeleri evlilik birliğinin temel gereklerindendir. Gerek kadınlarda gerekse erkeklerde cinsel rahatsızlıklarla, problemlerle karşılaşılabilir. Cinsel rahatsızlıklar nihayetinde birer sağlık problemidir. Evlilikte toplumsal yaşamda sıklıkla dile getirilen ‘hastalıkta ve sağlıkta, bir ömür aynı yastığa baş koymak’ anlayışı cinsel hastalıklar meydana geldiğinde de korunmalıdır. Ancak cinsel hayat evlilik birliğinin doğasında mevcuttur. Biraz daha tıbbî terimlerle açıklamak gerekirse erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda ise vajinismus şeklinde tabir edilen cinsel problemler nedeniyle cinsel hayat sekteye uğrayabilir hatta tedavisi mümkün değil ise son bulabilir. Yargıtay’ın da bu doğrultuda verdiği kararlarda eşler arasında cinsel hayatın idame ettirilememesi halinin resmî bir sağlık raporuna binaen boşanma nedenleri olarak teşekkül ettiğini açıkça görmekteyiz. Eşlerden birinin cinsel problemlerinin olmasının boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

6- Cinsel Şiddet

Cinsel ilişkiye iştirak eden eşlerden herhangi birinin buna rıza göstermemesi ve özgür iradenin cebir, şiddet, zorlama ile devre dışı bırakılması halinde cinsel ilişkiye girmek cinsel şiddeti ifade etmektedir. Bu durum, Türk Ceza Kanununda da kişilerin cinsel dokunulmazlıklarının ihlaline yönelik bir eylem olduğu kabul edilmiş ve suç olarak düzenlenmiştir. Eşlerden birinin diğerine cinsel şiddet uygulamasının boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

7- Evin Geçimine Katkıda Bulunmamak

Eski Türk Kanunu Medenîsi aile reisinin baba olduğunu ve evin geçiminden bizzat sorumlu olduğunu öngörmekteydi. Ancak 2001 yılında revize edilen Medeni Kanuna göre bu yükümlülük sadece erkeğe tanınmamış, eşitlikçi bir yaklaşımla hem kadın hem erkeğe yüklenmiştir. Ailenin temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla bir eşin çalışması ve kazancı yeterli seviyede değilse ve diğer eş bu duruma ilişkin hiçbir çaba gösterip eşine destek olmanın aksine davranışlarda bulunmakta ise bu bir boşanma nedenleri olarak sayılabilir. Nitekim evlilik birliğinin idame ettirilebilmesi için müşterek ve zaruri ihtiyaçların giderilmesi ön şarttır. Eşlerden birinin evin geçimine katkıda bulunmamasının boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

8- Eve Uğramamak, Eşi Sürekli Yalnız Bırakmak

Evlilik birliğinin sürekliliğini sağlayan ortak yaşam alanı aile konutudur. Eşlerin geçerli bir nedeni olmaksızın günlerce eve uğramaması, eşini arayıp sormaması ve deyim yerindeyse onu yalnız bırakıp kendisi hakkında hiçbir haber vermemesi evlilik içerisindeki güven ilişkisini zedelemektedir. Bu durumun iyi niyet ve dürüstlük kuralı çerçevesinde yorumlanmasında fayda görmekteyiz zira eş işi gereği şehir dışına çıkmak ve birkaç gün aile konutundan uzak kalmak zorunda olabilir. Dürüstlük kuralı gereği bu durum eşe bildirilmeli ve aradaki güven ilişkisinin zedelenmesine fırsat verilmemelidir. Eşi sürekli yalnız bırakmanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

9- Eski Sevgilisini Unutamadığını Dile Getirmek

Evlilikten önce yaşananların bir kenara bırakılması ve şeffaflık içerisinde eşlerin evlenmeden önceki yaşantılarına dair bilgilerin paylaşılması eşler arasındaki güven ve bağlığı artıracağından şüphe yoktur. Zira bu bilgilerin paylaşılmaması halinde eşlerin aklında sürekli bir soru işareti kalabilmekte ve bu durum sadakatsizlik esasındaparanoyaklık derecesine kadar ulaşabilmektedir. Eşlerin evlendikten sonra birbirlerine eski sevgililerinden sürekli olarak bahsetmeleri, onu unutamadığını ve onu hala sevdiğine yönelik söylemleri evlilik birliğini temelden sarsan ifadelerdir. Eşlerden birinin eski sevgilisini unutmadığı dile getirmesinin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

10- İletişim Araçları İle Güven Sarsıcı, Şüphe Uyandırıcı Davranışlar Sergilemek

 Sürekli açıklamadığı bir kişiyle mesajlaşmak, mailleşmek hatta gizli konuşmalar yapmak haklı olarak diğer eşin, kendisi hakkında birtakım şüpheler beslemesine neden olmaktadır. Bu gibi kuşku uyandırıcı davranışlar eşler arasındaki karşılıklı güven ilişkisini zedeler, nihayetinde evlilik birliğinin sarsılması işten bile değildir.

11- Aşırı Alkol Kullanımı, Uyuşturucu ve Sağlık Sorunları Yaratacak Düzeyde Sigara İçmek

Alkol kullanmak bir özgürlük olduğu kadar bu özgürlüğün sınırlanması gereken noktalar da bulunmaktadır. Özellikle aşırı alkol tüketimine binaen aile içi şiddet maalesef sıklıkla karşılaşılan ve onarılması güç yaralara neden olabilen durumlardandır. Bu özgürlük sadece kullanmakla sınırlı kalmalı aile içerisine herhangi bir huzursuzluk yaratacak şekilde sirayet etmemelidir. Aşırı sigara tüketimi de bu yönde diğer eşin -varsa çocukların- sağlığını ve yaşamını tehlikeye atacak boyutlara gelmiş ancak eş hiçbir önlem almamakta ise (örneğin astım ve KOAH hastaları) boşanma nedeni olarak ileri sürülebilir. Eşlerden birinin aşırı alkol yahut uyuşturucu kullanmasının boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

12- Aile Sırlarını İfşa Etmek

Evlilik iyi günde kötü günde karşılıklı anlayış ve güven içerisinde sürdürülmesi gereken bir ortak yaşam birlikteliğidir. Eşler hayat arkadaşlarına duydukları güven neticesinde bazı sırlarını açıklamış olabilirler, bu çok normal bir durumdur zira eşlerin söz konusu paylaşılan sırları saklama yükümlülüğünün bulunduğunu ahlaken ve etik olarak söylemek mümkündür. Bu sırların üçüncü kişilere birebir veya iletişim araçları vasıtasıyla ifşa edilmesi ahlaken yanlış olacak ve eşler arasındaki güven ilişkisini zedeleyecektir. Aile sırlarını ifşa etmenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

13-  Beden Temizliğine Özen Göstermemek

Eşlerin yaşamlarını müşterek bir biçimde ve müşterek olan aile konutunda idame etmelerinden ötürü kişisel bakımlarına özen gösterme yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu da her ne kadar ahlakî ve şahsî bir mesele de olsa somut örnekleri bulunmaktadır. Eşlerin bu durumu birbirlerine açıklayamamaları ise bir süre sonra aradaki iletişim bağını zedeleyebilmekte ve tartışmalarla hatta boşanmayla neticelenen sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Beden temizliğine özen göstermemenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

14- Eşin Ailesi İle İlgili Problemler

Türk toplum yapısı gereği büyüklere saygı esastır. Eşler birbirlerinin ailelerini sevmek zorunda değillerse bile etik olarak saygı göstermeleri gerekmektedir. Ancak ne yazık ki gazete haberlerinde sıklıkla karşılaştığımız eşlerin birbirlerinin ailelerine karşı uyguladıkları şiddet vakaları gün geçtikçe artış göstermektedir. Bu nedenle karşılıklı anlayış ve suhulet çerçevesinde ortak hayat idame ettirilmelidir. Aksine eşin ailesine karşı hakaretlerde bulunmak, fiili saldırılarda bulunmak, tehdit etmek, eşini ailesiyle görüştürmemek evlilik birliğini zedeler nitelikteki durumlardır ve birer boşanma nedeni teşkil etmektedir. Eşin ailesini tehdit veya darp etmenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

15- Aşırı Kıskançlık

Eşlerin birbirlerine anormal derecelerde kıskançlık göstermeleri aile içerisinde baskıcı ve katı bir rejimin hakim olduğu anlamına gelir ki bundan her iki eş de zararlı çıkabilir. Bu nedenle aşırı kıskançlık zaafına son verilmeli, eşler birbirlerine karşı ölçülü bir sahiplenme duygusu beslemelidir. Daha ileri derecelerinde kıskançlık kavgalara ve ikili ilişkilerde güvensizliğe yol açtığı takdirde bir boşanma nedeni olarak kabul edilebilir. Aşırı kıskançlığın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

16- İntihara Teşebbüs Etmek

Eşlerden birinin herhangi bir sebeple intihara teşebbüs etmesi halinde evlilik birliği ve birlikte yaşama iradesi doğal olarak sarsılacaktır. Evliliğin normal sona erme şekli eşlerden birinin ölümüdür. Ancak intihara teşebbüsün manası şudur ki eş artık hayatını idame ettirmek istememektedir. Bu durum eşlerin psikolojik açıdan sıkıntılar çektiklerine dair bir karine oluşturmaktadır nitekim diğer eş artık sürekli bu korkuyla yaşayacak ve deyim yerindeyse intihara teşebbüs eden eşine katlanmak zorunda kalacaktır. Bu nedenle her iki eşin de psikolojik açıdan sıkıntılar yaşaması ile bu evliliğin sağlıklı bir biçimde devam ettirilemeyeceği düşünüldüğünde bu durum da boşanma nedenleri arasında sayılabilecektir. İntihara teşebbüs etmenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

17- Müşterek Çocuklarla İlgilenmemek

Evliliğin en tatlı meyveleri olan çocuklar eşlerin bu dünyaya bırakacakları müşterek canlı bir mirastır. Çocuklar doğumundan itibaren belli yaşlara gelene kadar ailesinin bakım ve korumasına muhtaçtır. Hem evlilik birliğini yürütmek, hem aileye gelir sağlamak için çalışmak hem de çocukların bakım ve gelişimi ile ilgilenmek her ne kadar meşakkatli de olsa bu ailelerin birincil vazifesidir. Herhangi geçerli bir neden olmaksızın eşlerden birinin müşterek çocuklarına ilgi, şefkat ve sevgi göstermemesi halinde hem çocukların gelişimi bu durumdan olumsuz etkilenecek hem de diğer eş bu yükün altından kalkmakta zorluk çekecektir. Eşlerin bu ortak yükümlülüklerini ifa etmekten kaçınmaları birer boşanma nedenleri arasında gösterilmektedir. Müşterek çocuklarla ilgilenmemenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

18- Eşini Kendi Ailesiyle Birlikte Oturmaya Zorlamak

Aile konutu TMK tarafından yasal zeminde ele alınmış olup evlilik birliğinin devam ettiği sürece ve eşlerden birinin vefatı üzerine sağ kalan eşe belli şartlar altında özgülenebilen konuttur. Aile konutu üzerinde tapu kütüğüne şerh konulması ile birlikte eşlerin müşterek rızaları bulunmaksızın bu konut üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Eşlerden birini kendi ailesi ile birlikte yaşamaya zorlamak ise kanun koyucunun eşlerin ve evlilik birliğinin korunması amacıyla oluşturduğu bu düzenlemelerden mahrum kalmasına neden olmaktadır. Nihayetinde eşlerin kendilerine yönelik özel yaşam alanlarının olması gerekliliği muhakkaktır. Bu konuda rızası bulunmayan eşi, kendi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlamak ise boşanma nedenleri arasında gösterilmektedir. Eşini kendi aile ile birlikte oturmaya zorlamanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

19- Gittiği Yeri İzah Edememek

Eşlerin birbirlerine karşı şeffaflık içerisinde evlilik birliğini yürütmesi gerektiğini belirtmiştik. Ancak bu durum sürekli bir ‘hesap sorma’ eylemine dönüşmemelidir. Eşlerin de nihayetinde evlenmeden önce kişisel bir çevresi de bulunmaktadır. Bu kişilerle orantılı ölçüde vakit geçirmesi de hoş karşılanmalıdır. Eşlerin birbirlerine olan güven duygusunu diri tutmaları gerekmektedir zira eş herhangi bir kuşku içerisinde ise ve eşinin gittiği yeri veya konuştuğu kişileri izah edememesi halinde ortada güven ilişkisinin zedeleneceği aşikârdır. Gittiği yahut kaldığı yeri izah edememenin boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

20- Düğün Takılarını veya Birtakım Değerli Ev Eşyalarını Çalmak

Eşlerin evlendikten sonraki kazançları yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre ortak bir nitelik taşımaktadır. Kazançların ortak olmasına karşın eşlerden birinin ortak veya eşine ait olan ziynet eşyalarını çalması, saklaması ve bunu eşinden habersiz yapması durumu bir nevi aile içi hırsızlık fiilidir. Bu durum aile içerisindeki müşterek yaşama iradesine bir darbedir ve eşler arasındaki güven ilişkisini zedelemektedir. Bu nedenden dolayı ortak yaşama ait müşterek malların çalınması bir boşanma nedenleri arasında gösterilmektedir. Düğün takılarını yahut değerli ev eşyalarını çalmanın boşanma nedenleri arasında sayılması Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

Av. Halil İbrahim ÇELİK – Hüseyin Alper ÇABUK

ilgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma

İlgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma

Son yıllarda en fazla görülen boşanma nedenleri arasında ilgisizlik ilk sırada yer almaktadır. ilgisizlik nedeniyle boşanma davası açacak bireyler açısından ilgisizlik davranışının kapsamı oldukça geniştir. Eşlerden birisinin diğer eşe karşı ilgisiz olması, eşin ailesine karşı ilgisiz olma, evliliğe karşı ilgisiz olma, çocukların bakımına karşı ilgisizlik, ev işlerine karşı ilgisiz olma, evin geçimini sağlama konusunda ilgisiz olma gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilen ilgisizlik, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan bir davranıştır. Bu noktada “İlgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma” yoluna gidilmesi, boşanmak isteyen kişilerin sağlıklı bir boşanma gerçekleştirmelerine olanak sağlayacaktır.

Medeni Kanunda yer alan özel boşanma nedenleri ve genel boşanma nedenleri arasında ilgisizlik yer almaz. Fakat genel boşanma nedenlerinden olan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” durumu içerisinde ilgisizlik sonucu ortak yaşam kurulamaması boşanma nedeni olarak sayılmaktadır. İlgisizlik tek başına boşanmak için yeterli değilken, evlilik içerisinde ilgisizlik nedeniyle oluşabilecek durumlar boşanmayı doğurabilmektedir. Örneğin eşin ailesine karşı ilgisiz olmak evliliğin birliğinin temelinden sarsılmana neden olacak tartışmalar doğurabilir. Bu noktada İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açılarak taraflar, medeni bir boşanma gerçekleştirebilirler.

İlgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma Yapılabilir Mi?

İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma, tarafların boşanma yönünde irade sergilemeleri ve 4721 sayılı Medeni Kanunda belirlenmiş anlaşmalı boşanma koşullarını yerine getirmeleri ile mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hangi hallerde anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebileceğini belirlemiştir. Buna göre tarafların ilgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma gerçekleştirebilmeleri için 3 koşulu yerine getirmeleri gerekir. Öncelikle ilgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma yapmak isteyen kişilerin evlilikleri en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan daha kısa süren evliliklerde anlaşmalı boşanma davası açılamamaktadır. Kanunda belirtilmiş bir diğer anlaşmalı boşanma şartı ise eşlerin tüm hukuki sonuçlarda hem fikir olmalarıdır. Yani boşanma sonrası velayet, mal paylaşımı, nafaka, tazminat gibi hususlarda uzlaşan eşler bu durumu yapılacak olan anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde madde madde beyan etmelidirler. İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma yapılabilmesi için mutlaka hukuki altyapısı doğru hazırlanmış bir boşanma protokolü ile dava yürütülmelidir. Son olarakk ilgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanmak isteyen tarafların açılacak boşanma davasında duruşmalara katılmaları gerekir. Aksi durumda anlaşmalı boşanma yapılamaz. Taraflardan herhangi birisinin davaya katılmaması durumunda dava ileri bir tarihe ertelenebileceği gibi anlaşmalı boşanma davasının reddi sonucu da ortaya çıkabilir.

ilgisizlik Nedeniyle Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanmak istiyoruz diyen eşlerin davayı açmaları gereken görevli mahkeme Aile mahkemesidir. Kimi yerlerde Aile Mahkemesi bulunmayabilir, Aile mahkemesinin olmadığı yerlerde ise dava Asliye Hukuk Mahkemesine açılmalıdır. Davanın açılağı yerin doğru belirlenmesi de önemli bir husustur. İlgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma davası açacak bireyler istedikleri yerde davayı açamazlar. Bunun için davanın yetkili mahkemede açılması gerekir. Yani eşler ilgisizlik nedeniyle anlaşmalı boşanam davasını son altı ay içerisinde birlikte ikamet ettikleri yerde bulunan görevli mahkemeye açabilirler.

Boşanma zor bir süreçtir ve özellikle hukuki anlamda karmaşık olabilmektedir. Bu süreçte tarafların boşanma avukatı tutmaları, onların en kısa sürede boşanmalarına olanak sağlayacağı gibi boşanma sonrası nafaka, tazminat, mal paylaşımı ya da çocuğun velayeti gibi hususlarda hak kaybı yaşamalarını engelleyecektir.

Boşanma davası

BOŞANMA DAVASI SÜRECİ

Boşanma evliliği sona erdiren sebeplerden biridir. Kanunda öngörülen bir sebebe dayanarak eşlerden birinin veya her ikisinin açacağı dava ile evlilik birliğine hâkim kararıyla son verilmesi olarak tanımlanabilir. Türkiye’de 2016 yılında 130.913 boşanma davası gerçekleşmiştir. Bu boşanmaların %40 ı evliliğin ilk 5 yılı içerisinde gerçekleşmiştir. Kadının aktif çalışma hayatının içinde yer alıp maddi güce kavuşması ve teknolojik gelişmelerle, medeni kanunların kadınlara ev işi yapıp çocuk bakma görevi yüklemekten vazgeçmeleri ile bu oran gittikçe artan bir grafik çizmektedir. TİK’e göre en çok boşanmanın gerçekleştiği il Antalya iken en azı Hakkâri’dir. Doğudan batıya doğru gelince bu oranlar artmaktadır.

Boşanmada bir takım ilkeler benimsenmiştir. Kusur, temelden sarsılma, irade, elverişsizlik, eylemli ayrılma gibi. Bu ilkeler doğrultusunda;

Kimler Boşanma Davası Açabilir?

Dava açma hakkı kural olarak kusurlu olmayan eşe verilmiştir. Ancak kusurun ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturacaksa kusurlu eşin de dava açabileceği kabul edilmiştir. Ancak böyle bir kusur karinesinin bulunması her iki tarafında kusuru olmadan gerçekleştirilecek boşanmalarda tarafları birbirine kusur yüklemeye zorlar. Yinede TMK’da kusur ilkesine yer verilmiştir. Ayrıca maddi ve manevi tazminatların belirlenmesinde de kusur önemli bir etkendir. Eşlerin kusuru yoksa da evlilik birliği eşler için çekilmez hale geldiyse hakkaniyet gereği onlardan birlikte yaşamaları beklenemiyorsa evlilik birliğinin temelden sarsıldığı kabul edilir. Burada yine de kusur aranması aile kavramının esas amacına ters düşecektir. Çünkü aile toplumun temeli ise, aile ortamının sağlıklı olması gerekiyorsa, temelden sarsılan bir aile ortamını kusur bulunmadığı için korumak kamu çıkarlarıyla bağdaşmayacaktır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması haysiyetsiz hayat sürme ve akıl hastalığı sebeplerinde de kabul edilmiştir. Sarsılma durumunun tespitinde hâkim geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu yetkiyi kullanırken her zaman dürüstlük kuralına uygun hareket etmekle yükümlüdür.Eşler kendi özgür iradeleri ile evlenir, kendi iradeleri ile boşanabilirler. İrade serbestisi TMK 166 da düzenlenen anlaşmalı boşanma halinin bir görüntüsüdür. Burada evliliğin temelden sarsıldığı karine olup eşlerin iradesi boşanma yönünde olduğundan boşanmaya karar verilecektir.

TMK’ da boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere 2 ye ayrılmaktadır. Doktrinse boşanmada nispi boşanma sebepleri ve mutlak boşanma sebepleri ayrımı yapmaktadır. Mutlak boşanma sebeplerinde kanundaki sebep ispat edildiğinde diğer eş için ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediği araştırılmaz. Nispi boşanma sebeplerindeyse her durumda eş için ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediği de araştırılmalıdır. Bu görüşe göre mutlak boşanma sebepleri; zina, hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış, terk, eşlerin anlaşması ve eylemli ayrılıktır. Nispi boşanma sebepleri ise haysiyetsiz hayat sürme ve suç işleme, akıl hastalığı, evlilik birliğinin temelden sarsılmasıdır. Bu ayrımı bir kenara bırakırsak özel ve genel boşanma sebeplerini taraflar birlikte ileri sürebilir. Bu durumda özel sebepler öncelik kazanır. Genel sebep evlilik birliğinin temelden sarsılmasıdır. Özel sebep sabit olmazsa genel sebebin varlığı araştırılacaktır. Özel sebepler;

ZİNA NEDENİYLE BOŞANMA

TMK 161 uyarınca zina;  kusura dayanan, mutlak ve özel boşanma sebebidir. Mutlak olduğundan bu sebebin ayrıca evlilik birliğini temelden sarsması aranmayacaktır. Evlilik birliğinin devamında karşı cinsten biri ile isteyerek cinsel münasebette bulunulması zina olarak tanımlanacaktır. Bu tanıma göre zinadan söz edebilmek için evlilik birliği bulunmalı. Evlilikten önceki veya sonraki ilişkiler zina kapsamında değildir. Ayrılık, boşanma davalarının açıldığı sırada ya da gaiplik kararının kesinleşmemesi durumunda eşlerin sadakat yükümü devam ettiğinden kişilerin fiilleri zina oluştur. Flört,  öpme, sarılma, mesajlaşma zina sayılmaz mutlaka cinsel ilişkinin gerçekleşmiş olması gerekir. Bu ilişkinin tek bir kez olması fiilin niteliğini etkilemeyecektir. Zina edenin kusurlu olması gerekir. Tecavüz gibi irade dışı durumlar zina sayılmayacaktır.  Davalı zina ettiğini kabul etmeden boşanma davasını kabul edebilir. Bu durumda ‘anlaşmalı boşanma’ hükümleri uygulanır. Ayrıca genel sebebe dayanıldıysa zina ispatlanamıyorsa evlilik birliğinin temelden sarsıldığı sebebine de dayanılabilir. Zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı eşin zinasının diğer eş tarafından öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde zina fiilinden itibaren 5 yıl geçmesiyle ve eşin affedilmesiyle düşer. Bu affın mutlaka eşin serbest iradesinin ürünü olması gerekir. Korkutma tehdit ya da hile ile açıklamamalıdır. Eşin davranışlarından af iradesinin açıkça ortaya koyulması gerekir. Af somut olaya göre araştırılmalıdır. Bazen aynı evi paylaşmaları affın gerçekleştiği anlamına gelmeyecektir. Yargıtay 2011 tarihli Konya’da gerçekleşen olayda bir kadının geceyi başka bir erkeğin evinde geçirmesini zina kabul etmiştir. Başka bir kararında bir erkeğin uzun süre eve alınmasını zina bakımından karine kabul etmiştir. İspat yükü davacıdadır. Zina TCK da suç olmaktan çıkartılmıştır.

HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ NEDENİYLE BOŞANMA

TMK 162 uyarınca Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış özel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Mutlak olduğu için ispatı halinde kusur aranmaz. Hayata kast öldürme niyetinin belli edilmesi veya öldürme neticesine elverişli fiillerde bulunulmasıdır. Öldürme serbest hareketli bir suç olup ölüm neticesine yönelik her türlü hareket bu suçun fiil unsurunu gerçekleştirebilir. Neticenin gerçekleşmemesi teşebbüstür. Hükümde boşanma kararına bu nedenle hükmedilebilmesi için teşebbüs aşamasında kalacaktır. Kesici delici aletle, silahla, ilaçla,  taksirin varlığından bahsedilmemiş özel olarak kast aranmıştır.  Öldürmeye yönelik tehditler doktrindeki genel görüşe göre hayata kast olarak nitelendirilmez. Pek fena muamele eşin vücut bütünlüğüne yöneltilen saldırılardır. Bu eziyet, aç bırakma, hapsetmek, dövmek gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Onur kırıcı davranış ise eşe hakaret etmek veya küçük düşürmek amacıyla yapılan saldırılardır. Fiilin onur kırıcı olduğuna hâkim takdir eder. Madde de ciddi terimi yer aldığı için davranışların şaka, eleştiri boyutunda kalmaması gerekir. Yazıyla sözle yahut hareketle gerçekleşebilir. Yargıtay bir kararında boşanma davasının görülmesi sırasında kocasına ‘namussuz herif, alçak’ sözlerini ciddi onur kırıcı davranış olarak kabul etmiştir. Zina hükmündeki hak düşürücü süreler bu fıkrada da kabul edilmiştir.

SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME NEDENİYLE BOŞANMA

TMK 163 uyarınca küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme; nispi ve özel bir boşanma sebebidir. Nisbi olduğu için bu özel sebebin eş için evlilik birliğini çekilmez hale getirmesi gerekir. Burada önemli olan şeref namus kavramlarıyla bağdaşmayan fiillerin süreklilik taşıması gerekir. Bir kez yapılan davranış haysiyetsiz hayat sürme olarak kabul edilemez. Genelev patronluğu yapmak, kumarbazlık, sürekli aldatma fiilleri bu kapsama girecektir. Davacı evlendiği kişinin haysiyetsiz yaşam tarzını bilerek evlendiyse sonradan bunu boşanma davasına konu yapması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebilecektir. Bu davalarda hak düşürücü bir süre öngörülmemiştir her zaman açılabilir.

TERK NEDENİYLE BOŞANMA

TMK 164 uyarınca eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesi veya haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Eşler ortak konutta oturup hiçbir iletişime geçmemiş olsalar bile terk ten bahsedilmez. Ortak konutu bırakmak özgür iradenin sonucu olmalı. Buna bağlı olarak ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk edilmiş sayılır.  Maddede özel saik aranmaktadır. Buna göre bu terkin evlilik birliğinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla işlenmiş olması gerekir. Askerliğin ifası, memuriyet nedeniyle tayinler, ceza mahkûmiyeti, ayrılık kararıyla ayrı yaşamaları terk sayılmaz. Terk fiilinden sonraki 4. Ayda mahkemeler aracılığıyla terk eden eşe 2 ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği aksi halde sonuçların terk eden eşe tebliğ edilmelidir. 2 ay geçtikten sonrada boşanma davası açılmalıdır. Terkten sonraki 6 aylık sürenin kesintisiz olması şartı bulunur. Aile hükümlerinin amacı evlilik birliğinin devamlılığının sağlanması olduğundan ihtar aile birliğine verilen son şanstır. İhtar istemi dilekçeyle mahkemeye sunulur. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir

AKIL HASTALIĞI NEDENİYLE BOŞANMA

TMK 165 uyarınca eşlerden birisinin Akıl hastalığı; diğer eş için çekilmez hale gelir ve bu hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile belirlenirse bu hastalık özel ve nispi boşanma sebebi olacaktır. Bunun için akıl hastalığının boşanma davası açılırken bulunması gerekir. Akıl hastalığının ortaya çıkma zamanı konusunda doktrinde çeşitli görüşler bulunur. Evlilik birliği kuruldu sırada var olan akıl hastalığı mutlak butlan sebebidir. Ancak evlilik sona erene kadar mevcut bir evliliğin hükümlerini doğurur. Sağlıklı eş akıl hastası eşle evliliğini sürdürmekte serbesttir. Şizofreni, paranoya gibi ruh hastalıkları akıl hastalığına örnektir. Kanunda numerus clauses olarak sayılmamış ancak hastalığın çare bulunmaz nitelikte olması aranmıştır. Akıl hastalığının diğer eş bakımından ortak hayatı çekilmez hale getirmesi gerekir. Saldırgan davranışlar, ayırt etme gücünün gidip gelmesi, normal bir insandan beklenmeyecek davranışlar sergilemesi çekilmezlik şartını sağlayacaktır. Çekilmezliği davacı ispat eder. Dava hakkı yalnızca sağlıklı eşe tanınmıştır. Boşanma davası açmak için hak düşürücü bir süre öngörülmemiştir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA

Boşanmanın genel sebepleri ise kanunda tek tek sayılmamıştır. Bu durumların önceden somut olarak belirlenmesi mümkün değildir. TMK 166 da nitelikleri ortaya konmuştur. Buna göre evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derece temelden sarsılması, eşlerin birlikte dava açması, evlilik birliğinin fiilen kurulamaması genel boşanma sebepleridir.

1) Evlilik birliğinin temelden sarsılması; eşler arasında şiddetli bir geçimsizliğin olması ve bu durumun ortak yaşamı çekilmez hale getirmesi gerekir. Ağız kokusu, rıza dışı cinsel ilişki, aile sırlarının açıklanması gibi nedenler evlilik birliğini temelden sarsabilecektir. Bu nedenlerin tespitinde eşlerin sosyo ekonomik ve kültürel durumları, eğitimleri, yaşı, yaşadıkları çevrenin özellikleri gibi değerler göz önüne alınır. Ancak boşanma nedeni somut vakıalar değil evlilik birliğinin temelden sarsılmasıdır. Durumun eşlerden biri ya da ikisi için çekilmez hale geldiğini hâkim takdir edecektir. Bunu yaparken çocukların menfaatini, davalının affettirme çabalarını, söz konusu olayın gerçekleşme tarihi ile davacının rıza gösterme eğilimlerini dikkate almalıdır. İki tarafın da kusursuzluğu yada eşit kusur boşanmada etkili değildir.

2) Eşlerin boşanma konusunda anlaşmaları; eşlerin iradeleri ön plana çıkmaktadır. TMK 166/3 uyarınca evlilik en az 1 yıl sürmüş, eşler birlikte başvurmuş veya bir eş diğerinin davasını kabul etmiş olması halinde hâkim tarafları bizzat dinler, iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirir ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulur. Bu durumda anlaşmalı boşanma mümkündür. Hâkim tarafların ve çocukların menfaatini göz önünde tutar ve gerekli gördüğü değişikleri yapabilir. Bu değişiklikleri taraflar da kabul ettiğinde boşanmaya hükmedilir. Bu halde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. Tarafların anlaşmasıyla gerçekleşen bu boşanma genel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Tarafların boşanma anlaşması yapmaları karine olarak evlilik birliğini temelden sarsar. Kusur araştırmasına gitmenin yararı olmayacaktır. Anlaşmalı boşanma talebi ret edilirse taraflar sonradan yeniden anlaşarak boşanma talebinde bulunabilir. Başka nedene de dayanabilir.

3) Ortak hayatın yeniden kurulamaması; TMK 166/4 uyarınca boşanma sebeplerinden herhangi birisine dayanılarak açılan bir boşanma davası ret edilir, bu karar kesinleştikten 3 yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamazsa eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilebilir. Bu 3 yıllık süre dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında taraflar tarafından ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından resen dikkate alınacaktır. Önceki davanın açılma sebebi ya da kimin açtığı önemli değildir. Kanundaki şartlar bulunuyorsa halim boşanmaya karar vermek zorundadır.

Belirtilen nedenlerle boşanma davası açmaya hakkı olan eş dilerse boşanma dilerse ayrılık isteyebilir. Boşanma evliliği sona erdirir, ayrılık ortak hayatı tatil eden yenilik doğurucu haktır. Bu hak mahkemeler aracılığıyla kullanılır. Boşanma davası bozucu yenilik doğurucu bir hak. İki karar için de boşanma nedenlerinin bulunması şartı aranmıştır. Ancak anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanma da karine evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması olduğundan ayrılık istenemez. Boşanma talep edilebilen bir davada hâkim hem boşanmaya hem ayrılığa karar verebilir. Dava yalnızca ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez. Kanunda ayrılık süresi 3 yıla kadar mümkündür. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle başlar. Sürenin uzunluğu hakkaniyete, sebebe göre belirlenir. Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer ve eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Boşanma ve ayrılık davasında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Aile mahkemesi görevlidir. Boşanma davası açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı hak. Dolayısıyla davanın tarafları eşler. Eşin ölümüyle dava hakkı mirasçıya geçmez. Ancak TMK 181 uyarınca boşanan eşler birbirlerinin bu sıfatla yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları aksi tasarruflardan anlaşılmadıkça yitirirler. Boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması halinde de ilk fıkra uygulanır.

Boşanma davasında hâkim delilleri serbestçe takdir eder. Davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış olarak saymaz. Burada kanuni değil vicdani delil sistemi getirilmiştir. Anlaşmalı boşanmada olayların ikrarı hâkimi bağlamaz. Hâkim ikrar edilen vakıayı araştırıp vicdanen kanaat getirmelidir. Boşanma davalarında yemin teklif edilemez. Taraflar isterse duruşmalar gizli yapılabilir.

Boşanma davasından eşlerin veya çocukların zarar görmemesi için geçici önlemleri hâkim resen alacaktır. Bu önlemler ihtiyati tedbir niteliğindedir. Kanunda tek tek neler olduğu sayılmamıştır. Ortak konutun tahsisi, bakım geçindirme yükümlülüğüne göre tedbir nafakası, çocukların bakımına katkı vs olabilir.

BOŞANMA DAVASININ SONUÇLARI

Boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik kesin olarak biter ve evlilik bağı kesilir. Dava sırasındaki ihtiyati tedbirler ortadan kalkar, evlilik birliğinden doğan haklar ve yükümlülükler son bulur. Evlenmeyle olan kayın hısımlığı boşanmadan sonra da devam eder ama yeni kayın hısımlığı oluşmaz. Boşanmayla eşler için bazı kişisel sonuçlar meydana gelmektedir. Bu kişisel sonuçlar;

1) Yeniden evlenme imkânının doğar. İstisnası kadınlarda 300 günlük evlenme yasağı süresi bulunur. Amaç soy bağının karışmasının engellenmesidir.

2) Kadın kocanın soyadını kaybeder, evlenmeden önceki soyadını alır.

3) Evlenmeyle kazanılan erginlik ve kayın hısımlığı korunur.

4) ‘Evli’ medeni hali değişir.

5) Evlenme ile kazanılan ‘vatandaşlık’ korunacaktır.

6) Boşanan eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz

7) Talebin ve gerekli şartların varlığı halinde tazminat ve yoksulluk nafakasına hükmedilir.

8) Eşlerin birbirinden alacakları konusunda evlilik birliği süresince zamanaşımı durmaktadır. Boşanma kararının kesinleşmesiyle bu süre kendiliğinden işlemeye devam eder.

9) Boşanan eşler aksi tasarruflardan anlaşılmadıkça ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları kaybederler.

10) Maddi tazminat gündeme gelebilir. Bunun için öncelikle davacının mevcut ya da beklenen bir menfaati zedelenmiş olmalıdır. Boşanma sebeplerinde karşı taraf kusurlu olmalıdır. Davacı boşanmada kusursuz yada daha az kusurlu olmalıdır. Boşanma ile boşanma arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Bu tazminatın belirlenmesinde hâkimin takdir yetkisi bulunur. Hâkim hakkaniyeti, tarafların kusurlarını, eğitim ve sosyo ekonomik kültürel durumlarını, tazminatın sebepsiz zenginleşmeye neden olup olmadığını değerlendirir. Amaç her zaman zararın giderilmesi olmalıdır. Hâkim talep edilen tazminatın fazlasına hükmedemezken daha azına hükmedebilir. Bu tazminat toptan ve ya irat biçiminde ödenebilir. Taraflarda ödeme şeklini kararlaştırabileceklerdir.

11) Boşanmada kişilerin kişilik hakları da zarar görebilir. Boşanma sebepleri kişileri acı ve ıstıraba sürükleyebilir. Manevi tazminata hükmedebilmek için öncelikle boşanma kararının kesinleşmesi gerekir. Manevi tazminat talep eden tarafın kişilik hakkı boşanma nedeniyle ihlal edilmiş olmalıdır. Davalı boşanmada kusurlu olmalıdır. Uğranılan manevi zararla boşanmaya neden olan tarafın kusurlu davranışı arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Manevi zarara uğrayan taraf manevi zararını karşı tarafla anlaşarak ya da dava yoluyla karşı taraftan talep ederek giderebilir. Manevi zarar yönünde bir talep yoksa hâkim resen karar veremez. Manevi tazminat kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için yalnızca hak sahibi ileri sürebilir. Miktarın belirlenmesinde hâkime takdir yetkisi verilmiştir. Boşanma sebebinin meydana gelişi, kusur, tarafların yaşı sosyo eko durumları, çevreleri ve hakkaniyet tazminatın belirlenmesinde göz önünde bulundurulur.

12) Yoksulluk ve iştirak nafakalara da şartları bulunduğu ölçüde hükmedilebilecektir.

Av. Halil İbrahim ÇELİK – Merve ARABACI