Tutuklama Kararı ve Tutuklamaya İtiraz


Tutuklama Kararı ve Tutuklamaya İtiraz
1 vote, 5.00 avg. rating (94% score)

Tutuklama, şüpheli veya sanığın kişi hürriyetinin, hüküm verilmesinden önce hâkim kararı ile sınırlandırılarak tutukevi adı verilen yere konmasına denir. Yetkili hâkim soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmadaysa mahkemedir. Hâkimin tutuklama kararı vermesi de tutuklama için tek başına yeterli değildir. Kural olarak tutuklama kararının verilebilmesi için savcının da bunu talep etmesi gerekir. Yeni CMK’ da kural tutuksuz yargılanma, istisnası tutuklamadır. Tutuklama ile yakalama arasındaki temel fark, tutuklama işlemi için hâkim kararı aranmasıdır. Yakalamada yirmi dört saat süre belirlenmişken, tutuklamada 6 ay ve uzatmalarla 5 yıl gibi daha uzun süreler belirlenmiştir.

Tutuklama, bir kimsenin şüpheli  veya sanık konumunda henüz kesin hükümle özgürlüğünü bağlayıcı bir cezaya mahkum olmamışken, suçu işlediğine yönelik kuvvetli şüphe bulunması durumunda özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Burada bilinmesi gerekir ki tutuklama kararı bir ceza olmamaktadır. Şüphelinin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında hazır bulunmasının sağlanması, delillerin karartılmasını engelleme, sanığın kaçma şüphesinin bulunması… gibi bir çok sebeple tutuklama kararı verilebilmektedir. Tutuklama kararı soruşturma aşamasında verilebileceği gibi kovuşturma aşamasında da verilebilir.

Tutuklama Kararı Nedir Tutuklama Kararı Nasıl Verilir?

Ceza Muhakemesi Kanunu 100. Maddesinde hangi durumlarda tutuklama kararı verilebileceği belirlenmiştir.  100. Maddeye göre kuvvetli suç şüphesinin varlığı söz konusu ya da kuvvetli şüphe doğuran olguların varlığı söz konusu ise, şüpheli ya da sanık hakkında tutuklama kararı verilebilmektedir. Şüphelinin kaçması, saklanması, kaçacağı yönünde somut olguların bulunması, şüphelinin davranışları, delillerin yok edilmesi, gizlenmesi veya değiştirilmesi, tanık mağdur ya da yakınlarının üzerinde baskı oluşturulması girişiminde bulunma… gibi durumlarda tutuklama kararı verilebilir. İşlenilen suça göre şüphelinin tutuklanmasına yol açan durumlar da söz konusudur. Örneğin, soykırım veya insanlığa karşı işlenen suçlarda, kasten öldürme suçlarında, işkence suçlarında, cinsel saldırı suçlarında, çocuk istismarı veya çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarında, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlarda, uyuşturucu ticareti ve uyuşturucu imal etme suçlarında, anayasal düzene karşı işlenen suçlarda, silah kaçakçılığı suçlarında, zimmet suçlarında, kaçakçılıkla mücadele suçlarında hapis cezasını gerektiren durumların varlığında tutuklama kararı verilebilmektedir.

Tutuklama Süreleri Ne Kadardır?

Tutuklama süreleri, işlenen suçun niteliğine göre farklı sürelere tekabül etmektedir. Ağır Ceza Mahkemesi görev alanında bulunan suçlarda diğer bir değişle suçun cezası müebbet, ağırlaştırılmış müebbet ya da 10 yıldan daha uzun sürelerle hapis cezası gibi sonuçlar doğuracak suçlarda tutukluluk süresi 2 yıl olmaktadır. Bu iki yıllık süre zorunluluk halinde 3 yıl daha uzatılabilir. Yani ağır ceza davalarına konu olan suçlarda en fazla tutukluluk süresi 5 yıldır. Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde ise bu süre 10 yıl olarak sınırlandırılır.

Ağır Ceza Mahkemesi görev alanında yer almayan suçlarda ise tutukluluk süresi  6 ay olup gerekli görüldüğü zorunluluk durumlarında 4 ay daha bu süre uzatılır. Bu tür suçlarda tutukluluk süresi en fazla 10 ay olmaktadır.

Savcılık Aşamasında, Soruşturma Sürecinde Tutuklama

Savcılık aşaması yani soruşturma sürecinde savcılar, şüphelinin tutuklanmasını ya da adli kontrol altına alınmasını isteyebilir. Adli kontrol altına alma; şüphelinin tutuksuz olarak soruşturma sürecini yürütebilmesine olanak sağlamaktadır. Tutuklama ise, yukarıda belirttiğimiz durumların varlığı halinde savcının soruşturmayı yürütürken, şüphelinin tutuklu kalmasına yönelik talebi doğrultusunda hakim tarafından verilir. Savcı soruşturma aşamasında, tutuklama talebini Sulh Ceza Hakimine iletir. Tutuklama kişi özgürlüğünü kısıtlayıcı bir durum olduğundan tutuklama kararını hakim verir.

Savcılık Aşamasında Tutuklamaya İtiraz ve Tahliye

Savcının soruşturma aşamasında şüphelinin tutuklanmasına ya da adli kontrol altına alınarak tahliyesine yönelik talepte bulunabileceğini belirttik. Aynı şekilde şüpheli de tahliyesini talep edebilmektedir.  Şüphelinin tutuklama kararına itirazı Sulh Ceza Hakimine sunulmaktadır. Hakim tutuklamaya itirazı 3 gün içerisinde değerlendirmek ve kararını vermek zorundadır. Kişi hürriyeti söz konusu olduğu için hakim tahliye dilekçesini aldığı tarih ve saati belirterek 3 gün içerisinde bu talebe yanıt vermelidir.

Soruşturma aşamasında hukuki sürecin doğru yürütülmesi ile savcı nezdinde tutuklamanın veya adli kontrol tedbirinin gereksizliğine kanaat getirilebilir. Burada Cumhuriyet Savcısı şüphelinin resen serbest bırakılmasına kendisi karar verir. Tutuklama veya adli kontrol tedbiri içinse Sulh Ceza Hakimi karar verecektir. Soruşturma aşamasının uzman bir ceza avukatı ile yürütülmesi şüphelinin tahliyesine olanak sağlayabilir.

Ceza Davasında Tutuklama Kararı ve  Tutuklamaya İtiraz

Savcılık aşaması diğer bir değişle soruşturma aşaması tamamlandıktan sonra, ceza davasının görülmesi, kovuşturma olarak adlandırılır. Ceza davasında tutukluluğun devamı ve tutukluluğun gerekliliği mahkeme tarafından değerlendirilmektedir. Tutuklu yapılan mahkemelerde yargılama duruşma günü 30 günden daha uzun olamaz. Kovuşturma aşamasında da şüpheli tutuklamaya itiraz ve tahliye istemli dilekçe ile tahliye talebinin gerekçelerini belirterek başvuru yapabilmektedir. Ceza davasında tutuklama kararı hakim ve mahkeme tarafından değerlendirilir. Tutuklama kararı incelemesi yapılırken 30 günlük süreye bağlı kalınması gerekmektedir.

Tutuklama Kararına İtiraz Dilekçesi

Tutukluluğa itiraz hukuki gerekçeler belirtilerek bir dilekçe vasıtasıyla yapılır. Burada gerek savcılık aşamasında (soruşturma aşaması) gerekse de ceza davası aşamasında (kovuşturma aşaması) olsun tutuklamaya itiraz dilekçesi hukuka uygun bir şekilde hazırlanması gerekir. Kişi hürriyetinin kısıtlanması söz konusu olduğunda tutuklama kararına itiraz dilekçesi hazırlanırken titiz bir şekilde bu işlemin yürütülmesi hatta uzman bir ceza avukatı tarafında tüm soruşturma ve kovuşturma sürecinin yürütülmesi önerilir.

Tutukluluğa itiraz dilekçesinde hukuki dayanaklar, olay örgüsünün gelişimi, somut delillerin varlığı gibi çok önemli hususların işlenmesi tutukluluğa itirazın olumlu sonuçlanması açısından önemlidir.

Tutuklama Nedenleri

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. Buna göre tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için;

a-) Şüpheli veya sanığın huzurda bulunması tutuklamanın ilk şartıdır. Hâkim veya mahkeme yüzünü bile görmediği bir kimseyi gıyabında tutuklayamaz. Bu kişiler hakkında yalnızca yakalama emri çıkartılabilir. Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir. Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri resen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.

b-) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması gerekir. Somut delillere dayanmayan bir değerlendirme tutuklamaya gerekçe olamaz. Varsayıma dayalı küçük bir şüphe ile tutuklama kararı verilemez. Somut delillerin aranmasının amacı keyfi tutuklamaların önüne geçilerek özgürlükçü ve insancıl tedbirlerin alınmasıdır. Eldeki delillere nazaran yapılacak bir duruşmada sanığın mahkûm olması kuvvetle muhtemel ise kuvvetli şüphe var demektir. İddianamenin düzenlenmesi için ise yeterli şüphe bulunmalıdır. Uygulamada görülen, önce tutuklamanın yapılması sonra iddianamenin hazırlanması fahiş hatadır. Çünkü tutuklama için aranan kuvvetli şüphe iddianame için aranan yeterli şüpheden daha güçlü bir araçtır. Tutuklama kararı verilmişse, şüphelinin aleyhine kuvvetli deliller var demektir ve vakit kaybetmeden iddianame düzenlenmelidir.

c-) Tutuklamanın yapılabilmesi için tutuklama sebeplerinden birinin bulunması gerekir. Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Tutuklama sebepleri CMK 102/2’ de belirtilmiştir. Buna göre;

  • Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa,
  • Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme veya tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa ve aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedeni var sayılabilir;
  • 9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (2)
    • Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
    • Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
    • (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
    • İşkence (madde 94, 95)
    • Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
    • Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
    • Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
    • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188)
    • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
    • Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
    • Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
    • 7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
    • 6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
    • 7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
    • 7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
    • 8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
    • 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
    • 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.

Yukarıda sayılan suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, kaçma tehlikesi veya delilleri karartma tehlikesi var sayılabilir. Varsaymak mecburi değildir, hâkimin kanaatine bırakılmıştır.

Tutuklama kararı verilebilmesi için tedbirin somut olayda orantılı olması gerekir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.  Ölçülülük ilkesini hâkim, ceza muhakemesine hâkim ilkeler uyarınca takdir edecektir.

TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ

Tutuklama kararına itiraz ise soruşturma aşamasında kararı veren sulh ceza hakimliğine kovuşturma aşamasında ise mahkemeye yapılmaktadır. Soruşturma aşamasında tutuklama kararını veren sulh ceza hakimliği gelen itiraz üzerine kendisinden bir sonra gelen sulh ceza hakimliğine dosyayı gönderir ve yapılacak inceleme ile itiraz karara bağlanır.

Av. Halil İbrahim ÇELİK & Merve ARABACI

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


8 + = onyedi