Etiket arşivi: icra avukatı

icra avukatı, icra avukatı İstanbul, İcra avukatı arama, icra avukatı arıyorum, icra avukatı Bakırköy, İcra davası avukatı, icra takibi

İcra Avukatı

Borcunu ödemekten imtina eden ve ya borcunu zamanında ödemek istemeyen bireylere karşı, alacaklı kişinin talebi üzerine icra müdürlüğünde yapılacak işlem neticesinde, devlet tarafından borçlunun borç yükümlülüğünü yerine getirmesi icra olarak ifade edilir. Alacaklının zamanında ve eksiksiz olarak alacağını tahsil etmesi icra takibi sürecini doğru bir şekilde yürütmesi ile mümkün olabilmektedir. Bu noktada deneyimli ve icra hukuku alanında bilgi sahibi bir uzman icra avukatı tarafından hukuki destek alınması önemlidir. İcra avukatı müvekkilinin alacağının tahsili ile ilgili olarak yaşanabilecek hak kayıplarını önleyebilecek hukuki tecrübeye sahip olmalıdır.

İcra Avukatı Tutmak Zorunlu Mudur?

Hayır, icra takipleriniz için avukat tutma zorunluluğunuz yoktur. Fakat icra zor bir süreçtir ve alacağınızın tahsili her zaman mümkün olmayabilir. Burada hukuki anlamda doğru adımların atılması alacağınızın tahsilini kolay bir şekilde yapmanıza olanak sağlar. İcra avukatı tutmak her ne kadar zorunlu olmasa bile, yasal sürecin etkili bir şekilde yürütülmesi ve yaşadığınız maddi kaybın telafisi adına icra avukatı tarafından desteklenmeniz önerilmektedir. İcra hukukunda usul oldukça önemlidir. Bu yüzden hukuki bilgiye sahip olmayan kişilerin usul yönünden yapacakları yanlışlar onların alacakları ile ilgili olarak hak kaybı yaşamasına neden olabilmektedir. İcra avukatı ise, gerek deneyimi gerekse de hukuki bilgi açısından icra takibini kusursuz olarak yürütebilir.

İcra Avukatı Ne Yapar?

İcra avukatları müvekkillerinin icra sürecini hukuka uygun bir şekilde yürütmektedirler. Burada bilinmesi gerekir ki icra avukatı yalnızca alacaklı kişi için değil borçlu için de gerekli olabilmektedir. Borçlunun da icra sürecini doğru bir şekilde yerine getirmesi gerekir. Özellikle itiraz süreleri, borca itiraz, kötü niyetli açılan icra davalarına itiraz gibi süreçlerde borçlu açısından da icra avukatı ile hukuki süreci yürütmek gerekir.

Alacağın tahsili veya borca itiraz hem maddi hem de manevi anlamda tarafları yıpratan bir süreçtir. Bu süreci icra avukatı aracılığı ile yürütmek, maddi manevi kayıplarınızın önüne geçeceğinden icra avukatları ile hukuki aşamanın takibi gereklidir. İcra avukatı alacaklı ile çalışıyor ise, müvekkilinin maddi kaybını telafi etmek maksadıyla hizmet verir. Borçlu ile çalışan icra avukatı ise, müvekkilinin iddia edilen borçtan kaynaklanacak haksızlığını bertaraf etmek amacıyla hizmet verir.

icra Avukatı İstanbul

İstanbul’da ikamet eden bireylerin icra ile ilgili süreçlerinde deneyimli bir avukat ile süreç yönetimi yapmaları önerilir. Burada icra avukatı İstanbul içerisindeki icra işlemlerinin hızlı bir şekilde yürütülmesine mutlak katkı sağlayacaktır. Özellikle İstanbul’da binlerce icra takibinin olması nedeniyle süreçler oldukça uzun olmakta ve bu durum icralık olan kişiler tarafından maddi bir sorunun yanında manevi anlamda da yıpranılmasına neden olmaktadır.  İstanbul’daki icra avukatları aracılığıyla icra takibi sürecinin yerine getirilmesi gerek alacaklı gerekse de borçlu açısından faydalı olacaktır..

Kira Alacaklarında İcra Takibi - Av. Halil İbrahim Çelik

KİRA ALACAKLARINDA İCRA TAKİBİ

İcra takibi kişinin alacaklarına ulaşabilmesi amacıyla devlet gücünü harekete geçirmesi için yapması gereken işlemin adıdır. Kira akdi iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Kiraya veren kiralananın kullanma hakkını kira süresi boyunca kiracıya vermek, kiracı ise bunun karşılığında kararlaştırılan kira bedelini ödemekle yükümlüdür. Mevzuat düzenlemeleri kiracı lehinedir. Ancak bazı durumlarda kiraya verene, kiracıyı tahliye edebilmek için bazı imkânlar tanınmıştır. Buna göre kiraya veren, kiracıya ihtiyaç yada kira akdine aykırılık nedeniyle sulh hukuk mahkemesinde bir tahliye davası açabilir. Borçlar kanununda kiracıya yüklenen yükümlülüklerin kiracı tarafından yerine getirilmemesi kira akdine aykırılık oluşturur. Açılan davanın sonunda tahliye kararı verilirse, ilam icraya koyularak taşınmazın tahliyesi istenebilir. Kira bedelinin ödenmemesi veya kira süresinin bitmesi halinde kiraya veren, doğrudan icra dairesi aracılığıyla taşınmazın tahliyesini talep edebilir. Kira bedelinin ödenmemesi halinde de kiraya veren bir icra takibi başlatarak kiracısından kira bedelini talep edebilir ve tahliyesini isteyebilir.

Kiracı kira bedelini ödemediğinde, kiralayan ödenmeyen kira bedellerini, icra dairesi aracılığıyla göndereceği, para borcunun ifa edilmesini içeren ödeme emriyle talep edebilir. Ancak kiralayan kira bedelleri ile birlikte kiralanan taşınmazın tahliyesi talep ediyorsa kural olarak ilamsız tahliye takibi yapmalıdır. Başlatılacak icra takibi ile hem kira bedeli hem de tahliye hususu aynı anda talep edilebilecektir.

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir.Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Kanundaki bu düzenlemelerden de anlaşıldığı gibi ilamsız tahliye takibi genel ilamlı haciz yoluyla takipten farklı olarak özel olarak belirtilen ihtar sürelerini içerir. Hakkında icra takibi başlatılan kiracı bu sürelerde kirayı ödemezse, kiralayan icra mahkemesinden kiracının tahliyesine karar verilmesini isteyebilir.

İcra takibi içerisinde gönderilen ödeme emrine 7 gün (6 aydan kısa kira sözleşmelerinde 3 gün) içinde itiraz edilebilir. 30 gün içinde ödemenin yapılması gerekmektedir. Süresinde itiraz yapılmaz ya da 30 gün içinde kira bedeli ödenmezse icra takibi kesinleşir. Kesinleştikten sonra kiralayan icra mahkemesinden taşınmazın tahliye edilmesini isteyebilir.  Kiraya veren açacağı dava ödenmeyen kira bedelleri nedeniyle açılır, süreler içinde kira bedellerinden sayılmayan faiz, icra gideri, avukatlık ücretinin ödenmemesi nedeniyle mahkemeden tahliye talep edilemez. Fakat apartman ortak giderleri kiracı üzerindeyse bunlar da talep edilebilir. Yani kira alacakları nedeniyle başlatılan icra takibi içerisinde tahliye ancak kira bedelinin ödenmemesi halinde istenebilir. Kiracı icra takibi başlatıldıktan sonra kısmi ödeme yapıp kira bedelini öderse mecurdan tahliye edilemez.

Kiracı kendisine ödeme emri geldikten sonra icra takibi içerisinde bulunan kira akdine itiraz edebilir. Süresi içinde yapılan itiraz ile icra takibi durur. Takibe devam edilebilmesi için kiralayanın 6 ay içinde icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep etmesi gerekir. Kiralayan bu süreyi kaçırırsa bir daha aynı kira alacağı için ilamsız tahliye talebinde bulunamaz. Görüleceği üzere süre icra takibi içerisinde oldukça önemlidir.

Kiralayanın ilamsız tahliye takibi veya icra takibi yapması için kira sözleşmesinin yazılı olması gerekmez. Kiracı kendisine gelen ödeme emrine süresi içinde açık ve kesin olarak itiraz etmezse kira akdini kabul etmiş sayılır. Bu halde kira akdinin geçerliliği hakkında bir inceleme yapılmaz. Kiracının kira akdini ret etmesi durumunda, kiraya verenin takibin devamı için kira akdini mahkemede ispat etmesi gerekir. Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yazılı ancak noter tasdikli bir kira sözleşmesi yoksa yine sulh hukuk mahkemesinde dava açılmalıdır. Noter tasdikli kira akdini elinde bulunduran kiralayan icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

Tahliye kararına karşı temyiz yolu açıktır. Ancak temyiz takibi değil satışı durdurur. Kararın icra edilmesi için temyiz kararının kesinleşmesine gerek yoktur. Velev ki borçlu 3 aylık kira bedelini teminat olarak yatırırsa icranın geri bırakılması kararı verilir. İcra edilmesi için temyiz kararıyla kesinleşmesine gerek olmasa da icra mahkemesinin kararının kiracıya tefhimi veya tebliği üzerinden 10 günlük sürenin geçmesi gerekir.  Bu süre sonunda kiralayan kararı icra dairesine sunar, tahliye harcını ve haciz yolluğunu yatırarak kiracının taşınmazdan zorla çıkarılmasını talep eder. Uygulamada tahliye edilmeden önce taşınmazın boşaltılması için bir 10 günlük süre daha verilmektedir.

Av. Halil İbrahim ÇELİK – Merve ARABACI

İpotek Hakkında Bilinmesi Gerekenler - Av. Halil İbrahim Çelik

İPOTEK

İpotek, bir çeşit taşınmaz rehnidir. Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak ipotekle güvence altına alınabilir. Borçlunun borcundan sorumluluğu devam eder. Taşınmazın paraya çevrilmesinden sağlanan para alacağı karşılamazsa, rehinli alacaklı borçlunun diğer malvarlığı unsurlarına da başvurabilir. Borçlu ipotekle karşılanamayan bölümünden, alacağın aslı ile faiz gibi eklentilerinden de sorumludur. İpoteğe konu olan taşınmazın mutlaka borçlunun mülkiyetinde olması gerekmez. Taşınmazın maliki üçüncü kişi için taşınmazı üzerinde ipotek kurabilir. Bu durumda taşınmaz maliki ‘borçlu’ sıfatı kazanmaz. İpotek veren kişinin sorumluluğu ipotek akit tablosunda belirtilen miktarla sınırlıdır.

Medeni kanun uyarınca; arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen taşınmaz üzerindeki bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler üzerinde ipotek kurulabilir. Ticaret kanununa göre bir alacağın temini için –gemi üzerinde-  de ipotek kurmak mümkündür. Çünkü gemi siciline kayıtlı gemiler taşınmaz hükmündedir. Maden sicil tüzüğü uyarınca madenler, Türk Sivil Havacılık Kanunu’na göre bir alacağın temini için hava aracı üzerinde de ipotek kurulabilir.

İPOTEK KURUMUNA YÖN VEREN İLKELER

İpotekle güvence altına alınan alacak ve ipotek konusu taşınmaz taraflarca açıkça belirtilmiş olmalıdır. Kural olarak ancak miktarı Türk Lirası ile tapuda gösterilen belirli alacak için kurulabilir. Ancak yurt içinde veya yurt dışında faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden taşınmaz rehini kurulabilir. İpotek mevcut bir alacak için kurulabileceği gibi ileride doğacak bir alacak için de kurulabilir. Üzerinde ipotek kurulacak taşınmaz tapuya kayıtlı olmalıdır. Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar taşınır rehini hükümlerine tabidir. Müşterek mülkiyette malik kendi hissesi üzerine tek başına ipotek kurabilir. Elbirliği mülkiyetindeyse tüm maliklerin onayı gerekir. Aynı alacak için birden fazla taşınmaz üzerinde ipotek kurulabilir. Taraflar hangi taşınmazın alacağın ne kadarını güvence altına aldığını serbestçe kararlaştırabilir. Birden fazla taşınmaz üzerinde rehin yükü bölünmeden alacağın tümü içinde ipotek kurulabilir.  Bu duruma kolektif rehin adı verilir. Amaç tek bir alacağın tamamını güvenceye almaktır. Rehinli taşınmazlardan birinin paraya çevrilmesiyle rehinli alacaklı alacağını elde etmişse diğer taşınmaz üzerindeki rehin sona erer. Rehinli alacaklı alacağını yalnızca bir kez elde eder. Bu durumda rehinli alacaklı rehinli taşınmazların tamamının paraya çevrilmesini istemek zorundadır. Hangi taşınmazın paraya çevrileceğine icra memuru karar verir.

İPOTEK NASIL KURULUR?

İpotek tapuya tescil edilmek suretiyle kurulur. Dolayısıyla yalnızca tapuya kayıtlı olan taşınmaz hakkında ipotek kurulabilir. Çünkü tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların rehini taşınır rehini hükümlerine tabidir. Ayrıca yasal ipotek hakkı tanınan hallerde şekil şartına uyulmasına gerek yoktur. Tapu memuru istem üzerine alacaklıya ipoteği gösteren bir belge verir. Bu belge Sadece tescilin yapıldığını ispatlar, kıymetli evrak nitelinde değildir.

 İpotek tapu sicilinden –rehin hakkı sahibinin yazılı terkin talebi üzerine- ipotek kaydının silinmesi yada taşınmazın tamamen yok olması ile sona erer. Taşınmazın kamulaştırılması halinde, mülkiyet hakkı ile birlikte, taşınmaz üzerinde bulunan tüm haklar –ipotek hakkı dâhil- sona erer. Bundan sonra bu hak kamulaştırma bedeli üzerinde devam eder. İpotekle güvence verilen borç sona ererse, ipotek tapudan silinmedikçe şekli bakımdan geçerliliğini sürdürür. Alacak sona erince ipotekli taşınmazın sahibi alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini istemelidir. Bu durumda ipotekli alacaklı terkinden kaçınırsa tapu kaydının düzeltilmesi davası açılması gerekir. İpotek belirli bir süre için kurulmuş olsa da sürenin bitmesiyle resen kaldırılamaz.

İPOTEĞİN KAPSAMI NEDİR?

Kesin doğmuş ipotek de denilen anapara ipoteğinde, ipoteğin kapsamına, anapara, takip giderleri, yatırılan harçlar, alacaklı vekili için icra müdürlüğünce takdir edilen vekâlet ücreti, gecikme faizi ve sözleşmede yasal sınırlara uygun kararlaştırılan faizi girmektedir. İpotekli borç, ipotek belgesinde öngörülen sürenin dolmasıyla muaccel olur, alacaklı temerrüt faizini ancak bu tarihten sonra isteyebilir. Eğer ipotek süresiz olarak kurulduysa borç alacaklının ihtarıyla muaccel olur ve ihtar tarihinden itibaren gecikme faizi istenebilir. İcra müdür yardımcısı vade tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek faizleri hesaplayıp anaparaya ekler. Alacaklı ipotek akdi tablosunda belirlenmiş olan gerek temerrüt faizi ve gerekse akdi faiz oranına göre takipte bulunabilir. (12.HD 9.7.2002T., 14236/15061) temerrüt faizine yeniden temerrüt faizi işletilemez. İpoteğin bir yıl(altı ay) vadeyle faizsiz olarak kurulmuş olması halinde, alacaklı belirtilen bir yıl süre geçtikten sonra temerrüt faizi talep edebilir. ( 12.HD 20.02.2006 T. 26399/3037)

İpotek kapsamındaki sözleşme faizleri kanunda süre bakımından sınırlandırılmıştır. Buna göre alacaklı ancak iflasın açıldığı yada taşınmazın paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyen faizleri talep edebilir.

Ayrıca alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için zorunlu masraf yapmışsa ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse bundan doğan alacakları tescile gerek olmaksızın aynen rehinli alacağı gibi güvenceden yararlanır.

Maksimal ipotek de denilen üst sınır ipoteğinde, yani ipotek kurulduğu anda henüz doğmamış olan fakat ileride doğacak alacak için kurulacak ipotekte, anapara, sözleşme ve temerrüt faizleri, mahkeme ve icra giderleri ancak tapu sicilinde tescil edilmiş olan alacak miktarını aşmamak koşuluyla ipoteğin kapsamına girer. Üst sınır ipoteği kurulurken, MK 875 hükmünün uygulanmayacağının bilinmesi gerekir. Bu nedenle uygulamada alacaklılar ana alacak ve yan edimleri karşılamak için, ipotekle güvence altına almak istedikleri alacak miktarını daha fazla göstermektedir. Bu tür ipotekte akit tablosunda veya kredi sözleşmesinde aleni olarak sorumluluğun limiti aşacağı belirtilse de ipotek veren kişinin sorumluluğu yine üst limitle sınırlıdır. Limit dışında kalan alacak asıl borçludan genel haciz yoluyla takip edilerek istenebilir. Ancak taşınmazını ipotek eden üçüncü kişiye limit dışında kalan alacak için hiçbir şekilde başvurulamaz. Limit ipoteklerinde taşınmazın sorumlu olduğu miktarın dosya alacağı ipotek limiti altında ise bu dosya alacağı, dosya alacağı ipotek limitini aşıyorsa ipotek limiti kadar olduğunu Yargıtay 12 HD 3.10.2006 tarihli kararında açıkça belirtmiştir.

Taşınmaz üzerinde kurulan ipotek, taşınmazın bütünleyici parçalarını, eklentilerini, belirli koşullarda hukuki semerelerini ve taşınmaz yerine geçen değerleri de kapsar. Taşınmazın bütünleyici parçaları o taşınmaz üzerindeki binalar, ağaçlar vb.dir. İpotek kurulunca bu parçalar da kendiliğinden ipoteğin kapsamına girer. Taşınmazın eklentileri makinalar, eşyalar vb.dir. Taraflar eklentilerin ipotek kapsamına girmediğini kararlaştırabilir. Kiraya verilen bir taşınmaz üzerindeki rehinin kapsamına, borçluya karşı rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasından veya borçlunun iflasının ilamından başlayarak rehinin paraya çevrilmesi anına kadar işleyen kira bedelleri de girer. Rehin hakkı, kiracılara karşı ancak cebri icra yoluyla takibin kendilerine tebliğ edilmesi veya iflas kararının ilanından sonra ileri sürülebilir. Üzerinde ipotek kurulan taşınmaz sigorta edildiyse, ipotek ödenecek sigorta bedellerini de kapsar. İpotekli taşınmaz kamulaştırılınca ipotek hakkı taşınmaz üzerinde son bulun fakat malik adına yatırılan kamulaştırma bedeli üzerinden devam eder.

İpoteğin anapara ipoteği veya üst sınır ipoteği olması ipoteğin paraya çevrilmesi konusunda önem taşır. Nitekim anapara ipoteği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip, üst sınır ipoteği ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip ile paraya çevrilir. Doktrindeki genel görüşe göre ipoteğin kurulduğu tarihteki alacak miktarının belirli olması halinde anapara ipoteği, belirli olmaması yani ilerde doğacak bir alacak için ipotek kurulması üst sınır ipoteği söz konusudur. Yargıtay 12.HD 12.11.2002 tarihli kararında mevcut bir alacak için kurulan ipoteğin kesin borç ipoteği olduğunu açıkça belirtmiştir. Bununla birlikte, ipoteğin niteliğini belirlemek için sadece ipotek akit tablosundaki sözcüklere bakılamayacağı, taraflar isticvap edilerek, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin sözleşme, ihbarname vb belgeler incelenerek araştırılması gerektiğine yönelik kararlar da mevcuttur.

DEĞİŞMEZ DERECELER İLKESİ

Taşınmaz üzerinde birden fazla ipotek kurmak mümkündür. Bunlar arasındaki öncelik sırasının belirlenmesinde sabit dereceler sisteminden yararlanılır. Çeşitli rehin hakları sıralarını kuruluş tarihine göre değil tarafların iradelerine göre alır. Tapu kütüğüne yapılan tescil her reh,n hakkına belli bir derece ve sıra tespit eder. Dereceler 1.2.3… şeklinde sıralanır. Daha önceki sıralarda değişiklikler daha geri derecedeki rehinler önünde boşluk yaratır. Sonraki rehin hakları bu boşluğu doldurmak için kendiliğinden ilerlemez. Ancak sonra gelen ipotekli alacaklıya boş dereceye ilerleme hakkı tanınabilir. Bu hakka serbest dereceden yararlanma hakkı denilmektedir. Malik de üst sırada boşalan dereceleri doldurabilir. Malik bir alacaklıya ‘önce gelen derecede’ ipotek kurabilir.

Taşınmazın paraya çevrilmesi sırasında elde edilen paradan önce birinci derecedeki alacaklı, o derecede yazılı güvence miktarı kadar alacağını alır. Bundan sonra geriye para artarsa ikinci derecedeki alacaklı o derecede yazılı güvence miktarı kadar alacağını alır. Geriye para kalması durumunda ne kadar derece varsa, durum böylece ilerler.

Bir derecede bu derecedeki güvence miktarı ile sınırlı olarak birden fazla ipotek kurulabilir. Bunlara yan derece denir.  Rehinin sağladığı güvence tescilde belirtilen rehin derecesi ile sınırlıdır. Taşınmaz rehini, sırada kendisinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya daha sonraki derecelere de kurulabilir.