Etiket arşivi: boşanmada mal paylaşımı

Boşanmada Mal Paylaşımı

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI

Evlilik birliğinin kurulmasıyla birlikte eşler birbirinin malları üzerinde yetki sahibi olurlar. Bu yetkiler ve eşlerin mallarına ilişkin borçlardan sorumluluğu mal rejimi kavramı ile düzenlenmektedir. Eşlerin evlilikten önce veya sonra sahip oldukları malların evlilik sona ererken nasıl tasfiye edileceği, diğer bir değişle boşanmada mal paylaşımı yine bu kavramla ilgilidir. Medeni Kanunu’na göre eşler arasında uygulanması düzenlenen 4 çeşit mal rejimi vardır ve boşanmada mal paylaşımı bu mal rejimlerinin getirdiği şartlar dahilinde yapılır. Eşler bunlardan birini seçmek yerine şartlarını sağlamak suretiyle mal paylaşımı sözleşmesi imzalayabilirler. Mal paylaşımı sözleşmesi yapılmamış ve kanunda belirtilen diğer mal rejimlerinden biri seçilmemişse geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Boşanmada mal paylaşımı, eşler tarafından seçilen mal rejiminin esaslarına göre yapılmaktadır. 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde eşlerin herhangi bir mal rejimini seçmemiş olması durumunda yasal mal rejimleri edinilmiş mallara katılma rejimi olduğundan boşanmada mal paylaşımı da edinilmiş mallara katılma rejimi şartlarına göre yapılır.

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ

Ayırt etme gücüne sahip ve evlenme ehliyeti bulunan eşler aralarında yapacakları sözleşmeyle istedikleri boşanmada mal paylaşımı türünü seçebilir, kaldırabilir, değiştirebilir.  Küçük veya kısıtlı eş ise yasal temsilcisinin onayı ile boşanmada mal paylaşımı sözleşmesini imzalayabilir. Mal paylaşımı sözleşmesi tarafların yazılı olarak yaptıkları akdi imzalayıp noterin onaylaması veya akdin doğrudan noterce düzenlenip tarafların imzalaması ile yapılır. İki şekilde hazırlanması bakımından geçerlilik farkı bulunamamaktadır ve imza geçerlilik şartıdır. Eşler mal rejimini evlilikten önce belirledilerse evlenme sırasında yazılı olarak bildirirler, aksi halde kural olan edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiş olur. Evlenmeden sonra da eşler noterde düzenleme veya onaylama yoluyla aralarındaki mal rejimlerini değiştirebilir yada mevcut sözleşmelerinde değişiklik yapabilir. Mal paylaşımı rejimleri evlilik tarihinde başlar, sonradan değişiklik halinde değişikliğin yapıldığı tarihten sonra sonuç doğurur. Eşler arasında mal rejimi akdi yapılmadıysa kural edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasıdır.

EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

Yasal mal rejimi türü olup farklı bir mal rejimi seçilmediğinde uygulanacak kural mal rejimidir. 2002 yılından önce evlenen çiftlerde 2002 yılına kadar edindikleri mallarda mal ayrılığı rejimi, 2002 yılından sonra edindikleri mallarda ise seçtikleri bir mal rejimi yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi boşanmada mal paylaşımı yapılırken uygulanır. Eşler mal paylaşımı sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini seçebilir, seçtikleri mal rejiminde sınırlı da olsa değişiklik yapabilir, artık değere katılma payını değiştirebilir. Bu rejim evlenme tarihi ile başlar. Yapacakları sözleşmesel değişiklik halindeyse sözleşme tarihinden başlayacaktır. Edinilmiş mal rejimine göre, eşlerin kişisel ve edinilmiş mallar olmak üzere iki çeşit malvarlığı vardır. Evlilik birliği sona erdiğinde edinilmiş mallar eşler arasında paylaştırılırken kişisel mallar eşin kendisinde kalır. Karine olarak bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Edinilmiş mal; her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleridir. Rejim sona erdiğinde eşe katılma alacağı doğar. Bu alacak hakkı ayın olarak istenemez. Bu kuralın istisnaları ise belirli şartlarla ev eşyası ve aile konutudur. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olup evlilik içinde edilmeyen mallar kişisel mallardır. Hangi malların edinilmiş mal sayılacağı kanunda sayılmıştır;

1-) Eşlerin çalışmasının karşılığı olan edimler; bedel karşılığı yapılan mesleki faaliyetleri sonucu elde edilen mal varlığıdır.  Emek verilmeden kazanılan edimler örneğin bağış, miras edimleri, edinilmiş mal değildir. Eşlerin aylık maaşları çalışma karşılığı olan edimlere örnektir.

2-) Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım ve Sandık Ödemeleri; BAĞ-KUR, emekli sandığı, SSK gibi kurumların veya personele yardım amacıyla kurulan yardımlaşma sandıklarına yapılan ödemeler edinilmiş maldır. Edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde alınan emekli ikramiyesi buna örnektir.

3-) Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar;Yaşanan iş, trafik kazaları ve geniş anlamda haksız fiiller sonucu çalışma gücünün kaybı meydana geldiğinde alınacak tazminat edinilmiş mallar kapsamındadır.

4-) Kişisel Malların Gelirleri;Eşlerden birinin kişisel malı niteliğindeki hayvandan elde edilen süt, yavru, deri gibi edinimler, kişisel mal olan taşınmazdan elde edilen gelir buna örnektir. Eşler, mal rejimi sözleşmesi ile kişisel malların gelirlerini ve çalışmasının karşılığı olan edimlerin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını kararlaştırabilir.

5-) Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler; Edinilmiş mal satılıp elde edilen gelir, bu gelirle alınan başka bir mal buna örnektir.

Eşlerin edilmiş mal kapsamı dışındaki malları ise kişisel mal olarak adlandırılır. Kanunda kişisel mallar örneklenmiştir. Buna göre;

1-) Eşlerden Yalnız Birinin Kişisel Kullanımına Yarayan Eşya; Kıyafetler, kişisel bakım ürünleri, eşlerden yalnız birinin kullandığı mallar buna örnektir. Ortak kullanımdaki eşyalar kişisel mal sayılmaz. Mesleğin icrasında kullanılan araçlarda kişisel kullanıma tahsis edilmiş eşya kapsamında değildir.

2-) Mal Rejiminin Başlangıcında Bir Eşe Ait Olan Mal; Evlenmeden önce tarafların getirdiği çeyiz, sahip oldukları mallar buna örnektir. Mal rejimi kurulmadan eşin bu mallara sahip olması gerekir.

3-) Miras Yoluyla Edinilen Mal; Bir eşe miras yoluyla intikal eden malvarlığı değeri kişisel maldır.

4-) Karşılıksız Kazanma Yoluyla Elde Edilen Mal; Bağışlama, şans oyunları, yardım, kumar kazancı örnektir.

5-)Manevi Tazminat Alacakları;Manevi zararın doğduğu ilişki fark etmez. Ölüm, yaralama, kişilik haklarına saldırı gibi nedenlerle doğan manevi tazminat alacağı kişisel maldır.

6-) Kişisel Malların Yerine Geçen Değerler; Kişisel malın satılması, yerine başka alınan mal, elde edilen para yine kişisel mal olacaktır. Burada alınan yeni malın bedeli kişisel maldan karşılanmış olmalıdır. Yarısı edinilmiş maldan karşılanıyorsa edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.

7-) Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım ve Sandık Ödemelerinden kalan yaşam süresini karşılayacak değer de doktrindeki baskın görüşe göre kişisel mal olarak kabul edilir.

Eşler mal paylaşımı sözleşmesi, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan veya kişisel mallarının gelirlerinin kişisel mal sayılacağı kabul edilebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş edinilmiş mallar üzerinde yararlanma,yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Kural olarak diğer eşin rızasına ihtiyaç yoktur. Ancak eşlerden hangisine ait olduğu belirlenemeyen malların paylı mülkiyet halinde olduğu kabul edilir. Aksine anlaşma olmadıkça, paylı mülkiyetteki mal üzerinde tek başlarına tasarrufta bulunamazlar. Tasfiye halinde paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri üstün yararı olduğunu ispat edip diğerinin payını ödeyerek o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden her biri, kendi borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı bütün malvarlığı ile sorumludur. Dolayısıyla eşin borçlusu edinilmiş malvarlığına da haciz koydurabilir.

Bir eşin bütün malları aksi ispat edilene kadar edinilmiş maldır. Malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat ile yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mal eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır.

Edinilmiş mallara katılma sözleşmesi;

-Evlilik boşanma yoluyla sona erdiyse, boşanma davasının açıldığı gün,

-Eşlerden birinin ölümüyle sona erdiyse, eşin ölüm tarihi,

-Evlilik iptal nedeniyle sona erdiyse iptal davasının açıldığı gün,

-Hâkim kararıyla rejim mal ayrılığına dönüştüyse, davanın açıldığı tarih

-Eşler başka bir mal rejimini kabul edeceklerse, mal rejimi sözleşmesi yapıldığı tarihte sona erer.

Mal rejiminin sona ermesi tasfiye aşamasını beraberinde getirir. Eşler birbirlerindeki kişisel mallarını mal rejiminin tasfiyesi sırasında isteyebilir. Yargıtay’a göre çeyiz ve ziynet eşyaları tasfiye beklenmeden de istenebilir. Bunlar elden çıktıysa bedelleri de istenebilir. Düğünde kadına takılan ziynet eşyası kadının kocaya takılansa kocanın kişisel malıdır. Eşlerin paylı mülkiyete konu malı varsa, tasfiyede, eşlerden biri üstün yararını ispat edip diğerinin payının karşılığını ödemek suretiyle malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Eşlerden biri diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunduysa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Değer kaybı söz konusu ise başlangıçtaki değeri esas alınır. Bu mal tasfiyeden önce elden çıktıysa hakkaniyete uygun bir bedel belirlenir. Malın iyileştirilmesi kişisel veya edinilmiş paya olabilir. Katkı mutlaka parasal bir değer olmalıdır. Yargıtay 2. HD 8774-9394 ilamı ve 4.6.2007 tarihli kararında belirttiği üzere ev hanımının salt ev işlerini yapması katkı olarak kabul edilemez. Eşlerin ikisi de çalışıyor veya ikisinin de gelirleri varsa bir eşin diğerinin edimlerine katkısı olduğu kabul edilir.

Her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Talebi katılma alacağı davası ile olur. Katılma alacağının temliki de mümkündür. Eşler arasında sözleş mesel ilişki varsa katılma alacağı zaman aşımı 10 yıl, sözleşme yoksa ve mal rejimi boşanma veya iptalle sona eriyorsa kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıldır.

ARTIK DEĞER NASIL HESAPLANIR

Artık değer aktiflerden pasiflerin çıkartılması ile elde edilen değerdir. Kanunda artık değer; eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlarda dâhil olmak üzere, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Aktifler hesaplanırken şu değerler hesaba katılır;

–          Mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olan malların tasfiye anındaki değerleri

–          TMK29 uyarınca eklenecek değerler (elden çıkarma tarihindeki değeri)

–          Edinilmiş mallardan kişisel mallara giden değerler (TMK 230)

Pasiflerin hesaplanmasında ise aşağıdaki değerler göz önünde bulundurulur;

–          Edinilmiş malın borçları

–          Varsa ve istenmişse diğer eşe ödenecek değer artış payı(TMK 227)

–          Kişisel mallardan edinilmiş mala giden karşılıklar (denkleştirme)

ARTIK DEĞER = AKTİF – PASİF   

Alacak varsa takas edilir. Artık değerin yarısı talep edilir. Bu yarısına katılma alacağı denir. Her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim katılma alacağının azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Boşanmada Düğün Takıları Nasıl Paylaştırılır - Av. H. İ. Çelik

BOŞANMADA DÜĞÜN TAKILARI NASIL PAYLAŞTIRILIR

Boşanmada düğün takıları son dönemde oldukça çok tartışılan ve merak edilen bir konudur. Evlilik bir kadınla erkeğin aile oluşturmak maksadıyla Medeni Kanunda öngörülen şartlarla hayatlarını birleştikleri kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu şartlardan bir tanesi ise şekil şartı olan evliliğin merasime tabi olmasıdır. Buna göre birbiriyle evlenecek kadın ve erkek, içlerinden birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar. Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevli memur, köylerde muhtardır. Kişiler vekil aracılığıyla evlenemez, yalnızca özel vekâletname ile başvuru işlemlerinin yapılması sağlanabilir. Erkek ve kadın nüfus cüzdanı ve nüfus kayıt örneğini, önceki evliliği sona ermişse buna ilişkin belgeyi küçük veya kısıtlı ise ayrıca yasal temsilcisinin imzalı onaylanmış yazılı izin belgesini ve evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren sağlık raporunu evlendirme memuruna sunmak zorundadır.  Evlendirme memuru, başvuru belgelerinde eksiklik ve engel yoksa çiftlere merasimin yapılacağı gün ve saati bildirir. Evlenme töreni evlendirme memurunun ve mümeyyiz iki tanığın önünde açık olarak yapılır. Kural olarak evlendirme dairesinde gerçekleştirilen tören tarafların talebi üzerine memurun onaylayacağı yerde de yapılabilir. Evlendirme memuru taraflara birbirleriyle evlenmek isteyip istemediğini sorar. Taraflar olumlu cevap verdiklerindeyse evlilik sözleşmesi kurulmuş olur. Olumlu yanıtlardan sonra memurun ayrıca çiftleri karı koca ilan etmesi evliliğin kurucu unsuru değildir.

Türk toplumunda gelenek görenekleri ışığında evlenme merasimine ayrı bir önem atfedilmiştir. Kural olarak evlendirme dairesinde gerçekleştirilen bu merasim genellikle tarafların seçecekleri yerlerde şölen şeklinde gerçekleşmektedir. Bu şölenin olmazsa olmaz unsuru olarak takı merasimi karşımıza çıkar. Davetliler sıraya girerek gelin ve damada düğün takısı adı altında hediyelerini sunmaktadır. Çeşitli yörelerde sıraya girmeden gelin ve damadın davetlilerin masasına giderek kabul ettikleri şekilde gerçekleşebildiği gibi henüz düğünün girişinde bir kesede toplanması şeklinde de olabilmektedir. Taraflar için evliliğin ilk zamanlarında ciddi bir gelir sağlayan bu takılar boşanma esnasında ihtilaflara neden olmaktadır. Boşanmada düğün takıları ne şekilde paylaştırılır ve kimde kalır sorusu çekişmeli olan konulardan biridir.

Düğünde altın olarak ziynet eşyası getirilmesi birçok yörede gelenekselleşmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E:2010/4414 K:2010/10604 ve 11.10.2010 tarihli kararında, evlenme sırasında kadına takılan ziynet eşyalarını bağış olarak kabul etmiş ve kadına ait olduğunu belirtmiştir. Boşanma sırasında kadının bunları geri verme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu ziynet eşyalarını erkek tarafının kadına takmış olması bu sonucu değiştirmez. Erkek tarafının taktığı takılar da bağış niteliğindedir. Erkeğe takılacak takılarınsa kimde kalacağı merasimin yapıldığı yerin örf ve âdetine göre belirlenir. Bazı yörelerde erkeğe takılan erkeğe kadına takılan kadına kalmaktaysa da bazı yörelerde erkeğe takılan ziynet eşyaları da kadında kalmaktadır. Düğünde takılan takıların niteliğine göre de bir paylaşım yapılabilmektedir. Bazı yöreler altınların yada paraların kalacağı kişileri ayrı ayrı belirlemiş durumdadır. Eğer birden fazla yerde düğün yapılmışsa, örneğin kadın ve erkeğin başka şehirlerde yaşamaları dolayısıyla iki ayrı takı merasimi yapıldıysa, takılanların kimde kalacağı her bir düğünün yapıldığı yerdeki örf âdete bakılarak kararlaştırılır.

Ziynet eşyalarının rahat taşınabilmesi ve saklanabilmesi sebebiyle kadında kalacağı kabul edilmiş ve eşyaları erkeğin kadından aldığının ispatı kadına yükletilmiştir. Düğünde takılan takıların evlilik sırasında koca tarafından harcanması durumunda, damadın karşılığını kadına ödemesi gerekmektedir. Ancak erkek taraf takıları aile birliği için harcadığını kanıtlayabilirse ziynet eşyalarının bedelini kadına ödeme yükümünden kurtulur. Aile birliği harcamaları çocuk masrafları, balayı harcamaları gibi giderlerdir. Erkek taraf harcamalarının aile birliği için olduğuna inandırıcı deliller getirirse, bu sefer erkek tarafın kişisel ihtiyaçları için bu harcamaları yaptığını ispat kadın tarafına düşer. Çünkü iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf iddiasını ispatla mükelleftir.

Boşanmada düğün takıları kadına ait olduğunu belirtmiştik. Ancak bu düğün takılarının erkek tarafından alındığının ispatını kadın yapmalıdır. Zira düğün takılarının kadın kaldığı bir nevi karine olarak kabul edilmiştir.

Düğün merasimi sırasında hangi takının kime takıldığının ispatında alınan video kayıtları ve çekilen fotoğraflar etkili ispat araçlarıdır. Bununla birlikte tanık beyanları da takıların kime bağışlandığını ispatta kullanılabilecek delillerdir.

Boşanmada Düğün Takıları Hakkında Yargıtay Kararları;

– Boşanmada düğün takıları kadına aittir. Boşanma halinde geri verme yükümlülüğü yoktur. Mahkemenin davayı kabul gerekçesi olaya ve içtihatlara uygun değildir. Şu durumda, eşyaların geri alınması için bir neden olmadığına göre davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2002/10498K. 2003/770T. 27.1.2003)

– Medeni Kanunun 1. maddesi gereği Hâkim Kanunda hüküm bulunmayan hallerde örf ve adet gereğince karar verme yetkisine sahiptir. Taraflar zilyetlik karinesinin aksini her türlü delil ile ispatlayabileceklerine göre, burada örf ve âdetin tespiti önem taşımaktadır. Tarafların oturdukları bölgede, düğünde kim tarafından hediye edilmiş olursa olsun, takılan ziynet eşyasının geline ait olduğunu kabule elverişli istisnasız herkes tarafından uyulan, istikrar kazanmış örf ve adet varsa, kadını hukuki hamil kabul etmek gerekir. Bu yön gözetilmeden örf ve adet araştırılmadan, eksik tahkikatla düğün sırasında kocanın üzerine takılan eşyanın kocaya ait kabulü ile kadından istirdada karar verilmesi doğru değildir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 1995/10121K. 1995/11061T. 26.10.1995)

– Dosyadaki kanıtlara ve taraf tanıklarının beyanlarına göre, davacının evlendiği tarihte davacıya düğün hediyesi olarak takılan para ve bir miktar küçük altının, evlilik sırasında davalı tarafından bozdurulup gereksinimlerine harcandığı anlaşılmaktadır. Boşanmada düğün takıları kadın ait olduğundan davalı tarafından harcanan bu takıların kadına verilmesi gerekmektedir.

– Davacıya düğünde takılan altın ile para bağış niteliğindedir ve davacının mülkiyetine geçmiştir. Medeni Kanun hükümlerine göre evin ihtiyacını karşılamak kocanın yükümlülüğü altındadır. Bunun içindir ki davalının altınları ailenin gereksinmeleri için harcanmış olması, bunları aynen veya bedelini ödeme yükümlüğünden kurtarmaz. Boşanmada düğün takıları kadına ait olduğundan davalı tarafından harcanmış para ve altın miktarı, dosyadaki tanık beyanları ve diğer deliller doğrultusunda belirlenerek davacıya verilmesi gerekirken istemin bu bölümünün tümden reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. (T.C. Yargıtay 4.Hukuk DairesiE:2004/6794K:2005/157T:24.01.2005)

Boşanmada mal paylaşımı

MAL REJİMLERİ ve Boşanmada Mal Paylaşımı

Mal rejimleri evliliğin sona ermesinin en önemli ayrıntılarından biridir. Evlilik sadece manevi bağları, aile duygularını değil ekonomik açıdan da kadın ve erkeğin aynı ortak payda da hareket etmeleri anlamına gelmektedir. İşte kadın ve erkeğin aynı ekonomik ortaklıktan hareket eden bu eylemleri evliliğin sona ermesi ile eşler arasında belirli şartlar dahilinde boşanmada mal paylaşımı yapılması anlamına gelmektedir. Bu paylaşılmanın şartları ve ayrıntıları da mal rejimleri ile belirlenmektedir.

Boşanmada Mal Paylaşımı

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre eşler arasında uygulanma ihtimali olan 4 ayrı mal rejiminden bahsedilmektedir. Bu mal rejimleri; edinilmiş mallara katılma rejimi, mal ortaklığı, mal ayrılığı ve paylaşmalı mal ayrılığıdır. Eşler evlendikleri dönemde bu mal rejimlerinden birini seçmeye kanunen zorunlu tutulmuşlardır. Bu mal rejimleri arasında yasal olarak kabul edilmiş olan ise edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Eşler yukarıda belirttiğimiz mal rejimlerinden birini seçebilecekleri gibi mal rejimi sözleşmesi de yapabilirler. Mal rejimleri ile alakalı konu hakkında ayrıntılı bilgi vermeden önce Boşanmada Mal Paylaşımı yapılırken göz önünde bulundurulacak olan mal rejimi sözleşmesinden bahsetmek istiyoruz.

A-    MAL REJİMİ SÖZLEŞMESİ

Çiftlerin evlenmeden önce yahut sonra imzalayarak istedikleri mal rejimini seçtikleri yazılı sözleşmeye mal rejimi sözleşmesi adı verilmiştir. Eşler bu sözleşme ile kanunun belirlediği şartlar dahilinde istedikleri mal rejimi sözleşmesini seçebilir, kaldırabilir yahut değiştirebilirler. Sözleşme evlenme ehliyetine sahip olan ve ayırt etme gücüne sahip eşler arasında yapılır. Eşlerden bir küçük yahut kanun tarafından kısıtlı ise yasal temsilcisinin izni ve onayı ile mal rejimleri sözleşmesini imzalayabilir.

Mal rejimi sözleşmesini yazılı ve noter onaylı yahut noter tarafından düzenleme şeklinde yapabilirler. Burada mal rejimi sözleşmesini taraflar kendi aralarında belirlerler ise evlenme akdi sırasında bildirmek zorundadırlar. Aksi halde yasal mal rejimini seçtikleri kabul edilir.

Noter tarafından düzenleme ile noter onayı arasında ki farktan da bahsetmekte fayda var. Noter tarafından düzenlenen mal rejimi sözleşmesinde sözleşmenin tamamı bizzat noter tarafından düzenlemektedir. Taraflar sözlü olarak notere taleplerini iletirler ve noter tarafından yazıya dökülür. Daha sonra bu beyan taraflarca imzalanır. Noter onaylı sözleşmede ise taraflar mal rejimleri sözleşmelerini bizzat hazırlarlar ve imzaladıktan sonra imzalarını notere onaylatırlar. Geçerlilik açısından bu 3 düzenleme şeklinin de birbirinden herhangi bir farkı bulunmamaktadır.

Mal rejimleri hakkında ilk olarak eski medeni kanun döneminde yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimini inceleyeceğiz.

Mal Rejimleri

1-      MAL AYRILIĞI REJİMİ

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu 2002 yılında yürürlüğe girmiştir.2002 yılından önce yürürlükte olan kanun döneminde eşler arasında ki yasal mal rejimi mal ayrılığın rejimidir. Bu rejim 2002 yılından önce evlenmiş bütün çiftlerin 2002 yılına kadar edindikleri bütün malların paylaşımı için işte bu mal rejimi uygulanır. 2002 yılından sonra edinilenlerde ise eğer seçilen spesifik bir mal rejimi yok ise edinilmiş mallara katılım rejiminin uygulanacağı yasa tarafından hükme bağlanmıştır.

Mal ayrılığı rejimini kanun özünde kadının mallarını koruyacağı bir rejim olarak düşünmüş ve bu minvalde kabul etmiştir. Bu rejim gereğince kadının ve erkeğin evlenmeden sonra edindikleri bütün malvarlıkları bizzat kendilerine aittirler. Eşlerin birbirlerinden olan malvarlıklarından bir hak iddia edebilmeleri için katkıda bulunduklarını ispat etmeleri gerekmektedir. İspat etmeleri halinde katkı payı alacağı ortaya çıkar ve katkıda bulundukları rakam doğrultusunda birbirlerinden hak iddia edebilirler.

Eşler mal rejimleri içerisinde yer alan mal ayrılığı rejimi ile kendi mal varlıklarını yönetme ve tasarrufta bulunma haklarına sahiptirler. Her eş kendi malının mülkiyetini korur. Hatta kanun gereğince kadın yahut erkek isterse mal varlıklarının yönetimini eşlerine bırakabilirler. Eğer yönetim eşlerden birine bırakılmış ise onun yaptığı tasarrufların hesabını soramayacağı kanun tarafından kabul edilmiştir.

Mal rejimi sözleşmesi sona erdiği anda tarafların birbirlerinden talep edecekleri tek husus katkı payı alacağıdır. Normal şartlarda kanun tarafından hükme bağlanmamış olan katkı payı alacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından ortaya konmuştur. Katkı payı alacağı ile eşlerden biri diğer eşe ait bir malvarlığı değerinin ediniminde katkısı olduğu ispatlar ise katkı payı oranında bu malvarlığından hak iddia edebilme hakkına sahiptir. Ancak bu hakkın ortaya konması için eşin maddi kazanç elde ettiğini ispatlaması zorunlu tutulmuştur. Örnek vermek gerekirse ev hanımlığı yapan bir kadının bu emeği mal varlığının kazanılmasına katkı olarak kabul edilmemiştir. Katkı ancak somut maddi olgular ile ispatlanabilmektedir. Aksi durumda eşlerin birbirlerinin mallarından hak iddia etmeleri mümkün değildir.

2-      PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI

Boşanmada mal paylaşımı ile ilgili olarak burada inceleyeceğimiz ikinci mal varlığı paylaşmalı mal ayrılığıdır. Paylaşmalı mal ayrılığı bizim hukuk sistemimize özgür bir mal rejimidir. Paylaşmalı mal ayrılığında da yine mal ayrılığından olduğu gibi eşlerden her biri kendine ait mal varlığı değeri üzerinde yönetim ve tasarruf hakkına sahiptir. Ancak eşlerin malvarlığı değerlerinden bir kısmının hangisine ait olduğu tam olarak tespit edilemiyorsa bu değer her ikisini paylı mülkiyetinde kabul edilir. Ayrıca bir mal varlığı değerinin kendisine ait olduğunu iddia eden eş bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Bu mal rejiminde her eş tasfiye sonunda diğer eşte bulunan mal varlığını değerini geri isteyebilir. Boşanmada mal paylaşımı yapılırken ayrıca eşlerin paylı mülkiyetinde olan bir malvarlığı değerinin kullanılmasında üstün yararı olduğunu iddia eden eş bu üstün yararı ispat ederse karşı tarafa payı oranında bir ödeme yaparak değeri kendi mülkiyetine geçirebilir. Örnek vermek gerekirse eşlerin paylı mülkiyetlerinde bir ev olduğunu kabul edelim. Kadın bu evin kendisine bırakılmasında üstün yararı olduğunu ispat edebilirse erkeğin payını ödeyerek boşanmada mal paylaşım hususunda evi alma hakkına sahiptir.

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin mal ayrılığı rejiminden en büyük farkı aile özgülenen mallar kavramı gibi bir kavrama sahip olmasıdır. Evlilik birliğinin kurulmasından itibaren eşlerden biri veya her ikisi tarafından ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş olarak edindikleri yahut ailenin ekonomik geleceğini garanti almaya yönelik yatırımlar aileye özgü mal kavramı tanımına girer ve boşanma halinde eşler işte bu aileye özgür malları aralarında eşit olarak paylaşırlar. Görüleceği üzere burada spesifik bir tanımlamadan bahsedilmiştir. Aileye özgülenen mal varlığının her somut olaya göre farklı bir yorumu bulunmaktadır. Örneğin kimi aileler için bir araç ailenin ortak mal varlığı değer iken kimi aileler için her eşin kendisine ait bir aracı bulunmaktadır. İşte bu malvarlığı değeri boşanma sonunda eşler arasında eşit olarak paylaştırılır.

Bu mal rejiminde de eşlerden birinin diğerinin elde ettiğini bir mal varlığı değerine yaptığı katkıyı isteme hakkı bulunmaktadır.

Eşlerden birinin kötüniyetli hareket ederek sırf diğer eşin mal varlığı değerini azaltmak için aileye özgü malları elden çıkarma gibi bir yol izlerse mahkeme hakkaniyet ölçüsünde bu eşin diğerine tazminat ödemesine karar verebilir. Bu hususu da örneklendirirsek aileye özgü bir araba olduğunu kabul edelim ve boşanma arifesinde erkeğin bu arabayı satarak parasını kullandığını varsayalım. Her ne kadar artık ortada aileye özgülenen bir mal varlığı değerinden bahsedilmese de kötü niyetli bir davranış olmasından dolayı hakim erkeğin kadına bir tazminat ödemesine karar verebilir.

3-      MAL ORTAKLIĞI

Mal ortaklığı rejiminde eşlerin malvarlıkları ortaklık malları ve kişisel malları olarak ikiye ayrılır. Ortaklık malları ailenin ortak malvarlığı değerlerini kişisel mallar ise eşlerden birinin kullanımına özgülenen mal varlığı değeri olarak tanımlanır.

Kanun ayrıca mal ortaklığını kendi içerisinde 3 ayırmıştır. Bu ayrım genel mal ortaklığı, edinilmiş mallarda ortaklık ve diğer mal ortaklığıdır. Genel mal ortaklığında eşler kişisel mal dışında kalan diğer bütün mallarda ortaktırlar. Edinilmiş mal ortaklığı ise eşlerin sadece edindikleri mallarda ortak olduklarını belirtmektedir. Diğer mal ortaklığı ise bu saydığımız iki ortaklık dışında spesifik bir ortaklık kurulması halinde uygulanmaktadır.

a-      Kişisel Mallar

Kişisel mallar kanun gereğince 3 farklı şekilde belirlenebilir. Öncelikle eşler kendi aralarında yapacakları bir mal rejimi sözleşmesi ile kişisel malları belirleyebilirler. Bunun dışında 3. Kişilerin karşılıksız kazandırmaları ile kanun tarafından belirtilen mal varlığı değerleri de kişisel mallar arasında sayılmıştır. 3. Kişilerin karşılıksız kazandırmaları arasında miras hakkı gösterilebilir. Eşlerin mirastan gelen edimleri kişisel mal varlığı değerleri arasındadır.

b-     Ortaklık Malları

Ortaklık mallarını belirtirken genel mal ortaklığının tanımını belirtmek istiyoruz. Zira en önemli uygulama genel mal ortaklığında ortaya çıkmaktadır. Eşlerin yukarıda belirttiğimiz kişisel malları dışında kalan diğer bütün mal varlığı değerleri ortaklık malları kapsamına girmektedir.

4-      EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

4721 Sayılı Medeni Kanun’un yasal mal rejimi olarak kabul ettiği rejim türü edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu mal rejimi Kanunun 218 ve devamı maddelerinde hükme bağlanmıştır.

Eşler evlendikleri anda herhangi bir malvarlığı rejimini seçmemiş oldukları takdirde otomatik olarak edinilmiş mallara katılma rejimini tabii olurlar. Bu hüküm 2002 yılından sonra evlenen bütün çiftler için bu şekilde uygulanmaktadır. 2002 yılından önce evlenen çiftlerde ise 2002 yılına kadar edindikleri mallarda mal ayrılığı rejimi 2002 yılından sonra edindikleri mallarda ise eğer seçtikleri bir mal rejimi yok ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Görüleceği üzere mal rejimleri arasında günümüz itibariyle en çok uygulama alanı bulan rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin mal varlığı kişisel malları ile edinilmiş mallarından oluşur. Boşanmada Mal Paylaşımı paılırken bu paylaşımın nasıl yapılacağında önce kişisel mal ve edinilmiş mal kavramlarını tanımlamakta fayda görüyoruz.

1-      Edinilmiş Mallar

Her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek el ettiği mal varlığı değerine edilmiş mal adı verilmektedir.  Edinilmiş malları evlilik birliği içerisinde eşler ortak malları olarak adlandırılabilir. Hangi malların edinilmiş mal olarak sayılacağı da açıkça belirtilmiştir. Buna göre;

  • Eşlerin çalışmasının karşılığı olan edimler edinilmiş mallardandır. Burada eşlerin standart olarak aldıkları maaşları, kazançları, primleri örnek gösterilebilir. Yani eşlerin bedensel ya da fikri emeğine dayalı olarak kazandıkları para edinilmiş mal kapsamına girmektedir.
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemelerde edinilmiş mallar kapsamındadır. Örnek olarak eşlerin yaşlılık, hastalık, sakatlık vb sebepler ile sosyal güvenlik kuruluşlarından aldıkları ödemeler edinilmiş mallar kapsamındadır.
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlarda edinilmiş mallar kapsamındadır. Eşlerden birinin geçirdiği iş yahut trafik kazası nedeniyle karşı taraftan alacağı tazminatlarda edinilmiş mal kapsamındadır.
  • Kişisel malların gelirleri de edinilmiş malların kapsamına alınmıştır. Kişisel malları aşağıda açıklayacağım için çok içeriğe girmeden bir örnek vermek istiyorum. Eşlerden birine kalan miras kişisel mal değerindedir. Bu mirasın bir ev olduğunu kabul edelim. İşte bu evden gelen kira geliri edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.
  • Boşanmada mal paylaşımı ile ilgili olarak edinilmiş malların yerine geçen değerler de edinilmiş mal olarak kabul edilmiştir. Örneğin eşlerin edinilmiş mal olarak sahip oldukları bir araç olduğunu kabul edelim. Bu aracın satılması ile ortaya çıkan para bedeli eşlerin edinilmiş malı olarak kabul edilir.

2-      Kişisel Mallar

Her eşin edinilmiş malları kapsamına girmeyen mal varlığı değerleri kişisel malları olarak adlandırılır ve Boşanmada Mal Paylaşımı hususunda kişisel mallar paylaşıma dahil edilmez. Kişisel malların neler olduğu yine kanun kapsamında sayılmıştır.

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına giren eşyalar kişisel mallardandır. Eşlerin giysileri, spor malzemeleri, kişisel takıları kişisel mallar kapsamındadır. Ancak burada belirttiğimiz spor malzemeleri her iki eş tarafından da ortak kullanılabilecek malzemelerden ise bu halde kişisel mal sayılamaz. Bunlar dışında eşin cep telefonu, sigarası vb. ürünler de kişisel mal kapsamında girmektedir.
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan veya sonradan miras yahut karşılıksız kazandırma yoluyla elde edilen mal varlığı değerleri de kişisel mal kapsamına girmektedir. Burada görüleceği üzere kanun 3 ana başlık sıralamıştır. Bunlar rejim başlangıcında eşlerden birine ait olan, miras yoluyla kalan ve karşılıksız kazandırma ile elde edilen. Bu 3 ana başlıktan ilki rejim başlangıcında eşlerden birine ait olan mallardır. Yani evlenmeden önce eşlerden birine ait olan malvarlığı değer kişisel mal kapsamına girmektedir. Ayrıca eşe kalan miras payları da kişisel mal kapsamındadır. Bunun dışında bağışlama yolu ile eşe gelen karşılıksız kazandırmalar da kişisel mal kapsamında girmektedir ve boşanmada mal paylaşımı yapılırken kişisel mal olarak kabul edilmektedir.
  • Manevi tazminat alacakları da yasa gereği kişisel mal kapsamında sayılmıştır. Örnek vermek gerekirse eşlerden biri kendisine hakaret edildiği gerekçesi ile 3. Şahsa dava açar ve dava neticesinde bir manevi tazminat kazanırsa bu kazandırma kişisel mal kapsamına girmektedir.
  • Boşanmada mal paylaşımı yapılırken kişisel mallar yerine geçen değerler de kişisel mal kapsamına girmektedir.

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI Nasıl Yapılır?

Bu mal rejimleri ilgili tasfiye hakkında sonraki yazılarda ayrıntılı bilgiler vereceğim. Ancak genel bir bilgilendirme yapmak gerekirse edinilmiş mallar üzerinde eşler tamamen eşit şekilde pay sahibidirler. Yapılacak tasfiyede eşlerin bu boşanmada mal paylaşımı edimlerinde kanunda yazılı haller dışında eşit hak sahibi olduklarını belirtebilirim. Kişisel mallar ise eşlerden her birinin kendi mülkiyeti dahilindedir. Ancak eşlerden biri diğer eşe ait kişisel malın ediniminde yahut onarımında katkı sağlamış ise bu katkısını payı oranında isteyebilir. Örnek vermek gerekirse eşlerden birinin evlilikten hemen önce kredi çekerek bir ev aldığını kabul edelim. Evlilikten önce alındığı için normal şartlarda bu ev alan eşin kişisel malı kapsamına girmektedir. Ancak bahse konu ev için çekilen kredi evlilik içerisinde devam ettiği ve eşlerin maaşları da edinilmiş mal olarak sayıldığı için evlilik süreci içerisinde yapılan kredi ödemelerini her iki eşin ortak yaptığı ve ödenen bedel ölçüsünde evin edinilmiş mal kapsamında satılabileceğini söyleyebilirim.