Etiket arşivi: miras avukatı

Reddi Mirasın Emekli Maaşına Etkisi

REDDİ MİRASIN EMEKLİ MAAŞINA ETKİSİ

Mirasın reddi ile bu redde bağlanan hukuki neticeleri önceki yazılarımızda anlatmıştık. Borca batık bir miras ile karşı karşıya kalan mirasçılar için önemli hususlardan biri de olası red beyanının mirasbırakandan kalan emekli maaşını almaya engel olup olmayacağı durumudur. Reddi mirasın emekli maaşına etkisi ile ilgili birçok kimse yanlış bilgiye sahip olmaktan dolayı sırf emekli maaşını yahut ölüm aylığını almak için borca batık mirası kabul etmektedirler. Bunun neticesinde de ortaya çok büyük mağduriyetler çıkmaktadır.

Reddi miras beyanı mirasbırakandan kalan bütün malvarlığı değerlerinin reddedildiği yönünde bir netice çıkarır ortaya. Bu malvarlığı değerleri içerisinde mirasçıların taşınır ve taşınmaz malları, alacakları ve borçlar dahildir. Mirasçılar ölümün ardından 3 aylık süre içerisinde mahkemeye başvurarak mirasbırakanın bu malvarlığı değerlerini kabul etmeyeceklerini bildirirler. Ancak eğer mirasın borca batık olduğu yani borçlarının malvarlığından fazla olduğu hususu kendiliğinden tepsi ediliyorsa mirasçıların dava açmasına lüzum kalmadan otomatik olarak davanın reddedilmiş sayılacağı hususu ortaya çıkar. Burada otomatik red hususu Türk Medeni Kanunu tarafından da kabul edilmiştir. Gerek iradi redde gerekse otomatik redde ortaya çıkan önemli problemlerden biri de bu red beyanının emekli maaşına yahut ölüm aylığına yapacağı etkidir.

Bu konu ile alakalı kanunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay bu kanun boşluğu ile alakalı eksikliğe mahal vermeden uzun yıllardır yerleşmiş bir görüş benimsemiş ve bu doğrultuda hareket etmiştir. Bu görüşe göre reddi mirasın emekli maaşına etkisi bulunmamaktadır. Yargıtay emekli maaşı ile miras terekesinin farklı gerekçelere bağlandığını hükme bağlamıştır. Emekli maaşı mirasbırakanın hayatı boyunca devlete yatırdığı primlerin geri ödemesini kapsamaktadır. Ölüm aylığı da yine aynı gerekçeye bağlanmıştır. Ölüm aylığı hatta miras terekesine dahil olmayıp doğrudan mirasçılar üzerinde doğmaktadır. Bu nedenle bağlanan aylık emekli maaşı değil ölüm aylığıdır. Doğrudan mirasçılar üzerinde doğan bu ölüm aylığının tereke ile bir bağlantısı olmadığından bahisle reddi miras beyanından etkilenmesi de sözkonusu değildir.

Yukarıda belirttiğimiz üzere reddi mirasın emekli maaşına etkisi olmadığı Yargıtayca açıkça kabul edilmiştir. Yargıtay 12. HD. 2005/230073 E., 2005/26042 K. ve 26.12.2005 arihli kararına göre “Borçluların murislerinden kendilerine bağlanan maaşı sahiplenmeleri Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesi uyarınca murisin mirasını reddetmelerine engel teşkil etmez. Zira, murisin herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan almakta olduğu maaşı terekesine dahil değildir.“ şeklinde bir karar vererek bahsettiğimiz reddi mirasın emekli maaşına etkisi hususunu toplum nezdinde aydınlatmıştır. Yargıtay’ın bu konudaki kararları değişmemekte olup ölüm aylığını miras terekesi dışında tutmaktadır. Bu nedenle borca batık mirası sırf ölüm aylığını almak için reddetmeyen mirasçılar tabir-i caizse yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktadırlar. Bilgi eksikliği nedeniyle yapılan bu hataların ortaya çıkardığı mağduriyetler için izahata lüzum yoktur. Bu nedenle bir kez daha tekrar etmekte fayda görüyoruz ki mirası reddetmenin ölüm aylığı yahut emekli maaşını almaya bir etkisi bulunmamaktadır.

Reddi Mirasın Emekli Maaşına Etkisi ile İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Nikahsız Eş ve Evlilik Dışı Çocuğun Miras Hakkı-Av.H.İ.Çelik

NİKAHSIZ EŞ VE EVLİLİK DIŞI ÇOCUĞUN MİRAS HAKKI

Miras Hukuku içerisinde en önemli hususlardan biri kimler mirasçı olabilir sorusudur. Önceki makalelerimizde bu sorunun cevabını anlatmaya çalıştık. Kısaca tekrar etmek gerekirse miras paylaşımında Türkiye’de zümre sistemi kabul edilmiştir. Bu zümre sistemi içerisinde ilk 3 zümre içerisinde yer alan mirasçılar ile sağ kalan eşin mirasçılığı söz konusu olup bunlar dışında kalan kimseler yasal mirasçı olarak kabul edilmezler.

 Zümre sistemi içerisinde 1. Zümreye mirasbırakanın altsoyu yani çocukları ve torunları dahildir. Mirasbırakanın annesi-babası ve kardeşleri ise 2. Zümreye dahildirler. 3. Zümre de ise mirasbırakanın büyükanne ve büyükbabası ile amaca-dayı-hala ve teyze bulunmaktadır. Ayrıca bunlar dışında da sağ kalan eşin mirasçılığı kanunen kabul edilmiştir.

 Nikahsız eş ve evlilik dışı çocuğun miras hakkını incelemeye önce nikahsız eş ile başlayalım. Görüldüğü üzere nikahsız eş herhangi bir zümreye dahil edilmemiştir. Yukarıda belirttiğimiz kimseler dışında kalan bir kimsenin mirasçı olabilmesi ancak bir vasiyetname yahut başka bir ölüme bağlı tasarruf ile mümkündür. Yani mirasbırakan düzenleyeceği vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarruf ile nikahsız eşini de kendisine mirasçı yapabilir. Ancak nikahsız eşin mirasçılığı sözleşmesel hükümden kaynaklanmakta olup saklı paylı mirasçı değildir. Saklı paylı mirasçı olmadığı için yapılan vasiyetnamenin yahut ölüme bağlı tasarrufun olası bir iptali halinde miras hakkı ortadan kalkmaktadır. Bunun dışında başka bir şekille nikahsız eşin mirasçı olma ihtimali bulunmamaktadır.

 Evlilik dışı çocuğun miras hakkı ise mirasbırakan tarafından tanınması yahut babalık davası ile kurulur. Ana ile soybağı doğum itibariyle kurulduğu için burada problem baba ile soybağının kurulmamasından kaynaklanmaktadır. Mirasbırakan baba ölüme bağlı bir tasarrufta bulunarak çocuğu tanıdığını beyan edebilir. Bu tanıma hüküm ifade eder ve evlilik dışı çocuk babaya mirasçı olabilir. Eğer tanıma durumu söz konusu değil ise evlilik dışı çocuk babalık davası açarak mirastan hak iddia edebilir. Babalık davası mirasbırakan öldükten sonra dahi açılabilir. Ölümden sonra açılan babalık davasında mirasbırakanı yasal mirasçıları temsil ederler. Dava neticesinde evlilik dışı çocuk soybağını ispat ederse mirastan pay sahibi olur. Eğer bu durumu ispat edemezse herhangi bir miras payı alamaz.

 Görüldüğü üzere nikahsız eşin miras payı sahibi olabilmesi için ölüme bağlı tasarrufa, evlilik dışı çocuğun miras payı sahibi olabilmesi için ise soybağının kurulmasına ihtiyaç vardır. Bunun dışında herhangi bir hüküm söz konusu değildir.

Nikahsız Eş ve Evlilik Dışı Çocuğun Miras Hakkı ile İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Miras Paylaşma Sözleşmesi

Miras Paylaşma Sözleşmesi

Miras terekesi üzerinde mirasçılar kural olarak elbirliği ile hak sahibidirler. Yani her bir mirasçının miras payının tüm üzerinde hakkı bulunmaktadır. Bu duruma hukuk sisteminde elbirliği ile mülkiyet adı verilmiştir. Mirasçıların bu elbirliği maliklik hususuna son vermeleri 2 halde mümkündür. Bu hallerde ilki bu yazıda da anlatacağımız miras paylaşma sözleşmesi diğer ise anlaşamama halinde ortaya çıkacak olan mahkeme kanalı ile paylaşma yapılmasıdır.

Miras Paylaşma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Miras paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar elbirliği ile malik oldukları mirasın tamamının ya da bir kısmının payları oranında paylaşılması hususu sağlanır. Burada miras paylaşma sözleşmesi yapabilmek için bütün mirasçıların asgari müşterekte birleşmeleri gerekmektedir. Zira anlaşma olmaması halinde miras paylaşma sözleşmesi yapmanın herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır.

Miras paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar terekenin ne şekilde paylaştırılacağını hükme bağlarlar. Bu sözleşmenin mirasın tamamını kapsaması gerekmemektedir. Mirasın bir kısmını kapsayacak paylaşma sözleşmesi de yapılabilir. Ayrıca mirasçılar sözleşme kapsamına dışına çıkamazlar ve mirasbırakana ait olmayan bir mal için paylaşma sözleşmesi yapamazlar.

Bu sözleşme ile tamamen eşit bir paylaşma yapılması zaruri değildir. Mirasçılar anlaştıkları ölçüde bir paylaşma yapabilirler. Her ne kadar yasal miras payları ana ölçüt olsa da bu yasal paylarda mirasçıları bağlamamaktadır. Mirasçılar bu oranlarında dışına çıkarak ortak iradelerini sözleşmeye bağlayabilirler.

Miras Paylaşma Sözleşmesinin Geçerliliği

Miras paylaşma sözleşmesi şekil olarak yazılı yapılmak zorundadır. Yazılı şekilde yapılmayan paylaşma sözleşmesinin geçerliliği bulunmamaktadır. Burada noter yahut mahkeme onayına lüzum bulunmamaktadır. Basit şekilde düzenlenecek bir yazılı sözleşme ile de paylaşma yapılabilir. Bunun dışında tapu memuru, noter yahut mahkeme nezdinde yapılan sözleşmelerin de geçerliliği bulunmaktadır. Ancak burada bir istisnaya dikkat çekmek istiyoruz. İlk paragrafta belirttiğimiz üzere miras ortaklığı genelde elbirliği ile mülkiyet şeklinde doğmaktadır. Ancak bu elbirliği ile mülkiyet paylı mülkiyete resmi olarak dönmüşse artık adi yazılı şekilde yapılan miras paylaşma sözleşmesinin geçerliliği bulunmamaktadır. Bu defa sözleşmenin noter önünde yahut mahkeme kanalı ile yapılması hukuki zorunluluktur.

Bu sözleşmenin geçerliliğinin diğer bir şartı da bütün mirasçılar tarafından imzalanmasıdır. Bütün mirasçılar tarafından imzalanmayan yahut parmak basılmayan bir sözleşmenin hükmü bulunmamaktadır. Sözleşme üzerinde atılan imzalar için bir çatışma durumu ortaya çıkarsa imza incelemesi yapılarak durum neticelendirilmelidir. Bütün mirasçıların çağrılmasının sağlanması için bir mirasçılık belgesi alınarak öncelikle mirasçıların tespiti de sağlanabilir.

Miras Paylaşma Sözleşmesi İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Boşanma Davasında Taraflardan Birinin Ölümü ve Miras

BOŞANMA DAVASINDA TARAFLARDAN BİRİNİN ÖLÜMÜ VE MİRAS

Miras Hukuku birçok hukuk dalı ile iç içe olan bir alandır. Kendi içerisinde Aile Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Ticaret Hukuku başta olmak üzere birçok alan ile yakın ilişki ve etkileşim içerisindedir. Miras Hukuku ile Boşanma Hukuku arasındaki etkileşim de boşanma davası devam ederken çiftlerden birinin vefat etmesi halinde ortaya çıkmaktadır. Normal şartlarda boşanan çiftler birbirlerine mirasçı olamazlar. Eğer boşanma öncesinde bir vasiyetname düzenlenmiş ve bir malvarlığı değeri bırakılmışsa dahi boşanma bu vasiyetnamenin ilgili kısmının iptali anlamına gelmektedir. Ancak eğer vasiyetname düzenleyen yahut ölüme bağlı tasarrufta bulunan taraf beyanında boşanmaya rağmen malvarlığını bıraktığını açık bir şekilde belirtmişse eğer boşanma bu halde tasarrufu yahut vasiyetnameyi etkilememektedir. Bunun dışında kalan hallerde boşanma taraflar Miras Hukuku kapsamında olan bütün haklarını iptal etmektedir.

Görüleceği üzere kanun boşanma halinde mira problemini açık bir şekilde neticelendirmiştir. Ancak bu yazımızda anlatmak istediğimiz husus boşanma davası derdest yani görülmekte iken eşlerden birinin vefatı halinde miras hususunun ne olacağıdır. Bu durumun varlığı halinde kanun mirasçılara davaya devam etme hakkı tanımıştır. Mirasçılar davaya devam etmeyi seçer ve hayatta kalan tarafın kusurunu ispatlayabilirlerse hayatta kalan taraf miras üzerinde herhangi bir hak iddia edemez. Ancak dava reddedilir yahut kusur ispatlanamaz ise hayatta kalan eşin mirasçılığı aynı şekilde devam etmektedir.

Müteveffanın ardından boşanma davasına devam etme hakkı belirttiğimiz üzere mirasçılardadır. Burada birden fazla miraçsının varlığı halinde dahi toplu hareket etme mecburiyeti bulunmamaktadır. Mirasçılardan birinin dahi talebi üzerine davayı takip etme yetkisi bulunmaktadır. Mirasçı aynı müteveffa hayattaymışçasına savunmalar yapıp davayı takip etme yetkisine haizdir. Burada delil bildirme, tanık dinletme vs. gibi yargılamaya ilişkin bütün haklar aynı şekilde mirasçıya tanınmıştır. Bu neticenin ortaya çıkabilmesinin tek şartı boşanma davasının mirasbırakandan önce açılmasıdır. Mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar kusura dayanıp bir dava açamazlar. Ayrıca bu davada aslolan sağ eşin kusurunun ispatlanmasıdır. Sağ kalan eşin kusurunun ispatlanamaması halinde mirasçılık statüsünde bir değişme olmaz zira ortada hukuken bir boşanma hükmü bulunmamaktadır. Bu boşanma hükmünün mirasa etki etmesi için kesinleşmesi kanuni zorunluluktur.

Boşanma Davasında Ölüm ve Miras İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Hukuk sistemimiz içerisinde pratik hayatta sıklıkla karşılaşılan sözleşmelerden birisi de Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi olmaktadır. Bu sözleşme başta Miras Hukuku, Borçlar Hukuku ve Gayrimenkul Hukuku olmak üzere birçok hukuk dalı ile yakından ilgilidir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi nedir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi Miras Hukuku bağlamında bir ölüme bağlı tasarruftur. Türk Medeni Kanunu’nun 527. maddesinde mirasbırakanın ölmeden önce yapacağı bir sözleşme ile bir malvarlığı değerini mirasçılardan birine yahut 3. bir kimseye bırakabilmesine müsaade edilmiştir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile Miras Hukuku arasındaki bağ işte bu maddeye dayanmaktadır. Bunun dışından ölünceye kadar bakma sözleşmesi ayrı bir şekilde Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 611. maddesine göre bakım alacaklısı yani mirasbırakan bir malvarlığı değerini ölünceye kadar kendisine bakması karşılığında mirasçılarından birine veya 3. şahsa bırakma hakkına sahiptir. İşte bu doğrultuda yapılan sözleşmeye ölünceye kadar bakma sözleşmesi ismi verilmiştir. Bu sözleşmede malvarlığı sahibi yani bakım alacaklısı belirli bir malvarlığı değerini devretme bakım borçlusu ise bakım alacaklısına ölünceye kadar bakma borcu altına girmiştir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Şartları

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi bazı geçerlilik şartlarına bağlanmıştır. Buna göre sözleşme ancak noter veya sulh hukuk hakimi önünde düzenleme şeklinde yapılmak kaydıyla geçerli olabilir. Pratik hayatta genelde sözleşme noterler tarafından düzenlenmektedir. Bakım alacaklısı 2 tanık ile birlikte notere giderek ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenletebilir. Ölünceye kadar bakma reel hayatta çok ciddi öneme sahip olduğu için bahsettiğimiz kadar sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusuna devredilecek mal varlığı değeri üzerine ipotek veya rehin tesisi kanun tarafından mümkün kılınmıştır. Bakıcı olarak nitelendirdiğimiz taraf kendisini garanti altına almak için ipotek yahut rehin yolunu da kullanabilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bakıcıya yüklenen en önemli sorumluluk bakıma muhtaç tarafa kendi aile ferdiymiş gibi özen göstermesidir. Aksi durumda sözleşme ile kendisine yüklenen edimi yerine getirmemiş olur. Bakım ile kastedilen bakıma muhtaç kimsenin bütün ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlar içerisinde sağlık, gıda, bakım, temizlik vb. olmak üzere temel bütün hususlar girmektedir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

veraset ilamı

Veraset ilamı Nasıl Çıkarılır?

Birey öldükten sonra da hukuk sisteminin sujesi olmaya devam etmektedir. Ölümün ardından miras üzerinde kimlerin hak sahibi olduğunu belirleyen belgeye veraset ilamı denmektedir. Veraset ilamının bir diğer ismi mirasçılık belgesidir. Veraset ilamı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinde “Mirasçılık Belgesi” başlığı ile belirtilmiştir. Yasal mirasçılar mirasıbırakanın ölümünün ardından sulh hukuk mahkemesine veya noterlere başvurarak mirasbırakanın mirasçılarının tespiti için veraset ilamı çıkarılmasını isteyebilirler. 2011 yılında yapılan kanun değişikliği öncesinde veraset ilamı sadece sulh hukuk mahkemesinden talep edilebiliyorken yapılan değişiklik ile noterlere de bu yetki verilmiştir. Artık mirasçılar daha kısa süre içerisinde veraset ilamını almak için noterlere başvurmaktadırlar. Veraset ilamını noterden alabilmek için mirasçılar arasında yabancılık unsurunun bulunmaması gerekmektedir. Yani mirasçılardan birinin yabancı ülke vatandaşı olması veya yurtdışında ikamet etmesi halinde noterler veraset ilamını düzenlememekte ve başvurucuları sulh hukuk mahkemesine yönlendirmektedirler.

Veraset ilamı Nasıl Çıkarılır?

Veraset ilamına başvuru süresi 1 aydır. Miras ile alakalı konularda kanunun öngördüğü süreler kesin süreler değildir. Kişi veraset ilamı çıkarmaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde sulh hukuk mahkemesine veya notere başvuru yaparak veraset ilamını alabilir. Veraset ilamını yasal mirasçılar veya atanmış mirasçılar alabilirler. Yasal mirasçıların veraset ilamını almaları için kimlik ibraz etmeleri yeterli iken atanmış mirasçılar bu haklarını noter veya mahkeme huzurunda ispat etmelidirler. Bu ispat bir ölüme bağlı tasarruf ile yahut vasiyetname ile yapılabilir.

Veraset ilamı içerisinde kimlerin mirasçı olduğu ve miras payları açıkça gösterilir. Mirasçılar bu belge ile mirasbırakanın menkul, gayrimenkul malları ile alacakları üzerinde miras payları oranında hak sahibi olurlar.

Veraset ilamına karşı itiraz her zaman mümkündür. Burada kanun bir zamanaşımı süresi öngörmemiştir. Veraset ilamının iptali için dava açmak isteyen kimseler bir dilekçe ile mahkemeye başvuru yaparak bu yönde karar verilmesini talep edebilirler. Böyle bir dava açılmadığı sürece veraset ilamında yazan miras paylarının doğru olduğu kabul edilir ve büyün paylaşımlar veraset ilamında gösterildiği gibi yapılır. Bu karinenin iptali için yukarıda belirttiğimiz davanın açılması gerekmektedir.

Veraset İlamı İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Kimler Mirasçı Olabilir

Kimler Mirasçı Olabilir?

Miras Hukuku içerisinde cevaplanması gereken cümlelerden biri de kimler mirasçı olabilir sorusudur. Kimler mirasçı olabilir sorusu hem kan hısımlığına ilişkin mirasçılığı hem de dışarıdan atanan mirasçılık hususunu cevaplama açısından oldukça önem taşımaktadır.

Kimlerin mirasçı olabileceği ile ilgili husus 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 495. ile 501. maddeleri arasında belirtilmiştir. Mirasbırakanın altsoyu ilk derece mirasçılardan olup miras üzerinde öncelik hakkına sahiptirler. Yani altsoyu hayatta olan bir mirasçının miras paylaşımı sadece altsoy arasında yapılır. Üstsoya tesir etmez. Üstsoyun mirasa dahil olması için mirasbırakanın çocukları ve torunlarından kimsenin hayatta olmaması gerekmektedir. Mirasbırakanın çocukları miras üzerinde eşit pay sahibidirler. Mirasbırakan bırakacağı vasiyetname ile saklı paya dokunmadan çocuklar arasında eşitlik durumunu bozabilir. Ancak ortada bir vasiyetname veya ölüme bağlı tasarruf yok ise çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar.

Kimler Mirasçı Olabilir

Mirasbırakanın altsoyu hayatta değil ise bu defa mirasçılık hakkı mirasbırakanın annesi ve babasına geçmektedir. Görüleceği üzere kimler mirasçı olabilir sorusu cevaplanırken mirasbırakanın hayatta olan yakınlarına dikkat etmemiz gerekiyor. Mirasbırakanın anne ve babası da miras üzerinde eşit pay sahibidir. Yine bir önceki paragrafta belirttiğimiz üzere saklı paya dokunmamak kaydıyla vasiyetname yahut ölüme bağlı tasarruflarla bir takım değişiklikler yapmak mümkündür. Mirasbırakanın anne ve babasının kendisinden önce ölmesi halinde mirasçılık halefiyet yolu ile mirasbırakanın kardeşleri ile kardeşlerinin çocuklarına geçer.

Bu iki zümrenin hayatta olmaması halinde mirasçılık sırası mirasbırakanın büyük anne ve büyük baba zümresine geçmektedir. Bu zümre içerisinde yer alan mirasçılarda eşit paylarda hak sahidirler. Saklı pay husus bu mirasçılar için de geçerlidir. Ayrıca halefiyet durumu da aynı şekilde geçerlidir. Büyük anne ve büyük baba zümresi içerisinde bir tarafta hiç mirasçı kalmamış ise mirasın tamamı diğer tarafa geçmektedir.

Evlilik dışı doğan çocukların mirasta hak sahibi olmaları için mirasçı ile aralarında yasal bağın kurulması gerekmektedir. Bu husus mirasbırakanın yapacağı bir ölüme bağlı tasarruf ile mümkünken, evlilik dışından doğan çocuğun açacağı davanın olumlu neticelenmesi ile de mümkündür. Ölümden önce bu davalar mirasbırakana açılırken ölümden sonra mirasçılara yöneltilir.

Sağ kalan eş herhangi bir zümre içerisinde dahil edilmemiştir. Mirasçılığı devamlılık gösteren ve mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik gösteren oranlar dahilinde mümkün kılınmıştır.

Yasal olarak evlat edinilen kimse de aynı kan hısımlığı olan evlat gibi mirasta pay sahibi olur. Evlatlığın altsoyu da evlatlığın miras payı üzerinde hak sahibi olurlar.

Kimler miraçsı olabilir sorusuna verilecek son cevap ise devletin mirasçılığıdır. Hiçbir mirasçısı olmayan mirasbırakanın mirası devlete kalmaktadır. Devlet yasal son mirasçı olarak miras payının tamamı üzerinde hak sahibidir.

Miras Hukuku İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Mirasçılıktan Çıkarma - Av. Halil İbrahim Çelik

MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA

Pratik hayatta insanların evlatlıktan red olarak adlandırdığı durumun hukuk sistemindeki yeri mirasçılıktan çıkarma durumudur. Mirasçılıktan çıkarma işlemi ile mirasbırakan ölüme bağlı tasarruf ile mirasçısını mirasından uzaklaştırabilir.

Mirasçılıktan çıkarma işleminin hangi gerekçelerle ile ve ne şekilde yapılacağı hususu 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 510 ve 513. maddeleri arasında belirtilmiştir. Kanuna göre mirasçılardan biri mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarına karşı ağır bir suç işler ise mirasbırakan tarafından mirastan çıkartılabilir. Kanun burada görüleceği üzere net bir tanımlama yapmamış ve ağır suç kavramını her pratik olayda ayrı olarak değerlendirilmesini istemiştir. Zira ağır suç kavramı, ailenin sosyo-ekonomik standartlarına veya gelenek – göreneklerine göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle ağır suç kavramı her somut olayda farklı olarak değerlendirilir. Burada özellikle suç kelimesine yer verildiği için yapılan eylemin 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca suç olmasına dikkat edilmelidir. Zira suç ancak kanunda yazılı hususların gerçekleşmesi ile mümkün bulunmaktadır. Yapıldığı iddia edilen eylem Türk Ceza Kanunu uyarınca suç değil ise mirasçılıktan çıkarma işlemine dayanak yapılması mümkün değildir.

Mirasçılıktan çıkarma işleminin ikinci gerekçesi de mirasçının mirasbırakana veya mirasbırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan görevlerini ihmal etmesidir. Burada aile hukukuna göre aile bireyleri birbirilerine karşı bir takım ödev sorumluluklara sahiptirler. Sadakat yükümlülüğü, bakım yükümlülüğü vs. bu hak ve ödevler arasında sayılabilir. İşte bu hak ve ödevlere aykırı hareket edilmesi halinde mirasbırakan bu mirasçıyı mirasçılıktan çıkarabilir.

Yukarıda saydığımız her iki eyleminde mirasçılıktan çıkarma işlemine konu olması için doğrudan mirasbırakana yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. Mirasbırakanın aile üyelerine karşı da bu eylemler de bulunulması halinde mirasbırakan yapacağı bir ölüme bağlı tasarruf ile bu mirasçıları mirasçılıktan çıkarma hakkına sahiptir.

Mirasçılıktan çıkarma işleminin geçerli olması ancak ve ancak sebebin belirtilmesi halinde mümkündür. Sebebi belli olmayan çıkarma işlemlerinin geçerliliği bulunmamaktadır. Mirastan çıkarılan kimse bu çıkarma işlemine itiraz ederse sebebi ispat yükü mirasçılıktan çıkarılmayan diğer mirasçılara düşmektedir. Sebep ispat edilmezse mirasçılıktan çıkarılma işlemi geçersiz olur ve kişi miras üzerinde hak sahibi olmaya devam eder. Ancak sebebin ispat edilmesi halinde kişi mirasçılıktan pay alamaz ve ayrıca tenkis davası da açamaz. Bu şahsın miras payı varsa altsoyuna altsoyu yok ise diğer mirasçılara geçer.

Eğer mirasçılarından biri borçları nedeniyle aciz halinde ise mirasbırakanın bu mirasçıyı saklı payının yarısı oranında mirasından çıkarabilir. Ancak bu çıkarma işlemi ile ortaya çıkan yarı oranındaki payın mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyuna özgülenmesi kanuni şart olarak kabul edilmiştir.

Mirasçılıktan Çıkarma İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Mirasta Saklı Pay

Mirasta Saklı Pay

Miras Hukuku’nun önemli unsurlarından biri de mirasta saklı pay durumudur. Mirasbırakan ölmeden önce malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunma bakımında özgür iken ölümü ile yapacağı tasarruflarda bu özgürlük kendisine tanınmamıştır. Mirasbırakan ancak belirli bir takım oranlar dahilinde malvarlığını bir takım kimselere bağışlayabilir yada miras bırakabilir. Bunun dışında bir takım yakın mirasçılarının belirli oranlar dahilinde miras payına dokunamaz. Bu hususa mirasta saklı pay ismi verilmiştir.

Kimlerin mirasta saklı pay sahibi olduğu kanunda açıkça belirtilmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesinde belirtilmiştir. Saklı pay oranları üzerinde herhangi bir değişiklik yapma imkanı bulunmamaktadır.

Mirasta Saklı Pay Oranları Nedir?

Türkiye’de yasal miras paylaşımı yapılırken zümre sistemi dikkate alınmıştır. Bu zümre sistemi içerisinde mirasbırakanın altsoyu yani çocukları, torunları ve varsa evlatlığı 1. zümre içerisinde dahil edilir. Annesi, babası ve kardeşleri ise 2. zümreden sayılmıştır. İşte mirasta saklı paylar bu 1. zümre mirasçılar ile kardeşler hariç olmak üzere 2. zümre mirasçılar ve sağ kalan eş için öngörülmüştür. Sağ kalan eş dikkat edileceği üzere herhangi bir zümreye dahil edilmemiştir. Zira sağ kalan eşin mirasçılığı ayrı hükümlere bağlanmıştır. 2007 yılına kadar 2. zümre mirasçılarından olan kardeşlerinde saklı payı kanun tarafından kabul edilmiştir. Ancak 2007 yılında yapılan değişikliklerle kardeşlerin bu hakkı kaldırılmıştır.

Mirasta Saklı Pay hakkı

Mirasta saklı pay belirttiğimiz üzere zümre esasına göre belirlenmiştir. 1. zümre içerisinde yer alan mirasbırakanın çocuklarının mirasta saklı pay oranları yasal miras paylarının yarısıdır. Örnek vermek gerekirse miras bırakanın 3 çocuğu ve eşinin hayatta olduğunu varsayalım. Mirasın 1/4 ü sağ kalan eşin kalan 3/4 ise 3 çocuk arasında 1/4 oranın eşit olarak paylaştırılır. İşte bu halde çocukların mirasta saklı pay oranları yasal miras paylarının yarısı olmak üzere 1/8 dir. Mirasbırakan bu 1/8 oranına dokunmamak kaydıyla miras oranları üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.

Mirasbırakanın anne ve babasının mirasta saklı payın oranı yasal miras payının 1/4 ü olarak belirlenmiştir. Normal şartlarda anne ve babanın yasal mira payı 1/4 ise saklı pay oranı 1/16 dır.

Sağ kalan eşin mirasta saklı pay oranı mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik göstermektedir. Sağ kalan eş mirasbırakanın çocukları veya annesi ve babası ile mirasçı olursa mirasta saklı payın oranı yasal miras payı ile aynıdır. Diğer hallerde ise yasal miras payının 3/4 ü saklı pay oranı olarak belirlenmiştir. Miras bırakan bu oranlara dokunmamak kaydıyla mirası üzerinde istediği gibi ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir.

Mirasta Saklı Pay İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!