Etiket arşivi: miras hukuku

Mirastan Iskat (Çıkarma) Nasıl Yapılır - Av. H. İbrahim Çelik

MİRASTAN ISKAT (ÇIKARMA) NASIL YAPILIR?

Hukukumuzda nasıl ki mirastan feragat mümkün ise bunun bir anlamda zıttı sayılan mirastan ıskat da mümkündür. Usul olarak ise; mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilme hakkına sahiptir. Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım doğrudan yasal mirasçılarına kalacaktır.

Mirastan ıskat hususu yargıtay tarafından cezai ıskat(olağan ıskat) ve koruyucu ıskat olmak üzere iki başlık altında ele almıştır. Türk Medeni Kanunu 510. maddede cezai ıskat üzerine yapılan düzenlemelerde belirtildiği gibi miras bırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını şu hallerde mirastan ıskat edilebilir;

-Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, -Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Ayrıca bu sebepler ile mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamayacaktır. Tenkis davasını tek cümleyle açıklamak gerekirse, saklı payına tecavüz edilen mirasçılar tarafından miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufu ile saklı payı aşacak miktarda miras bıraktığı kişilere karşı açılan bir davadır.

Koruyucu ıskat ise literatürde geçen farklı bir söylemle aciz sebebiyle ıskat olarak yer almaktadır. Açıklamak gerekirse, miras bırakan şahsın alt soyundan gelen birine düşecek mirasın, bu kişinin borç ödemekten aciz durumda bulunmasından ötürü kişiyi mahfuz hisselerinin yarısından yoksun bırakmasıdır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise kalan yarım hissenin diğer mirasçılara değil, mirastan çıkarılan mirasçının doğmuş veya doğacak altsoyuna özgülenmek zorunda olduğudur. TMK 513. madde devamında ise, miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin(aciz vesikası) hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine söz konusu mirastan ıskat işleminin iptal olunacağı belirtilmektedir.

Kanun hükmünde geçen saklı pay(mahfuz hisse) sahibi olan kişiler, miras bırakanın alt soyu -yani çocuklar ve torunları-, annesi, babası ve sağ kalan eşidir. Alt soy terimi içerisine evlat edinilen çocuklar da dâhil olacaktır. Bunun haricinde evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olacaklardır. Önceki kanunumuzda kardeşler de saklı pay sahibi olarak kabul edilmekte iken 2007 yılında yapılan değişiklik ile kardeşlerin saklı pay hakları kaldırılmıştır. Saklı pay oranları TMK 506. maddede

-altsoy için yasal miras payının yarısı,

-ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,

-sağ kalan eş için, altsoy ya da ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı,

-diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü olacak şekilde düzenlenmiştir.

Mirasçının mirastan ıskat edilmesiyle, ıskat edilen kişi mirastan herhangi bir pay alamayacaktır. Tenkis davası açma hakkı da bulunmadığı için söz konusu şahsın miras payı varsa altsoyuna geçer alt soyu yok ise diğer mirasçılar arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Mirastan ıskat edilen kişinin altsoyu, saklı payı için dava açma hakkını bu sebeple kaybetmeyecektir.

Yargıtay’ın 2013/15148 sayılı esas ve 26.11.2013 tarihli kararında mirastan ıskat edilme durumunu; saklı payın temelini teşkil eden aile dayanışmasının zedelendiği hallerde, mahfuz hisseli mirasçıyı mirastan uzaklaştırma olanağını miras bırakana tanıyan ölüme bağlı bir tasarruf olarak tanımlamıştır. Bu tasarrufla miras bırakan mahfuz hisseli bir mirasçısını miras hakkından ve mahfuz hissesinden yoksun bırakır. Normal koşullarda miras bırakan mahfuz hisse üzerinde tasarruf edemez, etse bile bu tenkis yoluyla ıskat olunan mirasçılara geri dönebilir.

Sadece yukarıda zikredilen mirastan ıskat sebeplerinin gerçekleşmesi halinde ıskat yolu ve mahfuz hisseden yoksun kalma konusu gündeme gelebilecektir.Miras bırakan her zaman ve dilediği takdirde mahfuz hisse dışında kalan hisseler üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Onun için mirastan ıskat sadece mahfuz hisseli mirasçılar hakkında hüküm ifade eder.Velhasıl mirastan ıskat, murisin tek taraflı ölüme bağlı bir tasarrufuyla gerçekleşir.

Mirastan ıskatın iptali için mirasçının mirastan ıskat dilekçe örneğini de mahkemeye sunmak kaydıyla Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açması gerekmektedir

Av. Halil İbrahim ÇELİK & Hüseyin Alper ÇABUK

Nikahsız Eş ve Evlilik Dışı Çocuğun Miras Hakkı-Av.H.İ.Çelik

NİKAHSIZ EŞ VE EVLİLİK DIŞI ÇOCUĞUN MİRAS HAKKI

Miras Hukuku içerisinde en önemli hususlardan biri kimler mirasçı olabilir sorusudur. Önceki makalelerimizde bu sorunun cevabını anlatmaya çalıştık. Kısaca tekrar etmek gerekirse miras paylaşımında Türkiye’de zümre sistemi kabul edilmiştir. Bu zümre sistemi içerisinde ilk 3 zümre içerisinde yer alan mirasçılar ile sağ kalan eşin mirasçılığı söz konusu olup bunlar dışında kalan kimseler yasal mirasçı olarak kabul edilmezler.

 Zümre sistemi içerisinde 1. Zümreye mirasbırakanın altsoyu yani çocukları ve torunları dahildir. Mirasbırakanın annesi-babası ve kardeşleri ise 2. Zümreye dahildirler. 3. Zümre de ise mirasbırakanın büyükanne ve büyükbabası ile amaca-dayı-hala ve teyze bulunmaktadır. Ayrıca bunlar dışında da sağ kalan eşin mirasçılığı kanunen kabul edilmiştir.

 Nikahsız eş ve evlilik dışı çocuğun miras hakkını incelemeye önce nikahsız eş ile başlayalım. Görüldüğü üzere nikahsız eş herhangi bir zümreye dahil edilmemiştir. Yukarıda belirttiğimiz kimseler dışında kalan bir kimsenin mirasçı olabilmesi ancak bir vasiyetname yahut başka bir ölüme bağlı tasarruf ile mümkündür. Yani mirasbırakan düzenleyeceği vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarruf ile nikahsız eşini de kendisine mirasçı yapabilir. Ancak nikahsız eşin mirasçılığı sözleşmesel hükümden kaynaklanmakta olup saklı paylı mirasçı değildir. Saklı paylı mirasçı olmadığı için yapılan vasiyetnamenin yahut ölüme bağlı tasarrufun olası bir iptali halinde miras hakkı ortadan kalkmaktadır. Bunun dışında başka bir şekille nikahsız eşin mirasçı olma ihtimali bulunmamaktadır.

 Evlilik dışı çocuğun miras hakkı ise mirasbırakan tarafından tanınması yahut babalık davası ile kurulur. Ana ile soybağı doğum itibariyle kurulduğu için burada problem baba ile soybağının kurulmamasından kaynaklanmaktadır. Mirasbırakan baba ölüme bağlı bir tasarrufta bulunarak çocuğu tanıdığını beyan edebilir. Bu tanıma hüküm ifade eder ve evlilik dışı çocuk babaya mirasçı olabilir. Eğer tanıma durumu söz konusu değil ise evlilik dışı çocuk babalık davası açarak mirastan hak iddia edebilir. Babalık davası mirasbırakan öldükten sonra dahi açılabilir. Ölümden sonra açılan babalık davasında mirasbırakanı yasal mirasçıları temsil ederler. Dava neticesinde evlilik dışı çocuk soybağını ispat ederse mirastan pay sahibi olur. Eğer bu durumu ispat edemezse herhangi bir miras payı alamaz.

 Görüldüğü üzere nikahsız eşin miras payı sahibi olabilmesi için ölüme bağlı tasarrufa, evlilik dışı çocuğun miras payı sahibi olabilmesi için ise soybağının kurulmasına ihtiyaç vardır. Bunun dışında herhangi bir hüküm söz konusu değildir.

Nikahsız Eş ve Evlilik Dışı Çocuğun Miras Hakkı ile İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Miras Paylaşma Sözleşmesi

Miras Paylaşma Sözleşmesi

Miras terekesi üzerinde mirasçılar kural olarak elbirliği ile hak sahibidirler. Yani her bir mirasçının miras payının tüm üzerinde hakkı bulunmaktadır. Bu duruma hukuk sisteminde elbirliği ile mülkiyet adı verilmiştir. Mirasçıların bu elbirliği maliklik hususuna son vermeleri 2 halde mümkündür. Bu hallerde ilki bu yazıda da anlatacağımız miras paylaşma sözleşmesi diğer ise anlaşamama halinde ortaya çıkacak olan mahkeme kanalı ile paylaşma yapılmasıdır.

Miras Paylaşma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Miras paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar elbirliği ile malik oldukları mirasın tamamının ya da bir kısmının payları oranında paylaşılması hususu sağlanır. Burada miras paylaşma sözleşmesi yapabilmek için bütün mirasçıların asgari müşterekte birleşmeleri gerekmektedir. Zira anlaşma olmaması halinde miras paylaşma sözleşmesi yapmanın herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır.

Miras paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar terekenin ne şekilde paylaştırılacağını hükme bağlarlar. Bu sözleşmenin mirasın tamamını kapsaması gerekmemektedir. Mirasın bir kısmını kapsayacak paylaşma sözleşmesi de yapılabilir. Ayrıca mirasçılar sözleşme kapsamına dışına çıkamazlar ve mirasbırakana ait olmayan bir mal için paylaşma sözleşmesi yapamazlar.

Bu sözleşme ile tamamen eşit bir paylaşma yapılması zaruri değildir. Mirasçılar anlaştıkları ölçüde bir paylaşma yapabilirler. Her ne kadar yasal miras payları ana ölçüt olsa da bu yasal paylarda mirasçıları bağlamamaktadır. Mirasçılar bu oranlarında dışına çıkarak ortak iradelerini sözleşmeye bağlayabilirler.

Miras Paylaşma Sözleşmesinin Geçerliliği

Miras paylaşma sözleşmesi şekil olarak yazılı yapılmak zorundadır. Yazılı şekilde yapılmayan paylaşma sözleşmesinin geçerliliği bulunmamaktadır. Burada noter yahut mahkeme onayına lüzum bulunmamaktadır. Basit şekilde düzenlenecek bir yazılı sözleşme ile de paylaşma yapılabilir. Bunun dışında tapu memuru, noter yahut mahkeme nezdinde yapılan sözleşmelerin de geçerliliği bulunmaktadır. Ancak burada bir istisnaya dikkat çekmek istiyoruz. İlk paragrafta belirttiğimiz üzere miras ortaklığı genelde elbirliği ile mülkiyet şeklinde doğmaktadır. Ancak bu elbirliği ile mülkiyet paylı mülkiyete resmi olarak dönmüşse artık adi yazılı şekilde yapılan miras paylaşma sözleşmesinin geçerliliği bulunmamaktadır. Bu defa sözleşmenin noter önünde yahut mahkeme kanalı ile yapılması hukuki zorunluluktur.

Bu sözleşmenin geçerliliğinin diğer bir şartı da bütün mirasçılar tarafından imzalanmasıdır. Bütün mirasçılar tarafından imzalanmayan yahut parmak basılmayan bir sözleşmenin hükmü bulunmamaktadır. Sözleşme üzerinde atılan imzalar için bir çatışma durumu ortaya çıkarsa imza incelemesi yapılarak durum neticelendirilmelidir. Bütün mirasçıların çağrılmasının sağlanması için bir mirasçılık belgesi alınarak öncelikle mirasçıların tespiti de sağlanabilir.

Miras Paylaşma Sözleşmesi İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Boşanma Davasında Taraflardan Birinin Ölümü ve Miras

BOŞANMA DAVASINDA TARAFLARDAN BİRİNİN ÖLÜMÜ VE MİRAS

Miras Hukuku birçok hukuk dalı ile iç içe olan bir alandır. Kendi içerisinde Aile Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Ticaret Hukuku başta olmak üzere birçok alan ile yakın ilişki ve etkileşim içerisindedir. Miras Hukuku ile Boşanma Hukuku arasındaki etkileşim de boşanma davası devam ederken çiftlerden birinin vefat etmesi halinde ortaya çıkmaktadır. Normal şartlarda boşanan çiftler birbirlerine mirasçı olamazlar. Eğer boşanma öncesinde bir vasiyetname düzenlenmiş ve bir malvarlığı değeri bırakılmışsa dahi boşanma bu vasiyetnamenin ilgili kısmının iptali anlamına gelmektedir. Ancak eğer vasiyetname düzenleyen yahut ölüme bağlı tasarrufta bulunan taraf beyanında boşanmaya rağmen malvarlığını bıraktığını açık bir şekilde belirtmişse eğer boşanma bu halde tasarrufu yahut vasiyetnameyi etkilememektedir. Bunun dışında kalan hallerde boşanma taraflar Miras Hukuku kapsamında olan bütün haklarını iptal etmektedir.

Görüleceği üzere kanun boşanma halinde mira problemini açık bir şekilde neticelendirmiştir. Ancak bu yazımızda anlatmak istediğimiz husus boşanma davası derdest yani görülmekte iken eşlerden birinin vefatı halinde miras hususunun ne olacağıdır. Bu durumun varlığı halinde kanun mirasçılara davaya devam etme hakkı tanımıştır. Mirasçılar davaya devam etmeyi seçer ve hayatta kalan tarafın kusurunu ispatlayabilirlerse hayatta kalan taraf miras üzerinde herhangi bir hak iddia edemez. Ancak dava reddedilir yahut kusur ispatlanamaz ise hayatta kalan eşin mirasçılığı aynı şekilde devam etmektedir.

Müteveffanın ardından boşanma davasına devam etme hakkı belirttiğimiz üzere mirasçılardadır. Burada birden fazla miraçsının varlığı halinde dahi toplu hareket etme mecburiyeti bulunmamaktadır. Mirasçılardan birinin dahi talebi üzerine davayı takip etme yetkisi bulunmaktadır. Mirasçı aynı müteveffa hayattaymışçasına savunmalar yapıp davayı takip etme yetkisine haizdir. Burada delil bildirme, tanık dinletme vs. gibi yargılamaya ilişkin bütün haklar aynı şekilde mirasçıya tanınmıştır. Bu neticenin ortaya çıkabilmesinin tek şartı boşanma davasının mirasbırakandan önce açılmasıdır. Mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar kusura dayanıp bir dava açamazlar. Ayrıca bu davada aslolan sağ eşin kusurunun ispatlanmasıdır. Sağ kalan eşin kusurunun ispatlanamaması halinde mirasçılık statüsünde bir değişme olmaz zira ortada hukuken bir boşanma hükmü bulunmamaktadır. Bu boşanma hükmünün mirasa etki etmesi için kesinleşmesi kanuni zorunluluktur.

Boşanma Davasında Ölüm ve Miras İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Hukuk sistemimiz içerisinde pratik hayatta sıklıkla karşılaşılan sözleşmelerden birisi de Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi olmaktadır. Bu sözleşme başta Miras Hukuku, Borçlar Hukuku ve Gayrimenkul Hukuku olmak üzere birçok hukuk dalı ile yakından ilgilidir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi nedir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi Miras Hukuku bağlamında bir ölüme bağlı tasarruftur. Türk Medeni Kanunu’nun 527. maddesinde mirasbırakanın ölmeden önce yapacağı bir sözleşme ile bir malvarlığı değerini mirasçılardan birine yahut 3. bir kimseye bırakabilmesine müsaade edilmiştir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile Miras Hukuku arasındaki bağ işte bu maddeye dayanmaktadır. Bunun dışından ölünceye kadar bakma sözleşmesi ayrı bir şekilde Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 611. maddesine göre bakım alacaklısı yani mirasbırakan bir malvarlığı değerini ölünceye kadar kendisine bakması karşılığında mirasçılarından birine veya 3. şahsa bırakma hakkına sahiptir. İşte bu doğrultuda yapılan sözleşmeye ölünceye kadar bakma sözleşmesi ismi verilmiştir. Bu sözleşmede malvarlığı sahibi yani bakım alacaklısı belirli bir malvarlığı değerini devretme bakım borçlusu ise bakım alacaklısına ölünceye kadar bakma borcu altına girmiştir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Şartları

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi bazı geçerlilik şartlarına bağlanmıştır. Buna göre sözleşme ancak noter veya sulh hukuk hakimi önünde düzenleme şeklinde yapılmak kaydıyla geçerli olabilir. Pratik hayatta genelde sözleşme noterler tarafından düzenlenmektedir. Bakım alacaklısı 2 tanık ile birlikte notere giderek ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenletebilir. Ölünceye kadar bakma reel hayatta çok ciddi öneme sahip olduğu için bahsettiğimiz kadar sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusuna devredilecek mal varlığı değeri üzerine ipotek veya rehin tesisi kanun tarafından mümkün kılınmıştır. Bakıcı olarak nitelendirdiğimiz taraf kendisini garanti altına almak için ipotek yahut rehin yolunu da kullanabilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bakıcıya yüklenen en önemli sorumluluk bakıma muhtaç tarafa kendi aile ferdiymiş gibi özen göstermesidir. Aksi durumda sözleşme ile kendisine yüklenen edimi yerine getirmemiş olur. Bakım ile kastedilen bakıma muhtaç kimsenin bütün ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlar içerisinde sağlık, gıda, bakım, temizlik vb. olmak üzere temel bütün hususlar girmektedir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi İle İlgili Soru Sormak İçin Hemen Tıklayınız!!

Yasal Miras Paylaşımı - Av. Halil İbrahim Çelik

YASAL MİRAS PAYLAŞIMI

Miras ile alakalı hususlarda insanlar genelde yasal miras paylaşımı ve bu paylaşımının nasıl yapılacağı hususunu merak etmektedirler. Bu yazımızda paylaşıma ilişkin genel bilgileri vermeye çalışacağız.

Yasal Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Yasal miras paylaşımının belirlenmesi için tespit edilecek ilk unsur mirasbırakanın ardında bir vasiyetname bırakıp bırakmadığıdır. Eğer müteveffa bir sözlü, el yazılı veya resmi olarak düzenlenmiş bir vasiyetname bırakmış ise miras paylaşımı vasiyetnamede belirtildiği şekilde yapılır. Burada ana belirleyici unsur vasiyetname olup buna itirazı olan mirasçılar vasiyetnamenin iptali veya tenkis davaları açarak paylaşıma müdahale edebilirler. Görüldüğü üzere olası bir vasiyetname halinde genel esas vasiyetnameye göre paylaşım yapmaktır. Mirasbırakan bir vasiyetname düzenlememiş ise miras paylaşımı Türk Medeni Kanunu’nda gösterilen usul ve esaslar doğrultusunda yapılır. Burada miras payları belirlenirken müteveffanın eşinin hayatta olup olmamasına göre ayrı bir değerlendirme yapılır. Müteveffanın eşi hayatta ise ve müteveffa torun yahut çocukları ile birlikte mirasçı olursa mirasın 1/4 (DörtteBir) lük kısmı müteveffanın eşine kalır. Kalan 3/4 ise diğer mirasçılar arasında eşit olarak paylaştırılır. Örneğin miras bırakanın 3 çocuğu ve eşi hayatta ise mirasın dörtte birini eşi kalan üçte dördünü ise çocukları aralarında eşit olarak paylaşırlar.

Eğer sağ kalan eş mirasbırakanın annesi ve babası ile birlikte mirasçı olursa yani sağ kalan eşin alt soyu (çocukları-torunları) hayatta değil ise bu defa mirasın yarısı sağ kalan eşe kalan yarısı ise miras bırakanın annesi ve babası arasında eşit olarak paylaştırılır. Eğer anne ve babadan herhangi biri veya iki hayatta değil ise bu defa kalan 1/2 lik kısım mirasbırakanın kardeşleri arasında eşit olarak paylaştırılır.

Sağ kalan eş mirasbırakanın büyük anne ve büyük baba ile amca-dayı-hala-teyze gibi akrabaları ile birlikte mirasçı olursa bu defa mirasın 3/4 lük kısmı sağ kalan eşe kalan 1/4 ise yukarıda saydığımız mirasçılar arasında eşit olarak paylaştırılır.

Görüleceği üzere yasal miras paylaşımında en önemli unsur müteveffanın eşinin hayatta olup olmamasıdır. Zira miras paylarının eşin sağ olup olmadığı belirlemektedir.

Ayrıca belirtmek istediğimiz diğer nokta da Türkiye’de mirasçılar arasında zümre sisteminin hakim olduğudur. Yani eğer mirasbırakanın alt soyundan hayatta olan bir kimse var ise mirasbırakanın annesi ve babası mirasta hak sahibi olamaz. Aynı şekilde anne, baba veya kardeşler hayatta ise bu defa büyük anne ve büyük baba zümresinden kimse mirasçı olamaz.

Bu paylaşım oranları kanun tarafından belirtilmiş olup değiştirilemez değildir. Mirasbırakan düzenleyeceği vasiyetname ile bu miras paylarını değiştirebilir. Ancak değiştirirken dokunamayacağı bir takım oranlar mevcuttur. Bu oranlar hukuk sistemimizde saklı pay olarak adlandırılmış olup yukarıda belirttiğimiz oranlardan farklı bir oran söz konusudur. Ayrıca saklı paylı mirasçılarda kanunda kesin olarak sayılmış olup değiştirilmesi mümkün değildir. Bu hususa bir sonraki makalemizde ayrıntılı olarak değineceğiz.