Etiket arşivi: destekten yoksun kalma tazminatı

Trafik Kazalarında Tazminat Davaları - Av. Halil İbrahim Çelik

TRAFİK KAZALARINDA TAZMİNAT DAVALARI

Ülkemizde çok sayıda trafik kazası meydana gelmekte, bu kazalar sonucu ölümler gerçekleşmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı da ölüm sonrası desteğin yakınlarına ödenen bir tazminat türüdür. Trafik kazalarında hükmedilebilmesi için Karayolları Trafik Kanunu’nda özel bir takım düzenlemelere yer verilmiştir. Ancak ilk etapta destekten yoksun kalma tazminatı amacı ve şartları üzerinde durulmalıdır.

Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için ilk şart desteğin ölmesidir.  Türk hukukunda ölüm beyin ölümüyle gerçekleşir. Dolayısıyla geçirilen trafik kazası nedeniyle hayat boyu felç kalan veya çalışamayacak derece sakat kalan kişilerin yakınları bu tazminatı talep edemez. Desteğin ölümünün yanında ölümden sorumlu bir kimsenin varlığı da aranır. Ancak trafik kazalarından sonra gerçekleşen ölüm olaylarında fail belirlenemiyorsa da ‘Güvence Hesabı’ sayesinde tazminat talep edilebilir. Güvence hesabı; sigortalının tespit edilememesi halinde, KTK da belirtilen bazı nedenlerle işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosuna yapılacak ödemelerde başvurulan bir hesaptır.

Destekten yoksun kalma tazminatı hükmedilebilmesi için ayrıca bir zararın doğması gerekir. bu zarar destekten yoksun kalanların ölüm nedeniyle uğradıkları zararlardır.  Bu zarar maddi nitelik taşır.  Bu zarar kesin ve gerçek olmalıdır. Ancak gelecekte oluşmasına kesin olarak bakılan zararlar da tazmin edilebilir.  Son şart olarak ise desteğin ölümüne neden olan olayla ölüm arası uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

Ölen kişinin destek olarak kabul edilebilmesi içinse destek olduğu kişinin, onun bakım ihtiyaçlarını karşıladığı kişi olması gerekir.  Yani ölen kişi desteğe bakım yardımında bulunmalıdır. Bu adı üstünde bir bakımdır ve karşılıksız olarak madden yapılır. Bu yardımın niçin yapıldığı ancak yardımın devamlılığının belirlenmesinde önemlidir yoksa tazminat bakımından fark yaratmaz.  Ölenin başka birine maddi destekte bulunması için şüphesiz bakım gücüne sahip olması gerekir.  Ölenin bakım gücünü ispatlamak da destek görene aittir.  Destek göreninde bakım ihtiyacı içinde bulunması gerekir.  bu ihtiyaç mutlaka sefalet içinde bir yaşam sürmesi demek değildir. Bu kişi ölenin kanuni olarak bakmakla yükümlü olduğu kişilerden olabileceği gibi destek ilişkisinin kurulduğu başka bir kimse de olabilir.  Destek olma ilişkisinin devamlılık göstermesi gerekir. Arada sırada birine yardım edilmesi, ihtiyaçlarının hediye alınması halinde destek ilişkisi doğmaz.

Destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken destek ve bakım ihtiyacı olan kişinin arasındaki ilişki dikkate alınır. Örneğin eşler, ana baba, çocuklar, kardeşler, nişanlılar ve destek ilişkisinin kurulduğu kimseler tazminat talep edebilir. Tazminatın belirlenmesinde en önemli husus desteğin geliridir. Bunun dışında destek açısından tahmini bakım gücü süresi,  sağ kalanlar açısından bakım ihtiyacı süresi gibi esaslar dikkate alınarak tazminata hükmedilir.

İşletenlerin mali sorumluluk sigortası yaptırması zorunludur. Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne neden olursa ve bu araç bir teşebbüse bağlı faaliyet gösteriyorsa motorlu aracın sürücüsüyle bağlı olduğu teşebbüs zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. İşleten ve aracı işleten teşebbüsün sahibi, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.(KTK 85) Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göreyse sigortacı motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne sebep olursa, KTK’a göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Maddeler de anlaşılan; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın işletilirken bir kimsenin ölümüne neden olması halinde o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu düzenler. Bu sorumluluk bir kusur değil sebep sorumluluğudur.

KTK’nın 91. Maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar düzenlenmiştir. Bunlardan biri işletenin, eşinin, usul veya fürunun, evlatlık ilişkisi bulunan kişinin ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelecek zararlar nedeniyle ileri sürülebilecek taleplerdir. Ancak Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E, 2011/411 K sayılı ilamında belirtildiği üzere sigortalı araç sürücüsünün açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında, 91 deki belirtilen kişilerin araç şoförünün desteğinden yoksun kalan olarak tazminat talep edebileceğine karar verilmiştir.

Araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuruyla olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. (17.Hukuk Dairesi Esas: 2014 / 1043 Karar: 2015 / 7948 Karar Tarihi: 28.05.2015) Bu ilama göre işleten ve sürücü tam kusurlu olsalar bile destekten yoksun kalan kişi zarar gören üçüncü kişi konumundadır ve tazminat talep edebilir.

Trafik kazalarında rastlanan durumlardan birisi de kişinin hatır için taşınması sırasında hayatını kaybetmesidir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı için, tazminattan uygun bir indirim yapılması öğretide ve Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiştir. Hatır taşıması tartışılırken tarafların yakınlığı da nazara alınması gerekir. Zira yakın akrabalar arasında hatır taşımasından bahsedilmesi mümkün değildir. Çünkü yakın akrabalar arasında taşımanın menfaat karşılığı yapılması söz konusu değildir. Hatır taşımasının kıstaslarından biri olan “menfaat karşılığı olmama” koşulu mevcut olmadığından yakın akrabalar arasında hatır taşıması indirimi yapılamaz. (17.Hukuk Dairesi Esas: 2013 / 15913 Karar: 2015 / 3495 Karar Tarihi: 26.02.2015)

Trafik kazalarından doğan zarara ilişkin tazminat talebi davası, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Ayrıca kazanın meydana geldiği yer mahkemesi de yetkilidir. Davacılara seçimlik bir yetki tanınmıştır. Trafik kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, desteğin ölümü ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Ancak kaza cezai sorumluluk da doğuruyorsa ceza kanunun öngördüğü daha uzun zaman aşımı süresi uygulanır.

Av. Halil İbrahim ÇELİK & Merve ARABACI

İş Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı-Av.Halil İbrahim Çelik

İŞ KAZASINDA DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

İşveren işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. İşveren bu yükümlülüğüne aykırı davranır, işçi de bu nedenle iş kazası geçirip ölürse, işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı adı altında bir tazminat talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı esasında, işçinin maddi desteğinden yararlanan kişilerin, işçinin ölümüyle yoksun kaldıkları maddi zararların karşılanması yatmaktadır. Bu durumda işveren, ölen işçinin muhtemel yaşam süresinde çalışarak sağlayabileceği kazancından desteğinden yoksun kalanlara yaptığı yardımları engellemektedir.  Tazminat, destekten yoksun kalanlara peşin olarak ve toptan ödenir. Esasında ölüm durumunda SGK tarafından da zararın bir kısmını veya tamamı karşılanmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı ile SGK ile karşılanamayan zarar tazmin edilir. Yoksa aynı zarar için ikinci bir ödeme söz konusu değildir.

İşverenin kanundan ve sözleşmeden doğan koruma borcuna aykırılıktan dolayı işçinin ölmesi halinde meydana gelen zararlar sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. Esas olarak Borçlar Kanununda düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı ile ilişkin hükümler uygulanır. Ölenin destek verdiği kimseler yalnızca kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler değildir. Ölmeseydi ilerde de yardımda bulunma olasılığı bulunan kişiler, örneğin nişanlılar, evlilik dışı birlikte yaşanılan kimseler de bu tazminata hak kazanabilir. Bunun için söz konusu ilişkinin düzenli ve devamlı olarak ortak bir yaşam sürdürme ve destek olma kararlılığının bulunması gerekir. Bu husus Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da yer almaktadır. Yargıtay 21. HD. 20.03.2001 T., 2001/1005 E., 2001/2091 K numaralı ilamındaysa ortak yaşama son verilmesi ihtimalinin evliliğe göre düşük olması nedeniyle indirim yapılarak tazminata hükmedilmesi gereği ortaya konmuştur.

Destekten yoksun kalma tazminatı ile ilgili hak sahibi çocuksa, kendi olanaklarıyla geçimlerini sağlayıncaya kadar geçen sürede tazminata hak kazanır. Eğitimleri devam ediyorsa eğitim süresi esas alınır. Kız çocuklarının da kural olarak evleninceye kadar bakım ihtiyaçları devam ettiği kabul edilir.  Destekten yoksun kalan ana babaysa aksi anlaşılmadıkça ölünceye kadar bakım ihtiyacı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir. Ölen işçinin destekte bulunduğunun kabulü için yaşamında bu kişilere fiilen, düzenli olarak ve sürekli yardım etmesi, ölmeseydi de yardıma devam edeceğinin az çok anlaşılması gerekir. Dolayısıyla işçinin bir bakım gücü olmalı ve desteklenen de bakım ihtiyacı içinde bulunmalıdır.  Destekten yoksun kalan işçinin ölümünden sonra bir nedenle ölümden önceki yaşam standardını sağlayabiliyorsa destekten yoksun kalma tazminatından söz edilmez.

Zarar ve tazminat hesaplanırken, ölenin maddi gücü ve imkânları, destekten yoksun kalana sağladığı ve sağlamasının olası olduğu yardımlar, bakım ihtiyacının devam edeceği muhtemel süre ve ölümden sonra desteklenen kişinin maddi durumundaki değişimler dikkate alınmaktadır. Zarar süresi kural olarak işçinin ölüm tarihinde başlar.  Destekleme fiilinin son bulacağı tarihse bakım gücünün kaybedildiği veya bakım ihtiyacının ortadan kalktığı tarihlerden önce gelenidir. Tazminat hesaplanırken ölen işçinin bakiye ömrü, iş göremezlik ve kusur oranı, sağ kalan eşin evlenme olasılığı, SSK tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi veriler de göz önünde tutulur. Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken sadece sigortalının 60 yaşının sonuna kadar olan aktif kazancı değil, yaşlılık aylığı alacağı pasif dönemde gözetilir.  Desteklenen kimselerin sayısı, yaş ve cinsiyeti, yaşam seviyesi ve aralarındaki yakınlık gibi hususlara da itibar edilmektedir.

Destekten yoksun kalan kişiye göre zarar süresi değişiklik gösterir. Çoğunlukla kabul edilen görüşe göre erkek çocuklarda 18, kızlarda 22 yaş, sağ kalan eş ölen işçiden büyükse kendi bakiye ömrü süresince, küçük ise ölen işçinin bakiye ömrü süresince, ana baba ise kendi bakiye ömrü süresince destekten yararlanacakları varsayılır.

Maddi zarar hesaplanırken iki döneme ayrılır. Birinci dönem bilinen dönem zararıdır ve işçinin ölümünden ölüm tarihine kadar olan zarardır. İkincisi ise bilinmeyen dönemdir ve hüküm tarihinden itibaren işçinin ve hak sahiplerinin zarar görmeye devam edecekleri muhtemel tarihe kadar olan zarardır. Bilinmeyen dönem zararı işçinin bakiye ömür süresine göre hesaplanabileceği gibi desteğin devam edebileceği muhtemel süreye göre de hesaplanabilir.

Tazminat alacaklısının zenginleşmesinin de önlenmesi gerekir. Çünkü amaç işçi ölmeseydi oluşacak maddi durumun korunmasıdır. Dolayısıyla desteklenen ölen işçinin mirasçısıysa da ölümden sonra miras geliri elde etmişse veya sağ kalan eşin evlenme şansı ve özel sigortadan elde edilen gelirler zarardan düşülerek tazminat belirlenir.

Destekten yoksun kalan, iddiasının haklılığı konusunda inandırıcı deliller getirir ve ekonomik durumu da el verirse, hâkim istem üzerine işverenin zarar görene geçici ödemede bulunmasına karar verebilir. Davalının yaptığı kısmi ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir. Tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri yasal faiziyle birlikte geri vermesine karar verir. Destekten yoksun kalma tazminatında zamanaşımı destekten yoksun kalanın işçinin öldüğünü öğrendiği tarihte başlamaktadır. Zaman aşımı süresi genel hükümlere tabidir. Yani iş kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde 10 yıldır. İş kazası nedeniyle açılacak dava iş mahkemelerinde görülür. 5521 Sayılı Kanun’’un 5.maddesinde “İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir.’ Hükmü yer almaktadır. Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. HMK’nın 16.maddesinin, 5521 Sayılı Kanun’’un 5.maddesi ile tanınan seçimlik yetki kuralının yanında (ilaveten) uygulanması gerektiği Yargıtay 21.HD. E.2014/11828 K.2014/17436 T.15.09.2014 Numaralı hükmünde belirtilerek yetki konusu açıklığa kavuşturulmuştur.

Av. Halil İbrahim Çelik & Av. Merve Nur Arabacı

İş Kazası Nedeniyle Tazminat Hakkı - Av. Halil İbrahim Çelik

İŞ KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT HAKKI

İş kazası, işçiye, işverenin gözetim yükümü altındayken dışarıdan gelen bir olayla bedenen ve ruhen zarar veren olaydır. İş kazası; (SSGSS Kanunun 13. Maddesi uyarınca)
• Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,
• İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle,
• Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmadığı zamanda,
• Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan süt izni saatinde,
• Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaydır.

İş kazası hususunun işyerinde olması yeterlidir, ayrıca işverenin gerekli koruma önlemlerini almamış olması gerekmez. 3. Kişilerin eylemleri veya doğa olaylarının neden olduğu kazalar mesleki faaliyet sırasında gerçekleşiyorsa iş kazası olarak kabul edilir. Meydana gelen kazanın görülen işle ve uğranılan zararla uygun nedensellik bağı içinde olması gerekir. İş kanunu ise iş kazası tanımı yapmamıştır. Ancak işverenin işçi bakımından gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini alma yükümlülüğü düzenlenmiştir. Beden bütünlüğünün ihlali işverenin yükümlülüklerini ihmalden kaynaklanmaktadır. İş kanunu yukarıda açıklanan Sosyal Sigortalar Kanununa göre daha dar bir yorum getirmiştir. İş kanuna göre sorumluluk için işverenin yükümlülüklerini ihmal etmiş olması, kazanın da bu nedenle meydana gelmiş olması gerekir. İş kazası iş yapılırken veya işin yapılması dolayısıyla meydana gelir. Kazadan sorululuk için ilk koşul, kazanın dış etmenler sonucu meydana gelmesidir. Ancak Yargıtay bu koşulu çok katı yorumlamamaktadır. Örneğin iş yerinde kalp krizi geçiren işçinin ölmesi iş kazası olarak kabul edilmiştir. İş kazaları aniden ve kısa zamanda meydana gelen olaydır. Uzun süreli olup sakınmanın mümkün olduğu olaylar iş kazası değildir.

İş kazası nedeniyle işverenin sorumluluğunun doğabilmesi için, iş kazası olmalı, kaza ile yürütülen iş arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı, işverenin kusurlu olarak iş güvenliği önlemlerini almamalı bunun sonucunda da işçi bedensel veya ruhsal bir zarar uğramalı veya ölmelidir. Kaza ile zarar arasında da uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. İşçi kendi kusurlu davranışı nedeniyle iş kazası geçirdiyse ve davranışı, işi ile kaza arası uygun illiyeti ortadan kaldırıyorsa işverenin sorumluluğuna gidilemez. İşçi tamamen kusurlu değilse tazminat belirlenirken işçinin kusuru oranında indirilir. İş kazası 3. Kişinin de %100 kusurlu eylemiyle meydana geldiyse illiyet bağı kesilir. Aksi halde işveren müteselsil sorumlu olabilir. 3. Kişinin var olan kusuru tazminattan indirim sebebi oluşturur. Deprem gibi doğal afetler nedeniyle yaralanan veya ölen işçinin uğradığı kazanınsa işle uygun nedensellik bağı kesilmiştir. Dolayısıyla sosyal sigorta yardımları sağlansa da işveren sorumlu tutulmaz. İş kazası sonucunda Sosyal Sigorta Yardımları, Geçici veya Kalıcı iş göremezlik belgesi, maddi manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir.

İŞ KAZASI NEDENİYLE MADDİ TAZMİNAT

İş kazası nedeniyle işçinin uğradığı bedensel veya ruhsal zararlar nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmenin tazmin ettirilmesidir. Zarar gören işçi, ölümü halinde destekten yoksun kalan, işverenin yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucu meydana gelen iş kazasının somut zararlara yol açması nedeniyle tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın dayanağı, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan zararlar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır. Karşılanan zarar ekonomik zararlardır.

İşvereni tazminat yükümlülüğü işçinin uğradığı bedensel zararlar açısından sosyal sigorta tarafından karşılanmayan kısmının karşılanmasına yöneliktir. Kurumdan yardım alınamıyorsa zarar bütünüyle karşılanmalıdır. Tazminatta amaç kaza meydana gelmeseydi işçi hangi durumda olacaksa o durumun sağlanmasıdır. Dolayısıyla iş kazası tarihi ile azami kalan ömrü arasında bu kaza nedeniyle uğranılan malvarlığındaki gelir kayıpları hesaplanarak işçiye ödenir.

Sosyal Sigortalar Yasası, iş kazası sonucu oluşan zararların giderilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumlarına görevler vermiştir. Sigortalının bakım, tedavi, geçim için gereken işlemleri düzenlemiş, geçici veya kalıcı iş göremezlik durumunda ödenek veya gelir bağlanarak hayatını devam ettirmesine katkı sağlayıcı düzenlemeler getirmiştir. İşte işveren yerine SGK’ca yerine getirilen ödemeler karşılanamayan zararlardan işvereni sorumluluktan kurtarmamaktadır. İşte işçi de bu karşılanamayan zararları işverenden talep edebilmektedir. Sosyal güvenlik yasası da zararın tamamı değil de yaklaşık %70 kadarını aylık ödemelerle karşılamakta geri kalan bölüm için zarar göreni özel hukukta hak aramak zorunda bırakmaktadır.

İşçi uğradığı cismani zararların sonuçlarını ortadan kaldırmak için yaptığı masrafları talep edebilir. Bunlar hastaneye nakil masrafları ve tedavi giderleri olabilir. İleride yapılacak ameliyat masrafları da olabilir. Çalışma gücünü korusa bile yeni iş bulmada zarardan dolayı sinir zayıflığı kalması gibi nedeniyle yaşayabileceği zorluklardan dolayı da tazminat talep edebilir. Ancak tazminat borçlusunu zarara sokmak amacıyla yapılan aşırı giderler hâkim tarafından indirilebilir. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş, zararın artmasında etkili olmuşsa da hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Hüküm anında mağdur tamamen iyileştiyse, çalışmadığı zaman için alması gereken muhtemel ücret de zarara tabidir. Tazminat zararın gerçek miktarını aşamaz. Tazminat zararın giderilmesi için hükmedilir, hiçbir zaman zenginleştirme amacı taşıyamaz. Tazminat belirlenirken işçinin net geliri, muhtemel yaşam ve çalışma süresi, sakatlık derecesi ve sosyal sigortalar tarafından yapılan yardımlar dikkate alarak hâkimin takdir yetkisi çerçevesinde belirlenir. Tazminatta dikkate alınan ücretler de bilinen ve bilinmeyen olmak üzere ikiye ayrılır. Maddi tazminat için istenen faiz olay tarihinden başlar ve yasal faizdir. Zaman aşımı süresi de 10 yıldır.

İŞ KAZASI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT

İş kazası sonucu cismani zarara uğrayan işçi ve ölümü halinde yakınları koşulları oluştuysa manevi zararın tazminini talep edebilir. Bu zarar beden ve ruh bütünlüğünün ihlalinden ve ölüm halinde yakınların duyduğu üzüntüden kaynaklanır. Bu elem ve kederin giderilmesi ve yaşama yeniden tutunmasını sağlamak amaçlanır. Parayla tam olarak zararın miktarı ölçülemese de işçinin zararı kısmen de olsa hafifletilebilir. Manevi zararlara, korku, panik, öfke, elem, küçük düşme, aşağılık hissi gibi duygusal sarsıntılar veya fiziksel acılardır. Sadece ölüm halinde değil ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakınları manevi tazminat talep edilebilir. İş kazası sonucu işçinin beden ve ruh sağlığının bozulması sonucu duyulan acı ve üzüntü tazmin ettirilir. Zarar gören manevi tazminat için dava açtıktan sonra öldüyse mirasçılar açılmış davaya devam edebilir.

Ölen işçinin yakınları da bu zararın tazmini için dava açabilir. Manevi tazminat talebinde bulunacak kişiler işçinin kan ve kayın hısımlarıyla sınırlı değildir, işçiyle duygusal yakınlık içindeki kişiler de olabilir. Yargıtay da ölenle açık ve içtenlik taşıyan bir bağlılığın varlığını aramaktadır. Her somut olayda bu bağlılık ayrıca incelenir. Örneğin işçinin nişanlısı da manevi tazminat talep edebilir. Ölenin desteğinden yoksun kalanlar da ölenle duygusal yakınlık içindeyse manevi tazminat alacaklısı olabilir. Duyulan acı ve kederin ağırlığı da uğranılan bedensel zararın şiddeti, süresi, uzun süren ameliyatlar geçirmek zorunda kalması gibi ölçütlerle belirlenir.

Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde olayın gerçekleşme şekli ve ölenin kusur oranı da etkilidir. Tam kusurlu işçi manevi tazminat isteyemez. Manevi tazminat, iş kazasından sonra gerçekleşen acı ve kederin hafifletilmesi amacı taşıdığından mağduru zenginleştirme amacına da hizmet edemez. Hâkim de kusur oranları, tarafların ekonomik durumları, paranın satın alma gücünü dikkate alarak tazminat miktarını belirlemelidir.

İŞ KAZASI NEDENİYLE TAZMİNATLARDA ZAMANAŞIMI

Ölen işçinin eşi ve çocuklarının kural olarak manevi tazminat talep edebileceği kabul edilir. Çünkü bu kişilerle işçi arası duygusal bağın varlığı karine olarak kabul edilmektedir. Ancak ölen işçi eşiyle uzun süre önce ayrılmış duygusal bağını koparmışsa yakınlıktan bahsedilemez. Doktrindeki baskın görüşe göre iş kazasında işverenin kusurlu olması manevi tazminat talebi için şart değildir. Ancak tazminatın takdirinde dikkate alınır. İşverenin az kusurlu olması veya kusuru olmaması halinde tazminattan indirim yapılabilir veya tazminata hiç hükmedilmeyebilir. Manevi tazminatta da olay tarihinden itibaren faiz yürütülür ve zaman aşımı süresi 10 yıldır.

Av. Halil İbrahim ÇELİK & Merve ARABACI